Hâlâ hesabınız Yok mu? Tıklayın!
•  Anasayfa  •  Dosyalar  •  Av Videoları  •  Av Oyunları  •  Hesabınız  •  Forumlar  •
  
Menü

· Ana Sayfa
· Aktif Konular
· Anketler
· Arama
· Av Oyunları
· Av Videoları
· Destek Ver
· Destekleyenler
· Downloads
· Forumlar
· Günlük
· Haber Arşivi
· Haber Ekle
· Hesabınız
· Linkler
· Resim Galerisi
· Site Messenger
· Site İstatistikleri
· Siteyi Öner
· İlan Bölümü
· İletişim
· Üye Listesi
· Özel Mesajlar

Forum Kategorileri

SİTE HAKKINDA
· Duyurular
· Düşünceleriniz
· İstekleriniz
· Moderatör Başvuruları
· Diğer
HABERLER
· Av Haberleri
· Güncel Haberler
GENEL KONULAR
· Yeni Avcılar
· Av Maceraları
· Tahnit (Hayvan Doldurma)
· Soru-Cevap
· Birazda Gülelim
· Serbest Kürsü
KARA AVCILIĞI
· Tavşan Avı
· Domuz Avı
· Kuş Avları
· Diğer
BALIK AVCILIĞI
· Olta İle Balık Avı
· Zıpkın İle Balık Avı
· Diğer Yöntemler
· Balık Bölgeleri
AV MALZEMELERİ
· Kara Avıyla İlgili Mazlemeler
· Balık Avıyla İlgili Malzemeler
· Kamp Malzemeleri
· Diğer Av Malzemeleri
AV TÜFEKLERİ
· Yivli Tüfekler
· Yivsiz Tüfekler
· Tüfek Parçaları (Aksesuarlar)
· Sormak İstedikleriniz
AV KÖPEKLERİ
· Kurzhaar Irkları
· Setter Irkları
· Pointer Irkları
· Spaniel Irkları
· Retriever Irkları
· Kopoy Irkları
· Diğer Irklar
· Köpeklerde Sağlık
PAYLAŞIM BÖLÜMÜ
· Av Oyunları
· Av Videoları
· Resimler
· Diğer
GÜVERCİNLER
· Genel
· Güvercin Türleri
· Güvercinlerde Sağlık
· Sorularınız
ORGANİZE İŞLER
· Toplu Av Girişimi
· Diğer
ARŞİV
· Arşiv

Av Köpekleri

AV KÖPEKLERİ
. Beagle
. Britany Spaniel
. Drahthaar
. Fransız Pointer
. Golden Retriever
. Gordon Setter
. İngiliz Pointer
. İngiliz Setter
. İtalyan Pointer
. Kurzhaar
. Labrador Retriever
. Springer Spaniel
. Tarsus Çatalburun
. Vizsla
. Weimaraner
. Köpeklerde Sağlık
. Köpek Eğitimi

KÖPEKLERDE SAĞLIK VE BAKIM

Yavru Seçimi, İlaçlama, Bakımları, Parazitler, Hastalıklar

Yavruluktan erişkinliğe her büyüyen köpek yaşına uygun bakıma gereksinim duyar. Yavru köpeklerde görülen hastalıklar çok yaygın olmasa da hala birer risktir. Pek çoğu doğru tedaviyle bertaraf edilirken bazıları operasyon vs gerektirir.

Yavrunun Seçimi

Yavruyu seçerken anne ve babasının sağlıklı ve yavrularına geçerecek genetik hastalıklardan uzak olduklarından emin olunmalıdır. Aklınızda belirli bir ırk var ise o ırka has genetik hastalıklar hakkında bilgi sahibi olmanızda fayda vardır.

Yavruyu çok erken yaşta aldıysanız bazı hastalıklara yakalanıp yakalanmayacağını doğal olarak anlayamayabilirsiniz; fakat, örneğin, kuyruğu kesilen bir ırk ise kesilmemesine karar vermek size kalmış bir şeydir.

Canlı, aktif ve sağlıklı görünen bir yavruyu seçmeye çalışın. Çeneleri doğru kapanan, karnı parazit belirtisi olacağından şişkin olmayan ya da başka bir anormallik belirtisi göstermeyen bir yavru olmalıdır.

Yavruyu aldığınız andan itibaren sigortalanmış olacak olursa işler yolunda gitmediğinde bundan faydalanabilirsiniz. Yavruyu aldıktan bir kaç gün sonra veteriner hekiminize göstermenizde fayda vardır. Böylece tavşan dudak, yarıkdamak ve hernais gibi problemler ile boşaltım sistemindeki olası bir anormallik önceden farkedilebilir. Kalp, iskelet, körlük ya da sağırlık gibi bazı problemler ise sadece yavru daha hareketlendiğinde tespit edilir.

Eve Geliş

Yavru eve geldiğinde bir süre üreticisinde beslendiği mama ile beslenmeye devam etmesinde fayda vardır. İlk bir kaç günden sonra onu başka bir mama ile beslemek isterseniz günde üç ya da dört öğün halinde sindirilebilirliği yüksek bir yavru maması ile besleyin. 

Köpekler ani besinsel değişikliklerden etkilenebileceklerinden yeni ve eski mamayı bir kaç gün karıştırarak verirseniz sindirim problemlerini önleyebilirsiniz.

Mama aniden değiştirilecek olursa çoğu köpek ishal olacağından, bu da yavru köpeklerde ani su kaybına neden olabilir. İshal başladığında veteriner hekimin de tavsiyesiyle tavuk ya da kuzu - pirinç formüllü bir mamaya geçmekte fayda vardır.

Köpeğin boyutuna bağlı olarak genellikle altı-dokuz aya geldiğinde "junior" mamalara geçilmesi ve öğünlerin günde ikiye düşürülmesi gereklidir. Irkın boyutuna ve mamanın markasına göre erişkin köpek mamasıyla besleme yapılmaya ve günde tek öğüne düşürmeye yavru 12-18 aylık oluncaya kadar geçilmemelidir.  

Zinde Tutmak

Dışarda  egzersiz fırsatı hastalık kapabileceğinden yavrunun tüm aşıları tamamlanmadan sağlanmamalıdır. Bu hastalıkların ana belirtileri kusma, ishal ve halsizlikdir ve acil veteriner hekim müdahalesi gerektirir.

Şiddetli gastro-intestinal sorunlara yol açan bir diğer durum ise bağırsak parazitleridir. Unutulmamalıdır ki her yavru annelerinden aldıkları bu parazitlerle doğar ve kesinlikle müdahele gerektirir. Anormal  bağırsak hareketleri bağırsakların birbirinin içine geçmesi anlamına gelen intussusception 'a neden olabilir. Bu durum hayati tehlike taşır ve cerrahi müdahele gerektirir. Belirtisi kronik ishal, kusma ve kendinden geçmedir. Bazı vakalarda birbirine geçen bağırsak bölümleri dışardan ağrılı şişlikler olarak dışardan hissedilebilir. Acil veteriner hekim müdahalesi şarttır.

Ani kusma, ishal ve kendinen geçme yavru yabancı bir cisim yuttuğu zamanlarda da gerçekleşebilir. Çoğu durumda bu cisimler (oyuncak parçaları, taş ve tahta parçaları vs) cerrahi mücadele ile çıkarılır. Yavru köpeğin küçük ve yutulabilecek cisimler yerine kendisi için alınmış iri kemirme oyuncaklarıyla vs oynamasına teşvik edilmelidir. Bu oyuncaklar parçalanacak oldursa hemen atılıp yerine yenisi alınmalıdır.

Eğitimin bir parçası olarak yavrulara kendi oyuncakları ile oynarken ev eşyalarını rahat bırakmaları öğretilmelidir. Yavrular ilk aylarda erişkin olduklarından çok daha fazla şey öğrendiklerinden tuvaleti, otur, gel gibi komutlar erken aylarda öğretilmeye başlanmalıdır. Bu komutlar oyun içinde yavru sıkılmadan ve gereksiz ceza ile cesareti kırılmadan  sabırla yapılmalıdır.

Kaza Geliyorum Demez

İyi bir eğitim riski azaltsa da yavrular inanılmaz derecede kazalara neden olmaya eğilimlidir. Meraktan yememeleri ve çiğnememeleri gereken şeyleri keşfetmeye kalkmalarının yanı sıra merdivenler, pencere ya da arabadan da düşebilirler. İyi eğitimin bir parçası olarak köpeğin çevresinde ona zarar verebilecek zehirli vs hiç bir şeyin olmamasına ve üzerine devirip, içinde kapalı kalacağı bir ortamda olmaması önemlidir.

Kaza durumunda yavru incinmemiş görünmesine rağmen veteriner hekiminize bir göstermenizde fayda vardır.

Genç Yavru

Yavru büyümeye başladığında nadir de olsa doğuştan kaynaklanan hastalıklar kendini belli edebilir. Dikkat etmeniz gereken belirtiler kusma, ishal, aşırı su içimi, idrar tutamama, halsizlik ve kendinden geçmedir.

Aşırı su içme sistit nedenli olabilmesine rağmen böbrek hastalığı başlangıcına da işaret edebilir. İdrar tutamama da aşırı su içimine neden olabilir. Bu, idrar yollarındaki ectopik ureter gibi bir durumdan kaynaklanabilir. Genellikle cerrahi müdaheleye iyi yanıt vermektedir.

Kronik ishal, besin hiperaktivitesi ya da alerjiler veya enzim eksikliğinden kaynaklanabilir. Allerjiler için özel formüle edilmiş mamalar allerji ve hiperaktivitenin önüne geçebilirken enzim eksikliği düzenli tedavi gerektirebilir.

Ösefagel duvarının yiyecekleri yutulması için aşağı itmemesi anlamına gelen  megaoesophagus gibi ösafagus anormallikleri sık sık kusmaya neden olabilir. Pilorik spazmlar  ya da stenosiz, normal yiyecek hareketini kısıtlayan miğde tabanındaki kasdaki anormallikten kaynaklanabilir.

Kalp Problemleri

Kalp problemleri kusmaya neden olurken yavrularda da gözlenebilir. Kalp kapakçıklarında olabilecek bir problem yavruların halisizleşmesine neden olur. Bu durumlarda hayat boyu tedavi ve kontrol gerekebilir.

--------

Büyüme ve gelişme döneminde yavrularda görülebiecek diğer hastalıklar ise özellikle çene ve kasıklarda çıkabilecek akme denen sivilcemsi çıkıntılardır. Genellikle antibiyotik tedavisi ve antiseptik banyolarla akmelerden kurtulunabilinir. Tıpkı genç insanlarda olduğu gibi köpek yavruları da bu yaşlarda sivilce vs çıkarmaya   meyillidir.

Genç köpeklerde bazı iskelet problemleri  de nüksedebilir. OCD (anormal kıkırdak ve kemik gelişimi) ile kalça çıkığı nedeniyle gerçekleşen topallama ana belirtidir. Bu hastalıkların gelişme şansı kalıtsal olsa da şiddeti beslenme, büyüme hızının kontrolü ve bazı ırkların egzersizinde sınırlama getirerek kontrol altına alınabilir. Bu hastalıklardan etkilenen köpekler genellikle çok hızlı büyütülmüş, şişman ve kontrolsüz ve aşırı egzersiz yaptırılmıştır. Cerrahi müdahale gerekebilir.

Allerjik deri problemleri geliştirme riski de ayrıca kalıtsal olabilir. Ayrıca pire gibi çevresel faktörler de büyük rol oynar. Diğer belirtiler döküntülü, kızarık ve şiddetli kaşıntı deridir. Bu köpeklerin bazılarının dietleri değiştirilerek durumlarının düzelmesi sağlanırken ne yazık ki bazıları ömür boyu tedavi görmesi gerekir.

Erkek köpeklerde testislerin en geç dokuz ay içinde torbalarına düşmüş olması gerekir. Bu yaşa kadar torbaya düşmediyse muhtemelen vücut içinde kalmış demektir. İçerde kalan testis kanser riskini arttıracağından alınması gerekir.

Yavru köpeklerin mükemmel bir şekilde sağlıklı olmalarını umsak da kalıtsal ve sonradan edinilen bazı hastalıklara yakalanabilecekleri gerçeğini bilmek zorundayız.

Belirtilerin bilinmesi hastalıkların iyileşmesinde büyük önem taşır.

Yavru İçin Rutin Sağlık Kontrolü

Parazit Tedavisi: Altı aylık oluncaya kadar en az ayda bir. Daha sonra yılda dört defa. Veteriner hekiminizin tavsiye edeceği etkili bir ilaç kullanın.

Aşılar: Distemper, hepatitis, parvovirus, parainfluenza virüsü ve leptospirozize karşı aşılar yapıldıktan sonra yeterli bağışıklığın oluşması için diğer köpeklerle bir araya getirmeden önce 7-14 gün bekleyin.

Pire: Veteriner hekiminizden etkili bir ilaç alarak düzenli olarak yavruyu ve evinizi ilaçlayın.

Kulak miteları: Çoğu yavrunun kulağında kaşıntı ve kahverengi mumsu bir akıntıya neden olan mitelar bulunur. Veteriner hekiminizin tavsiye ettiği etkili bişr ürün kullanın.

Aşılar

Aşı Nasıl Çalışır?

Aşının nasıl çalıştığına dair teori karmaşık olsa da basit anlamda şöyledir: Aşı yaptığımızda aslında köpeğimize bağışıklık sistemini stimule eden enfeksiyöz bir organizma  (bakteri ya da virüs) verilir. Köpeğin aşıdaki küçük antijenlerle (organizmanın yüzeyindeki proteinler) birleşmesi için vücudu, kanında sirküle olan bağışıklık sistemi tarafından oluşturulmuş proteinler olan antikor üretir. Bu antikorlar ne yapar? Karşılaştıkları her eş entijenle birleşirler. Milyonlarca antikor bakteri ya da virüslerin yüzeyinde bulunan antikorlarla birleştiğinde bu organizmalar inaktif hale dönüşür ve hastalık yapamaz hale gelir.

Aşı işte hastalıkları böyle engeller.

Burada anahtar kelime engellemektir.

Çoğu aşı sadece hastalık bulaşmadan önce çalışır.

Aşı Ne Zaman Yapılmalı?

Aşılama zamanı annenin sağladığı bağışıklık sisteminin etksinin ne kadar sürdüğüne bağlıdır. Niçin? Çünkü annenin sağladığı antikorlar belirli bir hastalıkla birleşip onu nötralize eder. Bu da aşının   yavru köpeğin kendi bağışıklık sistemi nedeniyle yeni bir bağışıklık koruması sağlayamadığı anlamına gelir. Aşının gerçekten çalışmasını ummadan önce annenin sağladığı bağışıklık sisteminin sona ermesini beklemek zorundayız. Her annenin sağladığı bağışıklık sistemi farklı sürelerdedir. Bu süre yavrudan yavruya değişiklik göstercektir.

Çoğu bu döneme ait antikorlar iki ile yirmi hafta sürece etkilidir. Yavruların % 30'unda annenin sağladığı antikorları yavru dokuz ile on haftalık olduğunda etkisini kaybederler. Annenin sağladığı bağışıklık sisteminin % 90'ı  yavrular onaltı haftalık olduğunda sona erer.

Ana aşılama programı prensipleri aşağıda verilmiştir.

·         Yavru yetim ise aşılamaya iki ile dört haftalıkken başlayın.

·         Aşılamaya yavru sekiz haftalık olmada önce başladıysanız bunu geçici olarak görün ve sekizinci haftada aşılara tekrar başlayın.

·         Veteriner hekiminize  danışarak bölgenizdeki endemik hastalıklar için öncelikle aşılama yapın.

·         Yavru diğer köpeklerle yakın kontak içindeyse aşılama sekiz haftalıkken bekletilmeden başlatılmalıdır.

·         DHLP-P aşısı yavru onaltı haftaya erişinceye kadar her üç dört haftada bir tekrarlanmalıdır.

·         Nadir de olsa bazı yavrular aşıya allerjik reaksiyon gösterebileceğinden aşıdan sonra 20 dakikak kadar yavruyu yakından gözlemleyin.

Aşı

8 hafta

12 hafta

16 hafta

20 hafta

Yıllık

Yarı yıllık

Distemper DHL-P

X

X

X

 

X

 

Canine Parvovirus

X

X

X

X

X

 

Canine Coronavirus

X

X

X

 

X

 

Bordetalla

(Kennel   Cough)

 

X

 

 

X

X

Borreliosos (Lyme)

 

 

X

X

X

 

Kuduz

 

 

X

 

X

 

Dış parazitler hayvanın üzerinde ya da derisinin içinde yaşar. Bazılarını görebilirsiniz bazılarını ise göremezseniz. Bazıları evinize girip üremek için orada yaşarken bazıları tamamen köpeğinizin üzerinde ömrünü geçirir. Hiç birinin kanadı yoktur yani uçamaz.  

kulak miteleri

Lice (pediculosis)

uyuz miteleri

pireler

kene

 


Uyuz Mite'ları

Kulak mite'larına benzeseler de uyuz mite'ları kulak kanalı hariç köpeğin her yerinde yaşar. Burada bahsedeceğimiz mite'ların hepsi pek çok açıdan benzerdir. Üçü de uyuza neden olur; deri içinde ya da üzerinde yaşar; yoğun kaşıntı ve deri hastalıklarına yol açar ve  yine üçünün de aynı şekilde tanısı konur. Farklı olan  hastalığın seyri, şiddeti, tedavisi ve insanlara olan etkileridir.

Uyuz Mite'ları

Mite'in İsmi

Deride Nerede Yaşar?

Belirtiler

Belirtiler Nerede Çıkar?

Tanı

Tedavi

İnsana Zararlı mı?

Cheyletiella

Yüzey

Aşırı pullanma

Arka kısmında

Deri kazıntısı ile

Pyrethrin banyosu

EVET

Demodeks

Kıl folisleri

Kaşıntı, kel noktalar

Yüz, kafa ve ayaklar

Deri kazıntısı ile

Googwindol ya da Mitaban banyosu

HAYIR

Sarkoptik

Tüneller halinde derinin içinde

Aşırı kaşıntı, sarı kabuklanmalar

Bacaklar, kafa ve alt kısım

Deri kazınıtısı ile

Kireç-sülfür banyosu, Ivermektin enjeksiyonları

EVET

Kene

Keneler küçük, kanatsız ve normalde dışarda yaşayan böceklerdir. Boyutları  gelincik tohumundan büyük bir üzüm büyüklüğüne kadar değişiklik gösterbilir. Üstünde bulundakları canlının kanını emen gerçek parazitlerdir. İki tiptedirler: sert ve yumuşak. Köpeklerde bulunanlar serttir. Bu, vücutlarını koruyan ve scutum denen zırhları var anlamına gelir. Bir kenenin yaşam siklüsü dört aşamdan oluşur:

Yumurta: Binlerce yumurtadan oluşan bir kese halinde yumurtlanırlar. Bu köpeğin üzerinde değil dışarda doğada gerçekleşir. Bir kaç hafta sonra yumurtalardan larvalar çıkar. Larvalar hemn beslenmek için sıcak kanlı hayvan aramaya başlar.

Larva: Bir kaç gün beslendikten sonra toprağa düşerek üçüncü evresine geçer. Bu aşamda larvalar hastalık taşımazlar.

Nymph: Erişkin olmadan önceki evresidir. Yine sacaık kanlı canlıların kanyla beslenirler. Bir hafta kadar beslendikten sonra değişim için tekrar toprağa düşerler. Bu işlem aylar alabilir.

Erişkin: Görüldüğü gibi erişkin olabilmesi için bir kene aylar alan üç aşamalı bir gelişme ve üç ayrı ev sahibine gerek duymaktadır. Erişkin keneler yaklaşık iki yıl yaşar. Lyme ve Rocky-Mountain spotted fever (sadece Amerikada görülür) gibi hastalıklar taşır.

Keneler nemli ve gölgelik yerleri sevdiklerinden güneşli kırlar ve kuru alanlar onlara göre değildir. Ağaçlık, otluk ve sık çalılık yerlerde bolca bulunabilirler.

Doğal tırmanızı oldularından çoğu köpeğin vücuduna tırmandıktan sonra yüze kadar ulaşırlar.

Uygun bir yere yerleştiklerinde kan emmek için balık oltası gibi çeneleriyle deriye tutunurlar. Kenelerin çıkarılması bu nedenle güçtür.

Kenenin Çıkarılması

Göze yakın bir bölgede değilse üzerine alkol sürerek aksi takdirde mineral yağı sürerek bu başırlabilir. Alkollü pamuğu otuz ile altmış saniye kenenin üzerinde tutulduktan sonra kene çenelerini gevşetmeye başlar. Böylece ani bir bükerek çekme ile keneyi deriden uzaklaştırabilirsiniz. Bazen çeneleri içerde kalabilir ve genellikle deri bunu dışarı atar. Yine de bir cımbızla dışarı çekmek daha faydalıdır.

Yaygın inanışın tersine içerde kalan bu kısımdan yeni bir kene çıkmaz.

Kene çıkarıldıktan sonra ısırığının bulunduğu yere antiseptik ya da antibiyotik bir merhem sürebilirsiniz. Kenenin elinizde patlamamasına özen gösterin.

Önlem:

·         Vahşi hayvanların olduğunu bildiğiniz ormanlık alanlardan uzak durabilirsiniz.

·         Keneleri uzak tutan ilaçlar kullanabilirsiniz.

·         Açık renk giysiler giyerek üzerinize tırmanan keneleri hemen tespit edebilirsiniz. Her gezintiden sonra kendinizi ve köpeğinizi kontrol edin.

Pire

Bilimsel adı Ctenocephalides 'dir. Çıplak  gözle görülebilirler. Kahverengimsi kırmızı böceklerdir. Köpeğin üzerinde değilken 1.5 mt yükseğe zıplayabilirler. Köpeğiniz kolaylıkla parklardan ya da üzerinde pire olan diğer kedi ve köpeklerden bu böcekleri alabilir. Otuz günlük yaşan siklüsleri içinde dört evreden geçerler: yumurta, larva, pupa ve erişkin.

Yumurta: Oval ve beyaz renktedirler. Büyüteçle görülmeleri mümkündür. Tek bir dişi ömrü boyunca yüzlerce yumurta yumurtlayabilir. Çoğu köpeğin üzerinde yumurtlar , sonra da yumurtalar evin içine özellikle de köpeğin uyuduğu yerlere düşer. Doğru ısı ve nem ortamında yumurtalar bir kaç hafta sonra çatlar.

Larva: Büyüteçle küçük solucana benzeyen bu canlılar görülebilir. Köpeğin yatağı, halının içi ya da mobilyaların altında karanlık yerlerde bulunurlar.

Pupa: Erişkin olmadan önceki son evredir. Haftalar ya da aylar alabilir. Yerin sarsılması kozaların çatlamasına neden olabilir. Bu nedenle kapı kapatmaları ya da evde yürümeler dahi kozaların çatlamasına ve yüzlerce aç erişkin pirenin etrafa yayılmasına neden olabilir.

Erişkin: Köpeğin üzerinde çıplak gözle görülebilirler. Isırıp kan emerler. Sıcak kanlı vücut arayan ısıya duyarlı misiller gibidirler. Siyah kara biber benzeri dışkıları pet sahiplerince fark edilebilir. Erişkin pirelerin salyası bazı köpeklerde tüy kaybı, aşırı kaşıntı ve sekonder bakteryel enfeksiyonlara neden olabilir. Buna Pire Allerjisi Dermatiti (FAD) denir.

Görüldüğü gibi erişkin pireler kısa sürede oldukça fazla miktarlarda üreyebilirler. Birkaç erişkin bir ay içinde binlerce üreyebilir. Köpeğiniz, eviniz ve bazen aileniz de pirelerden etkilenebilir. Köpeğinizin üzerinde genellikle kuyruk diplerinde, bacak aralarında, karında ve baldır içlerinde bulunurlar. Diğer bölgelere de geçseler de oralarda pek uzun kalmazlar. İnsanlarda en sık pire ısırığına uğrayan bölge ayak bilekleridir.

Sadece kaşıntıya ve allerjiye neden olmalarının yanı sıra hastalık da taşıyabilirler. Köpek piresişeridi taşır. Bundan dolayı pireye karşı mücadele ederken köpeğiniz şeritlere karşı da test edilmelidir.

Pireyle mücadele iki aşamda yapılır: köpeğin ve çevresinin ilaçlanması.

