KÖPEKLERDE
SAĞLIK VE BAKIM
Yavru Seçimi, İlaçlama, Bakımları, Parazitler,
Hastalıklar
Yavruluktan
erişkinliğe her büyüyen köpek yaşına uygun
bakıma gereksinim duyar. Yavru köpeklerde
görülen hastalıklar çok yaygın olmasa da hala
birer risktir. Pek çoğu doğru tedaviyle bertaraf
edilirken bazıları operasyon vs gerektirir.
Yavrunun Seçimi
Yavruyu
seçerken anne ve babasının sağlıklı ve
yavrularına geçerecek genetik hastalıklardan
uzak olduklarından emin olunmalıdır. Aklınızda
belirli bir ırk var ise o ırka has genetik
hastalıklar hakkında bilgi sahibi olmanızda
fayda vardır.
Yavruyu çok
erken yaşta aldıysanız bazı hastalıklara
yakalanıp yakalanmayacağını doğal olarak
anlayamayabilirsiniz; fakat, örneğin, kuyruğu
kesilen bir ırk ise kesilmemesine karar vermek
size kalmış bir şeydir.
Canlı, aktif ve
sağlıklı görünen bir yavruyu seçmeye çalışın.
Çeneleri doğru kapanan, karnı parazit belirtisi
olacağından şişkin olmayan ya da başka bir
anormallik belirtisi göstermeyen bir yavru
olmalıdır.
Yavruyu
aldığınız andan itibaren sigortalanmış olacak
olursa işler yolunda gitmediğinde bundan
faydalanabilirsiniz. Yavruyu aldıktan bir kaç
gün sonra veteriner hekiminize göstermenizde
fayda vardır. Böylece tavşan dudak, yarıkdamak
ve hernais gibi problemler ile boşaltım
sistemindeki olası bir anormallik önceden
farkedilebilir. Kalp, iskelet, körlük ya da
sağırlık gibi bazı problemler ise sadece yavru
daha hareketlendiğinde tespit edilir.
Eve Geliş
Yavru eve
geldiğinde bir süre üreticisinde beslendiği mama
ile beslenmeye devam etmesinde fayda vardır. İlk
bir kaç günden sonra onu başka bir mama ile
beslemek isterseniz günde üç ya da dört öğün
halinde sindirilebilirliği yüksek bir yavru
maması ile besleyin.
Köpekler ani
besinsel değişikliklerden
etkilenebileceklerinden yeni ve eski mamayı bir
kaç gün karıştırarak verirseniz sindirim
problemlerini önleyebilirsiniz.
Mama aniden
değiştirilecek olursa çoğu köpek ishal
olacağından, bu da yavru köpeklerde ani su
kaybına neden olabilir. İshal başladığında
veteriner hekimin de tavsiyesiyle tavuk ya da
kuzu - pirinç formüllü bir mamaya geçmekte fayda
vardır.
Köpeğin
boyutuna bağlı olarak genellikle altı-dokuz aya
geldiğinde "junior" mamalara geçilmesi ve
öğünlerin günde ikiye düşürülmesi gereklidir.
Irkın boyutuna ve mamanın markasına göre erişkin
köpek mamasıyla besleme yapılmaya ve günde tek
öğüne düşürmeye yavru 12-18 aylık oluncaya kadar
geçilmemelidir.
Zinde Tutmak
Dışarda
egzersiz fırsatı hastalık kapabileceğinden
yavrunun tüm aşıları tamamlanmadan
sağlanmamalıdır. Bu hastalıkların ana
belirtileri kusma, ishal ve halsizlikdir ve acil
veteriner hekim müdahalesi gerektirir.
Şiddetli gastro-intestinal
sorunlara yol açan bir diğer durum ise bağırsak
parazitleridir. Unutulmamalıdır ki her yavru
annelerinden aldıkları bu parazitlerle doğar ve
kesinlikle müdahele gerektirir. Anormal
bağırsak hareketleri bağırsakların birbirinin
içine geçmesi anlamına gelen intussusception 'a
neden olabilir. Bu durum hayati tehlike taşır ve
cerrahi müdahele gerektirir. Belirtisi kronik
ishal, kusma ve kendinden geçmedir. Bazı
vakalarda birbirine geçen bağırsak bölümleri
dışardan ağrılı şişlikler olarak dışardan
hissedilebilir. Acil veteriner hekim müdahalesi
şarttır.
Ani kusma,
ishal ve kendinen geçme yavru yabancı bir cisim
yuttuğu zamanlarda da gerçekleşebilir. Çoğu
durumda bu cisimler (oyuncak parçaları, taş ve
tahta parçaları vs) cerrahi mücadele ile
çıkarılır. Yavru köpeğin küçük ve yutulabilecek
cisimler yerine kendisi için alınmış iri kemirme
oyuncaklarıyla vs oynamasına teşvik edilmelidir.
Bu oyuncaklar parçalanacak oldursa hemen atılıp
yerine yenisi alınmalıdır.
Eğitimin bir
parçası olarak yavrulara kendi oyuncakları ile
oynarken ev eşyalarını rahat bırakmaları
öğretilmelidir. Yavrular ilk aylarda erişkin
olduklarından çok daha fazla şey
öğrendiklerinden tuvaleti, otur, gel gibi
komutlar erken aylarda öğretilmeye
başlanmalıdır. Bu komutlar oyun içinde yavru
sıkılmadan ve gereksiz ceza ile cesareti
kırılmadan sabırla yapılmalıdır.
Kaza Geliyorum Demez
İyi bir eğitim
riski azaltsa da yavrular inanılmaz derecede
kazalara neden olmaya eğilimlidir. Meraktan
yememeleri ve çiğnememeleri gereken şeyleri
keşfetmeye kalkmalarının yanı sıra merdivenler,
pencere ya da arabadan da düşebilirler. İyi
eğitimin bir parçası olarak köpeğin çevresinde
ona zarar verebilecek zehirli vs hiç bir şeyin
olmamasına ve üzerine devirip, içinde kapalı
kalacağı bir ortamda olmaması önemlidir.
Kaza durumunda
yavru incinmemiş görünmesine rağmen veteriner
hekiminize bir göstermenizde fayda vardır.
Genç Yavru
Yavru büyümeye
başladığında nadir de olsa doğuştan kaynaklanan
hastalıklar kendini belli edebilir. Dikkat
etmeniz gereken belirtiler kusma, ishal, aşırı
su içimi, idrar tutamama, halsizlik ve kendinden
geçmedir.
Aşırı su içme
sistit nedenli olabilmesine rağmen böbrek
hastalığı başlangıcına da işaret edebilir. İdrar
tutamama da aşırı su içimine neden olabilir. Bu,
idrar yollarındaki ectopik ureter gibi bir
durumdan kaynaklanabilir. Genellikle cerrahi
müdaheleye iyi yanıt vermektedir.
Kronik ishal,
besin hiperaktivitesi ya da alerjiler veya enzim
eksikliğinden kaynaklanabilir. Allerjiler için
özel formüle edilmiş mamalar allerji ve
hiperaktivitenin önüne geçebilirken enzim
eksikliği düzenli tedavi gerektirebilir.
Ösefagel
duvarının yiyecekleri yutulması için aşağı
itmemesi anlamına gelen megaoesophagus gibi
ösafagus anormallikleri sık sık kusmaya neden
olabilir. Pilorik spazmlar ya da stenosiz,
normal yiyecek hareketini kısıtlayan miğde
tabanındaki kasdaki anormallikten
kaynaklanabilir.
Kalp Problemleri
Kalp
problemleri kusmaya neden olurken yavrularda da
gözlenebilir. Kalp kapakçıklarında olabilecek
bir problem yavruların halisizleşmesine neden
olur. Bu durumlarda hayat boyu tedavi ve kontrol
gerekebilir.
--------
Büyüme ve
gelişme döneminde yavrularda görülebiecek diğer
hastalıklar ise özellikle çene ve kasıklarda
çıkabilecek akme denen sivilcemsi çıkıntılardır.
Genellikle antibiyotik tedavisi ve antiseptik
banyolarla akmelerden kurtulunabilinir. Tıpkı
genç insanlarda olduğu gibi köpek yavruları da
bu yaşlarda sivilce vs çıkarmaya meyillidir.
Genç köpeklerde
bazı iskelet problemleri de nüksedebilir. OCD
(anormal kıkırdak ve kemik gelişimi) ile kalça
çıkığı nedeniyle gerçekleşen topallama ana
belirtidir. Bu hastalıkların gelişme şansı
kalıtsal olsa da şiddeti beslenme, büyüme
hızının kontrolü ve bazı ırkların egzersizinde
sınırlama getirerek kontrol altına alınabilir.
Bu hastalıklardan etkilenen köpekler genellikle
çok hızlı büyütülmüş, şişman ve kontrolsüz ve
aşırı egzersiz yaptırılmıştır. Cerrahi müdahale
gerekebilir.
Allerjik deri
problemleri geliştirme riski de ayrıca kalıtsal
olabilir. Ayrıca pire gibi çevresel faktörler de
büyük rol oynar. Diğer belirtiler döküntülü,
kızarık ve şiddetli kaşıntı deridir. Bu
köpeklerin bazılarının dietleri değiştirilerek
durumlarının düzelmesi sağlanırken ne yazık ki
bazıları ömür boyu tedavi görmesi gerekir.
Erkek
köpeklerde testislerin en geç dokuz ay içinde
torbalarına düşmüş olması gerekir. Bu yaşa kadar
torbaya düşmediyse muhtemelen vücut içinde
kalmış demektir. İçerde kalan testis kanser
riskini arttıracağından alınması gerekir.
Yavru
köpeklerin mükemmel bir şekilde sağlıklı
olmalarını umsak da kalıtsal ve sonradan
edinilen bazı hastalıklara yakalanabilecekleri
gerçeğini bilmek zorundayız.
Belirtilerin
bilinmesi hastalıkların iyileşmesinde büyük önem
taşır.
Yavru İçin Rutin Sağlık Kontrolü
Parazit Tedavisi: Altı aylık oluncaya kadar en az ayda bir. Daha sonra yılda dört defa.
Veteriner hekiminizin tavsiye edeceği etkili bir
ilaç kullanın.
Aşılar:
Distemper, hepatitis, parvovirus, parainfluenza
virüsü ve leptospirozize karşı aşılar
yapıldıktan sonra yeterli bağışıklığın oluşması
için diğer köpeklerle bir araya getirmeden önce
7-14 gün bekleyin.
Pire:
Veteriner hekiminizden etkili bir ilaç alarak
düzenli olarak yavruyu ve evinizi ilaçlayın.
Kulak miteları: Çoğu yavrunun kulağında kaşıntı ve kahverengi mumsu bir akıntıya neden
olan mitelar bulunur. Veteriner hekiminizin
tavsiye ettiği etkili bişr ürün kullanın.
Aşılar
Aşı Nasıl Çalışır?
Aşının nasıl
çalıştığına dair teori karmaşık olsa da basit
anlamda şöyledir: Aşı yaptığımızda aslında
köpeğimize bağışıklık sistemini stimule eden
enfeksiyöz bir organizma (bakteri ya da virüs)
verilir. Köpeğin aşıdaki küçük antijenlerle
(organizmanın yüzeyindeki proteinler) birleşmesi
için vücudu, kanında sirküle olan bağışıklık
sistemi tarafından oluşturulmuş proteinler olan
antikor üretir. Bu antikorlar ne yapar?
Karşılaştıkları her eş entijenle birleşirler.
Milyonlarca antikor bakteri ya da virüslerin
yüzeyinde bulunan antikorlarla birleştiğinde bu
organizmalar inaktif hale dönüşür ve hastalık
yapamaz hale gelir.
Aşı işte
hastalıkları böyle engeller.
Burada anahtar
kelime engellemektir.
Çoğu aşı sadece
hastalık bulaşmadan önce çalışır.
Aşı Ne Zaman Yapılmalı?
Aşılama zamanı
annenin sağladığı bağışıklık sisteminin etksinin
ne kadar sürdüğüne bağlıdır. Niçin? Çünkü
annenin sağladığı antikorlar belirli bir
hastalıkla birleşip onu nötralize eder. Bu da
aşının yavru köpeğin kendi bağışıklık sistemi
nedeniyle yeni bir bağışıklık koruması
sağlayamadığı anlamına gelir. Aşının gerçekten
çalışmasını ummadan önce annenin sağladığı
bağışıklık sisteminin sona ermesini beklemek
zorundayız. Her annenin sağladığı bağışıklık
sistemi farklı sürelerdedir. Bu süre yavrudan
yavruya değişiklik göstercektir.
Çoğu bu döneme
ait antikorlar iki ile yirmi hafta sürece
etkilidir. Yavruların % 30'unda annenin
sağladığı antikorları yavru dokuz ile on
haftalık olduğunda etkisini kaybederler. Annenin
sağladığı bağışıklık sisteminin % 90'ı yavrular
onaltı haftalık olduğunda sona erer.
Ana aşılama
programı prensipleri aşağıda verilmiştir.
·
Yavru yetim ise aşılamaya iki ile dört
haftalıkken başlayın.
·
Aşılamaya yavru sekiz haftalık olmada önce
başladıysanız bunu geçici olarak görün ve
sekizinci haftada aşılara tekrar başlayın.
·
Veteriner hekiminize danışarak bölgenizdeki
endemik hastalıklar için öncelikle aşılama
yapın.
·
Yavru diğer köpeklerle yakın kontak içindeyse
aşılama sekiz haftalıkken bekletilmeden
başlatılmalıdır.
·
DHLP-P
aşısı yavru onaltı haftaya erişinceye kadar her
üç dört haftada bir tekrarlanmalıdır.
·
Nadir de olsa bazı yavrular aşıya allerjik
reaksiyon gösterebileceğinden aşıdan sonra 20
dakikak kadar yavruyu yakından gözlemleyin.
|
Aşı |
8 hafta |
12 hafta |
16 hafta |
20 hafta |
Yıllık |
Yarı yıllık |
|
Distemper DHL-P |
X |
X |
X |
|
X |
|
|
Canine Parvovirus |
X |
X |
X |
X |
X |
|
|
Canine Coronavirus |
X |
X |
X |
|
X |
|
|
Bordetalla
(Kennel
Cough) |
|
X |
|
|
X |
X |
|
Borreliosos (Lyme) |
|
|
X |
X |
X |
|
|
Kuduz |
|
|
X |
|
X |
|
Dış parazitler
hayvanın üzerinde ya da derisinin içinde yaşar.
Bazılarını görebilirsiniz bazılarını ise
göremezseniz. Bazıları evinize girip üremek için
orada yaşarken bazıları tamamen köpeğinizin
üzerinde ömrünü geçirir. Hiç birinin kanadı
yoktur yani uçamaz.
|
kulak miteleri |
Lice (pediculosis) |
|
uyuz miteleri |
pireler |
|
kene |
|
Uyuz Mite'ları
Kulak
mite'larına benzeseler de uyuz mite'ları kulak
kanalı hariç köpeğin her yerinde yaşar. Burada
bahsedeceğimiz mite'ların hepsi pek çok açıdan
benzerdir. Üçü de uyuza neden olur; deri içinde
ya da üzerinde yaşar; yoğun kaşıntı ve deri
hastalıklarına yol açar ve yine üçünün de aynı
şekilde tanısı konur. Farklı olan hastalığın
seyri, şiddeti, tedavisi ve insanlara olan
etkileridir.
