
“Av”ın derinlerdeki heyecanı
Tarih: 21.06.2009 Saat: 14:01 Konu:
Su altında bambaşka bir dünya olduğu bir gerçek. Bu dünyada ise zıpkınla balık avlamanın hazzını siz düşünün diyor bu sporu yapan Erol Baycan. Bu nedenle sözü daha fazla uzatmadan zıpkınla balık avlamanın tüm inceliklerini bir ustadan alalım.
ALTERNATİF: Su altı balık avcılığı zor mu?
· EROL BAYCAN: Tabii ki her spor dalı gibi zıpkınla balık avlamanın da zorlukları vardır. Fakat suyun altında havasız bir ortamda yapılması bu spor dalını diğer sporlardan çok daha zor ve tehlikeli kılmaktadır. İnsanoğlu yaşamak için nefes almak zorunda olduğundan suyun altında havasız bir ortamda yapılan bu spor doğamıza tamamen aykırıdır. Fiziki zorluğundan çok mental zorluk çok daha ön plandadır. Kendinizi su altı yaşamına adepte etmek için mental olarak kendimize hakim olmak zorundayız. Fiziksel olarak su altına adapte olmak hiç de zor değil, çünkü vücudumuz bu ortama hazır. Sanki bir gün hayatın ilk başladığı suya dönecekmişiz gibi vücudumuz o artama göre yaratılmış. Örneğin, başımızdaki hava boşluklarının tümü kulak ve burun vasıtası ile dışa açık. Eğer bu böyle olmasa idi basınç ayarlaması yapamayıp bugün inilen derinliklere inemeyecektik. Bundan da önemlisi vücudun suya dapte olabilmesi için vücutta mamalian reflex diye bilinen birtakım değişimler meydana gelir. Bunun kesin olarak nasıl tetiklendiği tam olarak bilinmese de vücudumuzda derinlere indikçe bizleri koruyan kontrolumuz dışında birtakım değişimler meydana gelir. Buda vücudumuzda bir adaptasyon zorluğu yaşamadığımızın en büyük kanıtıdır. Su altında yaşadığımız zorlukların tümü bilinç altı endişelerimizden kaynaklanmaktadır, bunu da engellemenin tek yolu bu spor hakkında bilgi sahibi biri ile dalıp kendimize olan güveni sağlamaktır. Tabii kendimize olan fazla güvenimiz bizi tehlikeye sokan en büyük etkendir. Bu yüzden denize saygılı olup limitlerimizi bilip kendimizi bu sporu çok iyi bilen biri ile geliştirmek en tehlikesizi olur.
· ALTERNATİF: Zıpkınla balık avlama yöntemleri nelerdir ?
· EROL BAYCAN: Zıpkınla balık avlamanın birçok yöntemi vardır. Kıyı sularda taş altı yoklayarak avlanma, ülkemizde en çok kullanılan gezip balık kovalayarak avlanma ve kıyı balığı olan kefal, levrek ve hatta sorgoz için agaşon yöntemi dahi kullanılabilir. Derin sularda ise agaşon yöntemi veya asılma yöntemleri avlayacağımız balığa göre kullanabileceğimiz en iyi yöntemlerdir. Taş altı avlanma adından da anlaşılacağı gibi taş altlarına bakarak balık avlama şeklidir. Gezip balık avlama yöntemi de gezerek balık bulup avlama şeklidir. Agaşon ise deniz dibine balığı ürkütmecek şekilde saklanıp balığı ses çıkararak saklandığız noktaya çekip avlayarak yapılan avlanma yöntemidir. Asılma ise adından da anlaşılacağı gibi derin bölgelerde dip ile yüzeyin ortasında asılı kalarak yapılan avlama çeşididir. O gün yapacağınız avın yöntemini avlanacağınız mera ve o merada yaşayan balık türleri belirler, bu yüzden avlanacağınız merayı iyi bilip hazırlıklarınızı ona göre yapmak zorundasınız.
· ALTERNATİF: Dalış yapmak için mevsim önemli mi?
· EROL BAYCAN: Sadece dalma yönünden düşünüldüğünde gerekli ekipmanınız olduğu müddetçe hiç önemli değildir ama avlama yönünden düşünüldüğünde evet çok önemlidir. Çünkü balıkların hareketleri mevsimlere göre değiştiğinden balıkların yaşam biçimlerini bilmek ve ona göre ekipman hazırlamak çok önemlidir.
· ALTERNATİF: Dalış yapmada yaş sınırı var mı?