Köpeğin İlaçlanması: Köpek sahiplerinin köpeklerinin üzerinde pire gördükleri anda ilk yaptıkları şey köpeği pire şampuanı ile yıkamaktır. Bu erişkinleri öldürse de eve dağılmış binlerce yumurta ve larvaları etkilemez ve köpek henüz kururken yumurtadan çıkanlara karşı bir engel oluşturmaz. Çoğu ürünün üzerinde minimum yaş sınırı yazar. Genellikle etken madde ne kadar güçlüyse yavrunun da o kadar büyük olması gerekir. Piyasada pek çok ürün olduğundan etken maddelerine göre bir açıklama yapmak daha  uygun olacaktır.

Yüksek aktiviteli içerik: Carbamates (carbaryl),organophosphates (chlorpyrifos, cythioates, dichlorvos, fenvalerate, fenthion, methylcarbamate, butoxypropylene, piperonyl butoxide, malathion) ve rotenone.

·         Onaltı haftalık yavrularda kullanılmamalı ve daha büyük olanlarda da dikkat edilmelidir.

·         Aşırı salya üretimi, göz bebeklerinde büyüme, adele seyirmesi, kusma ve ishal gibi toksik yan  etkiler ölümcül olabilir.

·         Yan etkiler veteriner hekimce hemen tedavi edilmeldiir.

·         Çok etkilidirler.

·         Sadece erişkinleri öldürüler (chlorpyrifos larvaları da öldürür).

Orta aktiviteli içerik: Pyrethrin, microencapsule pyrethrin, allethrin, pyrethroids ve permethrin karışımı

·         Sekiz haftanın altındaki yavrularda belirli tedbirlerle verilebilir.

·         Petin üzerinden yıkanıp alındığında ortadan kalkan hafif yan etkileri vardır.

·         Oldukça etkilidirler ve genel olarak organophosphates, carbamates ya da rotenone'den daha güvenlidirler.

·         Bazı böcekler direnç gösterebilir.

·         Parlak ışığın altında instabilite nedeiyle sık uygulama gerekli olabilir.

·         Sadece erişkinleri öldürüler.

Az aktiviteli içerikler: Portakal kabuğu türevleri (D-limonene, linalool)

·         Altı haftalık yavrularda bile kullanılabilir.

·         Hafiftirler ve yan etkileri pek yoktur.

·         Etkiliği orta derecedir. Öldürmesi için pire ile uzun süreli kontakt gerekir.

·         Pirenin direnci daha fazladır.

·         Sadece erişkinleri öldürür.

Pire üreme sınırlayıcılar: Methoprene, fenoxycarp

·         Pire yaşam siklüsünün normal gelişimini engellerler. Çoğu dişi, köpeğin üzerine yumurtlar ve yumurtalar bu maddelere temas ederse gelişimleri durur.

·         Sekiz haftalık genç yavrular için bile güvenlidirler.

·         Oldukça güvenlidir ve dünya çapında içme sularına karıştırılarak sivrisinek popülasyonunun kontrolünde kullanılmaktadır.

·         Erişkin pireleri öldüren diğer ilaçlarla oldukça etkili bir şekilde kullanılmaktadırlar.

·         Pirelerin  direnciyle  karşılaşılmaz.

Ev Formülleri: Arpa mayası, sarımsak, mentol, okaliptüs, citronella, bitkisel özler

·         Bu ürünler öldürmekten çok uzak tutarlar.

·         Çalıştıklarına dair bilimsel kanıtlar olmasa da çoğu insan çalıştığına yemin etmektedir.

·         Toksikite yoktur.

·         Altı haftalık yavrularda bile kullanılabilir.

Tüm bu etken maddeler çeşitli ürünler içinde pazarlanır. Bunlar:

Şampuan: Kullandıklarımıza benzer. Önemli olan gözlere kaçırmamaya dikkat ederek baş kısmından köpeğin kuyruğuna doğru yavaş yavaş yaymak ve etkili bir şekilde çalışması için 10 dakika kadar bekletmektir. Çok iyi bir durulama yapılmalıdır. Unutulmaması gereken banyo sonrası etkisi olmadığından köpeğiniz kuruduğunda korumdan uzaktır.

Sprey: Alkol ya da su bazlı olabilirler.Çoğu çabucak kurur ve güçlü bir kimyasal kokusu vardır. Her biri bir diğerinden farklıdır. Bu nedenle kullanma talimatına sıkı sıkıya uyulmalıdır. Genellikle etkisi bir kaç gün sürer. Bu da düzenli olarak tekrarlanmaları gerektiği anlamına gelmektedir.

Toz: Bazı köpeklerin allerjisi olabilir. Yürüdüklerinde ya da ev içinde üzerlerinden döküldüğü için bazı köpek sahipleri tercih etmeyebilir. Düzenli olarak tekrar edilmeleri gerekmektedir.

Pire Tasması: Kuyruk ve boyun arasında fazla mesafe olmayan köpeklerde daha etkilidir. Bir kaç aylık belirli ömürleri vardır. En büyük hata son kullanım tarihlerinin unutulmasıdır. Diğer pire ilaçlarıyla birlikte iyi sonuç vermektedir.

Banyo: Suyla karıştırılıdıktan sonra sünger ile köpeğin üzerine sürülen; fakat durulanmayan konsantrasyonlardır. Kuruduklarında köpeği iki ile dört hafta pirelere karşı koruyabilir. Banyo kullanıyorsanız aşırı dozu önlemek için başka bir pire ilacı kullanmamanızda fayda vardır. Çok genç, hasta ya da yaşlı köpeklerde bu yöntem kullanılmamalıdır.

Yağ Keseleri: Bunlar köpeğin asırtındaki deriye uygulanan Permethrin yağı torbacıklarıdır. Yağ köpeğin vücudan dağıtılır ve bir aya kadar orada kalır. Üreticisinin dediğine göre yağ deri tarafından emilmemektedir.Etkili olmasına rağmen köpeğin tüylerinde yağlı bir etki bırakmaktadır.

Mousse : Köpüklü bir spreydir. Hayvanın ıslanmadığı durumlarda faydalıdır. Diğer ürünlerde dikkat etmek zorunda olduğumuz yüz, özellikle de göz çevresinde, kullanmaktayız.

Evin İlaçlanması: Pireleri öldürmek için ev içi için üretilmiş pek çok ilaç vardır. Etken maddelerinin köpeklerin üzerinde kullanılabilen diğer pire ilaçlarıyla aynı olduğu görmek köpek sahiplerini şaşırtabilir. Fark konsantrasyonlarındadır. Her zaman kullanma talimatına uymanız özellikle çok önemlidir.

Toz: Çoğu ev hanımı etrafa çok dağıldığından şikayet etse de mobilya altları ve halılarda kullanılabilir. Allerjik insanlar özellikle bu maddeleri kullanırken dikkatli olmalıdır. Her zaman üreticinin kullnım talimatlarına uyulmalıdır.

Sprey: Çoğunlukla erişkin ve erişkin öncesi pireleri öldürmede kullanılır. Etkisi uzun süreli olabilir. Tozdan daha az etrafta fark edilir ; fakat güçlü kokusu şikayet yaratılır. Allerjik insanlar dikkatli olmalıdır. Kullanma talimatlarına sıkı sıkıya uyulmalıdır.

Sis: Oldukça etkilidirler ve erişkinlerin yanı sıra gelişmekte olanları da öldürürler. Dezavantajı evin tüm camları önce kapatılmalı sonra havalandırılmalıdır. Bitkiler, kuşlar, akvaryum gibi tüm canlılar evden uzaklaştırılmalıdır. Allerjik insanlar özellikle bu ürünlerde ekstra dikkat etmeldir. Kullanım talimatına uymak çok önemlidir.

Pire problemiyle başa çıkmadaki başarısızlığın en yaygın nedenleri:

·         Ev ilaçlanırken köpekler de aynı anda ilaçlanmadı.

·         Evdeki diğer tüylü hayvanların, özellikle de kedilerin, ilaçlanması aynı anda yapılmadı.

·         Etkisiz maddeler kullanıldı.

·         Kullanım talimatlarına uyulup yeterli ilaç kullanılmadı.

·         Mobilyaların altı ve arkası unutuldu.

·         Köpeği ilaçlarken her yerine ulaşılmadı (gözler hariç). Parmak araları, kulak arkası, kuyruk altı ve bacak araları da ilaçlanmalıdır.

·         Sadece erişkinleri öldüren bir ürün kullandınız. Halıdaki larvalar için üreme sınırlayıcı ilaç kullanmayı ihmal ettiniz.

·         Ürünlerin son kullanma tarihlerini göz önüne almadınız.

·         Elektrik süpürgesinin torbasını atmayı unuttunuz. Böylece pireler için bir otel açmış oldunuz.

Lice (Pediculosis)

Lice'lar tüylerin gövdesinde yaşayan 2 mm'lik küçük böceklerdir. Pençeleriyle tüylerin gövdesine tutunurlar.Tüm yaşamlarını ev sahiplerinin sırtında geçirirler.Ya deriden dökülen dış tabakayı yiyerek ya da kan emerek beslenirler. Lice'lar köpekler arasında bulaşıcıdır. Fiziksel kontak bulaşması için yeterlidir. Yumutralarını tüy gövdelerine bırakırlar. Bu yumurtalar beyaz noktalar olarak görülebilir. Büyüteçle görsel kontrol yapılabilir. Bazı veteriner hekimler saydam seloteybi köpeğin tüylerine yapıştırıp kaldırarak yumurtaları tespit etmeye çalışır. Buna "tape testi" denir.

Belirtileri kaşınma ve tüy kaybıdır. Enfestasyon ağır ise anemi görülebilir. Bu belirtiler kolaylıkla diğer deri hastalıkları ile karıştırılır.

Tedavisi oldukça kolaydır. Pire ve keneyi öldüren ürünlerin çoğu lice'ları da öldürebilir. Ana etken madde pyrethrin, bu amaç için uygundur. Köpeğin tüylerinde düğümlenme varsa tedaviden önce bunlar tıraşla temizlenmelidir. Tüm tüy bakım aletleri de aynı sıvıyla yıkanmalıdır. Anemiden şikayetçi tüm köpeklere demir takviyesi yapılmalıdır.

Lice'lar türe spesifiktir. Yani köpek lice'ları köpekte insan lice'ları insanda yaşar.

iç parazitler

Kamçılı Solucanlar

Bu küçük parazitler köpeğin kalın bağırsağında yaşar. Sadece ortalama beş santimetre uzunluğundadır ve çok incedir. Bilimsel adı Trichuris vulpis'dir. Bu parazitler kalın bağırsağın iç duvarına tutunarak beslenir. En belirgin belirti, kalın bağırsağın enflamasyonudur.

Kamçılı solucanın yaşam siklüsü çok baasittir. Erişkinler bağırsak duvarına tutunmuş vaziyetteyken yumurtlar. Larvalar yumurta içinde gelişip iki hafta içinde yumurtadan çıkar. Bu larvalar da kalın bağırsağın iç duvarlarına tutunur ve bir hafta sonra erişkin olup üremeye başlar.

Yavrunun enfekte olmasının tek yolu içinde kamçılı solucan yumurtaları olan dışkı yemesidir. Bunun mümkün olmayacağını düşünüyorsanız yavruların herşeyi ağızlarına aldığını hatırlayın. Ayrıca enfekte dışkıya basan ve daha sonra temizlenmek için patilerini yalayan yavru da yumurtaları oral olarak alacaktır. Hamilelik ve emzirme sırasında bulaşma söz konusu değildir.

Belirtiler:

Belirtilerin çoğu kolitten (Kalınbağırsakta enflemasyon) kaynaklanır.

·         Karın ağrısı

·         Aşırı gaz

·         Pis kokulu dışkı

·         İshal

·         Kanlı ya da mukus kaplı dışkı

·         Zayif yavru

·         Zayif ve kuru tüyler

·         İştah

Tanı: Yumurtaların mikroskopta belirlenmesiyle sağlanır. Yumurtalar futbol topu biçiminde ve oldukça belirgindir. Bir ya da iki negatif dışkı analizi kamçılı solucanların olmadığı anlamına gelmez. Analizlerin sadece % 30 - 50'sinde kendilerini gösterirler.

Kontrolü: Antihelminik ilaçlarla ortadan kaldırılabilirler. Kullanılan en popüler ilaç Fenbendazole tozdur. Üç gün üst üste yavrunun yiyeceğine karıştırılır. Kamçılı parazitin iki-üç    aylık yaşam siklüsü nedeniyle bu süre içinde yeni larvalar yumurtadan çıkar. Erişkinlere larvaların birlikte ölüp ölmediği konusunda şüpheler olduğundan pek çok veteriner hekim bu aralarla ilaçlamayı tekrarlar.

Kamçılı solucan yumurtaları kimyasal maddelere karşı dayanıklıdır. Direkt güneş ışığı onları inaktif hale getiriyor gibidir. Tedavi edilen köpekler enfekte bölgelerden uzaklaştırılmalıdır. Dışkıların günlük temizlenmesi olasılığı düşürür.

İnsana Zararı: Kediler ve insanlarda kamçılı solucan bulunmaz.

 

Kalp Paraziti

Bu belkide köpeklerdeki en garip iç parazittir. Kalp paraziti diğerleri gibi ince bapırsak yerine köpeğin kalp odaları ve akciğere giden damarlarda yaşar. Aslında kalp paraziti kariovasküler bir parazittir. Doğu kıyıları ve güney eyaletleri olmak üzere tüm Amerika'da bulunur. Bilimsel adı Dirofilaria immitis dir.

Parazit sivrisinek ısırığı ile bulaşır.

Kalp parazitinin yaşam siklüsü   bir sivrisineğin kalp paraziti taşıyan bir köpeği ısırmasıyla başlar. Microfilariae denen ve kan dolaşımında sirküle olan larvaları alır. Bu larvalar sivrisneğin sindiirm sistemine geçer ve üçüncü safha olarak salya bezlerine yerleşir. Sivrisinek başka bir köpeği ısırdığında deriden bu larvalar köpeğin dolaşım sistemine geçer. Burada larva dördüncü safhasına ulaşır ve bu dokularda dört beş ay kalır. Beşinci safhada larvalar kalbin sağ odası ile akciğer damarlarına yerleşir ve bir ay sonra erişkin olur. Erişkinler iki ile üç ay içinde microflariae üretmeye başlar.

Görüldüğü gibi üçüncü safhada alınan larvaların erişkin olması yaklaşık altı ay almaktadır. Erişkin larvalar spagettiye benzeyen 10 cm civarında parazitlerdir. Sulak bölgelerde dışarda uzun süre vakit geçiren köpekleri ısıran sivrisinekler hastalığın bulaşmasında birinci derecede sorumludurlar.

Yirmibeş ile yüz kadar erişkin kalp paraziti köpeğin kalbinde yaşayabilir. Unutulmamsı gereken bir kaç ay ile üç yıla gibi bir süre içinde kalp rahatsızlığı ya da damar tıkanıklığı gibi belirtiler vermeden parazitler köpeğin kalbinde varlığını sürdürebilir.

Belirtiler:

·         Kronik öksürük

·         Genel vücutta zayıflama

·         Egzersize duyarlılık

·         Karaciğer ve karın boşluğunda sıvı toplanması

·         Akciğere giden damarlarda genişleme

·         Damarlarda genişleme ve tıkanma

·         Glomerulus filtre sistemindeki hasardan dolayı böbrek hastalığı

Tanısı: Kalp paraziti hastalığının tanıs bir kaç şekilde yapılabilir. Her biri veteriner hekimin dolaşım sisteminde microflairae ya da kalbin sağ odası ile akciğer kan dmaralrı içinde erişkinlerin olup olmadığını belirlemesinde yardımcı olur. Var olan dört farklı testten bizce en etkili olnaı Occult Antigen Testidir.

Köpek kronik öksürük gibi belirtiler göstriyorsa kalbin sağ odacığının ve akciğer kan damarlarının görüntülenmesi için bir göğüs röntgeni işe yarayacaktır. Elektrokardiogram da ayrıca genişleyen sağ odacığı gösterecektir. Fiziksel muayene de kalp mırıltısını ortaya çıkaracaktır.

Kontrolü: Hastalığın önlenmesi tedavisinden daha kolaydır. Köpeğiniz ev içinde yaşasa ve camlar tellerle örtülü olsa da bu uçan hipodermik iğneler bir şekilde köpeğinize ulaşacaktır. Bundan dolayı, tavsiye edilen yavru sekiz haftalık olduktan sonra kalp parazitine karşı düzenli olarak ilaç verilmesidir. İki tip önlem ilacı mevcuttur: günlük ve aylık olanlar.

Günlük olanlar: Bu ilaç günlük verilmelidir. Sadece üçüncü safhadaki larvaları öldürür. Üçüncü safhadan dördüncü safhaya geçmek bir gün aldığından her gün verilmesi şarttır. Ana içeriği diethylcarbamazine dir. İlaç yavrular için güvenli, ucuz ve uzun süredir kullanılmaktadır.Tablet ve şurup halinde olabilir. Ancak kalp paraziti hastası ya da kanında microfilariae olan bir köpeğe diethylcarbamazine verilecek olursa pek çok microfilarea öleceğinden aşırı antijen yüklemesine neden olacaktır. Bu ölümcül bir şok olabilir. Bu ilaç verilmeden önce tüm köpklerin halp paraziti testi negatif çıkmalıdır.

Aylık olanlar: Bu ilaç üçüncü safhadan beşinci safhaya kadar tüm larvaları öldürebilir. Bu nedenle ayda bir kez kullanılması gerekmektedir. Her ilaç farklı aktif etken madde içermektedir. İlki İvermectin içermektedir ve küçük, orta ve büyük köpekler için üç boyu vardır. Collielerde nörolojik yan etkiler ve toksikiteye karşı dikkatli olunmalıdır.

Piyasada bulunabilecek diğer aylık ilacın aktif etken maddesi ise milbemycin oxime dir. İçeriği erişkin yuvarlak, halkalı ve kamçılı solucanları da öldürmektedir.

Çoğu aylık önlem ilaçları kanda dolaşan microfilariae'leri öldürdüğünden bu larvalardan çok parazitlerin varlığını bulan occult kalp paraziti antijen testi tercih edilmelidir.

Bazı insanlar ucuz olduğundan günlük bazıları ise kolay ve geniş spektrumlu olduğundan aylık ilaçlamayı tercih etmektedir. Bu arada unutulmamsı gereken bazı noktalar vardır:

·         Sıcak iklimde yaşan insanlar tüm yıl boyunca köpeklerine bu laçlardan vermelidir. Artık soğuk iklimlerde yaşayan insanlar bile aynısını yapmaktadır.

·         Yıl boyunca ilaç verilmesine karşın köpeğinize yıllık kalp paraziti testleri yaptırmalısınız. araştırmalar yutmama ya da kusma nedenleriyle köpeklerin % 14'ünün ilaçlarını gerçekten almadıklarını göstermektedir.

·         Kışları çok soğuk bir iklimde yaşıyorsanız ilk sivrisinekler ortaya çıkmadan bir ay önceye kadar ilacı kesebilirsiniz. Başlamadan önce test yaptırmayı unutmayın.

·         Günlük dozu bir haftadan fazla ya da aylık dozu ise 30 günden fazla atladıysanız ilaca başlamdan önce yine test yaptırmanız gerekmektedir.

·         İlaçlar ağırlıkla orantılı veriliyorsa ve sizin hızlı büyüyen iri bir köpeğiniz varsa kilosu sabitleninceye kadar günlük çiğneme tabletleri vermeniz daha faydalı olacaktır. Günlük dozdan aylık dozaja geçiş otuz içinde  yapılmaldıır.

Köpeğiniz kalp paraziti kapmış ise erken teşhis önemlidir. Yıllık testler ya da önleyici ilaç vermiyorsanız yılda iki kez yapılan testler tavsiye edilir. Tanı konduğunda veteriner hekiminizle tedaviyi konuşmaya başlayabilirsiniz. Genellikle erişkin parazitleri öldürmede kullanılan ilaç arsenik bazlı (evet, arsenik!) sodium thiacetarsamide'dir. Bu ilaç iki gün içinde yavaş yavaş damardan enjeksiyonla verilmelidir. Bu, süreç boyunca köpek hastalanabileceğinden  çoğu veteriner hekim önce hayvanın genel sağlığı konusunda testler yapar. Bu bir tür kemoterapidir.

Ölü parazitlerin köpeğin akciğerinde embolizme neden olabilme ihtimaline karşı yavrular tedaviden sonra bir kaç hafta sakin tutulmalıdır. Çoğu veteriner hekim kafes istirahatı verip anti-embolism ilacı olarak buffered (?) aspirin tavsiye eder.

Erişkin parazitlerin öldürülmesinden bir kaç hafta sonra ilaç kanda dolaşan microfilariae'leri   öldürmek için tekrarlanmalıdır. Bu amaçla farklı ilaçlar vardır. Haftalık olarak  dithiazanine iodide verilirken şimdilerde aylık önleyici ilaçlar microfilariae'leri öldürmek için de kullanılmaktadır.

Köpek sağlıklı ve iyi bakılıyorsa ve teşhis erken yapıldıysa başarı oranı yüksektir.

Kancalı Solucanlar

Köpekleri etkileyen bağırsak parazitlerinden bir diğeridir. Ancylostoma caninum adıyla anılır. İsmini bağırsak duvarına tutunduğu üç kancavari dişinden almaktadır. Bu parazitler sadece köpeğin besin maddelerine değil kanına da ortak olur. Ağır enfestasyon yaşıyan yavru köpekler anemiden ölebilir. Bu parazitler yuvarlak solucanların aksine birkaç milimetre boyundadırlar. Büyük miktarlarda üriyebilirler.

Yaşam siklüsleri yuvarlak solucanlara benzer. Erişkinler ince bağırsaklarda yumurtlar ve dışkı ile dışarı atılır. Yavruları dışkıdan oral olarak alınmasıyla ya da yumurtadan çıkan larvalar yavruların derilerine girerek onları etkileyebilir. Yumurtalar yutulduysa larvalar bağırsaklarda çıkar. Larvalar deri yolu ile girdiyse kan dolaşımına karışarak akciğerlere ulaşır. Buradan solunum borusuna giderler ve öksürük refleksi ile yutularak miğdeye döner ve üremeye devam ederler.

Yavruların enfekte olmasındaki dört neden şudur:

1.       Yavru, kancalı solucan yumurtaları ile enfekte olan dışkı yiyebilir.

2.       Hamile anne daha önceden etkilenmişse plasenta yoluyla yavrularına geçirir.

3.       Anne, sütü ile yavrularına geçirir.

4.       Üçüncü evredeki larva yavrunun hassas derisinden geçerek dermal yolla bulaşır.

Erişkinler köpeğin dokusunda yıllarca kalabildiğinden yine ortadan kaldırılmaları güçtür.

Belirtiler:

·         Soluk mukus membranlarıyla anemi

·         Karın şişliği

·         Aşırı gaz üretimi

·         Kuru ve zayıf tüyler

·         Kronik öksürük

·         İştah

Tanısı: Köpeklerde görülen belirgin anemi (kansızlık); dışkı analizi

Kontrolü: Kancalı ve yuvarlak solucanları öldürmede kullanılan en yaygın paraziter ilaçlar Piperazine ve Pyrantel Pamoate' dir. Bu ilaçlar oral olarak verilir ve sadece erişkinleri öldürdüklerinden üç hafta arayla iki kez uygulanmalıdır.

İlk İlaç Verimi                                                                   İkinci İlaç Verimi

1. Hafta                                  2.Hafta                                    3.Hafta

    Erişkin ve                Erişkinler                             Etkilenmeyen Larvalar      Geriye  Hiç

Larvalar Mevcut            Ölür                                    Erişkin Olur        Parazit   Kalmadı

 

Yuvarlak parazitlerin engellenmesinde yavruların dışkılarının hemen temizlenmesi önemli bir rol oynar. Dışkılarındaki yumurtalar bir kaç gün sonra diğer köpekleri enfekte edecek hale gelir. Ayrıca enfekte toprakta yürüyen yavruların derisine yerleşen larvalar yine kancalı solucan enfestasyonuna neden olabilir. Üreticiler ürettikleri yavrulara önce iki- üç haftalıkken daha sonra da tekrar üç hafta sonra paraziter ilaç vererek enfestasyon olasılığını düşürmeye çalışırlar.Yavrunuz onaltı haftalık oluncaya kadar  sık sık dışkı analizi yaptırmakta fayda vardır.