Uyuz Mite'ları
|
Mite'in İsmi |
Deride Nerede Yaşar? |
Belirtiler |
Belirtiler Nerede Çıkar? |
Tanı |
Tedavi |
İnsana Zararlı mı? |
|
Cheyletiella |
Yüzey |
Aşırı pullanma |
Arka kısmında |
Deri kazıntısı ile |
Pyrethrin banyosu |
EVET |
|
Demodeks |
Kıl folisleri |
Kaşıntı, kel noktalar |
Yüz, kafa ve ayaklar |
Deri kazıntısı ile |
Googwindol ya da Mitaban banyosu |
HAYIR |
|
Sarkoptik |
Tüneller halinde derinin içinde |
Aşırı kaşıntı, sarı kabuklanmalar |
Bacaklar, kafa ve alt kısım |
Deri kazınıtısı ile |
Kireç-sülfür banyosu, Ivermektin enjeksiyonları |
EVET |
Kene
Keneler küçük,
kanatsız ve normalde dışarda yaşayan
böceklerdir. Boyutları gelincik tohumundan
büyük bir üzüm büyüklüğüne kadar değişiklik
gösterbilir. Üstünde bulundakları canlının
kanını emen gerçek parazitlerdir. İki
tiptedirler: sert ve yumuşak. Köpeklerde
bulunanlar serttir. Bu, vücutlarını koruyan ve
scutum denen zırhları var anlamına gelir. Bir
kenenin yaşam siklüsü dört aşamdan oluşur:
Yumurta:
Binlerce yumurtadan oluşan bir kese halinde
yumurtlanırlar. Bu köpeğin üzerinde değil
dışarda doğada gerçekleşir. Bir kaç hafta sonra
yumurtalardan larvalar çıkar. Larvalar hemn
beslenmek için sıcak kanlı hayvan aramaya
başlar.
Larva:
Bir kaç gün
beslendikten sonra toprağa düşerek üçüncü
evresine geçer. Bu aşamda larvalar hastalık
taşımazlar.
Nymph:
Erişkin
olmadan önceki evresidir. Yine sacaık kanlı
canlıların kanyla beslenirler. Bir hafta kadar
beslendikten sonra değişim için tekrar toprağa
düşerler. Bu işlem aylar alabilir.
Erişkin:
Görüldüğü
gibi erişkin olabilmesi için bir kene aylar alan
üç aşamalı bir gelişme ve üç ayrı ev sahibine
gerek duymaktadır. Erişkin keneler yaklaşık iki
yıl yaşar.
Lyme ve
Rocky-Mountain
spotted fever
(sadece Amerikada görülür) gibi hastalıklar
taşır.
Keneler nemli
ve gölgelik yerleri sevdiklerinden güneşli
kırlar ve kuru alanlar onlara göre değildir.
Ağaçlık, otluk ve sık çalılık yerlerde bolca
bulunabilirler.
Doğal tırmanızı
oldularından çoğu köpeğin vücuduna tırmandıktan
sonra yüze kadar ulaşırlar.
Uygun bir yere
yerleştiklerinde kan emmek için balık oltası
gibi çeneleriyle deriye tutunurlar. Kenelerin
çıkarılması bu nedenle güçtür.
Kenenin Çıkarılması
Göze yakın bir
bölgede değilse üzerine alkol sürerek aksi
takdirde mineral yağı sürerek bu başırlabilir.
Alkollü pamuğu otuz ile altmış saniye kenenin
üzerinde tutulduktan sonra kene çenelerini
gevşetmeye başlar. Böylece ani bir bükerek çekme
ile keneyi deriden uzaklaştırabilirsiniz. Bazen
çeneleri içerde kalabilir ve genellikle deri
bunu dışarı atar. Yine de bir cımbızla dışarı
çekmek daha faydalıdır.
Yaygın inanışın
tersine içerde kalan bu kısımdan yeni bir kene
çıkmaz.
Kene
çıkarıldıktan sonra ısırığının bulunduğu yere
antiseptik ya da antibiyotik bir merhem
sürebilirsiniz. Kenenin elinizde patlamamasına
özen gösterin.
Önlem:
·
Vahşi hayvanların olduğunu bildiğiniz ormanlık
alanlardan uzak durabilirsiniz.
·
Keneleri uzak tutan ilaçlar kullanabilirsiniz.
·
Açık
renk giysiler giyerek üzerinize tırmanan
keneleri hemen tespit edebilirsiniz. Her
gezintiden sonra kendinizi ve köpeğinizi kontrol
edin.
Pire
Bilimsel adı
Ctenocephalides 'dir. Çıplak gözle
görülebilirler. Kahverengimsi kırmızı
böceklerdir. Köpeğin üzerinde değilken 1.5 mt
yükseğe zıplayabilirler. Köpeğiniz kolaylıkla
parklardan ya da üzerinde pire olan diğer kedi
ve köpeklerden bu böcekleri alabilir. Otuz
günlük yaşan siklüsleri içinde dört evreden
geçerler: yumurta, larva, pupa ve erişkin.
Yumurta:
Oval ve beyaz renktedirler. Büyüteçle
görülmeleri mümkündür. Tek bir dişi ömrü boyunca
yüzlerce yumurta yumurtlayabilir. Çoğu köpeğin
üzerinde yumurtlar , sonra da yumurtalar evin
içine özellikle de köpeğin uyuduğu yerlere
düşer. Doğru ısı ve nem ortamında yumurtalar bir
kaç hafta sonra çatlar.
Larva:
Büyüteçle küçük solucana benzeyen bu canlılar
görülebilir. Köpeğin yatağı, halının içi ya da
mobilyaların altında karanlık yerlerde
bulunurlar.
Pupa:
Erişkin olmadan önceki son evredir. Haftalar ya
da aylar alabilir. Yerin sarsılması kozaların
çatlamasına neden olabilir. Bu nedenle kapı
kapatmaları ya da evde yürümeler dahi kozaların
çatlamasına ve yüzlerce aç erişkin pirenin
etrafa yayılmasına neden olabilir.
Erişkin:
Köpeğin üzerinde çıplak gözle görülebilirler.
Isırıp kan emerler. Sıcak kanlı vücut arayan
ısıya duyarlı misiller gibidirler. Siyah kara
biber benzeri dışkıları pet sahiplerince fark
edilebilir. Erişkin pirelerin salyası bazı
köpeklerde tüy kaybı, aşırı kaşıntı ve sekonder
bakteryel enfeksiyonlara neden olabilir. Buna
Pire Allerjisi
Dermatiti (FAD) denir.
Görüldüğü gibi erişkin pireler kısa sürede
oldukça fazla miktarlarda üreyebilirler. Birkaç
erişkin bir ay içinde binlerce üreyebilir.
Köpeğiniz, eviniz ve bazen aileniz de pirelerden
etkilenebilir. Köpeğinizin üzerinde genellikle
kuyruk diplerinde, bacak aralarında, karında ve
baldır içlerinde bulunurlar. Diğer bölgelere de
geçseler de oralarda pek uzun kalmazlar.
İnsanlarda en sık pire ısırığına uğrayan bölge
ayak bilekleridir.
Sadece kaşıntıya ve allerjiye neden
olmalarının yanı sıra hastalık da
taşıyabilirler. Köpek piresişeridi taşır. Bundan
dolayı pireye karşı mücadele ederken köpeğiniz
şeritlere karşı da test edilmelidir.
Pireyle mücadele iki aşamda yapılır: köpeğin
ve çevresinin ilaçlanması.
Köpeğin İlaçlanması:
Köpek sahiplerinin köpeklerinin üzerinde pire
gördükleri anda ilk yaptıkları şey köpeği pire
şampuanı ile yıkamaktır. Bu erişkinleri öldürse
de eve dağılmış binlerce yumurta ve larvaları
etkilemez ve köpek henüz kururken yumurtadan
çıkanlara karşı bir engel oluşturmaz. Çoğu
ürünün üzerinde minimum yaş sınırı yazar.
Genellikle etken madde ne kadar güçlüyse
yavrunun da o kadar büyük olması gerekir.
Piyasada pek çok ürün olduğundan etken
maddelerine göre bir açıklama yapmak daha uygun
olacaktır.
Yüksek
aktiviteli içerik: Carbamates (carbaryl),organophosphates
(chlorpyrifos, cythioates, dichlorvos,
fenvalerate, fenthion, methylcarbamate,
butoxypropylene, piperonyl butoxide, malathion)
ve rotenone.
·
Onaltı haftalık yavrularda
kullanılmamalı ve daha büyük olanlarda da dikkat
edilmelidir.
·
Aşırı salya üretimi, göz
bebeklerinde büyüme, adele seyirmesi, kusma ve
ishal gibi toksik yan etkiler ölümcül olabilir.
·
Yan etkiler veteriner hekimce
hemen tedavi edilmeldiir.
·
Çok etkilidirler.
·
Sadece erişkinleri öldürüler (chlorpyrifos
larvaları da öldürür).
Orta aktiviteli içerik:
Pyrethrin, microencapsule pyrethrin, allethrin,
pyrethroids ve permethrin karışımı
·
Sekiz haftanın altındaki
yavrularda belirli tedbirlerle verilebilir.
·
Petin üzerinden yıkanıp
alındığında ortadan kalkan hafif yan etkileri
vardır.
·
Oldukça etkilidirler ve genel
olarak organophosphates, carbamates ya da
rotenone'den daha güvenlidirler.
·
Bazı böcekler direnç gösterebilir.
·
Parlak ışığın altında instabilite
nedeiyle sık uygulama gerekli olabilir.
·
Sadece erişkinleri öldürüler.
Az aktiviteli içerikler:
Portakal kabuğu türevleri (D-limonene, linalool)
·
Altı haftalık yavrularda bile
kullanılabilir.
·
Hafiftirler ve yan etkileri pek
yoktur.
·
Etkiliği orta derecedir. Öldürmesi
için pire ile uzun süreli kontakt gerekir.
·
Pirenin direnci daha fazladır.
·
Sadece erişkinleri öldürür.
Pire üreme sınırlayıcılar:
Methoprene, fenoxycarp
·
Pire yaşam siklüsünün normal
gelişimini engellerler. Çoğu dişi, köpeğin
üzerine yumurtlar ve yumurtalar bu maddelere
temas ederse gelişimleri durur.
·
Sekiz haftalık genç yavrular için
bile güvenlidirler.
·
Oldukça güvenlidir ve dünya
çapında içme sularına karıştırılarak sivrisinek
popülasyonunun kontrolünde kullanılmaktadır.
·
Erişkin pireleri öldüren diğer
ilaçlarla oldukça etkili bir şekilde
kullanılmaktadırlar.
·
Pirelerin direnciyle
karşılaşılmaz.
Ev Formülleri:
Arpa mayası, sarımsak, mentol, okaliptüs,
citronella, bitkisel özler
·
Bu ürünler öldürmekten çok uzak
tutarlar.
·
Çalıştıklarına dair bilimsel
kanıtlar olmasa da çoğu insan çalıştığına yemin
etmektedir.
·
Toksikite yoktur.
·
Altı haftalık yavrularda bile
kullanılabilir.
Tüm
bu etken maddeler çeşitli ürünler içinde
pazarlanır. Bunlar:
Şampuan:
Kullandıklarımıza benzer. Önemli olan gözlere
kaçırmamaya dikkat ederek baş kısmından köpeğin
kuyruğuna doğru yavaş yavaş yaymak ve etkili bir
şekilde çalışması için 10 dakika kadar
bekletmektir. Çok iyi bir durulama yapılmalıdır.
Unutulmaması gereken banyo sonrası etkisi
olmadığından köpeğiniz kuruduğunda korumdan
uzaktır.
Sprey:
Alkol ya da su bazlı olabilirler.Çoğu çabucak
kurur ve güçlü bir kimyasal kokusu vardır. Her
biri bir diğerinden farklıdır. Bu nedenle
kullanma talimatına sıkı sıkıya uyulmalıdır.
Genellikle etkisi bir kaç gün sürer. Bu da
düzenli olarak tekrarlanmaları gerektiği
anlamına gelmektedir.
Toz:
Bazı köpeklerin allerjisi olabilir.
Yürüdüklerinde ya da ev içinde üzerlerinden
döküldüğü için bazı köpek sahipleri tercih
etmeyebilir. Düzenli olarak tekrar edilmeleri
gerekmektedir.
Pire Tasması: Kuyruk ve boyun arasında
fazla mesafe olmayan köpeklerde daha etkilidir.
Bir kaç aylık belirli ömürleri vardır. En büyük
hata son kullanım tarihlerinin unutulmasıdır.
Diğer pire ilaçlarıyla birlikte iyi sonuç
vermektedir.
Banyo:
Suyla karıştırılıdıktan sonra sünger ile köpeğin
üzerine sürülen; fakat durulanmayan
konsantrasyonlardır. Kuruduklarında köpeği iki
ile dört hafta pirelere karşı koruyabilir. Banyo
kullanıyorsanız aşırı dozu önlemek için başka
bir pire ilacı kullanmamanızda fayda vardır. Çok
genç, hasta ya da yaşlı köpeklerde bu yöntem
kullanılmamalıdır.
Yağ Keseleri:
Bunlar köpeğin asırtındaki deriye
uygulanan Permethrin yağı torbacıklarıdır. Yağ
köpeğin vücudan dağıtılır ve bir aya kadar orada
kalır. Üreticisinin dediğine göre yağ deri
tarafından emilmemektedir.Etkili olmasına rağmen
köpeğin tüylerinde yağlı bir etki bırakmaktadır.
Mousse :
Köpüklü bir spreydir. Hayvanın ıslanmadığı
durumlarda faydalıdır. Diğer ürünlerde dikkat
etmek zorunda olduğumuz yüz, özellikle de göz
çevresinde, kullanmaktayız.
Evin İlaçlanması:
Pireleri öldürmek için ev içi için
üretilmiş pek çok ilaç vardır. Etken
maddelerinin köpeklerin üzerinde kullanılabilen
diğer pire ilaçlarıyla aynı olduğu görmek köpek
sahiplerini şaşırtabilir. Fark
konsantrasyonlarındadır. Her zaman kullanma
talimatına uymanız özellikle çok önemlidir.
Toz:
Çoğu ev hanımı etrafa çok dağıldığından
şikayet etse de mobilya altları ve halılarda
kullanılabilir. Allerjik insanlar özellikle bu
maddeleri kullanırken dikkatli olmalıdır. Her
zaman üreticinin kullnım talimatlarına
uyulmalıdır.
Sprey:
Çoğunlukla erişkin ve erişkin öncesi pireleri
öldürmede kullanılır. Etkisi uzun süreli
olabilir. Tozdan daha az etrafta fark edilir ;
fakat güçlü kokusu şikayet yaratılır. Allerjik
insanlar dikkatli olmalıdır. Kullanma
talimatlarına sıkı sıkıya uyulmalıdır.
Sis:
Oldukça etkilidirler ve erişkinlerin yanı sıra
gelişmekte olanları da öldürürler. Dezavantajı
evin tüm camları önce kapatılmalı sonra
havalandırılmalıdır. Bitkiler, kuşlar, akvaryum
gibi tüm canlılar evden uzaklaştırılmalıdır.