· EROL BAYCAN: Sığ dalış yapmanın 1-2 metre gibi bir yaş sınırı yoktur. Fakat 10 metre ve altına dalınacaksa en az 12 yaşında olmamız sağlığımız açısından daha iyi olur. Bunun sebebi ise tam gelişimini yapmayan sert dokularımızın basınçtan zara gömesini engellemektir.
· ALTERNATİF: Günlük avlanma limiti var mı?
· EROL BAYCAN: Günlük avlanma limiti 27/2000 sayılı yasa ile beş her dalılş günü ve avcı için toplam 5 kilo olarak sınırlandırılmıştır. Sınırlamaların olması iyi gibi görünsede ülkemizde her çıkarılan yasa gibi bu amatör su ürünleri yasası da bu işten yani denizden hiç anlamayan hayvancılık dairesi çalışanları tarafından hiçbir bilimsel veriye dayanmadan çıkarılan ve denetlenmesi ülkemiz şartlarında mümkün olmayan bir yasadır. Bu yasada amatör balıkçıya üreme döneminde getirilen yasaklar ve profesyonel balıkçıya denizlerimizxi talan edebilmeleri için yapılan düzenlemeleri anlamak mümkün değildir. Amaç su altı faunamızı korumaksa ve bunu sadece toplumun belli bir kısmına getirilen yasaklarla başarılacağı sanılıyorsa 5 yıl sonra bu kişiler bu kez ülkemizde balık niye tükendi diye çalışm yapcaklarını bilmeleri lazım. Bu sporu yapanlar avlayacağı avın türünü ve boyunu seçerek avlanırken ve bu av sonunda denizeki diğer canlılara hiçbir zararı olmazken balıkçılar rastgele deyip ağlarını ve oltalarını denize atıp yakaladıkları her üç kilo ekonomik değeri olan balık için bir kilo civarında deniz canlısını öldürmektedirler. Üreme dönemlerinde zıpkıncı aysak olan türleri avlamazken balıkçılar kıyılara kadar attıkları ağ ve baragadilerle üreme döneminde olan bu balıklara boyuna bakılmaksızın üreme şansı dahi vermemektedirler. Bizler yıllardır bunların mücadelesini vermekteyiz, yetkililere bu konularda birçok önerimiz olmasına rağmen yetkililer nedense sorunu görmezlikten gelerek hiçbir önlem almamaktadırlar.
· ALTERNATİF: Dört tarafı denizle çevrili ülkemizde zıpkınla balık avlama sporunun yeterince yapıldığını düşünüyor musunuz ?
· EROL BAYCAN: Bu sorunuzu böyle cevaplayım, esas problem yeteri kadar yapılıp yapılmadığı değil bilinçli yapılıp yapılmadığıdır. Maalesef bu sporumuzu temsil eden bir kuruluşun olmaması bu spor dalında bir boşluk yaratmıştır, ve eline zıpkınalan hemen hemen herkes denize girip gördüğünü avlamaktadır. Yanlış olan işte budur. Bu boşluğun farkında olan bizler bu spor dalını hakkı ile temsil edecek bir federasayon kurulması için çalışmaktayız. Federasyonumuzu kurmak istememizdeki başlıca neden, bu sporu yapanları ve yapmak isteyenleri eğitip bilinçlendirmek ve bu spor dalını layık olduğu gibi temsil edip denizlerimizin talan olmasını engellemek için ciddi girişimler başlatmaktır.
· ALTERNATİF: Bu sporun yaygınlaşmasını engelleyen ne? Yaygın hale gelmesi için önerileriniz nelerdir?
· EROL BAYCAN: Dediğim gibi bu spor dalını hakkı ile temsil eden bir kuruluşun olmaması bu sporun yaygınlaşmasını değil gelişmesini engelleyen en büyük etkendir. Bu spor ülkemizde yeterince ilgi görüyor fakat yeterli motive edici unsurlar olmadığından ülkemizdeki çoğu spor dalı gibi bu spor dalıda belli bir seviyede yapılmaya devam etmektedir. Son 2 -3 yılda bu spora olan ilgi bayağı artmıştır ve ülkemizde belli bir ilerleme sağlanmıştır fakat bilinçli bir altyapının hiç olmaması ve bu sporu yapan büyüklerimizin yeniliğe açık olmamaları bu sporun uzun yıllar gelişmesini engellemiştir.
Yetkililerin bu sporu temsil edecek bir federasyonun kurulmasına vereceği destek sporumuzun layık olduğu yere gelmesine ve denizlerimizin korunmasına yapacakları en büyük katkı olur.
|
|