Ne yazık ki bir kez toprağa geçtiklerinde yuvarlak solucanların yok edilmeleri kolay değildir. Normal dezenfektanlar onları öldürmekten uzaktır. Direkt güneş ışığı ve kireç faydalı olur.

İnsana Zararı: Yuvarlak solucanlar gibi kancalı solucanlar da özellikle çocuklar için tehlikeli olabilir. Kancalı solucan larvaları bahçede yalınayak koşturan çocuğun tabanlarından deri yolu ile bulaşabilir. Bu duruma Cutaneous Larva Migrans denir. Larvalar deride kırmızı ve içinde larva bulunan şişliklere neden olur. Aslında deri altında larvaları görebilirsiniz bile. Neyseki bu larvalar için deri son duraktır; fakat hala allerjik reaksiyon oluşturabilirler. Kediler bu konuda köpeklere göre daha sabıkalıdır. Tuvalet kutusu yerine çocuğun kum havuzunu kullandıklarında ve dışkıları kancalı solucan içeriyorsa çocuklar risk altında olabilir.

Şeritler

En görünenleri olduklarından belki de en fazla tanınanlardır. Bu beyaz, yassı ve kurdele şeklindeki parazitler köpekler dahil hayvanların ince bağırsaklarında yaşar. Halkalı ve yuvarlak solucanlar gibi nematode ailesine değil ayrı bir grup olan Cestodes ailesindendir. Erişkin şeritler 1/2 ile 1.5 cm gelen küçük segmentlerden oluşur. Çoğu insan bu segmentleri hareket eden küçük pirinç tanelerine benzetir. Erişkin bir solucanın boyu yüzlerce segmentten oluştuğundan bir kaç metre olabilir.

Köpekleri iki farklı tip şerit etkiler: Dipylidium caninum ve Taenia.    

Şeritlerin kendilerine has bir yaşam siklüsleri vardır. Dipylidium caninum'da ara konakçı köpek ve kedi piresiyken .Taenia'da ise ara konakçı tavşan ve sıçanlardır.

Erişkin şeritin baş kısmı yumutra paketçikleri içeren bağımsız segmentler üretir. Her segment baş kısmından ayrılıp anüse doğru ilerler ve dışkıyla dışarı atılır. Bu segmentler yırtılarak yumurtaları dışarı bırakırlar ve pire, tavşan ya da sıçanlar bunları yer. Ara konakçının içine girdiklerinde yumurtalar çatlayarak cysticercoid denen  larva şeritler hayvan ya da böceğin dokularını istila ederler. Taenia durumunda köpekler ölü tavşan ya da sıçanı yiyerek;  Dipylidium caninum durumunda ise tüylerini yalarken kontemine olmuş pireyi yutarak enfekte olurlar. Larva erişkin olacağı köpeğin ince bağırsağını istila eder.

Köpekler iki yolla şeritleri alır:

1.       Enfekte tavşan ya da sıçanın çiğ etini yiyerek,

2.       Kendini yalarken enfekte pireleri yutarak.

Belirtiler:

·         İştaha rağmen kilo kaybı

·         Rektal kaşıntı

·         Dışkıda ya da rektum çevresinde pirinç benzeri segmentler

·         Sindirim bozuklukları

Tanısı: Dışkı analizi ya da köpeğin sahibinin hayvanın arkasında veya dışkısında pirinç benzeri segmentleri görmesiyle tespit edilir. Yumurtalar çok küçük olduğundan dışkıda görünmesi güçtür. Bu nedenle genelikle köpek sahibinin rektum çevresinde ve dışkıda pirinç tanesi benzeri segmentleri fark etmesi ile tanı yapılır. Önemli olan rektal kaşıntının allerjik dermatit ya da anal bez problemleri mi yoksa şeritlerden mi kaynaklandığının ayrımına iyi varabilmektir.

Kontrolü: Şeritlerin kontrolü ara konakçının aradan çıkarılmasıyla yapılır. Taneia için vahşi hayvanların etlerinin çiğ yenmesinin engellenmesi, Dipylidium caninum için ise pire kontrolü işe yarayacaktır. Var olan şeritlerin kontrolü bir doz Esiprantel ya da Praziquantel ile kolayca yapılabilir.

İnsana Zararı: Genel köpek şeritleri için fazla bir tehlike yoktur. Pire yiyen çocuklarla ilgili fazla rapor elde bulunmamaktadır. Neyse ki bu da bir hastalık ya da patolojiye neden olmamaktadır.

Yine de insanlarda önemli bir hastalığa neden olan bir şeritten bahsetmemiz gerekmektedir. Bu şeride Echinococcus denmektedir. Larvaları insanların karaciğer, akciğer ve beyinlerinde tümör benzeri kistler oluşturur. Bu kistlere hydatid cysts denir.Bu şeritin ara konakçısı koyunlardır. Bundan dolayı koyunları olan kimse köpeklerinin çiğ koyun eti yememesine dikkat etmelidir.

Yuvarlak Parazitler (Ascariasis)

Yuvarlak parazitler, çoğu memeliyi etkileyen nematodes grubuna dahildir. Dört ve yirmi santimetre arasında uzunluğu değişebilir. Erişkin oluncaya kadar larvaları dört evre geçirir. Her larvanın vücut içinde farklı bir yeri olabilir. Çoğu göçebedir.

Erişkinler köpeğin besinlerinden faydalanmak için duvarlarına tutundukları ince bağırsağa yerleşir. Köpekleri etkileyen yuvarlak solucanlar Toxocara ya da Toxascaris türündendir. Diğer türleri domuz, at, sığır, kedi ve vahşi hayvanları enfekte eder.

Erişkinler ince bağırakta yumurtlar ve larvalar bağırsak duvarını delerek karaciğere giden kan dolaşımına karşışırlar.   Kan dolaşımı ile birlikte kalbe ve oradan da akciğerlere ulaşırlar. Larvalar ardından bronşlara ulaşarak nefes borusunda öksürme refleksine neden olur. Öksürme ile tekrar yutularak miğde ve ince bağırsaklarda gelişimlerini tamamlayarak üremeye baştan başlarlar.

Bazı larvalar plasentaya girmeyi başararak hamile anneden yavrulara ulaşır. Bazıları ise yıllarca köpeğin dokularında kalabilir. Kullandığımız parazit ilaçlarıyla bu larvaları öldürmek çok güçtür. Bu nedenle standart ilaçlarla tedavi edilseler bile her doğumda anne parazitli yavrular emzirmeye devam eder. Diğer bir faktör ise anne yavrularının dışkılarını yalayarak temizer ve düzenli olarak yumurtaları almaya devam eder. Araştırmalar etkili bir ilaç üretmek için hala devam etmektedir.

Yavru köpeklerdeki belirtiler:

·         Karın şişliği

·         Aşırı gaz üretimi

·         Kötü kokulu ishal

·         Kanlı dışkı

·         Zayıf yavru

·         Kronik öksürük

·         Zayif ve kuru tüyler

·         İştah

·         Kusmuk ve dışkı ile erişkin parazitlerin dışarı atımı

·         Göz içlerinin enflamasyonu (anterior uveitis)

Tanısı: Ya yavru erişkin parazitleri dışkı ve kusma yolu ile dışarı atar ya da dışkı analizi ile yumurtalar tespit edilir.

Kontrolü: Yuvarlak solucanları öldürmekte kullanılan en ayygın ilaçlar Piperazine ve Pamoatedir. Bu ilaçlar ağızdan verilir ve sadece erişkinleri öldürdüğünden yavruyu bu parazitlerden kurtarmak için üç haftalık aralarla iki kez uygulanmalıdır.

İlk İlaç Verimi                                                                          İkinci İlaç Verimi

1. Hafta                       2.Hafta                                    3.Hafta

    Erişkin ve                Erişkinler                      Etkilenmeyen Larvalar      Geriye  Hiç

Larvalar Mevcut            Ölür                                 Erişkin Olur            Parazit   Kalmadı

Yuvarlak parazitlerin engellenmesinde yavruların dışkılarının hemen temizlenmesi önemli bir rol oynar. Dışkılarındaki yumurtalar bir kaç gün sonra diğer köpekleri enfekte edecek hale gelir. Üreticiler ürettikleri yavrulara önce iki- üç haftalıkken daha sonra da tekrar üç hafta sonra paraziter ilaç vererek enfestasyon olasılığını düşürmeye çalışırlar.Yavrunuz onaltı haftalık oluncaya kadar  sık sık dışkı analizi yaptırmakta fayda vardır.

Ne yazık ki bir kez toprağa geçtiklerinde yuvarlak solucanların yok edilmeleri kolay değildir. Normal dezenfektanlar onları öldürmekten uzaktır. Direkt güneş ışığı ve kireç faydalı olur.

İnsana Zararı: Yuvarlak parazitler insanları özellikle de çocukları etkileyebilirler. Bulaşma yolu fesal-oral'dır. Bu, insanın enfekte dışkıyı ya da toprağı ağzına götürmesi demektir. Kulağa ne kadar korkunç gelse de küçük çocuklar bunu yapabilmektedir. Bazen de erişkinler köpeklerinin dışkısını temizledikten sonra ellerini yıkamayı unutabilir. Sindirim sistemimizde yumurtadan çıkan larvalar bir köpeğin içinde olduklarını umduklarından yollarını kaybederek karaciğer, böbrek, beyin ve göze gidebilir. Askarit larvasının insanda neden olduğu bu duruma Toxocariasis ya da Visceral Larva Migrans denir. Dikkatli paraziter ilaç kullanımı ile bu durumun önüne kolayca geçebilirsiniz.

İshal ,Kulak Bakımı, Diş Bakımı, Kısırlaştırma

İshal,

katı olmayan dışkı, colitis ise sıklıkla kanlı, ishal halinde dışkılama olarak tanımlanır. Dışkı içindeki materyeller kalın bağırsaktan çok hızlı geçtiklerinde suyun emilmeye vakti olmaz. Bu ishale neden olur. Ya da köpek yüksek lif içerikli bir dietteyse sindirilemeyen lif emilmesini engelleyerek suyu tutar ve aynı şeye neden olur. Çeşitli ishal tipleri ve nedenleri vardır. En yaygın neden,   köpeğiniz yememesi gereken bir şey yediğinde gerçekleşen "besinel bozulmaldır." Besinsel bozulma örnekleri ölü hayvan, diğer hayvanların dışkıları, çöp, sabun, kağıt ve bozuk yemek yenmesidir.

Aşağıdaki liste ishalin diğer nedenleridir.

Farkı göstermek için her grubu ayrı ayrı açıklayacağız. Her ishal aynı değildir. Her neden farklı ishallere neden olur.

Viral İshal: En yaygın viral intestinal enfeksiyonlar (enteritis) canine parvovirus ve coronavirus'dür. Bunlar köpekler arasında sulu ve kanlı ishale neden olarak bağırsaklarda şiddetli enflamasyona yol açan bulaşıcı viral hastalıklardır. Her zaman ateş ve kusma ile birlikte görülürler. Yavru köpekler destekleyici bakım yapılmazsa kolaylıkla su kaybına uğrar. Beş ayın altındaki yavrularda ölüm oranı yüksektir.

Bakteriyal İshal: Yememesi gereken şeyleri yiyen yavru köpeklerde bağırsaklarda  bakteriyal enfeksiyonlar (enteritis) oldukça yaygındır. Pek çok insan bunları besin zehirlenmesi olarak sınıflar. Salmonella en yaygınlarıdır. Kötü yiyecekler, çiğ tavuk eti ve hayvan dışkılarında bulunur. Bu enfeksiyonlar kusma, ateş, şiddetli karın ağrısı ve koyu renkli kanlı dışkı ile birlikte görünür. Antibiyotik ve destekleyici bakım şarttır. Bu enfeksiyonlar virallar kadar bulaşıcı değildir. İnsanlar da Salmonella kapabileceği için insan yiyeceklerinin kontemine olmamasına büyük dikkat edilmelidir.

Protozoal İshal: En yaygın iki protozoal ishal Giardiasis ve Coccidiois'tir.Bu küçük organizmalar enflamasyon ve mukus sekresyonuna neden oldukları ince ve kalın bağırsaklarda çoğalır. Yavru köpeklerde genellikle haftalar hatta aylar boyunca yumuşak, mukuslu ya da kanlı ishal gözlemlenir. Giardiasis dışardaki su kaynaklarında sık rastlanır. Vahşi hayvan ve su kuşlarının dışkıları da ayrıca protozoanın enfekte edebilen safhasını taşır. Pek çok köpek enfekte kuş ve vahşi hayvan dışkısı yiyerek hastalığı kapar. Coccidiosis pek çok köpeğin birlikte bakıldığı köpek çiftliklerinde gözlenir. Enfekte dışkıyla geçer. Protozoal enfeksiyonlarının tedavisi anti-protozoal ilaçlarla yapılır. Engellemek için köpeğin dış su kaynaklarından su içmemesi ve vahşi hayvan dışkılarından uzak durması gerekir.

Parazitik İshal: Yavru köpeklerdeki ishalin belki de en büyük nedeni iç parazitlerdir. Araştırmaların doğan yavruların % 80'inin solucan denen parazitlerle birlikte doğduğunu ortaya koymuştur. Birbirinden farklı bir kaç bağırsak solucanı varıdr. Çoğu solucan sulu, koyu renkli ve pis kokulu dışkılamaya neden olur. İlerleyen safhalarda kan da gelir. Pek çok diğer belirti veteriner hekimin bağırsak solucanı tanısı koymasına yardımcı olur. Her solucan için ayrı ayrı ilaç mevcuttur. Bundan dolayı, doğru tanı ve tedavi büyük önem taşır.

Otoimmun İshal: Otoimmun ve allerjik hastalıklar köpeklerde şiddetli ishale neden olabilir. En sık tanısı konan iki hastalık besin allerjileri ve lymphcytic-plasmacytic enteritis'dir. Besin allerjisi köpek allerjik olduğu bir besin maddesini yediğinde gerçekleşir. Lymhocytic-plasmacytic enteritis ise sindirimin bozulduğu ve enflamasyonun başladığı bir durumdur. İki bozukluk da sindirimde azalmaya; yağlı açık renkli ishale, kilo kaybına ve aşırı gaza neden olur. Bazı Lymhocytic-plasmacytic enteritislerin besin allerjisinden kaynaklandığına dair kanıtlar olduğundan iki hastalık çakışabilir.

En fazla etkilenen iki ırk Alman Çoban Köpeği ve Basenji'dir. Hastalanan yavrular dört veya beş aylıkken fark edilir derecede zayıftır. İyi yemelerine rağmen kilo alamazlar. Dışkıları yağlı, yumuşak ve sarıdır.Test edildiğinde bu köpeklerin çoğunun soya, mısır ya da diğer besin gruplarına da allerjileri vardır. Bazılarının enzim katkısı gerektiren pankreatik enzim eksiklikleri vardır.

Tanı bağırsağın iç duvarından yapılan biopsiyle mümkündür. Bu vakaların tedavisi köpeğin allerjik olduğu besin maddesinden kesilmesi, pankreatik enzim takviyesi yapılması ve enflamasyonu engellemek için kortizon tedavisi yapılmasıdır. Allerjik köpekler için kuzu ve pirinç dietleri mükkemmel sonuç vermektedir. Hastalık genellikle iyileşmesine rağmen bu köpekler asla ideal kilolarına ulaşamaz.

Besinsel bozukluklar: Bu köpeğin yememesi gereken bir şeyi yemesi demektir. Köpekler ot, yaprak, toprak, halı, paspas, kendi ve diğer hayvanların dışkıları ve çocuk oyuncakları gibi şeyler yiyebilirler.Tüm bu şeyler bağırsaklardan geçerken şiddetli ishale neden olabilir. Bağırsaktan geçtikten sonra genellikle ishal kendiliğinden düzelir. Köpek sahipleri bu materyelleri genellikle dışkıda gördüklerini söylemektedir. Materyal dışarı çıktığı sürece pek tedavi gerektirmez.

İshalın tanısı bazen oldukça karmaşık bir işlemdir. Testler genellikle belirli nedenleri elemek için yapılır. İshal sadece bir ya da iki kez olmuşsa çoğu veteriner hekim tanısal bir test yapma zahmetine girmeyecektir.

Nedeni ne olursa olsun ince ve kalın bağırsaklardan dışkı geçişini yavaşlatmaya yardım edecek bazı evrensel tedaviler mevcuttur. Eğer köpeğiniz aşağıdaki tabloda bahsedilen ishallerden birine yakalandıysa veteriner hekiminizin talimatlarını izleyin. Sıradan bir ishal şu şekilde tedavi edilebilir:

·         Günde üç ya da dört defa küçük öğünler halinde hafif yiyeceklerle (tavuk ve pirinç ya da haşlanmış et ve pirinç) besleyerek

·         Peynir , ekmek, sade yoğurt, patates ya da şehriye gibi diğer türden hafif şeyler vererek

·         Loperamide ve sakinleştirici bizmut sıvısı gibi anti-ishal yapıcı ilaçlar vererek

·         Sindirime yardımcı olan bakteriyel çoğalmayı sağlayacak intestinal antibiyotikler kullanarak

·         Sindirime yardımcı olan Acidophilus  bakterisini (aktif kültür yoğurdunda bulunur) kullanarak

 

Yaygın İshal Neden ve Tipleri

 

Neden Olan Ajanlar

İshalin Görünüşü

Viral

Canine Coronavirus

Canine Parvovirus

Canine Distemper Virus

sulu ve kanlı dışkı

sulu ve kanlı dışkı

sulu ve kanlı dışkı

Bakteriyal

Salmonella

Campylobacter

Shigellosis

kanlı, koyu renk dışkı

kanlı, koyu renk dışkı

kanlı, koyu renk dışkı

Protozoal

Giardiasis

Coccidiosis

mukuslu sulu dışkı

mukuslu kanlı dışkı

Parazitik

Yuvarlak solucan

Kancalı solucan

Kamçılı solucan

pis kokulu gevşek dışkı

pis kokulu gevşek dışkı

sulu ve kanlı dışkı

Otoimmun

Şeritler

Lymhocytic-plasmacytic enteritis

Besin allerjisi enteritisi

hafif yumuşak dışkı, rektal kaşıntı

gevşek, yağlı sarı dışkılı enteritis

gevşek, yağlı ve sarı dışkı

 

Kulak Bakımı

Çoğu köpek yaşamlarının çeşitli dönemlerinde otitis externa (kulak kanalı enflamasyonu) 'dan şikayetçi olur ve % 10'nda bu hastalık tekrarlar. Nedenleri çeşitlidir. Bazıları tespit edilirken bazıları edilmeyebilir.

Dış kulak içinde mumsu bir tabaka oluşarak kulak kanalına giren toz ve diğer konteminantları tutar ve dışarı atılmalarını engeller. Kulak kanalının daralması ya da kulak kanalı içindeki deri yüzeyini etkileyen konteminasyonu ya da enflamatuvar durumu uzaklaştıracak taşıyıcı sistemdeki bozuklukların hepsi kulak kanalı içinde enflamasyon ve enfeksiyon oluşumuna neden olabilir.

Poodle gibi kulak içlerinde fazla tüy olan ırklarda materyallerin içerde kalma ihtimali daha yüksektir. Spaneillerdeki gibi düşük kulaklar enfeksiyon oluşumuna neden olacak nemli ve sıcak ortam oluşturmaya daha uygundurlar. Bu köpeklerde sürekli kulak rahatsızlıkları gelişebilir.

Akut Enfeksiyonlar

Kulak kanalı hastalıklarına özellikle yatkın olmayan köpeklerde ise bazen akut kulak enfeksiyonları nüksedebilir.

Yüzme sonrası gibi bakteriyal kulak enfeksiyonları kulakta konteminasyona yol açar. Uzun süre anti-bakteriyel tedavi gören ya da bağışıklık sistemi baskılanmış olan köpeklerde mantar enfeksiyonları görülebilir. Uyuz miteları ve özellikle de otodectes cyanotis (kulak miteları)ndan kaynaklanan  parazitik enfeksiyonlar yavru köpeklerde oldukça yaygındır.

Yaz aylarında bitki tohumları uçuşmaya başladığında kulağa yabancı bir cisim kaçma vakarında artış görülür. Yabancı cisimler genellikle enfeksiyona neden olursa da çoğunlukla kulak kanalını tıkar ve çıkarılmaları gerekir.

Belirtiler

Kulak problemlerinin belirtileri şiddetli kaşıntı, pembeleşme ve kulak çevresinde ateş gibi enflamasyon belirtileri ile kulak akıntısıdır. Kulak miteları durumunda akıntı genellikle koyu kahverengi ve ağırdır.

Bazı köpekler kulak ağrısından boyun tutulmasına benzer bir durum yaşarlar ve bu durum yemek yemelerini engeller.   Kulak zarının patladığı ve orta kulak enfeksiyonunun gerçekleştiği şiddetli vakalarda denge kaybı bile olabilir.

Aşırı baş sallama, kulak kepçelerindeki kılcal damarların patlayıp şişmesine neden olduğu sekonder aural heamatoma'ya neden olabilir. Bu çoğunlukla drenaj ve altta yatan kulak enfeksiyonunu tedavi etmek için anti-enflamatuvar tedavi gerektirir. Bazen de cerrahi müdahale gerekebilir.

Çabuk veteriner hekim tanısı tedavi için şarttır. Tavsiye edilemeyen ilaçların kullanılması hastalığı uzatabilir.

Veteriner hekiminiz otoskop kullanarak kulak kanalından aşağa bakıp problemi belirleyebilir. Bakteryal ya da mantar enfeksiyon veya kulak mite'ı belirtisi görülebilir. Gerektiğinde kazıntı alınarak problemin tanısı kolaylaşabilir.

Tedavi

Tedavi genellikle kulak kanallarının hypo-allerjenik temizleyicilerle temizlendikten sonra kulak damlası kullanılmasıyla yapılır. Uygun tedavi hastalığın mantar, parazit ya da bakteri tarafından gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlıdır. Çoğu vakada    anti-enflamatuvar ajanlar içeren kulak damlaları ağrıyı hafifletirken aşırı akıntı oluşumunu da durdurur. Şiddetli vakalarda antibiyotik ya da anti-enflamatuvar tablet ya da enjeksiyonlar gerekebilir.

Kulak enfeksiyonları genellikle en az üç haftalık uzun bir tedavi gerektirir. Köpek daha iyi hissetmeye başladıktan bir kaç gün sonra tedavi kesilirse hastalık tekrarlayacaktır. Otodectes mitelarının sadece erişkinleri laçla öldürüldüğünden yumurtadan çıkanları da öldürmek için tedavi en az üç hafta sürdürülmelidir.

Köpeği kulak hastalıklarına yatkın kılan altta yatan nedenler de bu arada ortadan akldırılmalıdır. Dar kulak kanalına ya da düşük kulaklara sahip köpeklerin kulakları iki haftada bişr temizlenmelidir.

Bazı vakalarda kanalın dış duvarının alınması sekresyona bağlı tıkanmaları engellemek ve  hava geçişini sağlamak için tek yoldur.

Kulak problemlerini tetikleyen allerjik köpeklerin allerjik reaksiyonlarının kontrolü önemlidir. Bu mümkün değilse, uzun dönem anti-enflamatuvar ya da antihistamin tedavisi gerekli olabilir.

Kulakların temiz tutulması bu hastalıkların gelişimini büyük ölçüde engelleyebilir. Problemle karşılaşıldığında veteriner hekiminizin tavsiyelerine uymak çok önemlidir.

Kısırlaştırma Faydalıdır.

Kısırlaştırma için en ideal zaman yavru altı aylığı geçtikten hemen sonradır. Bu yaşın seçilmesinin nedenleri aşağıda verilmiştir:

Dişi için: Çoğu dişi  altıncı ayından önce regl olmayacağından ilk kanmasını geçirdikten sonra kısırlaştırılması yerinde olacaktır.

Faydaları

·         Regl dönemlerinde kanlı lekelere son

·         Çiftleşme ve istenmeyen yavruların doğma   şansı ortadan kalkar

·         Çiftleşme dönemlerindeki davranış değişiklikleri (huzursuzluk, saldırganlık, gezinme istekleri ve sızlanma) önlenmiş olur.

·         Estörejen hormunun yokluğu meme kanseri oluşumunu engeller. İkinci regl döneminden önce kısırlaştırılan köpeklerin ileriki yaşlarda meme kanseri olma olasılığı % 95 azalmaktadır.