Allerjik insanlar özellikle bu ürünlerde ekstra
dikkat etmeldir. Kullanım talimatına uymak çok
önemlidir.
Pire problemiyle başa çıkmadaki başarısızlığın
en yaygın nedenleri:
·
Ev ilaçlanırken köpekler de aynı
anda ilaçlanmadı.
·
Evdeki diğer tüylü hayvanların,
özellikle de kedilerin, ilaçlanması aynı anda
yapılmadı.
·
Etkisiz maddeler kullanıldı.
·
Kullanım talimatlarına uyulup
yeterli ilaç kullanılmadı.
·
Mobilyaların altı ve arkası
unutuldu.
·
Köpeği ilaçlarken her yerine
ulaşılmadı (gözler hariç). Parmak araları, kulak
arkası, kuyruk altı ve bacak araları da
ilaçlanmalıdır.
·
Sadece erişkinleri öldüren bir
ürün kullandınız. Halıdaki larvalar için üreme
sınırlayıcı ilaç kullanmayı ihmal ettiniz.
·
Ürünlerin son kullanma tarihlerini
göz önüne almadınız.
·
Elektrik süpürgesinin torbasını
atmayı unuttunuz. Böylece pireler için bir otel
açmış oldunuz.
Lice (Pediculosis)
Lice'lar
tüylerin gövdesinde yaşayan 2 mm'lik küçük
böceklerdir. Pençeleriyle tüylerin gövdesine
tutunurlar.Tüm yaşamlarını ev sahiplerinin
sırtında geçirirler.Ya deriden dökülen dış
tabakayı yiyerek ya da kan emerek beslenirler.
Lice'lar köpekler arasında bulaşıcıdır. Fiziksel
kontak bulaşması için yeterlidir. Yumutralarını
tüy gövdelerine bırakırlar. Bu yumurtalar beyaz
noktalar olarak görülebilir. Büyüteçle görsel
kontrol yapılabilir. Bazı veteriner hekimler
saydam seloteybi köpeğin tüylerine yapıştırıp
kaldırarak yumurtaları tespit etmeye çalışır.
Buna "tape testi" denir.
Belirtileri
kaşınma ve tüy kaybıdır. Enfestasyon ağır ise
anemi görülebilir. Bu belirtiler kolaylıkla
diğer deri hastalıkları ile karıştırılır.
Tedavisi
oldukça kolaydır. Pire ve keneyi öldüren
ürünlerin çoğu lice'ları da öldürebilir. Ana
etken madde
pyrethrin,
bu amaç için uygundur. Köpeğin tüylerinde
düğümlenme varsa tedaviden önce bunlar tıraşla
temizlenmelidir. Tüm tüy bakım aletleri de aynı
sıvıyla yıkanmalıdır. Anemiden şikayetçi tüm
köpeklere demir takviyesi yapılmalıdır.
Lice'lar türe
spesifiktir. Yani köpek lice'ları köpekte insan
lice'ları insanda yaşar.
iç parazitler
Kamçılı
Solucanlar
Bu küçük
parazitler köpeğin kalın bağırsağında yaşar.
Sadece ortalama beş santimetre uzunluğundadır ve
çok incedir. Bilimsel adı
Trichuris vulpis'dir.
Bu parazitler kalın bağırsağın iç duvarına
tutunarak beslenir. En belirgin belirti, kalın
bağırsağın enflamasyonudur.
Kamçılı
solucanın yaşam siklüsü çok baasittir.
Erişkinler bağırsak duvarına tutunmuş
vaziyetteyken yumurtlar. Larvalar yumurta içinde
gelişip iki hafta içinde yumurtadan çıkar. Bu
larvalar da kalın bağırsağın iç duvarlarına
tutunur ve bir hafta sonra erişkin olup üremeye
başlar.
Yavrunun
enfekte olmasının tek yolu içinde kamçılı
solucan yumurtaları olan dışkı yemesidir. Bunun
mümkün olmayacağını düşünüyorsanız yavruların
herşeyi ağızlarına aldığını hatırlayın. Ayrıca
enfekte dışkıya basan ve daha sonra temizlenmek
için patilerini yalayan yavru da yumurtaları
oral olarak alacaktır. Hamilelik ve emzirme
sırasında bulaşma söz konusu değildir.
Belirtiler:
Belirtilerin
çoğu kolitten (Kalınbağırsakta enflemasyon)
kaynaklanır.
·
Karın ağrısı
·
Aşırı gaz
·
Pis
kokulu dışkı
·
İshal
·
Kanlı ya da mukus kaplı dışkı
·
Zayif yavru
·
Zayif ve kuru tüyler
·
İştah
Tanı:
Yumurtaların mikroskopta belirlenmesiyle
sağlanır. Yumurtalar futbol topu biçiminde ve
oldukça belirgindir. Bir ya da iki negatif dışkı
analizi kamçılı solucanların olmadığı anlamına
gelmez. Analizlerin sadece % 30 - 50'sinde
kendilerini gösterirler.
Kontrolü:
Antihelminik ilaçlarla ortadan
kaldırılabilirler. Kullanılan en popüler ilaç
Fenbendazole
tozdur. Üç gün üst üste yavrunun yiyeceğine
karıştırılır. Kamçılı parazitin iki-üç aylık
yaşam siklüsü nedeniyle bu süre içinde yeni
larvalar yumurtadan çıkar. Erişkinlere
larvaların birlikte ölüp ölmediği konusunda
şüpheler olduğundan pek çok veteriner hekim bu
aralarla ilaçlamayı tekrarlar.
Kamçılı solucan
yumurtaları kimyasal maddelere karşı
dayanıklıdır. Direkt güneş ışığı onları inaktif
hale getiriyor gibidir. Tedavi edilen köpekler
enfekte bölgelerden uzaklaştırılmalıdır.
Dışkıların günlük temizlenmesi olasılığı
düşürür.
İnsana Zararı: Kediler ve insanlarda kamçılı solucan bulunmaz.
Kalp Paraziti
Bu belkide
köpeklerdeki en garip iç parazittir. Kalp
paraziti diğerleri gibi ince bapırsak yerine
köpeğin kalp odaları ve akciğere giden
damarlarda yaşar. Aslında kalp paraziti
kariovasküler bir parazittir. Doğu kıyıları ve
güney eyaletleri olmak üzere tüm Amerika'da
bulunur. Bilimsel adı Dirofilaria immitis dir.
Parazit
sivrisinek ısırığı ile bulaşır.
Kalp
parazitinin yaşam siklüsü bir sivrisineğin
kalp paraziti taşıyan bir köpeği ısırmasıyla
başlar.
Microfilariae
denen ve kan dolaşımında sirküle olan larvaları
alır. Bu larvalar sivrisneğin sindiirm sistemine
geçer ve üçüncü safha olarak salya bezlerine
yerleşir. Sivrisinek başka bir köpeği
ısırdığında deriden bu larvalar köpeğin dolaşım
sistemine geçer. Burada larva dördüncü safhasına
ulaşır ve bu dokularda dört beş ay kalır.
Beşinci safhada larvalar kalbin sağ odası ile
akciğer damarlarına yerleşir ve bir ay sonra
erişkin olur. Erişkinler iki ile üç ay içinde
microflariae üretmeye başlar.
Görüldüğü gibi
üçüncü safhada alınan larvaların erişkin olması
yaklaşık altı ay almaktadır. Erişkin larvalar
spagettiye benzeyen 10 cm civarında
parazitlerdir. Sulak bölgelerde dışarda uzun
süre vakit geçiren köpekleri ısıran
sivrisinekler hastalığın bulaşmasında birinci
derecede sorumludurlar.
Yirmibeş ile
yüz kadar erişkin kalp paraziti köpeğin kalbinde
yaşayabilir. Unutulmamsı gereken bir kaç ay ile
üç yıla gibi bir süre içinde kalp rahatsızlığı
ya da damar tıkanıklığı gibi belirtiler vermeden
parazitler köpeğin kalbinde varlığını
sürdürebilir.
Belirtiler:
·
Kronik öksürük
·
Genel vücutta zayıflama
·
Egzersize duyarlılık
·
Karaciğer ve karın boşluğunda sıvı toplanması
·
Akciğere giden damarlarda genişleme
·
Damarlarda genişleme ve tıkanma
·
Glomerulus filtre sistemindeki hasardan dolayı
böbrek hastalığı
Tanısı:
Kalp paraziti hastalığının tanıs bir kaç şekilde
yapılabilir. Her biri veteriner hekimin dolaşım
sisteminde microflairae ya da kalbin sağ odası
ile akciğer kan dmaralrı içinde erişkinlerin
olup olmadığını belirlemesinde yardımcı olur.
Var olan dört farklı testten bizce en etkili
olnaı Occult Antigen Testidir.
Köpek kronik
öksürük gibi belirtiler göstriyorsa kalbin sağ
odacığının ve akciğer kan damarlarının
görüntülenmesi için bir göğüs röntgeni işe
yarayacaktır. Elektrokardiogram da ayrıca
genişleyen sağ odacığı gösterecektir. Fiziksel
muayene de kalp mırıltısını ortaya çıkaracaktır.
Kontrolü:
Hastalığın önlenmesi tedavisinden daha kolaydır.
Köpeğiniz ev içinde yaşasa ve camlar tellerle
örtülü olsa da bu uçan hipodermik iğneler bir
şekilde köpeğinize ulaşacaktır. Bundan dolayı,
tavsiye edilen yavru sekiz haftalık olduktan
sonra kalp parazitine karşı düzenli olarak ilaç
verilmesidir. İki tip önlem ilacı mevcuttur:
günlük ve aylık olanlar.
Günlük olanlar:
Bu ilaç günlük verilmelidir. Sadece üçüncü safhadaki larvaları öldürür.
Üçüncü safhadan dördüncü safhaya geçmek bir gün
aldığından her gün verilmesi şarttır. Ana
içeriği diethylcarbamazine dir. İlaç yavrular
için güvenli, ucuz ve uzun süredir
kullanılmaktadır.Tablet ve şurup halinde
olabilir. Ancak kalp paraziti hastası ya da
kanında microfilariae olan bir köpeğe
diethylcarbamazine verilecek olursa pek çok
microfilarea öleceğinden aşırı antijen
yüklemesine neden olacaktır. Bu ölümcül bir şok
olabilir. Bu ilaç verilmeden önce tüm köpklerin
halp paraziti testi negatif çıkmalıdır.
Aylık olanlar: Bu ilaç üçüncü safhadan beşinci safhaya kadar tüm larvaları öldürebilir.
Bu nedenle ayda bir kez kullanılması
gerekmektedir. Her ilaç farklı aktif etken madde
içermektedir. İlki İvermectin içermektedir ve
küçük, orta ve büyük köpekler için üç boyu
vardır. Collielerde nörolojik yan etkiler ve
toksikiteye karşı dikkatli olunmalıdır.
Piyasada
bulunabilecek diğer aylık ilacın aktif etken
maddesi ise
milbemycin oxime
dir. İçeriği erişkin yuvarlak, halkalı ve
kamçılı solucanları da öldürmektedir.
Çoğu aylık
önlem ilaçları kanda dolaşan microfilariae'leri
öldürdüğünden bu larvalardan çok parazitlerin
varlığını bulan occult kalp paraziti antijen
testi tercih edilmelidir.
Bazı insanlar
ucuz olduğundan günlük bazıları ise kolay ve
geniş spektrumlu olduğundan aylık ilaçlamayı
tercih etmektedir. Bu arada unutulmamsı gereken
bazı noktalar vardır:
·
Sıcak iklimde yaşan insanlar tüm yıl boyunca
köpeklerine bu laçlardan vermelidir. Artık soğuk
iklimlerde yaşayan insanlar bile aynısını
yapmaktadır.
·
Yıl
boyunca ilaç verilmesine karşın köpeğinize
yıllık kalp paraziti testleri yaptırmalısınız.
araştırmalar yutmama ya da kusma nedenleriyle
köpeklerin % 14'ünün ilaçlarını gerçekten
almadıklarını göstermektedir.
·
Kışları çok soğuk bir iklimde yaşıyorsanız ilk
sivrisinekler ortaya çıkmadan bir ay önceye
kadar ilacı kesebilirsiniz. Başlamadan önce test
yaptırmayı unutmayın.
·
Günlük dozu bir haftadan fazla ya da aylık dozu
ise 30 günden fazla atladıysanız ilaca başlamdan
önce yine test yaptırmanız gerekmektedir.
·
İlaçlar ağırlıkla orantılı veriliyorsa ve sizin
hızlı büyüyen iri bir köpeğiniz varsa kilosu
sabitleninceye kadar günlük çiğneme tabletleri
vermeniz daha faydalı olacaktır. Günlük dozdan
aylık dozaja geçiş otuz içinde yapılmaldıır.
Köpeğiniz kalp
paraziti kapmış ise erken teşhis önemlidir.
Yıllık testler ya da önleyici ilaç vermiyorsanız
yılda iki kez yapılan testler tavsiye edilir.
Tanı konduğunda veteriner hekiminizle tedaviyi
konuşmaya başlayabilirsiniz. Genellikle erişkin
parazitleri öldürmede kullanılan ilaç arsenik
bazlı (evet, arsenik!)
sodium
thiacetarsamide'dir.
Bu ilaç iki gün içinde yavaş yavaş damardan
enjeksiyonla verilmelidir. Bu, süreç boyunca
köpek hastalanabileceğinden çoğu veteriner
hekim önce hayvanın genel sağlığı konusunda
testler yapar. Bu bir tür kemoterapidir.
Ölü
parazitlerin köpeğin akciğerinde embolizme neden
olabilme ihtimaline karşı yavrular tedaviden
sonra bir kaç hafta sakin tutulmalıdır. Çoğu
veteriner hekim kafes istirahatı verip anti-embolism
ilacı olarak buffered (?) aspirin tavsiye eder.
Erişkin
parazitlerin öldürülmesinden bir kaç hafta sonra
ilaç kanda dolaşan microfilariae'leri öldürmek
için tekrarlanmalıdır. Bu amaçla farklı ilaçlar
vardır. Haftalık olarak
dithiazanine iodide verilirken şimdilerde aylık önleyici ilaçlar microfilariae'leri öldürmek
için de kullanılmaktadır.
Köpek sağlıklı
ve iyi bakılıyorsa ve teşhis erken yapıldıysa
başarı oranı yüksektir.
Kancalı Solucanlar
Köpekleri
etkileyen bağırsak parazitlerinden bir
diğeridir.
Ancylostoma caninum
adıyla anılır.
İsmini bağırsak duvarına tutunduğu üç kancavari
dişinden almaktadır. Bu parazitler sadece
köpeğin besin maddelerine değil kanına da ortak
olur. Ağır enfestasyon yaşıyan yavru köpekler
anemiden ölebilir. Bu parazitler yuvarlak
solucanların aksine birkaç milimetre
boyundadırlar. Büyük miktarlarda üriyebilirler.
Yaşam
siklüsleri yuvarlak solucanlara benzer.
Erişkinler ince bağırsaklarda yumurtlar ve dışkı
ile dışarı atılır. Yavruları dışkıdan oral
olarak alınmasıyla ya da yumurtadan çıkan
larvalar yavruların derilerine girerek onları
etkileyebilir. Yumurtalar yutulduysa larvalar
bağırsaklarda çıkar. Larvalar deri yolu ile
girdiyse kan dolaşımına karışarak akciğerlere
ulaşır. Buradan solunum borusuna giderler ve
öksürük refleksi ile yutularak miğdeye döner ve
üremeye devam ederler.
Yavruların
enfekte olmasındaki dört neden şudur:
1.
Yavru,
kancalı solucan yumurtaları ile enfekte olan
dışkı yiyebilir.
2.
Hamile anne
daha önceden etkilenmişse plasenta yoluyla
yavrularına geçirir.
3.
Anne, sütü
ile yavrularına geçirir.
4.
Üçüncü
evredeki larva yavrunun hassas derisinden
geçerek dermal yolla bulaşır.
Erişkinler
köpeğin dokusunda yıllarca kalabildiğinden yine
ortadan kaldırılmaları güçtür.
Belirtiler:
·
Soluk mukus membranlarıyla anemi
·
Karın şişliği
·
Aşırı gaz üretimi
·
Kuru
ve zayıf tüyler
·
Kronik öksürük
·
İştah
Tanısı:
Köpeklerde görülen belirgin anemi (kansızlık);
dışkı analizi
Kontrolü:
Kancalı ve yuvarlak solucanları öldürmede
kullanılan en yaygın paraziter ilaçlar
Piperazine ve Pyrantel Pamoate' dir. Bu ilaçlar
oral olarak verilir ve sadece erişkinleri
öldürdüklerinden üç hafta arayla iki kez
uygulanmalıdır.
|
İlk İlaç Verimi
İkinci İlaç Verimi |
|
1. Hafta 2.Hafta
3.Hafta |
|
Erişkin ve Erişkinler
Etkilenmeyen
Larvalar Geriye Hiç
Larvalar Mevcut Ölür
Erişkin Olur Parazit Kalmadı
|
Yuvarlak
parazitlerin engellenmesinde yavruların
dışkılarının hemen temizlenmesi önemli bir rol
oynar. Dışkılarındaki yumurtalar bir kaç gün
sonra diğer köpekleri enfekte edecek hale gelir.
Ayrıca enfekte toprakta yürüyen yavruların
derisine yerleşen larvalar yine kancalı solucan
enfestasyonuna neden olabilir. Üreticiler
ürettikleri yavrulara önce iki- üç haftalıkken
daha sonra da tekrar üç hafta sonra paraziter
ilaç vererek enfestasyon olasılığını düşürmeye
çalışırlar.Yavrunuz onaltı haftalık oluncaya
kadar sık sık dışkı analizi yaptırmakta fayda
vardır.
Ne yazık ki bir
kez toprağa geçtiklerinde yuvarlak solucanların
yok edilmeleri kolay değildir. Normal
dezenfektanlar onları öldürmekten uzaktır.
Direkt güneş ışığı ve kireç faydalı olur.
İnsana Zararı:
Yuvarlak solucanlar gibi kancalı solucanlar da
özellikle çocuklar için tehlikeli olabilir.
Kancalı solucan larvaları bahçede yalınayak
koşturan çocuğun tabanlarından deri yolu ile
bulaşabilir. Bu duruma Cutaneous Larva Migrans
denir. Larvalar deride kırmızı ve içinde larva
bulunan şişliklere neden olur. Aslında deri
altında larvaları görebilirsiniz bile. Neyseki
bu larvalar için deri son duraktır; fakat hala
allerjik reaksiyon oluşturabilirler. Kediler bu
konuda köpeklere göre daha sabıkalıdır. Tuvalet
kutusu yerine çocuğun kum havuzunu
kullandıklarında ve dışkıları kancalı solucan
içeriyorsa çocuklar risk altında olabilir.
Şeritler
En görünenleri
olduklarından belki de en fazla tanınanlardır.
Bu beyaz, yassı ve kurdele şeklindeki parazitler
köpekler dahil hayvanların ince bağırsaklarında
yaşar. Halkalı ve yuvarlak solucanlar gibi
nematode ailesine değil ayrı bir grup olan
Cestodes
ailesindendir. Erişkin şeritler 1/2 ile 1.5 cm
gelen küçük segmentlerden oluşur. Çoğu insan bu
segmentleri hareket eden küçük pirinç tanelerine
benzetir. Erişkin bir solucanın boyu yüzlerce
segmentten oluştuğundan bir kaç metre olabilir.
Köpekleri iki
farklı tip şerit etkiler:
Dipylidium caninum
ve Taenia.
Şeritlerin
kendilerine has bir yaşam siklüsleri vardır.
Dipylidium caninum'da ara konakçı köpek ve kedi
piresiyken .Taenia'da ise ara konakçı tavşan ve
sıçanlardır.
Erişkin şeritin
baş kısmı yumutra paketçikleri içeren bağımsız
segmentler üretir. Her segment baş kısmından
ayrılıp anüse doğru ilerler ve dışkıyla dışarı
atılır. Bu segmentler yırtılarak yumurtaları
dışarı bırakırlar ve pire, tavşan ya da sıçanlar
bunları yer. Ara konakçının içine girdiklerinde
yumurtalar çatlayarak cysticercoid denen larva
şeritler hayvan ya da böceğin dokularını istila
ederler. Taenia durumunda köpekler ölü tavşan ya
da sıçanı yiyerek; Dipylidium caninum durumunda
ise tüylerini yalarken kontemine olmuş pireyi
yutarak enfekte olurlar. Larva erişkin olacağı
köpeğin ince bağırsağını istila eder.
Köpekler iki yolla şeritleri alır:
1.
Enfekte tavşan ya da sıçanın çiğ etini yiyerek,
2.
Kendini yalarken enfekte pireleri yutarak.
Belirtiler:
·
İştaha rağmen kilo kaybı
·
Rektal kaşıntı
·
Dışkıda ya da rektum çevresinde pirinç benzeri
segmentler
·
Sindirim bozuklukları
Tanısı:
Dışkı analizi ya da köpeğin sahibinin hayvanın
arkasında veya dışkısında pirinç benzeri
segmentleri görmesiyle tespit edilir. Yumurtalar
çok küçük olduğundan dışkıda görünmesi güçtür.
Bu nedenle genelikle köpek sahibinin rektum
çevresinde ve dışkıda pirinç tanesi benzeri
segmentleri fark etmesi ile tanı yapılır. Önemli
olan rektal kaşıntının allerjik dermatit ya da
anal bez problemleri mi yoksa şeritlerden mi
kaynaklandığının ayrımına iyi varabilmektir.
Kontrolü:
Şeritlerin
kontrolü ara konakçının aradan çıkarılmasıyla
yapılır. Taneia için vahşi hayvanların etlerinin
çiğ yenmesinin engellenmesi, Dipylidium caninum
için ise pire kontrolü işe yarayacaktır. Var
olan şeritlerin kontrolü bir doz
Esiprantel
ya da
Praziquantel
ile kolayca yapılabilir.
İnsana Zararı:
Genel köpek şeritleri için fazla bir tehlike
yoktur. Pire yiyen çocuklarla ilgili fazla rapor
elde bulunmamaktadır. Neyse ki bu da bir
hastalık ya da patolojiye neden olmamaktadır.
Yine de
insanlarda önemli bir hastalığa neden olan bir
şeritten bahsetmemiz gerekmektedir. Bu şeride
Echinococcus
denmektedir. Larvaları insanların karaciğer,
akciğer ve beyinlerinde tümör benzeri kistler
oluşturur. Bu kistlere
hydatid cysts
denir.Bu şeritin
ara konakçısı koyunlardır. Bundan dolayı
koyunları olan kimse köpeklerinin çiğ koyun eti
yememesine dikkat etmelidir.
Yuvarlak Parazitler (Ascariasis)
Yuvarlak
parazitler, çoğu memeliyi etkileyen
nematodes
grubuna dahildir. Dört ve yirmi santimetre
arasında uzunluğu değişebilir. Erişkin oluncaya
kadar larvaları dört evre geçirir. Her larvanın
vücut içinde farklı bir yeri olabilir. Çoğu
göçebedir.
Erişkinler
köpeğin besinlerinden faydalanmak için
duvarlarına tutundukları ince bağırsağa
yerleşir. Köpekleri etkileyen yuvarlak
solucanlar Toxocara ya da Toxascaris
türündendir. Diğer türleri domuz, at, sığır,
kedi ve vahşi hayvanları enfekte eder.
Erişkinler ince
bağırakta yumurtlar ve larvalar bağırsak
duvarını delerek karaciğere giden kan dolaşımına
karşışırlar. Kan dolaşımı ile birlikte kalbe
ve oradan da akciğerlere ulaşırlar. Larvalar
ardından bronşlara ulaşarak nefes borusunda
öksürme refleksine neden olur. Öksürme ile
tekrar yutularak miğde ve ince bağırsaklarda
gelişimlerini tamamlayarak üremeye baştan
başlarlar.
Bazı larvalar
plasentaya girmeyi başararak hamile anneden
yavrulara ulaşır. Bazıları ise yıllarca köpeğin
dokularında kalabilir. Kullandığımız parazit
ilaçlarıyla bu larvaları öldürmek çok güçtür. Bu
nedenle standart ilaçlarla tedavi edilseler bile
her doğumda anne parazitli yavrular emzirmeye
devam eder. Diğer bir faktör ise anne
yavrularının dışkılarını yalayarak temizer ve
düzenli olarak yumurtaları almaya devam eder.
Araştırmalar etkili bir ilaç üretmek için hala
devam etmektedir.
Yavru
köpeklerdeki belirtiler:
·
Karın şişliği
·
Aşırı gaz üretimi
·
Kötü
kokulu ishal
·
Kanlı dışkı
·
Zayıf yavru
·
Kronik öksürük
·
Zayif ve kuru tüyler
·
İştah
·
Kusmuk ve dışkı ile erişkin parazitlerin dışarı
atımı
·
Göz
içlerinin enflamasyonu (anterior uveitis)
Tanısı: Ya
yavru erişkin parazitleri dışkı ve kusma yolu
ile dışarı atar ya da dışkı analizi ile
yumurtalar tespit edilir.
Kontrolü:
Yuvarlak solucanları öldürmekte kullanılan en
ayygın ilaçlar Piperazine ve Pamoatedir. Bu
ilaçlar ağızdan verilir ve sadece erişkinleri
öldürdüğünden yavruyu bu parazitlerden kurtarmak
için üç haftalık aralarla iki kez
uygulanmalıdır.
|
İlk İlaç Verimi
İkinci İlaç Verimi |
|
1. Hafta 2.Hafta
3.Hafta |
|
Erişkin ve Erişkinler
Etkilenmeyen Larvalar Geriye Hiç
Larvalar
Mevcut Ölür
Erişkin
Olur Parazit Kalmadı
|
Yuvarlak
parazitlerin engellenmesinde yavruların
dışkılarının hemen temizlenmesi önemli bir rol
oynar. Dışkılarındaki yumurtalar bir kaç gün
sonra diğer köpekleri enfekte edecek hale gelir.
Üreticiler ürettikleri yavrulara önce iki- üç
haftalıkken daha sonra da tekrar üç hafta sonra
paraziter ilaç vererek enfestasyon olasılığını
düşürmeye çalışırlar.Yavrunuz onaltı haftalık
oluncaya kadar sık sık dışkı analizi
yaptırmakta fayda vardır.
Ne yazık ki bir
kez toprağa geçtiklerinde yuvarlak solucanların
yok edilmeleri kolay değildir. Normal
dezenfektanlar onları öldürmekten uzaktır.
Direkt güneş ışığı ve kireç faydalı olur.
İnsana Zararı:
Yuvarlak parazitler insanları özellikle de çocukları etkileyebilirler.
Bulaşma yolu fesal-oral'dır. Bu, insanın enfekte
dışkıyı ya da toprağı ağzına götürmesi demektir.
Kulağa ne kadar korkunç gelse de küçük çocuklar
bunu yapabilmektedir. Bazen de erişkinler
köpeklerinin dışkısını temizledikten sonra
ellerini yıkamayı unutabilir. Sindirim
sistemimizde yumurtadan çıkan larvalar bir
köpeğin içinde olduklarını umduklarından
yollarını kaybederek karaciğer, böbrek, beyin ve
göze gidebilir. Askarit larvasının insanda neden
olduğu bu duruma Toxocariasis ya da Visceral
Larva Migrans denir. Dikkatli paraziter ilaç
kullanımı ile bu durumun önüne kolayca
geçebilirsiniz.
İshal
,Kulak Bakımı, Diş Bakımı, Kısırlaştırma
İshal,
katı olmayan
dışkı,
colitis ise
sıklıkla kanlı, ishal halinde dışkılama olarak
tanımlanır. Dışkı içindeki materyeller kalın
bağırsaktan çok hızlı geçtiklerinde suyun
emilmeye vakti olmaz. Bu ishale neden olur. Ya
da köpek yüksek lif içerikli bir dietteyse
sindirilemeyen lif emilmesini engelleyerek suyu
tutar ve aynı şeye neden olur. Çeşitli ishal
tipleri ve nedenleri vardır. En yaygın neden,
köpeğiniz yememesi gereken bir şey yediğinde
gerçekleşen "besinel bozulmaldır." Besinsel
bozulma örnekleri ölü hayvan, diğer hayvanların
dışkıları, çöp, sabun, kağıt ve bozuk yemek
yenmesidir.
Aşağıdaki liste
ishalin diğer nedenleridir.
Farkı göstermek
için her grubu ayrı ayrı açıklayacağız. Her
ishal aynı değildir. Her neden farklı ishallere
neden olur.
Viral İshal:
En
yaygın viral intestinal enfeksiyonlar (enteritis)
canine
parvovirus
ve
coronavirus'dür. Bunlar köpekler arasında sulu ve kanlı ishale neden olarak
bağırsaklarda şiddetli enflamasyona yol açan
bulaşıcı viral hastalıklardır. Her zaman ateş ve
kusma ile birlikte görülürler. Yavru köpekler
destekleyici bakım yapılmazsa kolaylıkla su
kaybına uğrar. Beş ayın altındaki yavrularda
ölüm oranı yüksektir.
Bakteriyal İshal:
Yememesi gereken şeyleri yiyen yavru köpeklerde
bağırsaklarda bakteriyal enfeksiyonlar (enteritis)
oldukça yaygındır. Pek çok insan bunları besin
zehirlenmesi olarak sınıflar.
Salmonella
en yaygınlarıdır. Kötü yiyecekler, çiğ tavuk eti
ve hayvan dışkılarında bulunur. Bu enfeksiyonlar
kusma, ateş, şiddetli karın ağrısı ve koyu
renkli kanlı dışkı ile birlikte görünür.
Antibiyotik ve destekleyici bakım şarttır. Bu
enfeksiyonlar virallar kadar bulaşıcı değildir.
İnsanlar da Salmonella kapabileceği için insan
yiyeceklerinin kontemine olmamasına büyük dikkat
edilmelidir.
Protozoal İshal:
En
yaygın iki protozoal ishal
Giardiasis
ve Coccidiois'tir.Bu
küçük organizmalar enflamasyon ve mukus
sekresyonuna neden oldukları ince ve kalın
bağırsaklarda çoğalır. Yavru köpeklerde
genellikle haftalar hatta aylar boyunca yumuşak,
mukuslu ya da kanlı ishal gözlemlenir.