·         İdrar yolu ya da rahim kanseri riskinden kurtulma

·         İstenmeyen yavruların doğumunun engellenmesinde önemli bir faydanız dokunacaktır. Her yıl binlerce köpek bakacak kimseleri olmadığından uyutulmaktadır.

Dezavantajları

·         Mama tüketimine dikkat edilmediğinde kilo alımı söz konusu olabilir.

·         Kısırlaştırılmış bir dişiyi üretemez ya da show'lara çıkaramazsınız.

·         Bazı köpeklerde aktivite azalması olabilir.

·         Bazı ırklar anezteziye duyarlı olduğunan köpeğinizin kulübüne ve veteriner hekiminize bu konuda danışmayı unutmayın.

 

Erkekler için:    Bir yaşına geldiklerinde erkeklerin kısırlaştırılma kararı verilebilir. Altıncı ayında çoğu erkeğin fiziksel özellikleri gelişmiş olduğundan  kısırlaştırma büyümelerini engellemeyecektir.

Faydaları

·         Testisler alındığından testesteron hormonu üretilmez olur ve erkek köpeğin davranışları daha kontrol edilebilir bir hal alır. Bölgesini işaretlemez, diğer erkeklere saldırganlığı azalır, dominantlığı azaldığından itaati artar, eş aramak için gezinme gereksinimi duymaz ve insan ve diğer objelerle seksüel hareket içinde bulunmayı keserek kimseyi utandırmaz.

·         Testis kanseri engellenir.

·         Tüm prostat hastalıkları engellenir.

·         Çoğu insan ksıırlaştırılmış erkek köpeği daha uygun bir ev köpeği bulur.

·         İstenmeyen yavruların doğumuna engel olmada faydalı olursunuz.

Dezavantajları

·         Mama tüketimine dikkat edilmediğinde kilo alımı söz konusu olabilir.

·         Kısırlaştırılmış bir erkeği üretemez ya da show'lara çıkaramazsınız.

·         Bazı köpeklerde aktivite azalması olabilir. Bu yavru koruma, iş ya da yarışmalar için eğitilecekse bir problem olabilir.

·         Bazı ırklar anezteziye duyarlı olduğunan köpeğinizişn kulübüne ve veteriner hekiminize bu konuda danışmayı unutmayın.

Diş Bakımı

Pek çok kişi diş hastalıklarını sadece yemede güçlük, dişle alakalı problemler ya da kötü ağız kokusu olarak değerlendirir. Diş bakımına önleyici kısmından bakmazlar. Aslında bizim gibi köpekler de diş çürükleri ve tartar oluşumundan şikayetçi olabilir ve tıpkı bizim gibi düzenli bakım olmazsa klinik diş hastalıkları kaçınılmazdır.

Düzenli diş bakımı ile köpeğinizde haftalar ya da aylar süren diş ağrısının, anestezi ve cerrahi müdahale riski ile ödemeniz gereken yüklü faturanın önüne geçebilirsiniz.

Yine de her köpek yaşamlarının belli bir döneminde diş bakımına gerek duyabilir.

Yavru Dişleri

Diş bakımı yavruyken başlar. Yavru köpeklerin hırlamadan ve parmaklarınızı çiğnemeye çalışmadan diş ve dişetlerini kontrol etmenize alıştırılması gerekmektedir. En baştan itibaren işi sıkı tutarsanız yavru bu kontrollere alışacaktır. Ayrıca köpeğiniz erişkin olduğunda veteriner hekiminiz parmaklarını kaybetmeden dişlerini muayene edebilme fırsatı bulur.

Çoğu yavru 4-5 haftalıkken  süt dişlerini çıkarmaya başlar. Bu da yavru size geldiğinde ilk geçici dişlerine sahip olacağı anlamına gelir.

Yavruyu gördüğünüz ilk anda çenelerinin doğru kapanıp kapanmadığını kontrol edin. Alttan (undershut) ya da üstten (overshut) kapanması erişkin olduğunda bu probleme eğilimli olduğu anlamına gelebilir.

Yavrunun erişkin dişleri 4-6 aylıkken çıkmaya başlar. Süt dişlerinin bu sırada dökülmemesi erişkinlerin dişlerin çıkışında problem yaratabilir. Bu nedenle operasyon gerekebilir. Bu durum özellikle köpek dişlerde sık rastlanabilir.

Köpek 9-12 aylık olduğunda hala süt dişlerini dökmediyse bu dişlerin çekilmesi gerekir. Bazı durumlarda bu operasyon kısırlaştırmayla beraber yapılabilir.

Köpeğiniz diş döker ve çıkarırken ona kemirecek oyuncaklar vermeyi ihmal etmemelisiniz. Ona sert plastikten parçalanıp yutulmayacak ya da diş etlerine zarar vermeyecek oyuncaklar sağlayın.

Yavru köpeklerin neyin kendilerinin ve kemirilebilir ve neyin kemirilemez ve sizin olduğu konusunda kesin kurallara gereksinimleri vardır. Fikrini değiştirdiğinde toksik olmayan; fakat "Acı Elma Spreyi" gibi tadı kötü ürünlerle kemirmek istediği eşyaları caydırıcı kılabilirsiniz.

Dişlerin Kontrol Edilmesi

Köpeğinizin ömrü boyunca haftalık kontrollerde köpeğinizin gözlerine, kulaklarına baktığınız gibi dişlerine de bakmalısınız. Önce dudaklarını kaldırarak diş etlerine bakın. Daha sonra bir elinizle alt çeneden diğeriyle üst çeneden tutarak ağzı açın. Başı hafif geri çekmek dişlerin iç yüzeylerini de gömenizi kolaylaştıracaktır. Böylece dili de net bir şekilde görme imkanınız olacaktır.

Köpeğinizin diş etinin rengine bakmanız kan dolaşımı hakkında size bilgi verecektir. Sağlıklı bir pembe renginde olmalıdır. Soluk renkte ya da mavimsiyse veteriner hekiminizden randevu alma zamanınız gelmiş demektir. Diş etlerine bakarken görünürde her hangi bir şişlik olup olmadığına da dikkat edebilirsiniz. Bazı köpeklerin   diş etlerinde yaşlandıkça tümör oluşabilir. Erken teşhis tedaviyi kolaylaştıracaktır. Kist ve tümörler diş etlerinde olduğu gibi dil altında da olabilir.

Diş etlerini incelerken diş köklerinin rengine de bakın. Pembemsi veya kırmızı ise bakteriyal diş eti hastalığı belirtisidir. Bu hastalık kan dolaşımıyla diğer organları da etkileyebilir.

 

Köpeğinizin diş etlerine bakmışken onun dişlerini de kontrol edin. Bizimkiler gibi beyaz olmalıdırlar( bazı köpeklerin yavruyken belirli antibiyotik tedavisi nedeniyle dişlerinde renklenme görülebilir).

Tartar ya da kalkülüs (salya ve plakdan oluşan kabuk benzeri oluşumlar) diş köklerinden başlayarak kahverengimsi bir renklenmeye neden olur.

Düzenli fırçalama tartar ve plak oluşumunu engellese de parlatma gerekebilir. Diş hastalıkları ve diş kökü enfeksiyonlarına yol açabilirler.

Dişeri kontrol ederken kavga ya da sert cisimler çiğnendiği için kırılan ya da çatlayan dişleri de fark edebilirsiniz. Hasarlı diş bir probleme yol açmaya bilmesine rağmen bazı durumlarda kökdeki enfeksiyon nedeniyle kök kanalının dolsuurlması gerekebilir.

Köpeğinizin dişinde her hangi bir operasyon yapılacaksa genel anestezi yapılması gereklidir. Köpekler veteriner masasında sakince ağızları açık beklemeyi anlamayacaktır.

Genel anestezi her zaman bazı riskler taşıyabilir, özellikle de yaşlı köpeklerde. Ancak, modern anestezilerle  yaşlı köpekleri daha güvenle operasyona alabiliyoruz.

Bireysel olarak anestezinin potansiyel tehlikesi, kalbin kontrolü, karaciğer, böbrek ve diğer organların iyi çalışıp çalışmadıklarını anlamak için ön anestezik kan testi yapılarak değerlendirilebilir.

Dişlerde tartar oluşumu varsa dental forsep ile alınabilir; fakat insanlarda da kullanılan dental  descaler (?) daha uygundur. Bu işlemlerden sonra tartar oluşumu yine ve hızla olacağından cilalama yapılmasında fayda vardır.

Diş etleri  çekilmeye başladıysa dişlerin temizlenmesi ve antibiyotik  tedavisi tüm gerekli olandır. Ancak, bazı durumlarda diş kökleri de dişler gibi enfekte olabilir.

Diş çekildikten sonra boşluk temizlenip çevresi dikilmesi gerekebilir.

Diş tedavsisinden sonra antibiyotik uygulama gerekebilir. Çoğu bakteri ağızdan girdiği için bu önemlidir.

Çoğu köpek diş hastalıklarından şikayet etmese de edenler vardır. Düzenli kontroller olası bir problemin fark edilip tedavsisini hızlandıracaktır.

Köpeğin yedikleri de çok önemlidir. Yumuşak şeyler yiyen köpeklerde diş hastalıklarının oluşma riski daha yüksektir. Bu nedenle tüm köpeklerin sert şeyler çiğneme isteklerinin karşılanması önemlidir.

Köpeklere parçalara ayrılıp sindirim sisteminde tıkanma ve kanamalara neden olacağından , ayrıca diş eti kanamalarına  hatta diş kırılmalarına neden olabileceğinden kemik verilmesindense özel kemirme kemiklerinin tercih edilmesi daha doğrudur.

Dişlerin Temizlenmesi

·         Köpek diş macunu ve çocuk ya da köpek diş fırçası kullanın

·         Köpeğin dişlerinin fırçalanmasına alışması için ona zaman tanıyın

·         Dairesel hareketlerle diş etlerinden dişin ucuna doğra yavaş yavaş fırçalayın

·         Haftada iki defa tekrarlayın

 

Yaralanmalar, Kırık Çıkıklar Kazalar, Zehirlenme, yılan sokması

Büyük ırk köpeklerin besinsel ihtiyaçları farklıdır. Yavru sahiplerinin  dengeli köpek mamalarının dengesiyle oynarak   ve daha iyi şeyler yapayım derken köpeğin iskelet sistemine çok daha büyük zarar vermeleri gerçekten de üzerine düşünülmesi gereken bir konudur.  

Sadece 15 sene önce Danualar 60-65 kg'da erişkinliğe ulaşırken şimdi 72-81 kg erişkin ağırlıkları haline gelmiştir. Yavruların gelişimindeki bu artışın görmezden gelinmesine artık bir son verilmelidir. Bir veteriner hekim, kliniğine getirilen köpeklerin büyük bir çoğunluğunun dört ayda erişkin boyutlarına ulaştığına dikkati çekmektedir.

Bu durum, iskelet hastalıkları gerçeğini de beraberinde getirmektedir. Bazı mitlerin tersine köpekler bu hastalıklara karşı korunmalıdır.

İnsanoğlu ve köpeklerin 15 000 yıllık geçmişine baktığımızda   güzellikleri, üretim amaçları ve özellikle de boyutlarının ana beslenme nedenleri olduğunu görmekteyiz. Ne yazık ki beslediğimiz köpeklerin erişkin olduklarında sahip olacakları etkileyici boyutlarını köpek henüz büyürken de görmek istiyoruz. Aslında  genetik olarak belirli olan büyüme oranı beslenme ile direkt alakalı değildir. Kötü beslenme negatif etkileyebilmesine rağmen   takviyeler vs daha iri bir köpek için garanti teşkil etmez. Biraz ürkütücü gelecek; ama bir çok köpek sahibi iri ve ağır bir yavrunun sağlıklı olduğuna inanmakta ve yavrudaki yağlanmanın sebebini köpeğin iştahına bağlamaktadır. Üreticiler de iri ve çabuk gelişen yavrulara sahip olmaya çalışmaktadır. Bazı köpek sahipleri köpeklerini daha iri yapabilmek için yanlış besleme yöntemleriyle hayvanları buna zorlamaktadır. Bütün bunlar büyüme oranlarını arttırıken madalyanın diğer yüzü olan "Gelişim İskelet Hastalıkları"nın artışına neden olmaktadır.

Beslenme ve Kemikler

En sık konu edilen gelişim iskelet hastalıklarının başında Osteokondrosis (OC) ve Kalça Displazisi (HD) gelmektedir. Bazı duurmlarda tam olarak gelişmemiş kemiklerin "büyüme plakları" adı verilen bölgelerinde (katmanlarında) bozukluk meydana gelir. Bu da kemik ve eklem deformasyonu ve atritis gibi iskelet problemlerine öncülük etmektedir.

"Büyük ırk yavru köpeklerinde gelişim ilk dönemlerinde aşırı kilo alımı HD riskini arttırır."

Osteokondrosis

OC durumunda büyüme plağı kartilagonun kemikleşmesi aksar. Omuz, dirsek, diz, kalça ve vertabralar etkilenen bölgelerdir. İki yaşından küçük köpeklerde kartilagonun incelip alttaki dokulardan ayrılması atritise neden olur. Kartilago kıkırdak bölgesinin baş kısmından koparsa osteokondrosis disekans (OCD) denilen ve ameliyet gerektiren bir durum baş gösterir.

Kalça Displazisi

Kalça displazisi ya da HD baldır ekleminin zayıf ve uyumsuz gelişiminden kaynaklanır. Bacağın üst kısmı baldır soketine uyum sağlayamaz. Sonuçta eklem kıkırdağı ve eklem kapsülü zarar görür. Ağrı ve topallama, hastalığın gelişmeye başladığı ilk bir sene içinde gözlenmeye başlar. Daha sonra dejeneratif eklem rahatsızlıkları baş gösterene kadar ağrılar azalabilir.

Riski Azaltma

Korumada şunlar prensip haline getirilmelidir:

·         En az üç nesillik genetik takip

·         Büyük ırk köpek sahiplerinin gelişim kemik hastalıkları konusunda bilgilendirilmesi

·         Sınırlandırılmış egzersiz

·         Büyüyen köpeklerin içinde bulundukları döneme uygun olarak formüle edilmiş mamalarla beslenmesi

·         Mamaya hiç bir ilave yapılmaması (kalsiyum vs)

Gelişim Hızlandırılmalı mı?

Çabuk büyüme gelişim kemik hastalıklarının oluşumunda bir köprüdür. Büyük ırk köpekler genetik olarak zaten hızlı gelişim gösterdiklerinden daha fazla risk altındadır. Büyük ırk bir köpek ilk bir yılında bir insanın ilk 14 yılında gösterdiği büyümeyi sergiler. Bu genetik potansiyel abartılı egzersiz, aşırı besleme ve dengesiz mineral katkısı gibi faktörlerle negatif karakter kazanır.

Beslenmenin Önemi Büyüktür.

Her ne kadar diet asıl neden olmasa da enerji (kalori) bakımından yoğun besleme, mineral ve vitaminlerin arttırılması iskelet gelişimi ve total vücut ağırlığının artmasına neden olur.  Yavruların aşırı beslenmesi halinde hızlı büyüme ile beraber kemik ve eklemlerde OC belirtilerinin görülmesi yadırganmaması gereken bir durumdur. Ayrıca kilo artışının, iskelet gelişiminden daha hızlı gerçekleşmesi halinde daha yeterince gelişmemiş iskelet bu ekstra ağırlığa dayanamaz. Diğer yandan HD oluşumu son yıllarda büyük artık göstermiştir.

Köpeklere verilen mama, besinsel kontrol daha kolay olduğundan büyük önem taşımaktadır. Gelişim dönemlerindeki dengesiz beslenme hayatlarının ileriki dönemlerinde sağlıklarının kötü yönde etkiler.

Günümüzde büyük ırk köpek yavrularının   gelişimlerini dengeli olarak kontrol eden özel mamalar formüle edilmiştir.

Asıl ilginç olan;  köpek sahiplerinin sözde bu hastalıkların önüne geçmek amacıyla yavruların mamalarına kalsiyum ekleyerek durumu umduklarının tam tersine çevirmeleridir. Kalsiyum pek çok besin maddesinden (kemik, süt, peynir vs) kolaylıkla elde edilebilen yaygın bir mineraldir. Bu nedenle kalsiyum eksikliğinden çok fazlalığından kaynaklanan iskelet hastalıklarına daha sık rastlanmaktadır. Yavru gelişme dönemi boyunca besinsel olarak aldığı tüm kalsiyumu kemiklerinde depolayarak negatif gelişime yol açar. Erişkin köpek vücuda alınan kalsiyumu dengeleyebilmesine rağmen genç köpekler metobalizmalarında bu minerali depolar.

Eskiden köpek mamalarında bulunan protein miktarının bahsedilen bu hastalıklarla alakalı olduğu düşünülürdü. Son dönemlerde yapılan araştırmalar mamalardaki protein miktarının gelişim kemik hastalıklarına neden OLMADIĞINI göstermiştir.

Kalça Çıkığı (Kalça Displazisi)

Kalça çıkığı köpekleri etkileyen en yaygın ortopedik hastalıklardan biridir. Her yaştan köpekte görülebilir. Şiddetli bir şekilde etkilenen köpekler genç yaşta belirtiler göstererek ilerki yaşlarda sürekli ağrı ile karşı karşıya kalabilirler. Yaşam kalitelerini koruyacak kadar ağrıları kontrol edilemediğinden bazıları uyutulmak zorunda bile kalabilir. Daha hafif vakalar yürüme ve ayağa kalkmada güçlük çektikleri kalça atritisine (eklem yangısı)   eğilimleri olduğundan köpeğin ilerleyen yaşıyla birlikte daha belirginleşebilir.

Kalça Çıkığı Nedir?

Kalça çıkığı tam kelime anlamıyla kalça eklemlerinin anormal gelişimidir. Femurun (baldır kemiği)  yuvarlak ve pürüssüz olması gereken baş kısmı sıkıca pelvisdeki (kalça kemiği) sokete (oyuğuna) yerleşeceği yerde femoral baş kısmı daha az yuvarlak ve oyuk daha geniş ve sğdır.

 

Bu eklemlerin birbiriyle normalden daha gevşek tutunmasına neden olur. Femoral baş kısmın soket içinde sağa sola hareketi arttığından inflamasyon (yangı), ağrı ve sonuç olarak eklem içinde yeni bir kemik formasyonu baş gösterir. Bu yeni kemik eklemei stabilize etmeye yardımcı olabilse de atritisle ilgili problemlere neden olur.

Kalça çıkığının gelişiminde bir kaç faktör sayılabilir.

Yavru köpeğin genetik mirası önemli bir elementtir; ancak gelişme döneminde beslenme ve egzersiz de önemli rol oynar.

Hastalığın rstlanma olasılığı fazla olan bir ırk (Alman Çoban Köpeği, Retrieverlar ve Rottweiler vs) alınacaksa anne ve babalarının kalça durumları hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Önemli üreticiler köpeklerinden yavru almadan önce köpeklerinin kalça sağlıklarını test ettirerek garanti altına almaya çalışırlar. Yavruyu seçtikten sonra her ne kadar sadece şiddetli vakalar bu kadar erken yaşta tespit edilebilse de veteriner hekiminizce kalçanın kontrol ettirilmesinde fayda vardır.

Belirtiler

Bir yaşın altındaki yavru köpeklerde kalça çıkığı, topallama, çömelerek ya da zıplayarak yürüme ve gergin adımlarla kendini gösterir. Ek olarak ağrının olduğu tarafta adale kaybı olurken dengede tutan diğer tarafta daha fazla adalelenme görülebilir. Hasta köpekler ağırlıklarını ön bacaklarına verdiklerinden arka bacakları daha zayıf kalırken ön kısımları daha gelişmiş bir görünüm sergiler.

Daha yaşlı köpeklerde benzer belirtilerkalça eklemlerindeki atritik değişmeler nedeniyle yavaş yavaş gelişebilir.

Bu tür köpeklerin üzerinde yapılan klinik muayene eklemde gevşeklik ve ağrı ortaya koyar. Eklemin gevşekliği için yapılan spesifik testler asetabulum (kalça soketi) içindeki femurun baş kısmının anormal hareketeini ortaya koyacaktır.

Röntgen eklemlerin anormal durumunu ve atritik değişimleri göstermede kullanılabilir. Yine de, kalça çıkığıyla alakalı ağrının bir kısmı   röntgen ile her zaman görüntülenemeyen yumuşak doku anormallikleriyle alakalı olabilir. Röntgen zararsız kemik değişiklikleri belirlese de ağrıyı kontrol etmek ve gelecek problemleri azaltmak için tedavi gereklidir.

Tedavi

Çoğu vakada en uygun tedavi anti-inflamatuvar ağrı kesiciler, sınırlandırılmış egzersiz ve dikkatli kilo kontrolü çevresinde odaklanır. Genç köpeklerde egzersizin sınırlandırılmasının yanı sıra büyüme hızının düşürülmesi ve uzun süreli kilo kontrolü atritis gelişimini düşürebilir. Tasmasız uzun koşular yerine tasmayla kontrollü yürüme, kalça çevresindeki yumuşak doku yapılarına olabilecek hasarı azaltması açısından önemlidir.

Kalça çıkığı olan yavrunun tasmasız egzersiz yapması en az 12 ay engellenmelidir. Yüzme, yer egzersizinin meydana getirdiği baskıyı azaltarak etkilenen eklemlerdeki hareketliliği korumak ve adaleleri güçlendirmek için faydalı olabilir.  Bazı veteriner hekimler eklemleri destekleyen adalelerin gelişimine yardımcı olmak için anabolik steroid enjeksiyonları yapabilir. Beslenme ve egzersiz kontolü ve anti-inflamatuvar ağrı kesici kullanımı ile topallayan genç köpeklerin % 75'i 12-15 aylık olduklarında normal ya da normale yakın olurlar.

Köpeklerin çoğunluğunda cerrahi operasyon uygundur. Acetebulum içinde femural baş kısmın yerine oturmasına yardım edebilecek pektinal kastan girilmesinden, kemiğe girilerek onları tekrar hizalamak için yapılan üçlü pelvik osteotomiye ve femoral baş kısmının ve asetebulumun çıkarılarak yerine sentetik baş ve soket konduğu tüm kalça değişimine kadar değişebilen bir kaç çeşit operasyon vardır.

Ek olarak, femoral baş kısmın alınması ve femurun gövde ve kalça soketi arasında sahte eklem oluşumu küçük köpeklerde etkili olabilir.

Cerrahi yöntemler, bildik medikal tedavilerden potansiyel olarak daha fazla risk taşımakta ve çok daha pahalıya gelmektedir. Ancak cerrahi müdahalenin gerekli olduğu vakaların çoğunda  potansiyel faydalar risklerin önüne geçer.

Doğru bakımla kalça çıkığı olan pek çok köpek mutlu bir yaşam sürmektedir. Yine de hastalığın fiziksel, duygusal ve maddi yanı oldukça fazladır.

BVA/KC Kalça Puanlama Programı

Kalça çıkığına meğilli  ırkların damızlık dişi ve erkek köpekler bir yaşını geçtiklerinde kalça röntgenleri alınır. Burada önemli olan köpeklerin sırt üstü bacakları açıkken röntgenlerinin çekilmesidir. Bu en iyi kalça resmini veren pozisyondur. Çoğunlukla bunun için genel anestezi gerekli olur. Röntgenler, soketin derinliği, kemiklerin biçimi ve birbirlerine ne kadar sıkı uyduklarını yansıtan her kalça eklemine puan veren bir uzmanlar paneline gönderilir.

Puanlar her kalça için 0-53 arasında (tüm köpek için 0-106) değişir. Puan ne kadar az ise kalça o kadar iyi durumdadır. Kalça puanları ırklarına göre ortalamanın altında olan köpekler üretimde kullanılmamaldır.

Hastalığın çok nedenli doğası ve genetik etmenin karmaşılığı nedeniyle BVA/KC programı tamamiyle mükemmel değildir. Mükemmel kalça eklemlerine sahip köpekler de kalça çıkığı olan yavrular doğurabilmektedir. Bu köpekler hemen üretim programından çıkarılmalıdır. Benzer olarak, kötü kalça eklemlerine sahip köpekler mükemmel yavrular doğurabilmektedir.