Giardiasis dışardaki su kaynaklarında sık
rastlanır. Vahşi hayvan ve su kuşlarının
dışkıları da ayrıca protozoanın enfekte edebilen
safhasını taşır. Pek çok köpek enfekte kuş ve
vahşi hayvan dışkısı yiyerek hastalığı kapar.
Coccidiosis pek çok köpeğin birlikte bakıldığı
köpek çiftliklerinde gözlenir. Enfekte dışkıyla
geçer. Protozoal enfeksiyonlarının tedavisi
anti-protozoal ilaçlarla yapılır. Engellemek
için köpeğin dış su kaynaklarından su içmemesi
ve vahşi hayvan dışkılarından uzak durması
gerekir.
Parazitik İshal:
Yavru köpeklerdeki ishalin belki de en büyük
nedeni iç parazitlerdir. Araştırmaların doğan
yavruların % 80'inin solucan denen parazitlerle
birlikte doğduğunu ortaya koymuştur. Birbirinden
farklı bir kaç bağırsak solucanı varıdr. Çoğu
solucan sulu, koyu renkli ve pis kokulu
dışkılamaya neden olur. İlerleyen safhalarda kan
da gelir. Pek çok diğer belirti veteriner
hekimin bağırsak solucanı tanısı koymasına
yardımcı olur. Her solucan için ayrı ayrı ilaç
mevcuttur. Bundan dolayı, doğru tanı ve tedavi
büyük önem taşır.
Otoimmun İshal:
Otoimmun ve allerjik hastalıklar köpeklerde
şiddetli ishale neden olabilir. En sık tanısı
konan iki hastalık
besin allerjileri
ve lymphcytic-plasmacytic
enteritis'dir.
Besin allerjisi köpek allerjik olduğu bir besin
maddesini yediğinde gerçekleşir. Lymhocytic-plasmacytic
enteritis ise sindirimin bozulduğu ve
enflamasyonun başladığı bir durumdur. İki
bozukluk da sindirimde azalmaya; yağlı açık
renkli ishale, kilo kaybına ve aşırı gaza neden
olur. Bazı Lymhocytic-plasmacytic enteritislerin
besin allerjisinden kaynaklandığına dair
kanıtlar olduğundan iki hastalık çakışabilir.
En fazla
etkilenen iki ırk
Alman Çoban Köpeği
ve Basenji'dir. Hastalanan yavrular dört veya beş aylıkken fark edilir derecede
zayıftır. İyi yemelerine rağmen kilo alamazlar.
Dışkıları yağlı, yumuşak ve sarıdır.Test
edildiğinde bu köpeklerin çoğunun soya, mısır ya
da diğer besin gruplarına da allerjileri vardır.
Bazılarının enzim katkısı gerektiren pankreatik
enzim eksiklikleri vardır.
Tanı bağırsağın
iç duvarından yapılan biopsiyle mümkündür. Bu
vakaların tedavisi köpeğin allerjik olduğu besin
maddesinden kesilmesi, pankreatik enzim
takviyesi yapılması ve enflamasyonu engellemek
için kortizon tedavisi yapılmasıdır. Allerjik
köpekler için kuzu ve pirinç dietleri mükkemmel
sonuç vermektedir. Hastalık genellikle
iyileşmesine rağmen bu köpekler asla ideal
kilolarına ulaşamaz.
Besinsel
bozukluklar:
Bu köpeğin yememesi gereken bir şeyi yemesi
demektir. Köpekler ot, yaprak, toprak, halı,
paspas, kendi ve diğer hayvanların dışkıları ve
çocuk oyuncakları gibi şeyler yiyebilirler.Tüm
bu şeyler bağırsaklardan geçerken şiddetli
ishale neden olabilir. Bağırsaktan geçtikten
sonra genellikle ishal kendiliğinden düzelir.
Köpek sahipleri bu materyelleri genellikle
dışkıda gördüklerini söylemektedir. Materyal
dışarı çıktığı sürece pek tedavi gerektirmez.
İshalın tanısı
bazen oldukça karmaşık bir işlemdir. Testler
genellikle belirli nedenleri elemek için
yapılır. İshal sadece bir ya da iki kez olmuşsa
çoğu veteriner hekim tanısal bir test yapma
zahmetine girmeyecektir.
Nedeni ne
olursa olsun ince ve kalın bağırsaklardan dışkı
geçişini yavaşlatmaya yardım edecek bazı
evrensel tedaviler mevcuttur. Eğer köpeğiniz
aşağıdaki tabloda bahsedilen ishallerden birine
yakalandıysa veteriner hekiminizin talimatlarını
izleyin. Sıradan bir ishal şu şekilde tedavi
edilebilir:
·
Günde üç ya da dört defa küçük öğünler halinde
hafif yiyeceklerle (tavuk ve pirinç ya da
haşlanmış et ve pirinç) besleyerek
·
Peynir , ekmek, sade yoğurt, patates ya da
şehriye gibi diğer türden hafif şeyler vererek
·
Loperamide ve sakinleştirici bizmut sıvısı gibi
anti-ishal yapıcı ilaçlar vererek
·
Sindirime yardımcı olan bakteriyel çoğalmayı
sağlayacak intestinal antibiyotikler kullanarak
·
Sindirime yardımcı olan Acidophilus bakterisini
(aktif kültür yoğurdunda bulunur) kullanarak
Yaygın İshal Neden ve Tipleri
|
|
Neden Olan Ajanlar |
İshalin Görünüşü |
|
Viral |
Canine Coronavirus
Canine Parvovirus
Canine Distemper Virus |
sulu ve kanlı dışkı
sulu ve kanlı dışkı
sulu ve kanlı dışkı |
|
Bakteriyal |
Salmonella
Campylobacter
Shigellosis |
kanlı, koyu renk dışkı
kanlı, koyu renk dışkı
kanlı, koyu renk dışkı |
|
Protozoal |
Giardiasis
Coccidiosis |
mukuslu sulu dışkı
mukuslu kanlı dışkı |
|
Parazitik |
Yuvarlak solucan
Kancalı solucan
Kamçılı solucan |
pis kokulu gevşek dışkı
pis
kokulu gevşek dışkı
sulu ve kanlı dışkı |
|
Otoimmun |
Şeritler
Lymhocytic-plasmacytic enteritis
Besin allerjisi enteritisi
|
hafif yumuşak dışkı, rektal kaşıntı
gevşek, yağlı sarı dışkılı enteritis
gevşek, yağlı ve sarı dışkı
|
Kulak Bakımı
Çoğu köpek
yaşamlarının çeşitli dönemlerinde otitis externa
(kulak kanalı enflamasyonu) 'dan şikayetçi olur
ve % 10'nda bu hastalık tekrarlar. Nedenleri
çeşitlidir. Bazıları tespit edilirken bazıları
edilmeyebilir.
Dış kulak
içinde mumsu bir tabaka oluşarak kulak kanalına
giren toz ve diğer konteminantları tutar ve
dışarı atılmalarını engeller. Kulak kanalının
daralması ya da kulak kanalı içindeki deri
yüzeyini etkileyen konteminasyonu ya da
enflamatuvar durumu uzaklaştıracak taşıyıcı
sistemdeki bozuklukların hepsi kulak kanalı
içinde enflamasyon ve enfeksiyon oluşumuna neden
olabilir.
Poodle gibi
kulak içlerinde fazla tüy olan ırklarda
materyallerin içerde kalma ihtimali daha
yüksektir. Spaneillerdeki gibi düşük kulaklar
enfeksiyon oluşumuna neden olacak nemli ve sıcak
ortam oluşturmaya daha uygundurlar. Bu
köpeklerde sürekli kulak rahatsızlıkları
gelişebilir.
Akut Enfeksiyonlar
Kulak kanalı
hastalıklarına özellikle yatkın olmayan
köpeklerde ise bazen akut kulak enfeksiyonları
nüksedebilir.
Yüzme sonrası
gibi bakteriyal kulak enfeksiyonları kulakta
konteminasyona yol açar. Uzun süre
anti-bakteriyel tedavi gören ya da bağışıklık
sistemi baskılanmış olan köpeklerde mantar
enfeksiyonları görülebilir. Uyuz miteları ve
özellikle de otodectes cyanotis (kulak miteları)ndan
kaynaklanan parazitik enfeksiyonlar yavru
köpeklerde oldukça yaygındır.
Yaz aylarında
bitki tohumları uçuşmaya başladığında kulağa
yabancı bir cisim kaçma vakarında artış görülür.
Yabancı cisimler genellikle enfeksiyona neden
olursa da çoğunlukla kulak kanalını tıkar ve
çıkarılmaları gerekir.
Belirtiler
Kulak
problemlerinin belirtileri şiddetli kaşıntı,
pembeleşme ve kulak çevresinde ateş gibi
enflamasyon belirtileri ile kulak akıntısıdır.
Kulak miteları durumunda akıntı genellikle koyu
kahverengi ve ağırdır.
Bazı köpekler
kulak ağrısından boyun tutulmasına benzer bir
durum yaşarlar ve bu durum yemek yemelerini
engeller. Kulak zarının patladığı ve orta
kulak enfeksiyonunun gerçekleştiği şiddetli
vakalarda denge kaybı bile olabilir.
Aşırı baş
sallama, kulak kepçelerindeki kılcal damarların
patlayıp şişmesine neden olduğu sekonder aural
heamatoma'ya neden olabilir. Bu çoğunlukla
drenaj ve altta yatan kulak enfeksiyonunu tedavi
etmek için anti-enflamatuvar tedavi gerektirir.
Bazen de cerrahi müdahale gerekebilir.
Çabuk veteriner
hekim tanısı tedavi için şarttır. Tavsiye
edilemeyen ilaçların kullanılması hastalığı
uzatabilir.
Veteriner
hekiminiz otoskop kullanarak kulak kanalından
aşağa bakıp problemi belirleyebilir. Bakteryal
ya da mantar enfeksiyon veya kulak mite'ı
belirtisi görülebilir. Gerektiğinde kazıntı
alınarak problemin tanısı kolaylaşabilir.
Tedavi
Tedavi
genellikle kulak kanallarının hypo-allerjenik
temizleyicilerle temizlendikten sonra kulak
damlası kullanılmasıyla yapılır. Uygun tedavi
hastalığın mantar, parazit ya da bakteri
tarafından gerçekleşip gerçekleşmediğine
bağlıdır. Çoğu vakada anti-enflamatuvar
ajanlar içeren kulak damlaları ağrıyı
hafifletirken aşırı akıntı oluşumunu da
durdurur. Şiddetli vakalarda antibiyotik ya da
anti-enflamatuvar tablet ya da enjeksiyonlar
gerekebilir.
Kulak
enfeksiyonları genellikle en az üç haftalık uzun
bir tedavi gerektirir. Köpek daha iyi hissetmeye
başladıktan bir kaç gün sonra tedavi kesilirse
hastalık tekrarlayacaktır. Otodectes mitelarının
sadece erişkinleri laçla öldürüldüğünden
yumurtadan çıkanları da öldürmek için tedavi en
az üç hafta sürdürülmelidir.
Köpeği kulak
hastalıklarına yatkın kılan altta yatan nedenler
de bu arada ortadan akldırılmalıdır. Dar kulak
kanalına ya da düşük kulaklara sahip köpeklerin
kulakları iki haftada bişr temizlenmelidir.
Bazı vakalarda
kanalın dış duvarının alınması sekresyona bağlı
tıkanmaları engellemek ve hava geçişini
sağlamak için tek yoldur.
Kulak
problemlerini tetikleyen allerjik köpeklerin
allerjik reaksiyonlarının kontrolü önemlidir. Bu
mümkün değilse, uzun dönem anti-enflamatuvar ya
da antihistamin tedavisi gerekli olabilir.
Kulakların
temiz tutulması bu hastalıkların gelişimini
büyük ölçüde engelleyebilir. Problemle
karşılaşıldığında veteriner hekiminizin
tavsiyelerine uymak çok önemlidir.
Kısırlaştırma Faydalıdır.
Kısırlaştırma
için en ideal zaman yavru altı aylığı geçtikten
hemen sonradır. Bu yaşın seçilmesinin nedenleri
aşağıda verilmiştir:
Dişi için:
Çoğu dişi altıncı ayından önce regl
olmayacağından ilk kanmasını geçirdikten sonra
kısırlaştırılması yerinde olacaktır.
Faydaları
·
Regl
dönemlerinde kanlı lekelere son
·
Çiftleşme ve istenmeyen yavruların doğma şansı
ortadan kalkar
·
Çiftleşme dönemlerindeki davranış değişiklikleri
(huzursuzluk, saldırganlık, gezinme istekleri ve
sızlanma) önlenmiş olur.
·
Estörejen hormunun yokluğu meme kanseri
oluşumunu engeller. İkinci regl döneminden önce
kısırlaştırılan köpeklerin ileriki yaşlarda meme
kanseri olma olasılığı % 95 azalmaktadır.
·
İdrar yolu ya da rahim kanseri riskinden
kurtulma
·
İstenmeyen yavruların doğumunun engellenmesinde
önemli bir faydanız dokunacaktır. Her yıl
binlerce köpek bakacak kimseleri olmadığından
uyutulmaktadır.
Dezavantajları
·
Mama
tüketimine dikkat edilmediğinde kilo alımı söz
konusu olabilir.
·
Kısırlaştırılmış bir dişiyi üretemez ya da
show'lara çıkaramazsınız.
·
Bazı
köpeklerde aktivite azalması olabilir.
·
Bazı
ırklar anezteziye duyarlı olduğunan köpeğinizin
kulübüne ve veteriner hekiminize bu konuda
danışmayı unutmayın.
Erkekler için:
Bir yaşına geldiklerinde erkeklerin
kısırlaştırılma kararı verilebilir. Altıncı
ayında çoğu erkeğin fiziksel özellikleri
gelişmiş olduğundan kısırlaştırma büyümelerini
engellemeyecektir.
Faydaları
·
Testisler alındığından testesteron hormonu
üretilmez olur ve erkek köpeğin davranışları
daha kontrol edilebilir bir hal alır. Bölgesini
işaretlemez, diğer erkeklere saldırganlığı
azalır, dominantlığı azaldığından itaati artar,
eş aramak için gezinme gereksinimi duymaz ve
insan ve diğer objelerle seksüel hareket içinde
bulunmayı keserek kimseyi utandırmaz.
·
Testis kanseri engellenir.
·
Tüm
prostat hastalıkları engellenir.
·
Çoğu
insan ksıırlaştırılmış erkek köpeği daha uygun
bir ev köpeği bulur.
·
İstenmeyen yavruların doğumuna engel olmada
faydalı olursunuz.
Dezavantajları
·
Mama
tüketimine dikkat edilmediğinde kilo alımı söz
konusu olabilir.
·
Kısırlaştırılmış bir erkeği üretemez ya da
show'lara çıkaramazsınız.
·
Bazı
köpeklerde aktivite azalması olabilir. Bu yavru
koruma, iş ya da yarışmalar için eğitilecekse
bir problem olabilir.
·
Bazı
ırklar anezteziye duyarlı olduğunan köpeğinizişn
kulübüne ve veteriner hekiminize bu konuda
danışmayı unutmayın.