Yine de, bu program geleceğin köpeklerinden kalça çıkığı riskini azaltmak için bildiğimiz tek yöntemdir. Ana problem, dikkatli üreticiler bu programa bağlı kalsa da kötü kalça eklemli yavrular üretilmeye devam edilmektedir. Anne ve babaları kalça çıkığına karşı test edilenlerden daha ucuz olduklarından bu tür yavrular hala daha pazar bulmaya devam etmektedir.

Kalça Çıkığı (Hip Displasia)

Pek çok insanın kalça eklemlerini etkileyen bir kongenital atritis (eklem yangısı)  formu olduğunu düşünerek bu hastalık hakkında yanlış kanılara sahip olduğunu fark ettik. Kalça çıkığı olan köpeklerde şiddetli atritis görülmesine rağmen atritis birincil problem değil, displazinin ikincil sonucudur.

Tanımı

Köpeklerde Kalça Çıkığı, eklemi desteklemesi gereken adele, bağlayıcı dokular ve tendon gevşekliğinin neden olduğu bazen iki kalçayı da etkileyen kalıtsal bir hastalıktır. İri, çabuk büyüyen ırklarda daha yaygın olmakla beraber yavru büyüdükçe, normal kalçalarla doğmuş olsa bile eklemler anormal gelişme gösterebilir.

Hastalığı daha iyi anlamak için köpeğin kalça eklemine daha yakından bakalım.

Köpeğinizin kalça eklemi, arka bacağı vücuda bağlayan    soket-kemik başı biçiminde bir eklemdir. Kemiğin baş kısmı femura (kalça ve diz arasındaki uzun kemik) aittir. Soket (acetabulum da denir) ise pelvik (kalça) kemikde bulunmaktadır. Bu iki yapı, normal köpekte soket içinde kemiğin baş kısmının serbestçe hareket etmesine imkan tanıyan eklemi oluşturur.

Hareketi kolaylaştırmak için kemikler birbirine mükemmel bir şekilde uyacak biçimdedir ve tendon ve eklem kapsülü denen güçlü birleştirici doku bantlarınca bir arada tutulur. Kemiklerin birbirine değdiği   süngersi bir kıkırdak yüzey ile kaplı bölgeye eklem yüzeyi denir. Normal köpeklerde bu faktörlerin hepsi eklemin uyum içinde ve büyük bir stabilite ile çalışmasına yardımcı olur.

Displastik köpeklerde bu kemikler bir arada durmaz ve aslında birbirinden ayrı hareket eder. İki kemik arasındaki eklem kapsülü ve tendon, bu iki kemiğin eklem yüzeylerinin bir biriyle temasının ortadan kalkmasına neden olarak    gerilir. Bu iki kemik arasında gerçerkleşen ayrılmaya sabluksasyon denir ve hastalıkla ilişkilendirdiğimiz tüm problemlerin nedenini oluşturur.

İki kemik her hangi bir eklem içinde temasını kaybederse çevresindeki adeleler onları bir arada tutabilmek için büyük çaba sarfeder; fakat asla tamamen başarılı olamaz. Köpeğin ağırlığı nedeniyle femoral baş kısım soketin içinde ve dışında hareket etmeye başlar. Köpeğin her hareketiyle yastık görevi yapmaksızın eklem yüzeyinde birbirine sürtünen iki kemik alan bulunmaktadır.

Bu kemikler birbirine temas edip birbirini irite ettikleri her anda  yeni anormal şekilli kemik gelişimi başlar. Bu yeni anormal yapılı geliştikçe daha fazla iritasyona yol açar ve durum böyle devam eder. Buna atritis denir ve bildiğimiz en ağrı verici durumlardan biridir. Bir bilardo topuna benzeyen femoral baş kısım artık ayçiçeğe benzemektedir. Femoral baş kısmı içinde tutabilen soket (acetabulum) ise artık derinliğini kaybedip kemik parçacıklarıyla kaplıdır. Durum ilerleme gösterdikçe daha fazla ve yeni anormal kemik oluşumları baş gösterir ve ağrı artar.

Belirtiler

Hasta yavru köpekler 5-10 ay arasında arka bacaklarını kullanırken  hafif ile aşırı arasında derecelendirilmiş rahatsızlık belirtileri göstermeye başlar. Genellikle uzun süreli aktiviteden sonra köpeğin ayağa kalkmada ve yatmada zorlandığı fark edilir. Hayatın ilerki dönemlerinde belirtiler daha tutarlı bir hal olur ve aktivite düzeyi ne olursa olsun günlük olarak gözlenmeye başlar. Aşırı ağrı çeken erişkin köpeklerin aktivitesinde azalma olur. Koşmak ve merdiven çıkmakta isteksizleşirler. Ancak bazı köpekler yürüyüşlerini değiştirerek eklemleri çok kötü etkilenmesine rağmen ağrıyı azaltan hareket biçimleri geliştirebilir.

Tedavi

Geçmişte displastik köpeklerin tedavisi ağrı kesiciler ve anti-inflamatuvar ilaçlarla ağrının azaltılması ya da elimine edilmesi   ya da cerrahi operasyonla sınırlıydı. Bugün ise pek çok veteriner hekim ve köpek sahibi köpeklerine glucosamine HCI, Chondroitin Sulfat ve C Vitanimi içeren nutraceuticaller vererek inanılmaz gelişmeler sağladıklarını rapor etmektedir.

Displastik köpeklerde kilo alımını engelleyerek eklemler üzerindeki baskı azaltılmalı ve normal aktivite düzeyi  düzeyi ile adelelerin direnci korunmalıdır. Acı çektiğine dair belirti veren köpeklere bufered (?) aspirin verilebilir. Ortopedik bir yatak köpeğin rahat bir şekilde dinlenmesine imkan tanır.

Köpek erişkin olduğunda ağrılar dayanılmayacak kadar arttıysa cerrahi operasyon gereklidir.

Tanı ve Önlem

Köpeklerde kalça çıkığı tanısının konması bu yıkıcı hastalığın eliminasyonu için de umut sağlar. Sadece röntgen ile tanı konabilir ve yine röntgen ile hastalığın önlenmesini umabiliriz. Röntgen çekilmediği sürece arka bacaklarında topallık gözlenen bir köpek konusunda olumlu düşünemezsiniz. Yine röntgen çekilmeden topallamayan bir köpekte de kalça çıkığı hiç olmadığı konusunda emin olamazsınız.

Kalça Çıkığı bir nesilden diğerine kalıtsal olarak geçen bir hastalıktır. Kimseye aksini idda etmesine izin vermeyin. Displastik anne ve baba, yavrularına da bu hastalığı geçirecektir. Bugün yavrular 24 aylık olduklarında röntgen yardımıyla displastik olup olmadıklarını anlayabiliyoruz. Bu röntgenler OFA'ya ( Orthopedic Foundation for Animals) gönderilir ve kalça çıkığı belirtisi göstermeyen köpeklere sertifika verilir.

Sadece sertifika almış köpekleri üretimde kullanarak bu hastalığın önüne geçebiliriz. Köpeklerine röntgen çektirmeyen üreticiler çözümün bir parçası değildir. Özellikle de büyük ırk bir köpek almayı planlıyorsanız üreticiden armanız gereken ilk şeyin OFA sertifikası olması gerekmektedir.

KAZALARLA BAŞA ÇIKMA

Köpeğinizin başına bir kaza geldiğinde paniklemektense bu makaleyi okuyarak hazırlıklı olun.

Köpeklerimizin başına gelebilecek her çeşit acil durum için bir kurs açmak neredeyse imkansız. Yine de, köpek sahipleri ilk yardımın prensiplerini iyi anlayacak olurlarsa her hangi bir acil durumla etkili bir şekilde başa çıkmayı başarabilirler.

 

ÖNCELİKLER

Acil bir durumda ilk önceliğiniz sizin ve diğer yardımcı olabilecek kişilerin güvende olduğundan emin olmaktır. Yaralanırsanız köpeğinize hiç bir faydanyz dokunmayacaktır. Yaralanmış olsa da köpeğin size zarar veremeyeceğinden de emin olmakta fayda var. En uysal ve itaatkar köpek bile acı çekiyorsa saldırganlaşabilir.

Köpeğin ısırabileceğinden şüpheleniyorsanız bandaj ya da benzeri bir materyalden ağzını bağlamak için bir ağızlık yapabilirsiniz. Gevşek bir düğüm oluşturup bunu köpeğin çenelerinden geçirin ve çene altından düğümü sıkılaştırıp uçlarını kulak arkasından ikinci bir düğümle sağlamlaşKöpeğin ısırabileceğinden şüpheleniyorsanız bandaj ya da benzeri bir materyalden ağzını bağlamak için bir ağızlık yapabilirsiniz. Gevşek bir düğüm oluşturup bunu köpeğin çenelerinden geçirin ve çene altından düğümü sıkılaştırıp uçlarını kulak arkasından ikinci bir düğümle sağlamlaşKöpeğin ısırabileceğinden şüpheleniyorsanız bandaj ya da benzeri bir materyalden ağzını bağlamak için bir ağızlık yapabilirsiniz. Gevşek bir düğüm oluşturup bunu köpeğin çenelerinden geçirin ve çene altından düğümü sıkılaştırıp uçlarını kulak arkasından ikinci bir düğümle sağlamlaştırın.

Kendinizi güven altına aldıktan sonra en iyi yöntemi izlemek için doğru değerlendirmeyi yapmanız gerekir. Öncelikle yapmanız gerekenleri akıldan çıkarmamak zorundasınız: köpeği hayatta tutmak, yaraların kötüleşmesini engellemek ve mümkünse hayvanın iyileşmesine yardımcı olmak.

YAŞAMSAL BELİRTİLER

Yapylacak ilk i? köpe?in ya?amsal belirtilerini kontrol etmektir. Ynsan ilk yardymynyn ABC kriterlerini takip edin.

A Solunum Yolu Açık Mı?

Değilse, köpeğin boynunu dik tutup mukus ya da benzeri maddeleri solunum yolundan uzaklaştırın. Nefes almakta güçlük çekiyorsa ya da boğazına bir şey takıldığından şüphe ediyorsanız siz ağzını açık tutarken bir başkası da tıkayan cismi dışarı çıkarmaya çalışmalıdır.

Çenelerini ya ellerinizle ya da her çene için bandajla birer düğüm atarak açık tutmaya çalışın. Başka biri de dili tutup dışarı çekerek ağzın açık kalmasını sağlayabilir. Daha sonra bir pens kullanarak yabancı maddeyi dışarı çıkarın.

B Köpek Soluk Alyyor Mu?

Göğüs kafesini izleyin ve elinizle burun deliklerinden hava giriş çıkışını hissetmeye çalışın. Normal şartlar altında bir köpek dakikada 10-30 kez nefes alır; fakat yaralı bir köpek acı ve stresten dolayı daha hızlı nefes alıp verecektir. Köpek soluk almıyorsa yanlarını ovarak stimule edebilirsiniz.

Ağzı kapalı tutulup burnundan hava üfleyerek bir köpeğe suni solunum yaptırılabilir.

C Kan Dolaşımı Nasıl ?

Dirseğinin hemen arka hizasında kalp atışını ya da üst baldırın iç tarafından nabzını hissedip hissetmediğinizi anlamaya çalışın. Normal şartlar altında bir köpeğin kalp atışı hızı dakikada (boyutuna bağlı olarak) 70-140'tır. Yaralı bir köpeğin kalbi çok daha hızlı atacaktır.

Köpeğin diş etlerinin rengine bakın. Pembe olması gerekir. Kalp atışı yoksa insana yapıyormuşcasına kalp masajı da yapabilirsiniz;ama bunun başarılı olma şansı çok yüksek olmayabilir.

Ne kalp atışı ne de solunum yoksa köpek doğal olarak ölmüş demektir. Köpeğin öldüğünden şüpheleniyorsanız parmağınızın ucu ile gözlerinin üzerine hafifçe dokunarak refleks verip vermediğini kontrol edin. Hayvan sadece bilinçsizse göz kırpacaktır.

Yaralı köpek hala yaşıyorsa yapmanız gereken ikinci şey bilinç düzeyini tespit etmektir. Onla konuşmayı deneyip sizi duyup duymadığından emin olun. Bilinci yerinde değilse acil veteriner hekim müdahalesi gerekiyor demektir.

Yaşamsal belirtileri değerlendirdikten sonra kanamalar olmak üzere diğer yaralanan bölgeleri tespit edin. Durumun acil bir bakım gerektirip gerektirmediğine karar verin.

Yine de tüm bunlara bir veteriner hekimin karar vermesi gerektiğini de unutmayın. Bu nedenle en kısa zamanda köpeğinizi bir kliniğe götürmenizde fayda vardır. Köpeğiniz acil bir bakım gerektirmiyorsa bu dönem içinde nasıl bir tedavi süreci geçirmesi gerektiğini veteriner hekiminiz size bildirecektir.

Kaza yerinde müdahele çok önemli olmasına rağmen çoğu durumda köpeği en kısa zamanda bir veteriner kliniğine yetiştirmek hayati önem taşıyabilir. Bazı veteriner klinikleri ya da hastanelerinde ambulans servisi vardır. Yaralı köpeği nakletmeye hazırıklı olun. Kliniği arayıp önceden yaralanma hakkında bilgi vererek veteriner hekimlerin hazırlık yapmasını ya da hazırlıkı gelmesini sağlayabilirsiniz.

Kliniğe vardığınızda köpeğinizi acil müdahale için veteriner hekimin ilgisine bırakmak zorunda kalabilirsiniz. Sizin için endişelenmektense tüm konsantrasyonunun köpeğin üzerinde yoğunlaştırdığında veteriner hekim daha faydalı olacaktır.

Bu arada veteriner hekim tavsiyesi olmadan köpeğe hiç bir ilaç verilmemesi çok önemlidir. Anestezi gerekebileceğinden yaralı köpeğe ne su ne de yiyecek verilmemelidir.

NE YAPMALIYIM ?

Bilinçsizlik/ Ayağa kalkamama

  • Araba çarpması gibi traumatik bir yaralanma ile karşı karşıya olan bir köpek, başka yarası olmamasına rağmen şok nedeniyle ayağa kalkmayacak durumda olabilir. Şok, kalp atış ve solunum artışına neden olurken bacaklarda kan dolaşımının azalmasına yol açar. Bu da diş etlerindeki mukozal membranların renginin solmasına neden olur. Daha ciddi altta yatan semptomlar yoksa şok belirtileri genellikle kademeli olarak azalır.
  • Aşırı kan kaybı benzer belirtilere neden olabilir; fakat zamanla daha da kötüleşir. Bilincin azalması gibi belirtiler nüksedebilir. Kan damarları zarar gördüğünde veya köpek fare zehiri yediğinde dış kanama belirtileri olmayabilir. Bu belirtiler acil veteriner hekim müdahalesi gerektirir.
  • Kafa yaralanmaları, beyin sarsıntısı ya da beyin hasarları nedeniyle bilinç kaybına neden olabilir. Bu belirtiler, kısa sürede şişme ve beyindeki sıkışma nedeniyle şiddetlenebilir. Acil müdahale gereklidir.
  • Kalp yetmezliği, özellikle heyecan ve egzersiz sonrası bilinç kaybına neden olabilir. Köpekler insanlardaki gibi kalp krizi geçirmeseler de ani nefessiz kalma, adalelerde zayıflama ve mukozal membranlarda solmaya neden olan kalp dolaşımında ani düşüşlerden zarar görebilirler. Çoğu durumda bu tür ataklar sadece bir kaç saniye sürer ve sonra köpek normal davranışlarına geri döner. Köpeğin sakinleşmesinden sonra veteriner hekimine göstermekte fayda vardır.
  • Köpeklerde felç çok yaygın olmasa da beyinde azalan kan dolaşımı nedeniyle ayakta durmada ya da dengesini korumda yetersizlik gibi sinir sistemi belirtilerinin takip ettiği ani bilinç kayıpları gerçekleşebilir. Durumunun aciliyetine bakarak veteriner hekim müdahalesi şarttır.
  • Kasılmalar gerçekleştiğinde benzer belirtiler gözlemlenebilir; yine de bilinç kaybının yanı sıra adele kasılması, bacakların seyirmesi, gözlerin kayması ve hatta bilinçsiz idrar ve dışkı yapımı gibi belirtiler de ortaya çıkabilir. Bu durumda köpek mümkün olduğunca sessiz ve sakin bir yerde tutulur. Beş dakika içinde köpek kendine gelmezse acil veteriner hekim müdahalesi gerekir.
  • Belkemiği ile ilgili yaralanmalar ya da çeşitli kemik kırılmaları da hayvan tamamen bilincini korumasına rağmen ayağa kalkıp hareket etmeyi engelleyebilir. Bu gibi durumlarda köpek çok dikkatli bir biçimde taşınmalıdır. Kalın bir mukava parçasında pratik bir sedye yapılabilir. Belkemiği hasarından şüpheleniliyorsa en kısa zamanda köpeği mümkün olduğunca dikkatli karton sedyeye almakta fayda vardır. Öncelikle köpeğin ağzını bağlayın. Sonra da çabuk fakat büyük dikkatle köpeği arka tarafından sedyenin üzerine çekerek kaydırın.
  • Köpek boğulduysa köpeği yana yatırıp hayati belirtileri incelemeden önce arka ayaklarından köpeği sallandırarak ciğerlerindeki suyun dışarı çıkmasını sağlayın. Köpeğe güneş çarpmış ise onu hemen gölgeye alıp vücut ısısını düşürmek için hortumla üzerine yavaşça su tutun. Elektrik çarpması durumunda köpeğe yaklaşmadan önce elektrik kaynağından uzak olduğundan emin olunmalıdır. Bu durumların hepsinde de veteriner hekim müdahalesi gereklidir.

 

YARALAR

Köpeğin kan kaybından ölmesine neden olabilecek çok az durum olmasına rağmen aşırı kan kaybına neden olan yaralar acil müdahale gerektirir. İçinden kan sızan bir yara olası bir atardamar kesiği belirtisi gösterdiği için şiddetle kanı dışarı pompalayan bir kesikten daha az ciddidir. Sıkı bir bandaj uygulayarak ya da temiz bir havlu ile yaranın ağzı kapatılmaya çalışılarak aşırı kan kaybı engellenebilir. Hızlı veteriner hekim müdahalesi önemlidir. Baskı bandajı alınmadıysa ve iki ile dört saat arasında yaraya gerekli bakım yapılmadıysa bandajın neden olduğu baskı ciddi problemlere neden olabilir. Turnikeler kan kaybını azaltmada kullanılabilir; fakat baskı ile ilgili hasara daha fazla yol açabileceğinden tavsiye edilmez.

alınmadıysa ve iki ile dört saat arasında yaraya gerekli bakım yapılmadıysa bandajın neden olduğu baskı ciddi problemlere neden olabilir. Turnikeler kan kaybını azaltmada kullanılabilir; fakat baskı ile ilgili hasara daha fazla yol açabileceğinden tavsiye edilmez. alınmadıysa ve iki ile dört saat arasında yaraya gerekli bakım yapılmadıysa bandajın neden olduğu baskı ciddi problemlere neden olabilir. Turnikeler kan kaybını azaltmada kullanılabilir; fakat baskı ile ilgili hasara daha fazla yol açabileceğinden tavsiye edilmez.

İç organların da dahil olduğu yaralar steril bir bezle üzeri kapatılıp acil veteriner hekim müdahalesine bırakılmalıdır. Bu durumlar nadir olmasına rağmen bir köpek karnındaki dikişleri açtığında ya da sert ve kesici bir şey ile bedeninde kesiklere neden olduğunda bu tür yaralar çok tehlikelidir.

Bir köpek sert bir cismin kendisine saplanmasına neden olursa bu cismi onun vücudundan siz çıkarmayın. İç organları zedelemeden bunun bir veteriner hekim tarafından yapılması hayati önem taşıyabilir.

 İçinden sadece kan sızan daha az şiddetli yaraların ciddiyetini anlamak için dikkatlice kontrol edin. Yakınındaki her hangi bir eklemin ne kadar zarar gördüğünü anlamak için veteriner hekiminize göstermeniz gerekebilir. Deri altında dokusu olan yaralar dikiş, çok küçük olmasına rağmen hemen her yara antibiyotik tedavi gerektirebilir.

 Yaraları daima temiz tutun. Sineklerin açık yaralara kurtçuk bırakması dikkatle engellenmelidir.

 YANIKLAR

Yanıklar yaralar gibi kolaylıkla enfekte olabilir ve veteriner hekim müdahalesi gerektirir. Buna ek olarak büyük çapta yanıklar vücut suyu kaybına kısaca dehidrasyona neden olur. Her türlü yanığın üzerinde önce ısıyı düşürmek için su kullanılmalıdır. Soğuk kompres de ayrıca uygulanabilir. Köpek bir yangından kurtarıldıysa duman solunumu da ciddi akciğer hasarına yol açacağından acil ilk yardım tedavide büyük önem taşır.

urtarıldıysa duman solunumu da ciddi akciğer hasarına yol açacağından acil ilk yardım tedavide büyük önem taşır.

 

BÖCEK VE YILAN SOKMALARI

Yılan sokmaları, özellikle de dünyanın bu kısımlarında engerek ısırğı, ölümcül olabilir. Acil müdahale şarttır ve mümkün olduğu yerde hemen panzehir enjeksiyonları yapılmalıdır. Böcek sokmaları genellikle ağız ve boğaz bölgelerinde gerçekleştiğinden yine acil müdahale gerektirebilir. Bu durumda sokulan yeri yıkayıp veteriner hekiminizden yardım isteyin.

 TOPALLAMA

Vücut ağırlığıı taşımada isteksizlik gösteren her hangi bir topallama belirtisi hemen veteriner hekim muayenesi gerektirir. Bu tür topallamalar dışarda koşu sırasında eklem hasarları, adele yırtılmaları ya da daha kötüsü kırıklardan kaynaklanabilir. Her durumda da acil bakım şarttır. Kırık bacak, köpek veteriner kliniğine götürülürken mümkün olduğunca sabit tutulmalıdır. Hasta ya taşınmalı ya da bir battaniye içinde nakledilmelidir. Kırık bacağı üstte tutmak kontrolünü kolaylaştırabilir.

DAHA AZ CİDDİ TOPALLAMALAR

Topallama ya da ara ara ayağı yukarda tutma gibi belirtiler gözlemlenebilir. Bu tür problemler yavaşça gelip aniden gelişme gösterebilir. 24 saat içinde veteriner müdahalesi şişme ya da ağrılı bölgeler için gereklidir. Bazı hafif incilmeler ya da burkulmalar dinlenme ve anti-inflamatuar tedavi ile geçebilirken diğerleri daha ciddi bir tedavi gerektirir.

 GASTRO-İNTESTİNAL ACİL DURUMLAR

  • Mide dönmesi (bloat) her zaman müdahale edilmesi büyük aciliyet taşıyan bir durumdur. Çoğunluk, büyük miktarda yemeklerden sonra derin göğüslü ırklarda rastlanır. Mide dönmeye başladıysa karnın şişmesi, huzursuzluk ve kusmaya çalışma gibi belirtilerle kendini gösterir. Cerrahi müdahale yapılmazsa ölümcüldür.
  • Köpek, oyuncak veya taş gibi yabancı cisimler yuttuğunda bağısaklarda tıkanma veya hasar gerçekleşebilir. Bu genellikle kusma ve karın ağrısına neden olabilir. Daha acil durumlarda diş etleri morumsu bir renge dönüşür. Ameliyat gerekebilir.
  • Zehirlenmeden şüpheleniliyorsa veteriner hekiminiz söylemeden köpeğinizi kusturmaya çalışmayın. Bunun yerine köpeğinizin yediği şeyi ya da alakalı her hangi bir bilgiyi, paketi veteriner hekiminize götürün. Eğer köpeğiniz cilt yolu ile her hangi bir toksik maddeye maruz kalmış ise sudan başka bir şeyle onu yıkamayın

İDRAR YOLLARI

İdrar yapmada zorluk çekme idrar yollarında yırtılmalara neden olacağından acil müdahale gerektirir. Köpeğinizin idrara çıkmada zorluk çektiğinden şüpheleniyorsanız en kısa zamanda veteriner hekiminizden randevu almanız gerekir.

GÖZ YARALANMALARI

Gözler aşırı derecede hassastır ve her hangi bir yaralanma bile acil bakım gerektirir. Yabancı bir cismin köpeğinizin gözü içinde olduğundan şüpheleniyorsanız bir veteriner hekim görünceye kadar hiç bir şey yapmadan köpeğin bu bölgeyi kaşımasını engellemek yapılacak en önemli şeydir. Eğer göz dışarı doğru şişmişse nemli bir steril bezle veteriner hekiminize gidinceye kadar göz yüzeyini kurumaktan koruyun.

TEDBİR...

...tedaviden daha iyidir. Bazı kaza ile gerçekleşen olaylar engellenebilir. Köpeğinizin bulunduğu çevreye dikkat edin. Ev ve bahçede kullandığınız kimyasal maddeleri köpeğinizin ulaşamayacağı yerlerde tutun. Çikolata, ilaçlar ve çocuk oyuncaklarını ayak altında bulundurmayın.

Köpeğinizin taş veya tahta parçaları gibi şeyleri kemirmesine izin vermeyin. Hiç bir köpek yol yakınlarında tasmasız dolaştırılmamalı, camlar açık bırakılsa bile sıcakta araba içinde bırakılmamalıdır. 

Ve son olarak veteriner masraflarının önemini ne kadar vurgulasak azdır. Ayrıca köpeğinizin neden olduğu tüm zararlardan da sizin sorumlu olduğunu unutmayınız.

Deri Problemleri, Yaşkı köpek bakımı , Deri Bakımı, Diğer Hastalıkları

Köpeklerin %10'u deri hastalıklarından şikayetçidir. Belirtiler, kızarmış, kuru ve döküntülü deriden yalama, ısırma ve kaşımaya kadar değişiklik gösterebilir. Köpeklerimizin deri problemlerinin nedenleri tam olarak açıklanamasa da belirli faktörlerin bu konuda rol oynadığını biliyoruz.

ALLERJİLER

Kediler, atlar ve insanların aksine köpeklerin birincil allerjen reseptörleri solunum sisteminden çok deridedir. Diğer türler hapşırarak, öksürerek ya da sulanan gözlerle tepki verirlerken köpekler, neredeyse her zaman ister solunumla alınsın, ister yensin ya da deri yolu ile temas edilsin deri rahatsızlıkları geliştirerek tepki verirler. Başlangıçta bir çeşit ürtikerya gibi başlayabilKediler, atlar ve insanların aksine köpeklerin birincil allerjen reseptörleri solunum sisteminden çok deridedir. Diğer türler hapşırarak, öksürerek ya da sulanan gözlerle tepki verirlerken köpekler, neredeyse her zaman ister solunumla alınsın, ister yensin ya da deri yolu ile temas edilsin deri rahatsızlıkları geliştirerek tepki verirler. Başlangıçta bir çeşit ürtikerya gibi başlayabilir; fakat bunun fark edilmesi güçtür ve köpek sahibince nadiren keşfedilir. Köpek, kaşıntı ile tepki verir. Bu derinin zarar görüp hassasiyetinin artmasına neden olur ve tıpkı sivri sinek ısırığından sonra bizlere olduğu gibi enfeksiyon gelişebilir.

KÖPEK MAMALARI

Bazı insanlar köpek mamalarındaki katkı maddelerinin köpeklerede allerjik reaksiyonlara yol açtığına inanır. Son zamanlarda bu konuda yoğun tartışmalar olsa da tam sonuç elde edilememiştir. Yine de bazı köpekler yedikleri yiyeceğe karşı allerjik reaksiyon geliştirebilir; ama bu hala köpeğimizi ev yemeği ile beslemenin daha doğru olduğu anlamına gelmemektedir. Köpeklerin besinsel gereksinimleri oldukça spesifiktir. Köpeklerimizin her zaman veteriner hekimlerinin tavsiye ettiği tam ve dengeli bir mama ile beslenmesi gerekmektedir.

Derilerinde duyarlılık gösteren köpekler belli bir süre hipoallerjik dietlerle beslenmelidir ( en az dört hafta ile altı hafta arası gibi, her hangi bir değişiklik görmek için bu denli uzun zaman geçebilir). Bu tür dietleri veteriner kliniklerinde bulabilirsiniz. Çoğunlukla Derilerinde duyarlılık gösteren köpekler belli bir süre hipoallerjik dietlerle beslenmelidir ( en az dört hafta ile altı hafta arası gibi, her hangi bir değişiklik görmek için bu denli uzun zaman geçebilir). Bu tür dietleri veteriner kliniklerinde bulabilirsiniz. Çoğunlukla glutensizdirler ve içeriğinde kuzu eti ve pirinç kullanılır.

Köpeğinizin dietini değiştirirken sindirim sitemi bozukluklarını engellemek için her zaman kademeli bir geçişi takip edin.

Deri hassasiyetine sahip köpeklerde ayrıca dışardan ufak tefek ödül yiyecekleri verilmemesi de gerekiyor. Renklendirici ve lezzetlendirici katılmış ödül yiyecekleri duyarlı köpekler için allerjik olabilir.

ÇEVRE

Bazı köpekler çevrelerinde, yataklarında kullanılan kumaş dokusuna, deterjan, halıdaki mitelara, toza, polenlere, pire ve evdeki diğer hayvanlara karşı allerjik reaksiyon gösterebilir. Kan testi, köpeğiniz allerjik olup olmadığını belirlerken neye allerjik olduğuna dair özel testler de bulunmaktadır.

Deri hassasiyetine sahip bir köpeğiniz varsa halı ve yattığı yerde kokulu deterjan kullanımından kaçınıp, yatağını saf pamuklu materyelden yapabilirsiniz; ayrıca potansiyel allerjenleri köpeğiniz bulunduğu çevreden uzak tutarak durumunda her hangi bir iyileşme olup olmadığını da görebilirsiniz.

PARAZİTLER/ KONAKÇILAR

Pire: Dış parazitler köpeklerdeki deri hastalıklarında çok büyük rol oynar. Pek çok köpek az miktarda pireye tölerans gösterse de çoğu, tek bir ısırıkla bile allerjik kaşıntılı reaksiyon göstermektedir. Bahçede ya da dışarda yürüyüş esnasında köpeğiniz kirpi ve kuş piresinden, kedi, fare, insan ve köpek pireleri gibi çeşitli tipte pirelerle karşı karşıyadır. Tüm bu pireler köpeğinizi ısırıp allerjik kaşıntıya neden olabilir. Evde kedi ya da köpeğinizi ısıran pireler yumurtlar ve yumurtalar halınının tüyleri arasına düşer. Bazen iki yıl boyunca bu yumurtalar çatlamdan varlıkların sürdürebilir.

Isı ve hareket yumurtaların çatlamasına neden olabilir. Böylece daha önce ev hayvanı beslenen bir eve taşındığınızda hareketle beraber binlerce pirenin yumurtadan çıkmasına neden olabilirsiniz. Ne kadar çok ev hayvanınız varsa (özellikle de kedileriniz) o kadar pireye sahipsiniz demektir. Bu nedenle yıl içinde düzenli olarak hayvanlarınızı pireye karşı ilaçlamalısınız.

Bu, evi spreyleyerek ve kedi ve köpeğinizin üzerindeki canlı pireleri ilaçla öldürerek sağlanabilir. Burada önemli olan yumurta halindeki olası bir ordunun önüne geçmek ve yeni gelen erişkinlerin üremelerinin engellemektir.

Pet shoplar ve veteriner kliniklerinden bu amaçla alınabilecek pek çok ürün bulunmaktadır. Ben mümkün olduğunca pire tozundan kaçınırım; çünkü tüyler arasında kalan kalıntıları yine kaşıntıya neden olabilir. Şampuanlar köpek üzerindeki pireleri öldürür ama hemen sonra yeni gelenleri engelleyebilecek etkiden uzaktır. Pire tasmaları işe yarasa da etken maddesinin etkililiği ve köpeğin boyutu yararlılığında büyük rol oynar.

Çoğunlukla en etkili ürünleri veteriner hekiminizin tavsiyesi ile bulabilirsiniz. Bunlar ya köpeğinizin derisine uygulanan ve erişkin pireleri uzun süre üzerinde yaşamasına izin vermeyen damla tipi ürünler ya da pirelerin üreme yetisini ortadan kaldıran tabletlerdir.

Evdeki diğer ev hayvanlarını da köpeğiniz ile birlikte ve özellikle evin tabanını, köpeğin yattığı yeri larvalara karşı ilaçlanması gerektiği unutulmamalıdır.

Uyuz: Deri hastalıklarına neden olan diğer parazitler daha az yaygın ve genel olarak sadece enfekte hayvanla direkt kontak kurulduğunda geçtiğinden tedavisi daha kolaydır. Hasta tüm hayvanları tedavi ettikten sonra enfestasyonun ortadan kalkması mümkündür.

Çıplak gözle görülmeyen ve özellikle kafa, kulaklar, boyun ve patilerde kaşıntı ve kızarıklığa neden olan uyuz mite'ları ve lice (1 mm'lik küçük soluk görünüşlü bir dış parÇıplak gözle görülmeyen ve özellikle kafa, kulaklar, boyun ve patilerde kaşıntı ve kızarıklığa neden olan uyuz mite'ları ve lice (1 mm'lik küçük soluk görünüşlü bir dış parazit) bu tür parazitlerdendir.

Kene: Keneler nemli ve sıcak iklimlerde özellikle bol bulunan 1-5 mm uzunluğunda köpeğin derisine tutunup kan emerek yaşayan canlılardır. Beslenirken hem hastalık bulaştırabilir hem de kaşıntıya neden olabilirler. Keneyi köpeğinizin derisinden çıkarmanın en iyi yolu üzerine alkol damlattıktan sonra deriye tutunduğu yere yakın yerden yakalayıp çenelerini orada bırakmamak şartyıla vida sökercesine hareketlerle onu oradan almaktır. Çenesinin orada kaldığını siyah bir noktanın deri içinde görünür olmasından anlayabilirsiniz. Bunun enfeksiyona yol açabileceğini bildiğimizden olası bir antibiyotik tedavisi için köpeğinizi veteriner hekiminize götürmenizde fayda vardır.

Keneyi deriden çıkarmanın diğer yolları ise Frontline kullanmak, vazelinlemek ya da tırnak cilası ile üzerinden geçmektir. Bu yöntem sonucunda kenenin düşmesi 24 saatten fazla zaman alabilir. Asla keneyi sigara ile yakmaya çalışmayın.

Sıkıntı, Stres, Acı: Bazı köpekler sıkıntı ve stresten dolayı özellikle patilerini ve bacaklarının iç kısımlarını saplantılı bir biçimde yalayarak tepki verirler. Bu sorunun üzerinden gelmek daha güç olabilir. Köpek, yalama hareketini beynindeki endorfinin (mutluluk hormonu) salımına neden olduğundan dolayı alışkanlık yapabilir. SapSıkıntı, Stres, Acı: Bazı köpekler sıkıntı ve stresten dolayı özellikle patilerini ve bacaklarının iç kısımlarını saplantılı bir biçimde yalayarak tepki verirler. Bu sorunun üzerinden gelmek daha güç olabilir. Köpek, yalama hareketini beynindeki endorfinin (mutluluk hormonu) salımına neden olduğundan dolayı alışkanlık yapabilir. Saplantılı yalama alışkanlığı deriye zarar vererek enfestasyona neden olabilir.

Bunu tedavisi köpeğin stres düzeyini azaltmaya çalışmak ve uzun süre yalnız bırakıldığında interaktif oyuncaklar sağlanarak başarılabilinir. Düzenli egzersiz en önemli tedavi yöntemidir. Çocukların tırnaklarını yemesini engellemede kullanılan acı elma spreyi ve hardal bu alışkanlığın hızının kesilmesinde etkili olabilir; fakat bu maddeler açık yara üzerine asla uygulanmamalıdır.

Diğer bir yöntem ise kendini yalamasını engellemek için siz evde yokken ona Elizabeth tasması takmaktır.

Bazı köpeklerde eklemlerindeki ağrılardan dolayı sürekli bu bölgeleri yalayabilir. Bu nedenle sorunun bundan kaynaklanmadığından emin omanız için veteriner hekiminize kontrol etmekte yarar vardır.

GENEL DERİ BAKIMI

Deri hassasiyetlerini engellemek ve köpeğinizin sağlıklı bir deri ve tüylere sahip olması için yapabileceğiniz başka şeyler de vardır. Köpeğinizi sık sık yıkamaktan ve yağlanmayı engelleyici ve kokulu şampuanların kullanılmasından kaçınılması bunlardan sadece ikisidir.

Sağlıklı köpeklerin en fazla ayda birden fazla yıkanmaları doğru değildir. Çoğu köpek yılda bir ya da iki kezden fazla yıkanmaya gerek duymaz. Bebek şampuanı, bazen köpek şampuanları bazı köpekler için bile çok güçlü geleceğinden çoğu köpek için iyi bir seçenektir. Sülfür, kömür katranı veya çay ağacı yağı içerenler de faydalıdır.

Bazı besinsel etmenler de köpeğinizin derisin sağlıklı görünmesine yardımcı olabilir: bunlar esansiyel yağ asitleridir. Bunların en önemlileri gamma linolenik asit, eichosapentanoic asit ve docosahexanoic asittir. Bu yağ asitleri özel olarak dengelendirilmiş köpek mamalarından bulunur.

Pek çok köpek kaloriferli evlerdeki ısıyı çok sıcak bulur. Yıl boyunca tüy dökerken scıaktan kaşınmaya da başlayabilir. Daha serin bir odada yatağının bulunması onu daha rahatlatacaktır.

Bazı köpekler, çoğu doğal olarak boşaltsa da, anal bezlerinin dolması nedeni ile arka kısımlarını sık sık kaşıyabilir. Bu tür bir kaşıntı ile karşılaştıysanız köpeğiniz için veteriner hekiminden randevu alma zamanı gelmiş demektir. İç parazitler de köpeğimizin arka kısmında ve patilerinde kaşıntıya neden olabilir; bu nedenle düzenli parazit tedavisi önemlidir.

Her türlü deri lezyonları düzenli olarak temizlenip steril tutulmalıdır. Derideki yaralar sulandırılmış iodine veya salin solüsyonu ile temizlenebilir. Diğer antiseptikler bazen inflamasyona neden olabilir.

Uygun olup olmadığına veteriner hekiminizle karar vermeden antiseptik krem veya toz kullanmaktan kaçınmanızda da fayda vardır. Deri problemleri ortaya çıktığında hızlı veteriner hekim müdahalesi en iyi çözümdür.

Hassas deriye sahip köpekler tüm allerjenleri devamlı hayatından uzak tutamadığımızdan sürekli bir tedaviye gerek duyabilir. Yine de sıkı bir dış parazit tedavisi ve hipoallerjik dietle beslenme bu durumu kontrol altına alabilir.

Anal Bez Problemleri

Köpeklerde genel sağlık problemlerinden bahsediliyorsa anal (koku) bezleri etkileyenlere değinmemek olmaz. Bu bezler anüse göre saat dört ve sekiz istikametinde konumlanmıştır.  Kahverengi ve güçlü kokulu bir  sıvı salgılarlar. Dolu olduklarında köpeğin boyutuna bağlı olarak bir bezelyeden   bilye büyüklüğüne kadar değişiklik gösterebilirler.

Salgılanan sıvı, kanallar yolu ile anüsün içine boşaltılır. Normal şartlarda köpekler dışkılarını yaptıklarında bir kaç damla da anal sıvıyı dışarı atarlar. Böylece diğer köpeklere de cinsel durumları ve statüleri hakkında mesaj göndermiş olurlar. Bu bezler korkuya karşı bir tepki olarak da boşaltılabilir.

Kanalların tıkanması çeşitli sorunlara neden olabilir. Bazı köpekler anormal şekilde dar kanallara sahiptir ve bu durum onları kanallardaki tıkanmaya yatkın kılar. Şişman köpekler de sık sık problem yaşar. Anüs ve rektum çevresindeki yağ hayvan dışkısını yaparken bezlere yeetrli baskı yapılarak boşalmasını engeller. Yine fazla sulı dışkı yapan köpekler yine bu sıkışma etkisinden uzak anal bezlerin boşaltılmasıyla ilgili sorunlara karşı savunmasızdır. Kanalların tıkanıklığı ayrıca parazit ve enfeksiyonlardan da kaynaklanabilir. Kanallar tıkandığında sekresyon birikir ve hazne dolarak rahatsız bir durum yaratır.

Ana belirti köpeğin anüs çevresini aşırı yalamassı hatta derisine zarar verebilecek kadar ısırmaya çalışmasıdır. Deri kızarıp yara dahi olabilir. Bölgeyi kaşıyabilmek için köpek genellikle yere çömelerek arkasını yere sürter. Bu genellikle ya anal bez problemi ya da parazit belirtisidir. Soruna hemen el atılmazsa genel bir deri problemi nüksedebilir.Kaşıntı bazı köpeklerin tüm vücudunu sararak tüylerin de yağlı ve pis kokulu bir hal almasına neden olur. Hatta köpekler depresif dahi görünebilir.

Diğer bir belirti ise  dışkılama sırasında zorlanmadır. Bu acılı bir hal aldığında kabızlığı neden olacaktır. Tıkanma sonucu enfekte olan bezler iltihapla dolarak köpek için acı verici bir hal alır. Efekte köpek dışkıyla beraber küçük miktarda kan ve iltahap da dışarı atabilir.Bazı vakalarda deri zedelenerek anüs çevresinden kan ve iltahap dışarı sızabilir.

Tedavi

Tedavi bezlerin boşaltılması etrafında yoğunlaşmaktadır. Bu, bezlerin elle sıkılmasıyla yapılır. İşlem kısa sürede bitmesine rağmen rahatsızlık verici olabilir. Normal şartlarda köpek dikkatle tutulduktan sonra hayvanın bilinci yerindeyken yapılır. Bazı durumlarda bezler öylesine acı verici olur ki genel anestezi şarttır.

Sürekli anal bez tıkanmalarından şikayetçi köpekler için sık boşaltma işlemi bezlerin daha çabuk dolmasına neden olsa da ayda bir kez düzenli boşaltımlar gerekli olabilir. İşlem köpeğin sahibince  de yapılabileceği gibi enfeksiyon durumunda acil veteriner hekim müdahalesi kaçınılmazdır.

Enfekte olmuş anal bezlere sahip köpekler bezlerin boşaltılmasının yanı sıra antibiyotik tedavisine de gereksinim duyarlar. Bazı vakalarda anti-enflamatuvar ağrı kesiciler de ayrıca kullanılabilir.

Bazen  enfeksiyonu lokal olarak tedavi etmek için bezlerin içi antibiyotik merhemle doldurulur. Enfekte bezler deri dışında yaraya neden olduysa bölge sulandırılmış antiseptik solüsyonla yıkanabilir.

Sürekli anal bez tıkanıklığından şikayetkçi olan kpekler dietlerindeki arttırılmış lif miktarlarından fayda görebilirler. Bu etkiyi yapacak ticari köpek mamalrı mevcuttur.

Parazitlerin kontrol edilmesi ve ishale neden olan etmenlerin ortadan kaldıırlması ayrıca önemlidir.

Anal bezlerin cerrahi olarak alınması mümkünse de en iyi seçenek değildir. Bazı vakalarda dışkı tutamama ve bölgedeki kaşıntının azalmaması gibi yan etkiler gözlemlenebilir.

Diğer Problemler

Daha az yaygın olsalar daanal bezlerin bulunduğu bölge başka hastalıklara da ev sahipliği yapabilir.

  • Furunculosis özellikle Alman Çoban Köpeklerinde sık görülebilen bir hastalıktır. Kuyrukları düşük konumlu taşımaları baktriler için sıcak ve nemli bir ortam yaratır. Bölgenin zayıf hijyeniyle de birleştiğinde anüs çevresi ve anal bezlerde enfeksiyona neden olabilir. Ülser ve akan yaralar ortaya  çıkabilir ve yoğun tıbbi (çoğunlıkla cerrahi) tedavi gerekli olur.
  • Bu bölge de tümerler de gözlemlenebilir. Çoğu iyi huylu olsa da kötü huylu olanlar cerrahi bir operasyonla alınmaladıır.

Düzenli tüy bakımı sırasında bu bölgenin de kontrol edilmesi şişkinlik vs anormalliklerin kısa sürede tespit edilerek veteriner hekim kontrolüne bırakılmasına imkan tanır.

Anal Bezlerin Boşaltılması

Sürekli tıkanma yaşayan fakat enfeksiyon taşımayan köpeklerin anal bezleri evde veteriner hekim olmaksızın boşaltılabilir. Önce veteriner hekiminizin yöntemini size göstermesi gerektiğini unutmayın.

  • Eldiven giyin ve kağıt havlu/peçeteyi hazır bulundurun.
  • Köpeği dikkatle tuttuktan sonra kuyruğu tutup sol elle yukarı kaldırın.
  • Sağ başparmak ve işaret parmağıylatam anüsün altında bölgeyi hafifçe anüse doğru sıkın. sıvı (bazen basınçla - dikkat edin) anüsten dışarı akması gerekir.

Bu, başarılı olmadıysa işmei sürdürmekte ısrarcı olmalyın. Yaralanmaya neden olabilirsiniz. Bazı köpeklerin anal bezleri sadece rektumun içinden baskı uygulandığında boşaltılabilir. Bu da sadece veteriner hekim tarafından yapılması gereken birşeydir.

Köpeklerde Şişmanlık

Obesite Nedir?

Obesite şişmanlık ya da vücut yağında normal üstü artış anlamına gelmektedir. Dietle alınan kalori enerji harcanımından daha fazla olduğunda kilo alımı gerçekleşir. Bu da alınan kalorinin yağ olarak biriktirilmesine neden olur. Yağ, erişkin köpeklerde biriktirdikçe genişleyen adipoz hücrelerinde saklanır. Ardından köpeğin egzersiz düzeyi arttırıldığında ya da daha uygun bir diete geçtiğinde yağ kullanılmaya başlar ve adipoz hücreler daralır. Yavru köpeklerde aşırı besleme ise adipoz hücrelerin sayısında artışa neden olarak hayvan büyüdüğünde köpeği şişmanlığa yatkın kılar ve ilerde kilo verimi güçleşir.

Köpekler Niçin Şişmanlar?

Çoğu vakada şişmanlamın nedeni köpeğin çok fazla yemek yemesi ya da yeterince egzersiz yapmamasından kaynaklanır.

Vahşi hayatta köpekler başarılı bir avdan sonra sadece bir kaç günde bir yemek yiyebilir. Bu da, fırsat verildiğinde, doyuncaya kadar tıka basa yemeye genetik olarak programlandıkları anlamına gelmektedir. Bundan dolayı çoğu köpek önüne konan her şeyi silip süpürdükten sonra daha verildiğinde de reddetmez.

Köpeğin günde ihtiyacı olduğundan %1 fazla beslenmesi bile orta yaşlarda obesiteye enden olabilir.

Çoğu köpek sahibi köpeklerine gereksinimlerinden fazla oranlarda besler. Her köpek farklı bir bireydir ve mama paketinin üzerindeki talimatlara uysanız bile bazı köpekler yine de şişmanlayabilir.

Yine de, obesitenin ana nedeni masa artıkları ve elden aburcuburların verilmesidir. Köpekler bu yiyecekleri normal köpek mamalarından daha fazla yağ içerdiğinden çok lezzetli bulur. Bu yiyecekler ne yazık ki daha fazla da kalori içermektedir. Çoğu köpek bu abur cubur yiyeceklerden dilenmeye bayılır. Onlar için besinsel kalite önemli değildir.

Çoğu insan kısırlaştırmanın köpeklerinde şişmanlamaya neden olacağına inanır. Aslında kısırlaştırma metabolik hızı düşürürken besin gereksinimini de azaltır. Buna uygun besleme yapılmadığında köpek şişmanlar.

Bazı ırklar diğer köpeklere göre şişmanlamaya daha yatkındır. Labrador Retreiever, Cavalier King Charles Spaniel, Shetland Çoban Köpeği, Basset ve Beagle bu ırklara örnektir.

Çoğu köpeğin yaşlandıkça kalori gereksinimleri azaldığından şişmanlamaya eğilimi artar.Veteriner kliniklerinde yaşlı köpekler için "senior" dietler mevcuttur.

Köpekler düzenli egzersiz sayesinde zinde kalır. Çoğu köpeğin günde minimum 30 dakikalık yürüyüşe gereksinimi vardır. Düzenli olarak yürümediklerinde sıkılır, tembelleşir ve oburlaşırlar.

Bir Hastalık Köpeğin Şişmanlamasına Neden Olabilir mi?