Diş Bakımı
Pek çok kişi
diş hastalıklarını sadece yemede güçlük, dişle
alakalı problemler ya da kötü ağız kokusu olarak
değerlendirir. Diş bakımına önleyici kısmından
bakmazlar. Aslında bizim gibi köpekler de diş
çürükleri ve tartar oluşumundan şikayetçi
olabilir ve tıpkı bizim gibi düzenli bakım
olmazsa klinik diş hastalıkları kaçınılmazdır.
Düzenli diş
bakımı ile köpeğinizde haftalar ya da aylar
süren diş ağrısının, anestezi ve cerrahi
müdahale riski ile ödemeniz gereken yüklü
faturanın önüne geçebilirsiniz.
Yine de her
köpek yaşamlarının belli bir döneminde diş
bakımına gerek duyabilir.
Yavru Dişleri
Diş bakımı
yavruyken başlar. Yavru köpeklerin hırlamadan ve
parmaklarınızı çiğnemeye çalışmadan diş ve
dişetlerini kontrol etmenize alıştırılması
gerekmektedir. En baştan itibaren işi sıkı
tutarsanız yavru bu kontrollere alışacaktır.
Ayrıca köpeğiniz erişkin olduğunda veteriner
hekiminiz parmaklarını kaybetmeden dişlerini
muayene edebilme fırsatı bulur.
Çoğu yavru 4-5
haftalıkken süt dişlerini çıkarmaya başlar. Bu
da yavru size geldiğinde ilk geçici dişlerine
sahip olacağı anlamına gelir.
Yavruyu
gördüğünüz ilk anda çenelerinin doğru kapanıp
kapanmadığını kontrol edin. Alttan (undershut)
ya da üstten (overshut) kapanması erişkin
olduğunda bu probleme eğilimli olduğu anlamına
gelebilir.
Yavrunun
erişkin dişleri 4-6 aylıkken çıkmaya başlar. Süt
dişlerinin bu sırada dökülmemesi erişkinlerin
dişlerin çıkışında problem yaratabilir. Bu
nedenle operasyon gerekebilir. Bu durum
özellikle köpek dişlerde sık rastlanabilir.
Köpek 9-12
aylık olduğunda hala süt dişlerini dökmediyse bu
dişlerin çekilmesi gerekir. Bazı durumlarda bu
operasyon kısırlaştırmayla beraber yapılabilir.
Köpeğiniz diş
döker ve çıkarırken ona kemirecek oyuncaklar
vermeyi ihmal etmemelisiniz. Ona sert plastikten
parçalanıp yutulmayacak ya da diş etlerine zarar
vermeyecek oyuncaklar sağlayın.
Yavru
köpeklerin neyin kendilerinin ve kemirilebilir
ve neyin kemirilemez ve sizin olduğu konusunda
kesin kurallara gereksinimleri vardır. Fikrini
değiştirdiğinde toksik olmayan; fakat "Acı Elma
Spreyi" gibi tadı kötü ürünlerle kemirmek
istediği eşyaları caydırıcı kılabilirsiniz.
Dişlerin Kontrol Edilmesi
Köpeğinizin
ömrü boyunca haftalık kontrollerde köpeğinizin
gözlerine, kulaklarına baktığınız gibi dişlerine
de bakmalısınız. Önce dudaklarını kaldırarak diş
etlerine bakın. Daha sonra bir elinizle alt
çeneden diğeriyle üst çeneden tutarak ağzı açın.
Başı hafif geri çekmek dişlerin iç yüzeylerini
de gömenizi kolaylaştıracaktır. Böylece dili de
net bir şekilde görme imkanınız olacaktır.
Köpeğinizin diş
etinin rengine bakmanız kan dolaşımı hakkında
size bilgi verecektir. Sağlıklı bir pembe
renginde olmalıdır. Soluk renkte ya da
mavimsiyse veteriner hekiminizden randevu alma
zamanınız gelmiş demektir. Diş etlerine bakarken
görünürde her hangi bir şişlik olup olmadığına
da dikkat edebilirsiniz. Bazı köpeklerin diş
etlerinde yaşlandıkça tümör oluşabilir. Erken
teşhis tedaviyi kolaylaştıracaktır. Kist ve
tümörler diş etlerinde olduğu gibi dil altında
da olabilir.
Diş etlerini
incelerken diş köklerinin rengine de bakın.
Pembemsi veya kırmızı ise bakteriyal diş eti
hastalığı belirtisidir. Bu hastalık kan
dolaşımıyla diğer organları da etkileyebilir.
Köpeğinizin diş
etlerine bakmışken onun dişlerini de kontrol
edin. Bizimkiler gibi beyaz olmalıdırlar( bazı
köpeklerin yavruyken belirli antibiyotik
tedavisi nedeniyle dişlerinde renklenme
görülebilir).
Tartar ya da
kalkülüs (salya ve plakdan oluşan kabuk benzeri
oluşumlar) diş köklerinden başlayarak
kahverengimsi bir renklenmeye neden olur.
Düzenli
fırçalama tartar ve plak oluşumunu engellese de
parlatma gerekebilir. Diş hastalıkları ve diş
kökü enfeksiyonlarına yol açabilirler.
Dişeri kontrol
ederken kavga ya da sert cisimler çiğnendiği
için kırılan ya da çatlayan dişleri de fark
edebilirsiniz. Hasarlı diş bir probleme yol
açmaya bilmesine rağmen bazı durumlarda kökdeki
enfeksiyon nedeniyle kök kanalının dolsuurlması
gerekebilir.
Köpeğinizin
dişinde her hangi bir operasyon yapılacaksa
genel anestezi yapılması gereklidir. Köpekler
veteriner masasında sakince ağızları açık
beklemeyi anlamayacaktır.
Genel anestezi
her zaman bazı riskler taşıyabilir, özellikle de
yaşlı köpeklerde. Ancak, modern anestezilerle
yaşlı köpekleri daha güvenle operasyona
alabiliyoruz.
Bireysel olarak
anestezinin potansiyel tehlikesi, kalbin
kontrolü, karaciğer, böbrek ve diğer organların
iyi çalışıp çalışmadıklarını anlamak için ön
anestezik kan testi yapılarak
değerlendirilebilir.
Dişlerde tartar
oluşumu varsa dental forsep ile alınabilir;
fakat insanlarda da kullanılan dental descaler
(?) daha uygundur. Bu işlemlerden sonra tartar
oluşumu yine ve hızla olacağından cilalama
yapılmasında fayda vardır.
Diş etleri
çekilmeye başladıysa dişlerin temizlenmesi ve
antibiyotik tedavisi tüm gerekli olandır.
Ancak, bazı durumlarda diş kökleri de dişler
gibi enfekte olabilir.
Diş çekildikten
sonra boşluk temizlenip çevresi dikilmesi
gerekebilir.
Diş
tedavsisinden sonra antibiyotik uygulama
gerekebilir. Çoğu bakteri ağızdan girdiği için
bu önemlidir.
Çoğu köpek diş
hastalıklarından şikayet etmese de edenler
vardır. Düzenli kontroller olası bir problemin
fark edilip tedavsisini hızlandıracaktır.
Köpeğin
yedikleri de çok önemlidir. Yumuşak şeyler yiyen
köpeklerde diş hastalıklarının oluşma riski daha
yüksektir. Bu nedenle tüm köpeklerin sert şeyler
çiğneme isteklerinin karşılanması önemlidir.
Köpeklere
parçalara ayrılıp sindirim sisteminde tıkanma ve
kanamalara neden olacağından , ayrıca diş eti
kanamalarına hatta diş kırılmalarına neden
olabileceğinden kemik verilmesindense özel
kemirme kemiklerinin tercih edilmesi daha
doğrudur.
Dişlerin
Temizlenmesi
|
·
Köpek diş
macunu ve çocuk ya da köpek diş fırçası
kullanın
·
Köpeğin
dişlerinin fırçalanmasına alışması için
ona zaman tanıyın
·
Dairesel
hareketlerle diş etlerinden dişin ucuna
doğra yavaş yavaş fırçalayın
·
Haftada
iki defa tekrarlayın
|
Yaralanmalar, Kırık Çıkıklar Kazalar,
Zehirlenme, yılan sokması
Büyük ırk
köpeklerin besinsel ihtiyaçları farklıdır. Yavru
sahiplerinin dengeli köpek mamalarının
dengesiyle oynarak ve daha iyi şeyler yapayım
derken köpeğin iskelet sistemine çok daha büyük
zarar vermeleri gerçekten de üzerine düşünülmesi
gereken bir konudur.
Sadece 15 sene
önce Danualar 60-65 kg'da erişkinliğe ulaşırken
şimdi 72-81 kg erişkin ağırlıkları haline
gelmiştir. Yavruların gelişimindeki bu artışın
görmezden gelinmesine artık bir son
verilmelidir. Bir veteriner hekim, kliniğine
getirilen köpeklerin büyük bir çoğunluğunun dört
ayda erişkin boyutlarına ulaştığına dikkati
çekmektedir.
Bu durum,
iskelet hastalıkları gerçeğini de beraberinde
getirmektedir. Bazı mitlerin tersine köpekler bu
hastalıklara karşı korunmalıdır.
İnsanoğlu ve
köpeklerin 15 000 yıllık geçmişine
baktığımızda güzellikleri, üretim amaçları ve
özellikle de boyutlarının ana beslenme nedenleri
olduğunu görmekteyiz. Ne yazık ki beslediğimiz
köpeklerin erişkin olduklarında sahip olacakları
etkileyici boyutlarını köpek henüz büyürken de
görmek istiyoruz. Aslında genetik olarak
belirli olan büyüme oranı beslenme ile direkt
alakalı değildir. Kötü beslenme negatif
etkileyebilmesine rağmen takviyeler vs daha
iri bir köpek için garanti teşkil etmez. Biraz
ürkütücü gelecek; ama bir çok köpek sahibi iri
ve ağır bir yavrunun sağlıklı olduğuna inanmakta
ve yavrudaki yağlanmanın sebebini köpeğin
iştahına bağlamaktadır. Üreticiler de iri ve
çabuk gelişen yavrulara sahip olmaya
çalışmaktadır. Bazı köpek sahipleri köpeklerini
daha iri yapabilmek için yanlış besleme
yöntemleriyle hayvanları buna zorlamaktadır.
Bütün bunlar büyüme oranlarını arttırıken
madalyanın diğer yüzü olan "Gelişim İskelet
Hastalıkları"nın artışına neden olmaktadır.
Beslenme ve Kemikler
En sık konu
edilen gelişim iskelet hastalıklarının başında
Osteokondrosis
(OC) ve Kalça
Displazisi
(HD) gelmektedir. Bazı duurmlarda tam olarak
gelişmemiş kemiklerin "büyüme plakları" adı
verilen bölgelerinde (katmanlarında) bozukluk
meydana gelir. Bu da kemik ve eklem deformasyonu
ve atritis gibi iskelet problemlerine öncülük
etmektedir.
"Büyük ırk
yavru köpeklerinde gelişim ilk dönemlerinde
aşırı kilo alımı HD riskini arttırır."
Osteokondrosis
OC durumunda
büyüme plağı kartilagonun kemikleşmesi aksar.
Omuz, dirsek, diz, kalça ve vertabralar
etkilenen bölgelerdir. İki yaşından küçük
köpeklerde kartilagonun incelip alttaki
dokulardan ayrılması atritise neden olur.
Kartilago kıkırdak bölgesinin baş kısmından
koparsa osteokondrosis disekans (OCD) denilen ve
ameliyet gerektiren bir durum baş gösterir.
Kalça Displazisi
Kalça
displazisi ya da HD baldır ekleminin zayıf ve
uyumsuz gelişiminden kaynaklanır. Bacağın üst
kısmı baldır soketine uyum sağlayamaz. Sonuçta
eklem kıkırdağı ve eklem kapsülü zarar görür.
Ağrı ve topallama, hastalığın gelişmeye
başladığı ilk bir sene içinde gözlenmeye başlar.
Daha sonra dejeneratif eklem rahatsızlıkları baş
gösterene kadar ağrılar azalabilir.
Riski Azaltma
Korumada şunlar prensip haline getirilmelidir:
·
En
az üç nesillik genetik takip
·
Büyük ırk köpek sahiplerinin gelişim kemik
hastalıkları konusunda bilgilendirilmesi
·
Sınırlandırılmış egzersiz
·
Büyüyen köpeklerin içinde bulundukları döneme
uygun olarak formüle edilmiş mamalarla
beslenmesi
·
Mamaya hiç bir ilave yapılmaması (kalsiyum vs)
Gelişim Hızlandırılmalı mı?
Çabuk büyüme
gelişim kemik hastalıklarının oluşumunda bir
köprüdür. Büyük ırk köpekler genetik olarak
zaten hızlı gelişim gösterdiklerinden daha fazla
risk altındadır. Büyük ırk bir köpek ilk bir
yılında bir insanın ilk 14 yılında gösterdiği
büyümeyi sergiler. Bu genetik potansiyel
abartılı egzersiz, aşırı besleme ve dengesiz
mineral katkısı gibi faktörlerle negatif
karakter kazanır.
Beslenmenin Önemi Büyüktür.
Her ne kadar
diet asıl neden olmasa da enerji (kalori)
bakımından yoğun besleme, mineral ve
vitaminlerin arttırılması iskelet gelişimi ve
total vücut ağırlığının artmasına neden olur.
Yavruların aşırı beslenmesi halinde hızlı büyüme
ile beraber kemik ve eklemlerde OC
belirtilerinin görülmesi yadırganmaması gereken
bir durumdur. Ayrıca kilo artışının, iskelet
gelişiminden daha hızlı gerçekleşmesi halinde
daha yeterince gelişmemiş iskelet bu ekstra
ağırlığa dayanamaz. Diğer yandan HD oluşumu son
yıllarda büyük artık göstermiştir.
Köpeklere
verilen mama, besinsel kontrol daha kolay
olduğundan büyük önem taşımaktadır. Gelişim
dönemlerindeki dengesiz beslenme hayatlarının
ileriki dönemlerinde sağlıklarının kötü yönde
etkiler.
Günümüzde büyük
ırk köpek yavrularının gelişimlerini dengeli
olarak kontrol eden özel mamalar formüle
edilmiştir.
Asıl ilginç
olan; köpek sahiplerinin sözde bu hastalıkların
önüne geçmek amacıyla yavruların mamalarına
kalsiyum ekleyerek durumu umduklarının tam
tersine çevirmeleridir. Kalsiyum pek çok besin
maddesinden (kemik, süt, peynir vs) kolaylıkla
elde edilebilen yaygın bir mineraldir. Bu
nedenle kalsiyum eksikliğinden çok fazlalığından
kaynaklanan iskelet hastalıklarına daha sık
rastlanmaktadır. Yavru gelişme dönemi boyunca
besinsel olarak aldığı tüm kalsiyumu
kemiklerinde depolayarak negatif gelişime yol
açar. Erişkin köpek vücuda alınan kalsiyumu
dengeleyebilmesine rağmen genç köpekler
metobalizmalarında bu minerali depolar.
Eskiden köpek
mamalarında bulunan protein miktarının
bahsedilen bu hastalıklarla alakalı olduğu
düşünülürdü. Son dönemlerde yapılan araştırmalar
mamalardaki protein miktarının gelişim kemik
hastalıklarına neden OLMADIĞINI göstermiştir.
Kalça Çıkığı (Kalça Displazisi)
Kalça çıkığı
köpekleri etkileyen en yaygın ortopedik
hastalıklardan biridir. Her yaştan köpekte
görülebilir. Şiddetli bir şekilde etkilenen
köpekler genç yaşta belirtiler göstererek ilerki
yaşlarda sürekli ağrı ile karşı karşıya
kalabilirler. Yaşam kalitelerini koruyacak kadar
ağrıları kontrol edilemediğinden bazıları
uyutulmak zorunda bile kalabilir. Daha hafif
vakalar yürüme ve ayağa kalkmada güçlük
çektikleri kalça atritisine (eklem yangısı)
eğilimleri olduğundan köpeğin ilerleyen yaşıyla
birlikte daha belirginleşebilir.
Kalça Çıkığı
Nedir?
Kalça çıkığı
tam kelime anlamıyla kalça eklemlerinin anormal
gelişimidir. Femurun (baldır kemiği) yuvarlak
ve pürüssüz olması gereken baş kısmı sıkıca
pelvisdeki (kalça kemiği) sokete (oyuğuna)
yerleşeceği yerde femoral baş kısmı daha az
yuvarlak ve oyuk daha geniş ve sğdır.
Bu eklemlerin
birbiriyle normalden daha gevşek tutunmasına
neden olur. Femoral baş kısmın soket içinde sağa
sola hareketi arttığından inflamasyon (yangı),
ağrı ve sonuç olarak eklem içinde yeni bir kemik
formasyonu baş gösterir. Bu yeni kemik eklemei
stabilize etmeye yardımcı olabilse de atritisle
ilgili problemlere neden olur.
Kalça çıkığının
gelişiminde bir kaç faktör sayılabilir.
Yavru köpeğin
genetik mirası önemli bir elementtir; ancak
gelişme döneminde beslenme ve egzersiz de önemli
rol oynar.
Hastalığın
rstlanma olasılığı fazla olan bir ırk (Alman
Çoban Köpeği, Retrieverlar ve Rottweiler vs)
alınacaksa anne ve babalarının kalça durumları
hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Önemli
üreticiler köpeklerinden yavru almadan önce
köpeklerinin kalça sağlıklarını test ettirerek
garanti altına almaya çalışırlar. Yavruyu
seçtikten sonra her ne kadar sadece şiddetli
vakalar bu kadar erken yaşta tespit edilebilse
de veteriner hekiminizce kalçanın kontrol
ettirilmesinde fayda vardır.
Belirtiler
Bir yaşın
altındaki yavru köpeklerde kalça çıkığı,
topallama, çömelerek ya da zıplayarak yürüme ve
gergin adımlarla kendini gösterir. Ek olarak
ağrının olduğu tarafta adale kaybı olurken
dengede tutan diğer tarafta daha fazla
adalelenme görülebilir. Hasta köpekler
ağırlıklarını ön bacaklarına verdiklerinden arka
bacakları daha zayıf kalırken ön kısımları daha
gelişmiş bir görünüm sergiler.
Daha yaşlı
köpeklerde benzer belirtilerkalça eklemlerindeki
atritik değişmeler nedeniyle yavaş yavaş
gelişebilir.
Bu tür
köpeklerin üzerinde yapılan klinik muayene
eklemde gevşeklik ve ağrı ortaya koyar. Eklemin
gevşekliği için yapılan spesifik testler
asetabulum (kalça soketi) içindeki femurun baş
kısmının anormal hareketeini ortaya koyacaktır.
Röntgen
eklemlerin anormal durumunu ve atritik
değişimleri göstermede kullanılabilir. Yine de,
kalça çıkığıyla alakalı ağrının bir kısmı
röntgen ile her zaman görüntülenemeyen yumuşak
doku anormallikleriyle alakalı olabilir. Röntgen
zararsız kemik değişiklikleri belirlese de
ağrıyı kontrol etmek ve gelecek problemleri
azaltmak için tedavi gereklidir.
Tedavi
Çoğu vakada en
uygun tedavi anti-inflamatuvar ağrı kesiciler,
sınırlandırılmış egzersiz ve dikkatli kilo
kontrolü çevresinde odaklanır. Genç köpeklerde
egzersizin sınırlandırılmasının yanı sıra büyüme
hızının düşürülmesi ve uzun süreli kilo kontrolü
atritis gelişimini düşürebilir. Tasmasız uzun
koşular yerine tasmayla kontrollü yürüme, kalça
çevresindeki yumuşak doku yapılarına olabilecek
hasarı azaltması açısından önemlidir.
Kalça çıkığı
olan yavrunun tasmasız egzersiz yapması en az 12
ay engellenmelidir. Yüzme, yer egzersizinin
meydana getirdiği baskıyı azaltarak etkilenen
eklemlerdeki hareketliliği korumak ve adaleleri
güçlendirmek için faydalı olabilir. Bazı
veteriner hekimler eklemleri destekleyen
adalelerin gelişimine yardımcı olmak için
anabolik steroid enjeksiyonları yapabilir.
Beslenme ve egzersiz kontolü ve anti-inflamatuvar
ağrı kesici kullanımı ile topallayan genç
köpeklerin % 75'i 12-15 aylık olduklarında
normal ya da normale yakın olurlar.
Köpeklerin
çoğunluğunda cerrahi operasyon uygundur.
Acetebulum içinde femural baş kısmın yerine
oturmasına yardım edebilecek pektinal kastan
girilmesinden, kemiğe girilerek onları tekrar
hizalamak için yapılan üçlü pelvik osteotomiye
ve femoral baş kısmının ve asetebulumun
çıkarılarak yerine sentetik baş ve soket konduğu
tüm kalça değişimine kadar değişebilen bir kaç
çeşit operasyon vardır.
Ek olarak,
femoral baş kısmın alınması ve femurun gövde ve
kalça soketi arasında sahte eklem oluşumu küçük
köpeklerde etkili olabilir.
Cerrahi
yöntemler, bildik medikal tedavilerden
potansiyel olarak daha fazla risk taşımakta ve
çok daha pahalıya gelmektedir. Ancak cerrahi
müdahalenin gerekli olduğu vakaların çoğunda
potansiyel faydalar risklerin önüne geçer.
Doğru bakımla
kalça çıkığı olan pek çok köpek mutlu bir yaşam
sürmektedir. Yine de hastalığın fiziksel,
duygusal ve maddi yanı oldukça fazladır.
BVA/KC Kalça Puanlama Programı
Kalça çıkığına
meğilli ırkların damızlık dişi ve erkek
köpekler bir yaşını geçtiklerinde kalça
röntgenleri alınır. Burada önemli olan
köpeklerin sırt üstü bacakları açıkken
röntgenlerinin çekilmesidir. Bu en iyi kalça
resmini veren pozisyondur. Çoğunlukla bunun için
genel anestezi gerekli olur. Röntgenler, soketin
derinliği, kemiklerin biçimi ve birbirlerine ne
kadar sıkı uyduklarını yansıtan her kalça
eklemine puan veren bir uzmanlar paneline
gönderilir.
Puanlar her
kalça için 0-53 arasında (tüm köpek için 0-106)
değişir. Puan ne kadar az ise kalça o kadar iyi
durumdadır. Kalça puanları ırklarına göre
ortalamanın altında olan köpekler üretimde
kullanılmamaldır.
Hastalığın çok
nedenli doğası ve genetik etmenin karmaşılığı
nedeniyle BVA/KC programı tamamiyle mükemmel
değildir. Mükemmel kalça eklemlerine sahip
köpekler de kalça çıkığı olan yavrular
doğurabilmektedir. Bu köpekler hemen üretim
programından çıkarılmalıdır. Benzer olarak, kötü
kalça eklemlerine sahip köpekler mükemmel
yavrular doğurabilmektedir.
Yine de, bu
program geleceğin köpeklerinden kalça çıkığı
riskini azaltmak için bildiğimiz tek yöntemdir.
Ana problem, dikkatli üreticiler bu programa
bağlı kalsa da kötü kalça eklemli yavrular
üretilmeye devam edilmektedir. Anne ve babaları
kalça çıkığına karşı test edilenlerden daha ucuz
olduklarından bu tür yavrular hala daha pazar
bulmaya devam etmektedir.
Kalça Çıkığı (Hip Displasia)
Pek çok insanın
kalça eklemlerini etkileyen bir kongenital
atritis (eklem yangısı) formu olduğunu
düşünerek bu hastalık hakkında yanlış kanılara
sahip olduğunu fark ettik. Kalça çıkığı olan
köpeklerde şiddetli atritis görülmesine rağmen
atritis birincil problem değil, displazinin
ikincil sonucudur.
Tanımı
Köpeklerde
Kalça Çıkığı, eklemi desteklemesi gereken adele,
bağlayıcı dokular ve tendon gevşekliğinin neden
olduğu bazen iki kalçayı da etkileyen kalıtsal
bir hastalıktır. İri, çabuk büyüyen ırklarda
daha yaygın olmakla beraber yavru büyüdükçe,
normal kalçalarla doğmuş olsa bile eklemler
anormal gelişme gösterebilir.
Hastalığı daha
iyi anlamak için köpeğin kalça eklemine daha
yakından bakalım.
Köpeğinizin
kalça eklemi, arka bacağı vücuda bağlayan
soket-kemik başı biçiminde bir eklemdir. Kemiğin
baş kısmı femura (kalça ve diz arasındaki uzun
kemik) aittir. Soket (acetabulum da denir) ise
pelvik (kalça) kemikde bulunmaktadır. Bu iki
yapı, normal köpekte soket içinde kemiğin baş
kısmının serbestçe hareket etmesine imkan
tanıyan eklemi oluşturur.
Hareketi
kolaylaştırmak için kemikler birbirine mükemmel
bir şekilde uyacak biçimdedir ve tendon ve eklem
kapsülü denen güçlü birleştirici doku
bantlarınca bir arada tutulur. Kemiklerin
birbirine değdiği süngersi bir kıkırdak yüzey
ile kaplı bölgeye eklem yüzeyi denir. Normal
köpeklerde bu faktörlerin hepsi eklemin uyum
içinde ve büyük bir stabilite ile çalışmasına
yardımcı olur.
Displastik
köpeklerde bu kemikler bir arada durmaz ve
aslında birbirinden ayrı hareket eder. İki kemik
arasındaki eklem kapsülü ve tendon, bu iki
kemiğin eklem yüzeylerinin bir biriyle temasının
ortadan kalkmasına neden olarak gerilir. Bu
iki kemik arasında gerçerkleşen ayrılmaya
sabluksasyon denir ve hastalıkla
ilişkilendirdiğimiz tüm problemlerin nedenini
oluşturur.
İki kemik her
hangi bir eklem içinde temasını kaybederse
çevresindeki adeleler onları bir arada
tutabilmek için büyük çaba sarfeder; fakat asla
tamamen başarılı olamaz. Köpeğin ağırlığı
nedeniyle femoral baş kısım soketin içinde ve
dışında hareket etmeye başlar. Köpeğin her
hareketiyle yastık görevi yapmaksızın eklem
yüzeyinde birbirine sürtünen iki kemik alan
bulunmaktadır.
Bu kemikler
birbirine temas edip birbirini irite ettikleri
her anda yeni anormal şekilli kemik gelişimi
başlar. Bu yeni anormal yapılı geliştikçe daha
fazla iritasyona yol açar ve durum böyle devam
eder. Buna
atritis
denir ve bildiğimiz en ağrı verici durumlardan
biridir. Bir bilardo topuna benzeyen femoral baş
kısım artık ayçiçeğe benzemektedir. Femoral baş
kısmı içinde tutabilen soket (acetabulum) ise
artık derinliğini kaybedip kemik parçacıklarıyla
kaplıdır. Durum ilerleme gösterdikçe daha fazla
ve yeni anormal kemik oluşumları baş gösterir ve
ağrı artar.
Belirtiler
Hasta yavru
köpekler 5-10 ay arasında arka bacaklarını
kullanırken hafif ile aşırı arasında
derecelendirilmiş rahatsızlık belirtileri
göstermeye başlar. Genellikle uzun süreli
aktiviteden sonra köpeğin ayağa kalkmada ve
yatmada zorlandığı fark edilir. Hayatın ilerki
dönemlerinde belirtiler daha tutarlı bir hal
olur ve aktivite düzeyi ne olursa olsun günlük
olarak gözlenmeye başlar. Aşırı ağrı çeken
erişkin köpeklerin aktivitesinde azalma olur.
Koşmak ve merdiven çıkmakta isteksizleşirler.
Ancak bazı köpekler yürüyüşlerini değiştirerek
eklemleri çok kötü etkilenmesine rağmen ağrıyı
azaltan hareket biçimleri geliştirebilir.
Tedavi
Geçmişte
displastik köpeklerin tedavisi ağrı kesiciler ve
anti-inflamatuvar ilaçlarla ağrının azaltılması
ya da elimine edilmesi ya da cerrahi
operasyonla sınırlıydı. Bugün ise pek çok
veteriner hekim ve köpek sahibi köpeklerine
glucosamine
HCI,
Chondroitin Sulfat
ve C Vitanimi
içeren nutraceuticaller vererek inanılmaz
gelişmeler sağladıklarını rapor etmektedir.
Displastik
köpeklerde kilo alımını engelleyerek eklemler
üzerindeki baskı azaltılmalı ve normal aktivite
düzeyi düzeyi ile adelelerin direnci
korunmalıdır. Acı çektiğine dair belirti veren
köpeklere bufered (?) aspirin verilebilir.
Ortopedik bir yatak köpeğin rahat bir şekilde
dinlenmesine imkan tanır.
Köpek erişkin
olduğunda ağrılar dayanılmayacak kadar arttıysa
cerrahi operasyon gereklidir.
Tanı ve Önlem
Köpeklerde
kalça çıkığı tanısının konması bu yıkıcı
hastalığın eliminasyonu için de umut sağlar.
Sadece röntgen ile tanı konabilir ve yine
röntgen ile hastalığın önlenmesini umabiliriz.
Röntgen çekilmediği sürece arka bacaklarında
topallık gözlenen bir köpek konusunda olumlu
düşünemezsiniz. Yine röntgen çekilmeden
topallamayan bir köpekte de kalça çıkığı hiç
olmadığı konusunda emin olamazsınız.
Kalça Çıkığı
bir nesilden diğerine kalıtsal olarak geçen bir
hastalıktır. Kimseye aksini idda etmesine izin
vermeyin. Displastik anne ve baba, yavrularına
da bu hastalığı geçirecektir. Bugün yavrular 24
aylık olduklarında röntgen yardımıyla displastik
olup olmadıklarını anlayabiliyoruz. Bu
röntgenler OFA'ya ( Orthopedic Foundation for
Animals) gönderilir ve kalça çıkığı belirtisi
göstermeyen köpeklere sertifika verilir.
Sadece
sertifika almış köpekleri üretimde kullanarak bu
hastalığın önüne geçebiliriz. Köpeklerine
röntgen çektirmeyen üreticiler çözümün bir
parçası değildir. Özellikle de büyük ırk bir
köpek almayı planlıyorsanız üreticiden armanız
gereken ilk şeyin OFA sertifikası olması
gerekmektedir.
KAZALARLA BAŞA ÇIKMA
Köpeğinizin başına bir kaza geldiğinde
paniklemektense bu makaleyi okuyarak hazırlıklı
olun.