Bazı köpekler hypothyroidism denen metabolik hızlarını düşürerek köpeği daha tembel ve kalori harcamasını azaltan bir hastalığa yakalanabilir.

Ayrıca bazı hastalıklar ve ilaçlar köpeğin iştahını arttırabilir. Vücuttaki iştahı arttıran doğal steroidlerin aşırı üretilmesine neden olan Cushings Hastalığı bunlardan biridir.

Benzer olarak steroid verimi iştahın artışına neden olabilir. Bundan dolayı, bu durumlarda köpeğin kilosuna dikkat etmek ve aşırı beslememek çok önemlidir.

Kalp ve karaciğeri etkileyen diğer hastalıklar karın boşluğunda su tutumuna neden oluyorsa kilo alımına benzetilebilir. Benzer olarak karındaki tümörler ya da beklenmeyen hamilelikler kilo alımı ile karıştırılabilir.

Şişmanlık Bizi Niçin Endişelendirmeli?

Şişmanlık köpeğinizde çeşitli sağlık problemlerine neden olabilir. Yağ, iç organların  ve derinin etrafında birikerek nefes almada zorlanmaya neden olabilir. Bu durum genel anesteziyle ilgili riski de arttırabilir.

Buna ek olarak, ekstra kilolar   kalp hastalıklarının yanı sıra köpeğinizin atritis, disk kayması ve bağ yırtılmaları geliştirme riskini arttırarak kemik ve eklemler üzerine aşırı baskı oluşturur.

Aşırı şişmanlık köpeklerde şeker hastalığıne yakalanmaya da meğilli kılar.

Köpeğinizin Şişman Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

Köpeğinize profilden bir bakın. Köpeğin karnı kaburgaların bitiminden sonra aşağı sarkmaktansa kasıklara doğru içe kıvrılmalıdır.

Yukardan bakıldığında kaburgaların bitti yerden kalçalara kadan olan kısmı hafif içeri çekik olmalıdır.

Beli belli olmayan bir köpek ile elle kaburgaları hissedilmeyen bir köpek şişmandır.

Köpeğiniz Şişmansa Ne Yapmalısınız?

Köpeğinizin şişman olduğundan şüpheleniyorsanız onu veteriner hekiminize göstermenizde fayda vardır. Başka bir hastalıktan dolayı değil de sorununun sadece  yağ birikmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığından emin olabilirsiniz. Veteriner hekiminiz ayrıca köpeğinizi tartarak ideal kilosunda olup olmadığını size söyleyebilir.

Diet beslenmeye ve egzersize başladıktan sonra köpeğinizin gelişme gösterip göstermediğini anlamak için iki haftalık ya da aylık kontroller yapabilirsiniz. İri bir köpek her hafta vücut ağırlığının % 3'ünü kaybederken küçük bir köpek için bu yüzde % 1'dir.

Nasıl Beslenmeli?

Kilo verebilmesi için köpeğinizi daha az beslerken ona daha fazla egzersiz sağlamalısınız. Kalori alımını % 60'a kadar düşürmeniz gerekebilir.

İlk adım abur cuburu kesmek olmalıdır. Tüm ailenin ve komşuların bu rejime uyması da çok önemlidir. Günlük yiyeceğini bir kaç küçük öğüne bölmeniz açlık duygusunu bastırmasına yardımcı olacaktır.

Mamasındaki enerji miktarının düşürülmesi ayrıca çok önemlidir. Bu, miktarın azaltılması ile yapılabilirse de çoğu köpek bu konuda zorlanacaktır. Haricen havuç gibi sebzelerin verilmesi ona daha az kalori sağlarken yeterli lifi de verecektir.

Yine de en iyi yöntem besinsel olarak dengeli bir zayıflama maması verilmesidir. Veteriner hekiminiz size bu konuda tavsiyelerde bulunacaktır. Dikkat edilmesi gereken zayıflama mamasının kalorisinin düşürülmüş olmasıdır. Lif açısında yüksek mamalar yüksek dışkılama nedeniyle köpek sahiplerini bezdirebilir.

Şişmanlık Nasıl Önlenebilir?

Yavruların şişmanlamasının engellenmesi erişkin olduklarında şişmanlamaya eğilimlerini düşürür. Ayrıca köpeğe her gün düzenli egzersiz sağlamak onları zinde tutma açısından önemlidir.

Köpeğinizi sürekli kontrol altında tutmak da şişmanlamaya başladığında fark ederek tedbir almanızı sağlayacaktır.

Diğer yöntemler ise köpeğe serbest besleme yapmamak, mamasına ev yemeği vb katkılar eklememek  ve ani mama değişiklikleri yapmamaktır.

Yaşlı Köpek Bakımı

En uzun yaşayan köpek 29 yaşında ölmüştür. 20 yaşına kadar yaşayanlara rastalamak da artık çok nadir değildir. Ancak, yaşlanma sürecinin hızı kalıtsal olmasına rağmen küçük ırklar uzun yaşarken büyük ırklar kısa ömürleriyle ünlüdür. Irkı ne olursa olsun beslenmesine ve olası problemlerin hemen tedavisine dikkat edildiğinde her köpeğin yaşam kalitesi ve ömrü artacaktır.

Köpeğiniz Yediğinin Aynasıdır

Doğru besleme özellikle de yaşlı köpekler için çok önemlidir. Çoğu köpek yedi yaşını geçtikten sonra yaşlı köpekler için özel olarak formüle edilmiş  "senior" köpek mamalarıyla beslenir. Senior dietler hareket düzeyi azaldığından yaşlı köpekler için daha düşük kalori içerir. Sodyum (Na) ve potasyum (K) oranları düşürülerek kalp ve böbrek hastalıklarının gelişiminin önüne geçilirken esansiyel yağ asitleri, vitamin ve mineral düzeyleri arttırılarak azalan emilimlerinin dengelenmesi amaçlanır.

Senior dietlerdeki lif kalitesi de ayrıca yaşlı sindirim sistemlerine uygun olacak şekilde ayarlanır. Dışardan esansiyel yağ asitleri, vitamin ve mineral katkısı köpek dengeli bir senior mama ile besleniyorsa gereksizdir. Yine de atritis ve deri allerjisinden şikayetçi yaşlı köpekler özellikle de linolenic ve linoleic asit katkısında fayda görebilir.

Hastalıkların Farkedilmesi

Yaşla birlikte hastalık riski de artar. Ancak, belirtilerin erken farkedilmesi tedavi şansını yükseltecektir.

Her türlü belirti için dikkatlı olunmalıdır. Köpeğinizin beslenme alışkanlığını, egzersiz yeteneği ve genel davranışını iyi tanırsanız her türlü değişikliği hemen farkedebilirsiniz.

Haftalık kontroller deride nükseden her türlü şişlik ile ayrıca diş ve diş etlerindeki anormallikleri tespit etmenizi kolaylaştıracaktır.

Göz şeffalığının erken tespiti de bu sırada    farkedilebilir. Gözdeki lenslerde katarak sağlıklı köpeklerde de gözlenebilir ve ilerleyici görüş kaybına neden olur. Normal olarak yavaş yavaş ilerleme gösterdiğinden köpeğin yaşam kalitesini pek etkilemez. Ancak şeker hastası kedi ve köpeklerde lenslerde süratli şeker depolanması görülebilir.

Yıllık aşıları için veterinerinize gittiğinizde genel bir kontrol olası sağlık problemlerinin önceden tespit edilmesinde yardımcı olacaktır. Paranın büyük problem olmadığı duurmlarda genel muayenin yanı sıra kan ve idrar testleri de değerlendirme de faydalıdır.

Kalp Hastalıkları

Köpeklerde yaşla alakalı en yaygın hastalıkların başında dejeneratif kalp kapakçığı problemleri gelir.Kapakçıklar sıkı kapanma yeteneklerini kaybederek her kalp atışında odacığa geri kan sızmaya başlar. Bu, kan dolaşımını zayıflatırken akciğerlerde kan birikimine neden olur.

Sızdıran valflar (kapakçıklar) kalpte mırıltıya neden olurken bu ses steteskopla duyulabilir. Azalan dolaşım köpekte halsizliğe neden olur ve akciğerdeki birikim öksürük ve derin solumaya yol açar. Bu belirtiler özellikle köpek heyecanlığında ya da egzersiz yaptıktan sonra ortaya çıkar.

Hasta köpekler kalp atışını güçlendirecek ilaçlar ile rahatlatılırken dietlerindeki tuzun azaltılmasından da fayda sağlarlar. Bu, kalpteki yükü azaltırken kalp hastalığının gelişimini de yavaşlatır.

Akciğer hastalıkları da yaşlanmayla beraber ortaya çıkabilir. Röntgen, ECG ve ultrason ile tespit edilebilir.

Sızlayan Eklemler

Yaşlı köpeklerde şişmanlık ciddi bir problemdir. Kalp ve akciğer hastalığı riskini arttırırken eklemlerin üzerine ekstra ağırlık bindirerek atritise neden olur.

Atritis ya da dejeneratif eklem hastalığı, eklemlerdeki yaşlanmayla alakalı değişiklikleri takip eder. Eklemlerdeki kayganlığın azalması sürtünmeyi arttırır. Eklemler genellikle sertleşerek şişer ve köpek topallamaya başlar. Çok şişman köpekler acilen zayıflatılmalıdır.

Köpekbalığı kıkırdağının yanı sıra esansiyel yağ asidi katkısı faydalı olacaktır.

Röntgen tanı için gereklidir ve çoğu vakada anti-steroidal anti-inflamatuvar ilaçlarla tedavi yapılır. Bu ilaçlar gastro-intestinal sistemde iritasyona neden olabileceğinden her türlü ishal vs belirtisi veteriner hekime bildirilmelidir.

İncelen Deri

Esansiyel yağ asidi katkıları elastikiyetini kaybeden, incelen ve donuklaşan derinin kendini korumasını sağlar. Bu tür durumlar hormonal hastalığı olan köpeklerde daha sık rastlanır. Çoğu hormonal hastalık deri başta olmak üzere vücudun başka kısımlarını da etkiler.

Hormonal hastalıklar kendini hemen belli etmediğinden durgunluk, halsizlik, kusma ve su içmede artış belirtilerine  dikkat edilmelidir. Diğer hastlıklarla karıştırılmaması için veteriner  hekiminizce kontrol edilmelidir.

Diğer Problemler..

Karaciğer ve böbrek hastalıkları benzer belirtilere neden olabilir. Böbrek hastalıkları özellikle kedilerde yaygın olmasına rağmen köpeklerde de görülür. Tipik olarak aşırı su içme kilo ve adele kaybı temel belirtilerdir. Vücut idrarda protein kaybettiğinden protein ihtiyacını adelelerden karşılar.

Karaciğer  ve şeker hastalığı benzer belirtiler gösterir. Bu hastalıkların tanısı kan ve idrar testi gerektirir.

Ayrıca tuz, protein ve şeker düzeyinde azalma bu hastalıkların gelişimini yavaşlatacaktır. Veteriner hekiminizde uygun "diet"ler bulunmaktadır.

Hasta köpekler çok su içtiğinden idrar tutamama bir belirti olabilir. Ancak idrarı tutamam yaşla alakalı başka hastalıklarda da görülebilir.

Bazı dişilerde bölgedeki sinir fonksiyonlarındaki azalmayla birlikte pelvisdeki atritik değişmeler idrar hatta dışkı tutamamaya neden olabilir. Bu durumlar veteriner hekim müdahalesiyle genellikle iyileşir.

Yaşlı ve yüksek lif düzeyi içeren dietlerle beslenen köpeklerde kabızlık da gözlenebilir. Dikkatli müshil kullanımı burada faydalı olacaktır.

Yaşlanmayla alakalı diğer bir problem türü ise tümörlerdir (özellikle de kısırlaştırılmamış olanların üreme organlarında ve dişilerin süt bezlerinde). Rahim enfeksiyonları dişilerde hayatı tehdit edici sorunlara neden olabilir ve belirtileri genellikle kusma, yüksek ateş ve vajinal akıntıdır.

İlerleyen yaş sağırlıkdan bunamaya kadar sinir ağında zayıflamaya neden olabilir. İlaçla beyne giden kan miktarını arttırırken yaşlanma ile alakalı bunama vs belirtilerini yavaşlatacaktır.

Köpek sahipleri genellikle belirtileri yaşa bağlayarak önemsemez. Pek çok durumda bu belirtiler tedavi edilebilir bu nedenle çabuk veteriner hekim müdahalesi çok önemlidir..

Zehirlenmeler, Aile Planlaması, Mide Dönmesi,

Evdeki olası toksik Maddeler ;

Madde

Belirtiler

Temel İlk Yardım

Aseton

kusma, ishal, depresyon, nabız zayıflığı, şok

kusturun, ağızdan suyla karbonat verin

Amonyak

kan kusma, karın ağrısı, deride yanıklar

deriyi su ve sirkeyle yıkayın, sulandırılmış sirke ya da üç yumurta beyazı verin

Antifreeze

kusma, koma, böbrek rahatsızlığı, ölüm

kusturun, su vermeden önce 28.3 gr (1 oz) vodka verin (tekrarlanabilir)

Çamaşır suyu

ağız ve deride yanıklar, kusma

kusturun, 3 yumurta beyazı verin

Karbonmonoksid

garajda araba ile kaldıktan sonra durgunluk, depresyon, göz bebeklerinde büyüme

hemen temiz havaya çıkarın,  suni solunum yapın

Çikolata

kusma, ishal, depresyon, kalp ritminde bozulma, adele seyirmeleri, koma,

kusturun, müshil verin, siyah çikolatada her 450 gr için ölümcül doz 1/3 oz, sütlü çikolata da ise 1 oz (28.3 gr) dır

Deodorant

kusma

kusturun

Deterjan/Sabun

kusma

kusturun, üç yumurta sarısı ya da süt verin, nefesini izleyin

Mobilya Cilası

kusma, solunun güçlüğü, şok, koma ya da kasılma

kusturun, müshil verin

Gazolin

deride iritasyon, yazıflık, kusma, seyirme, göz bebeklerinde büyüme, dementia

kusturun, emilimi engellemek için bitkisel yağ verin, temiz havaya çıkartın

Ibuprofin (AdvilT)

kusma, miğdede ülserasyon, böbrek yetmezliği

kusturun, müshil verin, çoğu IV sıvısına gereksinim duyar

Fuel Oil

kusma, nefes almada zorluk, şok, koma ya da kasılma

kusturun, emilimi engellemek için bitkisel yağ verin, temiz havaya çıkartın

Kurşun

kusma, ishal, anemi, nerolojik belirtiler, körlük, kasılma, koma

kusturun, müshil verin,

Kireç

deride iritasyon, yanıklar

bol sabunlu su ile deriyi yıkayın

Kül (Boğada) Suyu

kan kusmak, karı ağrısı, deri de yanma

deriyi su ve sirke ile yıkayın, sulandırılmış su ya da sirke veya üç yumurta beyazı verin

Böcek İlacı

kusma, zayıflık, kasılmalar, kusma, göz bebebeklerinde büyüme

böcek ilacını su ile yıkayın, kusturun, üç yumurta beyazı ya da süt içirin

Phenol temizleyiciler

bulantı, kusma, şok, böbrek ya da karaciğer yetmezliği

deriyi yıkayın, kusturun, üç yumurta beyazı ya da süt verin

Fare Zehiri

aşırı kanama, anemi, cynaosis

kusturun, K vitamini enjeksiyonu yapın

Alkol

zayıflık, inkoordinasyon, körlük, koma, göz bebeklerinde büyüme, kusma ve ishal

kusturun, asidozu nötralize etmek için su ile karbonat verin

Strisin

göz bebeklerinde büyüme, solunumda zorluk, kasılmış adeleler, yüksek sese tepki ve kahverengi idrar

kusturun, vet'e götürünceye kadar köpeği sakin karanlık bir odada tutun

Turpentin

kusma, ishal, kanlı idrar, nörolojik disoryantasyon, koma, solunumda zorluk

kusturun, emilimi bloke etmek için bitkisel yağ verin, müshil verin

TylenolT

depresyon, kalp atışında artış, kahverengi israr, anemi

kusturun, her her 11.250 gr için 500 mg C vitamini verip suyla karbonat içirin

Tiner

kusma, solunumda zorluk, şok, koma ya da kasılma

kusturun, müshil verin

Kusturun: Küçük ve orta ırk köpekler için bir kaç çay kaşığı, büyük ırklar için bir kaç çorba kaşığı hidrojen peroksid işe yarayacaktır. Yavru köpeğin bir kap su içmesine imkan tanırsanız kusmasını hızlandırmış olursunuz. Gerektiği kadar tekrarlayınız.

Müshil verin: Mineral yağı etkili ve güvenlidir. 12 kg'ım altındaki köpekler için 1 çay kaşığı, 12-23 kg arasındaki köpekler için bir çorba kaşağı ve dev ırklar için 2 çay kaşığı verilmesi yeterli olacaktır

 

Zehirli Bitkiler

Bitkinin İsmi

Belirtiler

Meşe Palamudu

böbrek hastalığı

Elma Çekirdeği

kusma, nefes almada zorluk, koma

Açelya

aşıır salya, kusma, aşırı yutkunma

Keneotu Tohumu

karı ağrııs, şok, tansiyon düşüklüğü

Kiraz Çekirdeği

kusma, nefes almada zorluk, koma

Nergis Soğanı

bulantı, kusma

Çobanpüskülü

kusma, ishal, karın ağrısı, kramp

Hanımeli

kusma, ishal, karın ağrısı ve kramp

At Kestanesi

kusma, ishal, karın ağrısı ve kramp

Zambak

kusma, ishal, karın ağrısı ve kramp

Gündüz sefası

halüsinasyon

Küçükhindistan Cevizi

halüsinasyon

Zakkum

kusma, ishal, kalp ritminde bozulma (arritmi)

Papates Kabuğu

ağız kuurması, kusma, aşıır yutkunma

Rodedendron

aşırı salya, kusma, aşırı yutkunma

Ravent

kusma, ishal, depresyon

Lale Soğanı

kusma, ishal, karın ağrısı ve kramp

Mantar

merkezi sinir sistemi bozukuğu, koma, ölüm

Salkım Çiçeği

bulantı, kusma

Porsuk Ağacı

kusma, ishal, göz bebeklerinin büyümesi, kalp ritminde bozulma, kasılmalar

AİLE PLANLAMASI

Köpeğinizin yavrularının olması hiç de hafife alınacak bir şey değildir.

Köpek sahiplerinin köpeklerinin yavrularının olmasını istemede pek çok nedeni olabilir. Çoğu için çok sevdikleri dostlarının bir yavrusuna sahip olmak ana itici güç olmasının yanı sıra bazıları için sözde finansal kazanç daha çekici gelebilir. Bazı köpek sahipleri için, bu gerçekten gerekli olmasa da, dişi köpeklerinin hayatta bir kez anne olmasının iyi olduğuna inandıklarını da biliyoruz.

Bu yazının gerçek amacı köpek sahiplerini köpeklerinden yavru almaktan vazgeçirmek olmasa da köpek üretiminin büyük miktarda üzerinde düşünme ve planlama gerektiren bir karar olduğunu anlatmayı amaçlıyor. Daha da ötesi belli ırkların doğum problemleri ile olası genetik hastalıklara karşı yapılması gereken testlerden köpeBu yazının gerçek amacı köpek sahiplerini köpeklerinden yavru almaktan vazgeçirmek olmasa da köpek üretiminin büyük miktarda üzerinde düşünme ve planlama gerektiren bir karar olduğunu anlatmayı amaçlıyor. Daha da ötesi belli ırkların doğum problemleri ile olası genetik hastalıklara karşı yapılması gereken testlerden köpek sahiplerinin haberdar olması gerekiyor.

Bu genetik hastalıklardan kalça çıkığı (hip dysplasia) pek çok ırkta gözlemlenebilmesine rağmen dev ırk köpeklerin (Danua, St. Bernard vs) yanı sıra Alman Çoban Köpeği, Golden ve Labrador Retiever gibi ırklarda yaygın olarak görünebilen bir hastalıktır. Sağırlık, Dalmaçya ve Bull Terrier'lerde dikkatle elimine edilmesi gereken genetik hastalıklardandır. Göz problemlerinden Progresif Retinal Atrofi (PRA) genellikle Border Collie, Cocker Spaniel, Golden ve LabradoBu genetik hastalıklardan kalça çıkığı (hip dysplasia) pek çok ırkta gözlemlenebilmesine rağmen dev ırk köpeklerin (Danua, St. Bernard vs) yanı sıra Alman Çoban Köpeği, Golden ve Labrador Retiever gibi ırklarda yaygın olarak görünebilen bir hastalıktır. Sağırlık, Dalmaçya ve Bull Terrier'lerde dikkatle elimine edilmesi gereken genetik hastalıklardandır. Göz problemlerinden Progresif Retinal Atrofi (PRA) genellikle Border Collie, Cocker Spaniel, Golden ve Labrador Retriever ve Irlanda Setterin'de rastlanır. Bu saydıklarımız pek çok genetik hastalıkdan sadece bir kaçıdır.

Yüksek oranda olası genetik hastalık riski taşıyan hiç bir köpek ne kadar iyi karaktere sahip olursa olsun üretimde kullanılmamalıdır. Yine, konformasyonu ve genetik yapısı ne kadar mükemmel olursa olsun doğru karaktere sahip olmayan hiç bir köpek üretim programınıza dahil edilmemelidir.

Bir dişiden üretim planlarına başlamadan önce onun mükemmel koşullarda olduğundan emin olunmalıdır. Hamilelik sırasında hastalık alındığında yavruları fiziksel ve zihinsel olarak etkileyebileceğinden annenin aşıları tam olmalıdır. Ayrıca dişi, parazitlere karşı ilaçlanıp emzirme sırasında yavrulara parazit transferi gerçekleşebileceğinden pirelerden de arındırılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki çiftleşme bazı dişiler için traumatik olabilir. Özellikle de insanlar tarafından büyütülen ve diğer köpeklerle fazla ilişki içinde olmayan dişiler erkek köpeklerin kendilerine yaklaşmasına izin vermeyebilir.

Hamilelik tanısı çiftleşmenin ilk üç ya da dördüncü haftası içinde yapılabilir. Hormon düzeyini ölçmek için kan testleri ya da yavruları görüntülemek için ultrasonografi kullanılabilir.

Dişi hamile ve emzirirken, özellikle de dokuz haftalık hamileliğin son üç haftasında, sindirilebilirliği yüksek enerji yoğunluğu fazla bir dietle beslenmelidir. Yavruların gerçek gelişimi son üç haftada gerçekleştiğinden en baştan itibaren fazla besleme hamile annenin gereksiz kilo almasına neden olurken yavruların fazla gelişerek doğumda Dişi hamile ve emzirirken, özellikle de dokuz haftalık hamileliğin son üç haftasında, sindirilebilirliği yüksek enerji yoğunluğu fazla bir dietle beslenmelidir. Yavruların gerçek gelişimi son üç haftada gerçekleştiğinden en baştan itibaren fazla besleme hamile annenin gereksiz kilo almasına neden olurken yavruların fazla gelişerek doğumda problem yaratmasına neden olur.

Emzirme dönemi boyunca vücut ağırlığındaki fazlalık % 15-25 arasında olmalıdır. Düzenli parazit tedavisine rağmen bazy köpeklerin vücudunda inaktif parazitler bulunabilir. Hamilelik döneminde bu parazitler aktif hale geçer ve çoğu dişi plasenta ve süt yolu ile yavrularına parazit geçirir. Bu da yavruların doğuştan daha sonra çocuklara zararlı olabilecek parazitlere sahip oldukları anlamına gelir. Bunun önüne geçmenin en iyi yolu hamile dişilere doğumdan önce üç hafta ile dEmzirme dönemi boyunca vücut ağırlığındaki fazlalık % 15-25 arasında olmalıdır. Düzenli parazit tedavisine rağmen bazy köpeklerin vücudunda inaktif parazitler bulunabilir. Hamilelik döneminde bu parazitler aktif hale geçer ve çoğu dişi plasenta ve süt yolu ile yavrularına parazit geçirir. Bu da yavruların doğuştan daha sonra çocuklara zararlı olabilecek parazitlere sahip oldukları anlamına gelir. Bunun önüne geçmenin en iyi yolu hamile dişilere doğumdan önce üç hafta ile doğumdan sonra iki hafta boyunca günlük benzimidazole parazit ilacı vermektir. Daha sonra emziren anne ve yavrularına 12 haftalık oluncaya kadar iki haftada bir bu uygulamaya devam edilmelidir.

Doğumdan önce anne ve yavrularına güvenli ve sessiz bir yer ayarlamalısınız. En ideali bir "doğum kutusu" hazırlayıp dişinin ve yavruların içinde rahat ve güvende olmasını sağlamaktır. Doğumdan önceki haftalarda dişinin buraya alıştırılması doğumun rölatif olarak güvende gerçekleşmesine yardımcı olacaktır. Çoğu dişi sakin bir ortamda kendi kendine annelik görevini yerine getirir. Yine de gözünüz sürekli üzerinde olmalıdır.

Doğum sırasında 20-30 dakikadan fazla yavru gelmeksizin kasılma veteriner hekim müdahalesini gerektirebilir. Dişiler genellikle kasılmayı engelleyen ve adale sertliği, hızlı soluma, huzursuzluk ve hatta kendinden geçmeye neden olan düşük kan kalsiyum düzeyinden sorun yaşayabilir. İri yavrular da yine doğum sırasında problem yaratabilir. Bu durumlarda sezeryan gerekebilir.

Herşey yolunda gitse de doğumun ilk 24 saatinde bir veteriner hekimin anne ve yavruların sağlığından emin olmasında fayda vardır. Ayrıca uterus da geriye hiç birşeyin kalmadığı ve annenin uygun miktarda süt üretip üretmediği kontrol edilmelidir. Annenin umulandan fazla yavrHerşey yolunda gitse de doğumun ilk 24 saatinde bir veteriner hekimin anne ve yavruların sağlığından emin olmasında fayda vardır. Ayrıca uterus da geriye hiç birşeyin kalmadığı ve annenin uygun miktarda süt üretip üretmediği kontrol edilmelidir. Annenin umulandan fazla yavrusu olacak olursa ona dışardan takviyelerle yardımcı olmakta fayda vardır. Veteriner hekiminizin tavsiye edeceği bir yapay süt ile yavruları beslemeye siz de katılabilirsiniz. Tüm bunlara rağmen tüm yavruların hayatta kalması her zaman mümkün olmaz.

Yavrular büyüdükçe daha maceracı birer küçük yaratığa dönüşür. "Doğum kutusu" artık bu yavruları içerde tutamayacağından anne ile yavruları emzirme zamanı dışında başka bir odada tutmakta fayda vardır. Anne onların sonsuz oyunlarından ve çıkmaya başlayan dişlerinin memelerinde yol açtığı yaralardan kendini kurtarmak isteyebilir. Yavruları ev içinde tutacaksanız 6-8 haftalık olup yeni evlerine gidecek kadar büyüyünceye kadar onların yaramazlıklarına ve neden olduklary dağınıkığa katlanmanız gerekmektedir.

Aşılama, yavrular 8-10 haftalık olup diğer köpeklerle tanışma zamanı gelince başlanmalıdır. Yine de distemper ve parvovirüse karşı bu süreden önce birer ön aşı yapılabilir. Mağrur anne ve onun haylaz yavrularını görmekten daha mutluluk verici bir şey olmamaAşılama, yavrular 8-10 haftalık olup diğer köpeklerle tanışma zamanı gelince başlanmalıdır. Yine de distemper ve parvovirüse karşı bu süreden önce birer ön aşı yapılabilir. Mağrur anne ve onun haylaz yavrularını görmekten daha mutluluk verici bir şey olmamasına rağmen tüm bunların maddi karşılığı olmadığını düşünmeyin bile. Dünyadaki en doğal şey olmasına rağmen pek çok insanın umduğunun aksine doğum ölüm de getirebilir. Kim ne derse desin hamilelik ve emzirme dönemi masraflar her zaman elde edilen maddi karı geçecektir.

UNUTMAYIN

Eğer dişi köpeğiniz ve siz aşağıdaki kriterlere uymuyorsanız ondan yavru almayın:

  • Masrafları karşılamayı, son yavru da yeni yuvasına gidinceye kadar sorumluluklarınızı yerine getirmeyi ve yavrular için uygun yuvalar bulup bulamayacağınızı ciddi şekilde düşünmediyseniz.
  • İşlerin hiç de umduğunuz gibi gitmeyeceğinin bilincindeyseniz.
  • Köpeğiniz fiziksel olarak sağlıklı ve özellikle aile köpeği olma özelliğine sahip bir karakterde değilse.

Dünyaya gelmesine izin verdiğiniz her canlıdan gerekirse ömrü boyunca sorumlu olduğunuzu asla unutmamalısınız.

Köpeklerde Mide Dönmesi

Mide dönmesi köpeklerde ciddi ve ölüme yol açan bir durumdur. Zamanında belirlenir ve hemen harekete geçilirse köpeğin hayatının kurtarılma şansı vardır. Bu makale sizlere faydalı olması amacıyla yazılmıştır. Yazar, çeşitli ırklarda ne yazık ki bu üzücü durumla tecrübe yaşamış; bazısını kurtarırken bazısını kaybetmiştir. Hastalığı bir kez görürseniz bir kez daha görmek istemeyeceğinizden emin olabilirsiniz. Erken tanı hayat kurtarmaktadır.

Nedir?

Mide dönmesi Gastrik Dilasyon - Volvulus Compleks (GDV) için kullanılan yaygın bir terimdir. Tüm bu tibbi terimler sizi korkutmasın. "Gastrik" mide; "Dilasyon" büyüme ve "Volvulus" dönme anlamına gelmektedir. Mideyi iki ucunda birer tüp olan çanta olarak düşünün. Şimdi de midenin dönerek bu iki tüpü sıkıştırdığını (balon üzerine bir iki düğüm atmak gibi) gözünüzün önüne getirin. Genellikle beslendikten hemen sonra gerçekleşir. Midede her zaman çeşitli düzeylerde sindirilmiş besinler vardır. Sindirim işlemi gaza neden olur ve dönme nedeniyle dışarı çıkamaz ve mide şişmeye başlar. Gazınız olduğunda ne kadar  acı çektiğinizi bir düşünün. Genellikle dalak da bu sıkışmaya katılır ve kan gelişi kesildiğinden kan damarları yırtılır.

Burdan itibaren karmaşık olaylar zinciri başlar. Kalbe dönen kalp oranı azalır; kardiak çıktı düşer ve kalp ritminde bozulma ortaya çıkar. Mide duvarındaki hücreler hızla ölmeye ve toksin biriktirmeye başlar. Bağırsak ve diğer organların işlevi de durabilir. Köpek şoka girer; bazen midedeki yırtılmalar peritonitise yol açar. KÖPEĞİNİZ ÖLÜYORDUR.

Hangi Köpekler Daha Çok Zarar Görür?

Her köpek mide dönmesi geçirebileceği gibi genellikle iri ve derin göğüslü köpek ırklarında ( Danua, Alman Çobanı, Retrieverlar, St.Bernard, Rottweiler vs) daha sık rastlanır.

Nedeni Nedir?

Çeşitli ülkelerde yapılan pek çok araştırma tek bir neden olmadığını ortaya koymuştur. Aşağıdaki faktörler nedenler arasındadır:

1. Kalıtsal

En az net olan konu olmasına rağmen belirli bir ölçüde kalıtsallığın etkisi olduğuna inanan bir konsensus bulunmaktadır. Bu bir faktörse, mide dönmesine daha yatkın olan konformasyon tipinin kalıtsallığından kaynaklanması muhtemeldir.

2. Konformasyon

Daha önce de belirtildiği gibi iri ve derin göğüslü köpekler daha risk altındadır.  Derinlik-genişlik oranı göz önüne alındığında aynı ırkı içinde daha az derin göğse sahip köpekler daha derin göğüslü köpeklere göre daha az risk taşımaktadır.

3.Yaş

Mide dönmesine genç köpeklerde de rastlanmasına rağmen köpek yaşlandıkça risk artmaktadır. 7-10 yaş arasındaki köpekler 2-4 yaşındakilere kıyasla iki kez daha fazla risk altındadır.

4. Fiziksel Yapı

Yaşla alakalı olabilir. Genç köpeklerin hareketli ve sağlıklı oldukları dönemlerde sıkı adele yapıları yaşlı, şişman ve daha gevşek adele yapısına sahip köpeklere göre mide dönmesi şansını azaltmaktadır.

5. Stres

Stres altındaki köpekler (hamile, doğum sonrası, ameliyat ya da kaza geçirmiş vs) ile strese meyilli köpekler (saldırgan köpekler, sinirli, korkak, gürültüden korkan, kalabalığın stresini kaldıramayan köpekler vs) sakin, sosyalleştirilmiş, kibar, saldırgan olmayan köpeklere göre üç kez daha fazla risk altındadır.

Nasıl Anlayacağım?

Görür görmez anlayacaksınız. İnanın bana ve bir daha hiç unutmayacaksınız. Köpeğiniz aniden sıkıntı, ağızda köpürme, salya salgılama ve kusmya çalışma gibi belirtiler göstermeye başlar. Kusmaya çalışması bir sonuç vermez. Sırtı bükülmüş, kulaklar aşağıda ve kuyruk bacaklarının arasındadır. Başta köpek huzursuz bir şekilde bir yerde sabit duramaz ve sürekli hareket eder. Köpek dışkılamaya çalışabilir; ama ne olduğunu anlamadığından şaşkın görünebilir. Kısa süre sonra karnı şimeye başlar ve dokunulduğunda davulu andırır. Nabzı artar. Kan dolaşımındaki bozulma diş etine parmak ile basıp rengin geri gelmediğine bakarak kontrol edilebilir. Renk hemen eski haline gelmiyorsa durum daha da kötüleşmiş demektir. HEMEN VETERİNER HEKİMİNİZE GİTMELİSİNİZ. Mümkünse önceden birine veteriner kliniğini aratarak haber verip cerrahi müdahale için hazırlıklara başlatabilirsiniz. Sürat bu sefer HAYAT KURTARACAKTIR.

Tedavi

İl adım genellikle köpeğin şoktan kurtarılmasıdır.Veteriner hekiminiz ağızdan bir tüp sokarak midedeki basıncı azaltabilir. Bu başarılı olursa mide yıkanabilir. Bazen midedeki basıncın alınması dışardan deriyi keserek müdahele edilmesi ile sağlanır.

Köpeğin hayatının kurtarılması genellikle cerrahi müdahale ile gerçekleşir. Durum stabilize edildiğinde ameliyat mideyi eski haline döndürmek ve sağlığını kaybetmiş dokuları uzaklaştırmak için kullanılabilir. Gastropexy, midenin karın ya da göğüs duvarına dikilerek durumun tekrarlanmasının önüne geçildiği cerrahi operasyona verilen addır.

GVD nedeniyle ölüm bazı nedenlerden dolayı çok yüksektir. Çoğunlukla köpek sahipleri, durumun ciddiyetini kavrayamadıkları için    veteriner hekim müdahalesinde gecikir. Ayrıca mide döndükten sonra kalp, adeleler, mide duvarı, karaciğer ve dalakta hasara neden olan pek çok zehirli madde vücutta birikmeye başlar. Sık sık bu maddeler ameliyat sırasında kalbin durmasına neden olur ya da vücutta bir kaç gün daha dolaşmaya devam ederek tehlikeyi sürdürür.

Hastalığın Uzun Süreli Gelişimi Nedir?

85 köpeğin kontrol altında tutulduğu bir araştırmada 74 'ü gastropexy geçirirken 11 tanesine operasyon uygulanmamıştır. Operasyon geçirenlerin hayatta kalabilirlikleri diğerlerine göre üç kat artmıştır. Operasyon geçirmeyen 11 tanesinin 6'sında hastalık tekrarlamış ve 5 'i ölmüştür. Gastropexy geçiren 74 köpekten sadece 3'ünde tekrarlama olmuş ve 2'si ölmüştür. Diğer araştırmalar da benzer sonuçlar vermektedir.

Nasıl Önleyebilirim?

1. Beslemeyi günde bir kez yerine iki ya da üç öğünde yapın ve gözünüz üzerinde olsun.

2. Beslemeden önce bir saat, beslemeden sonra iki saat geçmeden köpeğe yoğun egzersiz yaptırmayın.

3. Sakin bir yerde besleme yapın.

4. Beslenmesinde değişiklik yapılacaksa bunu 3-5 günlük bir dönem içinde yavaş yavaş yapın.

5. Mama kabını yerden yüksek tutun.

6. Kuru mama kullanıyorsanız yüksek fermansayon olabilme yeteneğine sahip lif içeren mamalardan kaçının.

7. Suyu her zaman hazır tutun; ama yedikten hemen sonra suyu biraz sınırlandırın.

Araba Çarpması, Kazalar, Yaralanmalar, Kavgalar
Köpeğinize Araba Çarptıysa Ne Yapmalısınız?

Panik yapmayın. Mümkün dolduğunca sakin olmanız çok önemlidir. Köpeğiz endişenizi hissederse işler daha kötü olacaktır. Paniğe kapılmış insanları da köpeğinizin çevresinden uzaklaştırmalısınız.

Soğuk zemin üzerinde vücut ısısı düşeceğinden mümkün olduğunca köpeğinizi sıcak tutun. Bir kilimi ya da paltoyu yere serin ve köpeği üzerine yatırın.

Köpeğin bilinci yerindeyse onla konuşarak sakinleştirmeye çalışın.

Onu tutarken çok dikkatli olun. Ciddi bir şekilde yaralandıysa ve bilinci yerindeyse dokunlmaktan ya da hareket ettirilmekten hoşlanmayacaktır. Ellerinizi ve yüzünüzü ağzından uzak tutun ve açık yaralara dokunmaktan kaçının.

Tasmasını takarak ya da bir ip ya da baş örtüsü vs ile basit bir kement yaparak gerekirse onu kontrol altına alın. Bir bandaj ile ağzını bağlayabilirseniz de köpek bilinçsizse solunumda problem yaratabileceğinden bundan kaçının.

Köpeği hareket ettirebiliyorsanız sakin ve karanlık bir yere götürerek açık yara vs kontrolü yapın.

Görünürde olmamasına rağmen bu travmatik olay sonucunda şoka girebilir. Şok kalp ve solunum düzeyini düşürüp bazı bölgelere kan akışını yavaşlatacaktır. Şiddetli şok altında olan köpeklerin diş etleri soluktur. Kontrol edin.

Hiç bir şekilde köpeğe ilaç, yiyecek ya da su vermeyin. Daha sonra anestezi gerekebilir.

Baş yaralanmalarında köpeğin bilincinin gözlenmesi önemlidir. Onla konuşmayı deneyin ve sizi duyup duymadığından emin olun.

Mümkün olduğunca yanında kalarak tanıdık biri olarak onu sakinleştirin.

Veteriner hekiminize gitmeden önce birine aratarak orda olup olmadığını anlayın. Vakit kaybı ve köpek için ekstra stres fayda getirmeyecektir.

Mümkünse veteriner hekime yaraları tarif ederek kliniğe vardığınızda hazır olmasını sağlayın.

Kalın bir mukava köpeğiniz için geçici bir sedye görevi yapabilir. Baş ve bel yaralanmaları ekstra dikkat gerektirir.


Köpeğinizin Bir Yeri Kesildiyse Ne Yapmalısınız?

Kan görmeye dayanamaz mısınız? Kesiklere karşı yine de hazırlıklı olmalısınız.

İster dışarda yürürken, isterse de köpeğinizle oynarken köpekler sık sık derilerinde çiziklere neden olurlar. Çoğu köpek sahibi bir noktadan sonra kesik ve çiziklerle başa çıkmak zorunda kalabilir.

Yarayla ilgilenirken köpeğinizin sakin durmasını sağlayın. Aksi takdirde aileden birinden köpeği zaptetmesi için yardım isteyin.

Çok kanıyorsa yaranın üzerine gazlı bez ya da temiz bezle baskı uygulayın. Bir bandajla oraya tutturun.

Kan ilk bandajın altından sızıyorsa bu bandaj çıkarılmadan üzerine başka bir gazlı bezle daha sıkı bir baskı uygulayın.

Kanama devam ediyorsa veteriner hekiminizi arayın.

Turnike UYGULAMAYIN.

Basit kesik ve çiziklerle kendiniz ilgilenebilirsiniz. Yara kirliyse iyi sulandırılmış antiseptik solüsyon ya da tuzlu su ile temizlemeye başlayın.

Yaranın içini diken, kıymık ya da cam kırıkları gibi nesnelere karşı yakından inceleyin.

Şüpheniz varsa yarayı bir veteriner hekime gösterin.

Yara günlük pansuman gerektirebilir. Üzerini dikkatsizce temizlememeye özen gösterin. Ayak yaraları günde iki defa ılık tuzlu suya batırılmalıdır.

Pati üzerinde yapılan tüm bandajın çok sıkı olmaması gerkir. Her saat başı şişmeye karşı kontrol edilmelidir.

Ayağın alt kısmı ve patilerdeki yaraları temiz tutmak için eski bir çorap giydirebilirsiniz.

Köpeğinizin yarasını aşırı derecede yalamasına izin vermeyin. Bazı vakalarda plastik Elizabethan tasması kullanması gerekebilir.

Başdaki Yaraları

Baş yaralanmaları ve kanamaların kontrolü güç olabilir.

Kanayan taraf üste gelecek şekilde köpeğinizi yatar halde tutun.

Temiz pansuman bezleri kullanılabilir; fakat boyun çevresine bandaj yapılmamalıdır. Köpeğinizi veteriner kliniğine yetiştirinceye kadar manuel bir bandaj daha faydalı olacaktır.

Ağızda kan varsa temizleyin ve burun deliklerinde pıhtılaşmayı engellemek için temiz tutmaya çalışın.

Kulak kepçeleri aşırı derecede kanayabilir. İki tarafından da sıkı basınçla kontrol altına alınmalıdır.


Köpeğiniz kasılmaya başlarsa ne yapmalısınız?

Köpekler arasında kasılmalara çok sık rastlanmaktadır ve bu, sahipleri için oldukça stesli bir durumdur. Kasılmaların en yaygın sebepi epilepsi olmasına karşın çeşitli farklı nedenleri de bulunmaktadır.

Kasılmalar, adelelerin neden olduğu şiddetli ve koordinasyonsuz hareketleridir.

Kasılma nedenleri arasında enfeksiyonlar, kafada travma, metabolik hastalıklar, beyim tümörleri, böbrek hastalıkları ve zehirlenmeler gelir.

Köpeğiniz kasılmaya başladığında farklı tepkiler verebilir: bilinç kaybı, ağızda köpüklenme, dişlerde kenetlenme ya da ayaklarda seyirme vb.

Köpeğiniz kasılmaya başladığında sakin olun. Köpeğinizin güvenli bir ortamda olduğundan emin olmanız birinci sırada gelmelidir.

Çok gerekmedikçe köpeğinize dokunmayın. Bilinçsizce ısırabilir.

Çevrede yanan bir şömine varsa ya da bir merdiven başındaysa üzerine battaniye ya da palto atarak kucaklayabilir ve onu güvenli bir yere götürebilirsiniz.

Parlak ışıkları södürüp, perdeleri çekin; televizyonu ve radyoyu da kapatın. Odada başkaları varsa sessizce çıkmalarını söyleyin.

Ona zarar verebilecek nesneleri ondan uzak tutun.

Evde başka köpeğiniz varsa hemen uzaklaştırın. Bazı köpekler kasılan köpeklere karşı bu durumda saldırganlaşabilir.

Köpeğinizle birlikte kalın. Kasılmanın ne kadar sürdüğü, nasıl başladığı ve bilincini yitirip yitirmediği konusunda notlar alın.Bu bilgiler veteriner hekiminiz için faydalı olacaktır.

Veteriner hekiminiz istemediği sürece kasılmakta olan köpeğiniz ile araba kullanmayın. Olsa bile onu kontrol altında tutabilecek ikinci bir kişinin yardımını isteyin.

Kasılma üç dakikadan fazla sürerse hemen veteriner hekiminize baş vurun aksi takdirde daha sonra için bir randevu alın.

Kasılma sona erdikten sonra köpeğiniz hala sersem ve şaşkınlığını koruyacağından ısırılma ihtimalini gözden kaçırmadan konuşarak onu sakinleştirin. Çocukları ve yabancıları bu anlarda ondan uzak tutun.

Köpeğinizi hemen veterinere götürmektense acil değilse sakinleşmesini bekleyin.

Köpeğinizi düzenli olarak kasılıyor ya da epileptik ise başlangıç belirtilerini okumaya çalışın. Bazı nöbetten hemen önce köpekler garip şekilde sessizleşerek normalden farklı davranmaya başlayabilir.


Köpeğiniz Bir Kavgaya Karıştıysa Ne Yapmalısınız?

Köpeğiniz bir kavgaya karıştığında yapabileceklerinizi bilmeniz önemlidir.

Köpekler her zaman köpek kalacaklardır. Bu nedenle aralarında zaman zaman kavgaların çıkması beklenebilir bir şeydir. Çoğu duurmda sürü hiyerarşisi belirlendiğinde kavgalar fazla büyümeden sona erecektir; fakat bazı durumlarda anlaşmazlık ciddi bir hal alabilir.

Unutmayın ki asla iki kavga bir diğeriyle aynı değildir. Bu, kavga eden köpeğe ve şartlara göre değişiklik gösterir.

Sakin olun - panikleyip araya giren köpek sahipleri genellikle önce kendi yaralarını tedavi ettirmeye başlar.

"Havlaması ısırığından daha kötü" lafını hatırlayın. Köpek kavgaları genellikle kulağa olduklarından daha ciddi gelir.

Köpeğiniz ciddi görünmeyen bir dalaşmaya girdiyse sakince uzaklaşıp onu yanınıza çağırın. Köpekleri genellikle sahiplerini gözden kaçırmazlar ve sizi takip etmeyi tercih edecektir.

Daha ciddi bir durumda hareketleriniiz diğer köpeğin sahibiyle koordine etmeniz gerekecektir. Köpekleri aynı anda birbirinden ayırmak daha güvenlidir ve tasmalarından tutulmalıdırlar.

Diğer köpeğin sahibi yoksa ve savaşmaya kararlı görünüyorsa kendi köpeğinizin kayışıyla bir kement yapıp mümkünse onu yakın bir yere sabitledikten sonra kendi köpeğinizi ondan uzaklaştırmayı deneyebilirsiniz. İkinci bir yöntemse yakın bir bahçe kapısına vs yaklaşmayı başarabilirseniz köpeklerden birini dışarda bırakacak şekilde köpekleri ayırmayı deneyebilirsiniz. Tecrübeli ve cesur bir yardımcınızın bu durumlarda yardım koşması için dua etmenizde de fayda vardır.

Güçlü ve otoriter bir ses tonu kullanın.

Köpeği ayırdığınızda onu sakinleştirmeye çalışın; ama çok da aşırıya gitmeyin. Bu ikiniz için de korku verici bir durumdur ve bunu köpeğiniizn fark etmemesi gerkmektedir.

Yaralar her zaman görünür olmayabilir. Örneğin küçük bir köpek büyük bir köpek tarafındna şiddetle sallamdıysa iç organlarda yarakanma olabilir. Vetriner hekim muayenesine gerek vardır.

Olaydan sonra sizin yaklaşan her köpekte gerildiğinizi hissetmemelidir. Kayış köpeğinizle iletişimde bir iletken görevi yapar. Başka bir köpek görürü görmez kayışına asılmamaya çalışın.

Olaydan sonra dost köpeklerle tekrar tanışmasına imkan sağlayın.

Kavgayı önlemenin en iyi yöntemi olmasına imkan vermemektir. Yolunuz üzerinde saldırgan bir köpek varsa yolunuzu değiştirin; ama asla tüm köpeklerden uzak durmaya çalışmayın. Bu, köpeğiniizn sosyal becerilerini negatif etkileyecektir.


 



Bu Sitede Yayınlanan Videolar, Resimler, Makaleler ...Vs. Ekleyen Kişiye Aittir. Bunlardan Doğacak Sorunlardan AVCILARMEKANI EKIBI Sorumlu Tutulamaz...
Copright ©2006 AVCILARMEKANI | Tüm Hakları Saklıdır...
.::NTSonbahar v1.0 2004© by NukeTurk.Com::.
Siteni Ekle ForumLum.com DownloadTurkiye SahraHosting.Com Siteni Ekle Pagerankın Artsın Teknoloji Haber