Köpeklerimizin başına gelebilecek her çeşit
acil durum için bir kurs açmak neredeyse
imkansız. Yine de, köpek sahipleri ilk yardımın
prensiplerini iyi anlayacak olurlarsa her hangi
bir acil durumla etkili bir şekilde başa çıkmayı
başarabilirler.
ÖNCELİKLER
Acil bir durumda ilk önceliğiniz sizin ve
diğer yardımcı olabilecek kişilerin güvende
olduğundan emin olmaktır. Yaralanırsanız
köpeğinize hiç bir faydanyz dokunmayacaktır.
Yaralanmış olsa da köpeğin size zarar
veremeyeceğinden de emin olmakta fayda var. En
uysal ve itaatkar köpek bile acı çekiyorsa
saldırganlaşabilir.
Köpeğin ısırabileceğinden şüpheleniyorsanız
bandaj ya da benzeri bir materyalden ağzını
bağlamak için bir ağızlık yapabilirsiniz. Gevşek
bir düğüm oluşturup bunu köpeğin çenelerinden
geçirin ve çene altından düğümü sıkılaştırıp
uçlarını kulak arkasından ikinci bir düğümle
sağlamlaşKöpeğin ısırabileceğinden
şüpheleniyorsanız bandaj ya da benzeri bir
materyalden ağzını bağlamak için bir ağızlık
yapabilirsiniz. Gevşek bir düğüm oluşturup bunu
köpeğin çenelerinden geçirin ve çene altından
düğümü sıkılaştırıp uçlarını kulak arkasından
ikinci bir düğümle sağlamlaşKöpeğin
ısırabileceğinden şüpheleniyorsanız bandaj ya da
benzeri bir materyalden ağzını bağlamak için bir
ağızlık yapabilirsiniz. Gevşek bir düğüm
oluşturup bunu köpeğin çenelerinden geçirin ve
çene altından düğümü sıkılaştırıp uçlarını kulak
arkasından ikinci bir düğümle sağlamlaştırın.
Kendinizi güven altına aldıktan sonra en iyi
yöntemi izlemek için doğru değerlendirmeyi
yapmanız gerekir. Öncelikle yapmanız gerekenleri
akıldan çıkarmamak zorundasınız: köpeği hayatta
tutmak, yaraların kötüleşmesini engellemek ve
mümkünse hayvanın iyileşmesine yardımcı olmak.
YAŞAMSAL BELİRTİLER
Yapylacak ilk i? köpe?in ya?amsal
belirtilerini kontrol etmektir. Ynsan ilk
yardymynyn ABC kriterlerini takip edin.
A Solunum
Yolu Açık Mı?
Değilse, köpeğin boynunu dik tutup mukus ya
da benzeri maddeleri solunum yolundan
uzaklaştırın. Nefes almakta güçlük çekiyorsa ya
da boğazına bir şey takıldığından şüphe
ediyorsanız siz ağzını açık tutarken bir başkası
da tıkayan cismi dışarı çıkarmaya çalışmalıdır.
Çenelerini ya ellerinizle ya da her çene için
bandajla birer düğüm atarak açık tutmaya
çalışın. Başka biri de dili tutup dışarı çekerek
ağzın açık kalmasını sağlayabilir. Daha sonra
bir pens kullanarak yabancı maddeyi dışarı
çıkarın.
B Köpek
Soluk Alyyor Mu?
Göğüs kafesini izleyin ve elinizle burun
deliklerinden hava giriş çıkışını hissetmeye
çalışın. Normal şartlar altında bir köpek
dakikada 10-30 kez nefes alır; fakat yaralı bir
köpek acı ve stresten dolayı daha hızlı nefes
alıp verecektir. Köpek soluk almıyorsa yanlarını
ovarak stimule edebilirsiniz.
Ağzı kapalı tutulup burnundan hava üfleyerek
bir köpeğe suni solunum yaptırılabilir.
C Kan
Dolaşımı Nasıl ?
Dirseğinin hemen arka hizasında kalp atışını
ya da üst baldırın iç tarafından nabzını
hissedip hissetmediğinizi anlamaya çalışın.
Normal şartlar altında bir köpeğin kalp atışı
hızı dakikada (boyutuna bağlı olarak)
70-140'tır. Yaralı bir köpeğin kalbi çok daha
hızlı atacaktır.
Köpeğin diş etlerinin rengine bakın. Pembe
olması gerekir. Kalp atışı yoksa insana
yapıyormuşcasına kalp masajı da
yapabilirsiniz;ama bunun başarılı olma şansı çok
yüksek olmayabilir.
Ne kalp atışı ne de solunum yoksa köpek doğal
olarak ölmüş demektir. Köpeğin öldüğünden
şüpheleniyorsanız parmağınızın ucu ile
gözlerinin üzerine hafifçe dokunarak refleks
verip vermediğini kontrol edin. Hayvan sadece
bilinçsizse göz kırpacaktır.
Yaralı köpek hala yaşıyorsa yapmanız gereken
ikinci şey bilinç düzeyini tespit etmektir. Onla
konuşmayı deneyip sizi duyup duymadığından emin
olun. Bilinci yerinde değilse acil veteriner
hekim müdahalesi gerekiyor demektir.
Yaşamsal belirtileri değerlendirdikten sonra
kanamalar olmak üzere diğer yaralanan bölgeleri
tespit edin. Durumun acil bir bakım gerektirip
gerektirmediğine karar verin.
Yine de tüm bunlara bir veteriner hekimin
karar vermesi gerektiğini de unutmayın. Bu
nedenle en kısa zamanda köpeğinizi bir kliniğe
götürmenizde fayda vardır. Köpeğiniz acil bir
bakım gerektirmiyorsa bu dönem içinde nasıl bir
tedavi süreci geçirmesi gerektiğini veteriner
hekiminiz size bildirecektir.
Kaza yerinde müdahele çok önemli olmasına
rağmen çoğu durumda köpeği en kısa zamanda bir
veteriner kliniğine yetiştirmek hayati önem
taşıyabilir. Bazı veteriner klinikleri ya da
hastanelerinde ambulans servisi vardır. Yaralı
köpeği nakletmeye hazırıklı olun. Kliniği arayıp
önceden yaralanma hakkında bilgi vererek
veteriner hekimlerin hazırlık yapmasını ya da
hazırlıkı gelmesini sağlayabilirsiniz.
Kliniğe vardığınızda köpeğinizi acil müdahale
için veteriner hekimin ilgisine bırakmak zorunda
kalabilirsiniz. Sizin için endişelenmektense tüm
konsantrasyonunun köpeğin üzerinde
yoğunlaştırdığında veteriner hekim daha faydalı
olacaktır.
Bu arada veteriner hekim tavsiyesi olmadan
köpeğe hiç bir ilaç verilmemesi çok önemlidir.
Anestezi gerekebileceğinden yaralı köpeğe ne su
ne de yiyecek verilmemelidir.
NE YAPMALIYIM ?
Bilinçsizlik/ Ayağa kalkamama
-
Araba çarpması gibi traumatik bir yaralanma
ile karşı karşıya olan bir köpek, başka
yarası olmamasına rağmen şok nedeniyle ayağa
kalkmayacak durumda olabilir. Şok, kalp atış
ve solunum artışına neden olurken bacaklarda
kan dolaşımının azalmasına yol açar. Bu da
diş etlerindeki mukozal membranların
renginin solmasına neden olur. Daha ciddi
altta yatan semptomlar yoksa şok belirtileri
genellikle kademeli olarak azalır.
-
Aşırı kan kaybı benzer belirtilere neden
olabilir; fakat zamanla daha da kötüleşir.
Bilincin azalması gibi belirtiler
nüksedebilir. Kan damarları zarar gördüğünde
veya köpek fare zehiri yediğinde dış kanama
belirtileri olmayabilir. Bu belirtiler acil
veteriner hekim müdahalesi gerektirir.
-
Kafa yaralanmaları, beyin sarsıntısı ya da
beyin hasarları nedeniyle bilinç kaybına
neden olabilir. Bu belirtiler, kısa sürede
şişme ve beyindeki sıkışma nedeniyle
şiddetlenebilir. Acil müdahale gereklidir.
-
Kalp yetmezliği, özellikle heyecan ve
egzersiz sonrası bilinç kaybına neden
olabilir. Köpekler insanlardaki gibi kalp
krizi geçirmeseler de ani nefessiz kalma,
adalelerde zayıflama ve mukozal membranlarda
solmaya neden olan kalp dolaşımında ani
düşüşlerden zarar görebilirler. Çoğu durumda
bu tür ataklar sadece bir kaç saniye sürer
ve sonra köpek normal davranışlarına geri
döner. Köpeğin sakinleşmesinden sonra
veteriner hekimine göstermekte fayda vardır.
-
Köpeklerde felç çok yaygın olmasa da beyinde
azalan kan dolaşımı nedeniyle ayakta durmada
ya da dengesini korumda yetersizlik gibi
sinir sistemi belirtilerinin takip ettiği
ani bilinç kayıpları gerçekleşebilir.
Durumunun aciliyetine bakarak veteriner
hekim müdahalesi şarttır.
-
Kasılmalar gerçekleştiğinde benzer
belirtiler gözlemlenebilir; yine de bilinç
kaybının yanı sıra adele kasılması,
bacakların seyirmesi, gözlerin kayması ve
hatta bilinçsiz idrar ve dışkı yapımı gibi
belirtiler de ortaya çıkabilir. Bu durumda
köpek mümkün olduğunca sessiz ve sakin bir
yerde tutulur. Beş dakika içinde köpek
kendine gelmezse acil veteriner hekim
müdahalesi gerekir.
-
Belkemiği ile ilgili yaralanmalar ya da
çeşitli kemik kırılmaları da hayvan tamamen
bilincini korumasına rağmen ayağa kalkıp
hareket etmeyi engelleyebilir. Bu gibi
durumlarda köpek çok dikkatli bir biçimde
taşınmalıdır. Kalın bir mukava parçasında
pratik bir sedye yapılabilir. Belkemiği
hasarından şüpheleniliyorsa en kısa zamanda
köpeği mümkün olduğunca dikkatli karton
sedyeye almakta fayda vardır. Öncelikle
köpeğin ağzını bağlayın. Sonra da çabuk
fakat büyük dikkatle köpeği arka tarafından
sedyenin üzerine çekerek kaydırın.
-
Köpek boğulduysa köpeği yana yatırıp hayati
belirtileri incelemeden önce arka
ayaklarından köpeği sallandırarak
ciğerlerindeki suyun dışarı çıkmasını
sağlayın. Köpeğe güneş çarpmış ise onu hemen
gölgeye alıp vücut ısısını düşürmek için
hortumla üzerine yavaşça su tutun. Elektrik
çarpması durumunda köpeğe yaklaşmadan önce
elektrik kaynağından uzak olduğundan emin
olunmalıdır. Bu durumların hepsinde de
veteriner hekim müdahalesi gereklidir.
YARALAR
Köpeğin kan kaybından ölmesine neden
olabilecek çok az durum olmasına rağmen aşırı
kan kaybına neden olan yaralar acil müdahale
gerektirir. İçinden kan sızan bir yara olası bir
atardamar kesiği belirtisi gösterdiği için
şiddetle kanı dışarı pompalayan bir kesikten
daha az ciddidir. Sıkı bir bandaj uygulayarak ya
da temiz bir havlu ile yaranın ağzı kapatılmaya
çalışılarak aşırı kan kaybı engellenebilir.
Hızlı veteriner hekim müdahalesi önemlidir.
Baskı bandajı alınmadıysa ve iki ile dört saat
arasında yaraya gerekli bakım yapılmadıysa
bandajın neden olduğu baskı ciddi problemlere
neden olabilir. Turnikeler kan kaybını azaltmada
kullanılabilir; fakat baskı ile ilgili hasara
daha fazla yol açabileceğinden tavsiye edilmez.
alınmadıysa ve iki ile dört saat arasında yaraya
gerekli bakım yapılmadıysa bandajın neden olduğu
baskı ciddi problemlere neden olabilir.
Turnikeler kan kaybını azaltmada kullanılabilir;
fakat baskı ile ilgili hasara daha fazla yol
açabileceğinden tavsiye edilmez. alınmadıysa ve
iki ile dört saat arasında yaraya gerekli bakım
yapılmadıysa bandajın neden olduğu baskı ciddi
problemlere neden olabilir. Turnikeler kan
kaybını azaltmada kullanılabilir; fakat baskı
ile ilgili hasara daha fazla yol açabileceğinden
tavsiye edilmez.
İç organların da dahil olduğu yaralar steril
bir bezle üzeri kapatılıp acil veteriner hekim
müdahalesine bırakılmalıdır. Bu durumlar nadir
olmasına rağmen bir köpek karnındaki dikişleri
açtığında ya da sert ve kesici bir şey ile
bedeninde kesiklere neden olduğunda bu tür
yaralar çok tehlikelidir.
Bir köpek sert bir cismin kendisine
saplanmasına neden olursa bu cismi onun
vücudundan siz çıkarmayın. İç organları
zedelemeden bunun bir veteriner hekim tarafından
yapılması hayati önem taşıyabilir.
İçinden sadece kan sızan daha az şiddetli
yaraların ciddiyetini anlamak için dikkatlice
kontrol edin. Yakınındaki her hangi bir eklemin
ne kadar zarar gördüğünü anlamak için veteriner
hekiminize göstermeniz gerekebilir. Deri altında
dokusu olan yaralar dikiş, çok küçük olmasına
rağmen hemen her yara antibiyotik tedavi
gerektirebilir.
Yaraları daima temiz tutun. Sineklerin açık
yaralara kurtçuk bırakması dikkatle
engellenmelidir.
YANIKLAR
Yanıklar yaralar gibi kolaylıkla enfekte
olabilir ve veteriner hekim müdahalesi
gerektirir. Buna ek olarak büyük çapta yanıklar
vücut suyu kaybına kısaca dehidrasyona neden
olur. Her türlü yanığın üzerinde önce ısıyı
düşürmek için su kullanılmalıdır. Soğuk kompres
de ayrıca uygulanabilir. Köpek bir yangından
kurtarıldıysa duman solunumu da ciddi akciğer
hasarına yol açacağından acil ilk yardım
tedavide büyük önem taşır.
urtarıldıysa duman solunumu da ciddi akciğer
hasarına yol açacağından acil ilk yardım
tedavide büyük önem taşır.
BÖCEK VE YILAN SOKMALARI
Yılan sokmaları, özellikle de dünyanın bu
kısımlarında engerek ısırğı, ölümcül olabilir.
Acil müdahale şarttır ve mümkün olduğu yerde
hemen panzehir enjeksiyonları yapılmalıdır.
Böcek sokmaları genellikle ağız ve boğaz
bölgelerinde gerçekleştiğinden yine acil
müdahale gerektirebilir. Bu durumda sokulan yeri
yıkayıp veteriner hekiminizden yardım isteyin.
TOPALLAMA
Vücut ağırlığıı taşımada isteksizlik gösteren
her hangi bir topallama belirtisi hemen
veteriner hekim muayenesi gerektirir. Bu tür
topallamalar dışarda koşu sırasında eklem
hasarları, adele yırtılmaları ya da daha kötüsü
kırıklardan kaynaklanabilir. Her durumda da acil
bakım şarttır. Kırık bacak, köpek veteriner
kliniğine götürülürken mümkün olduğunca sabit
tutulmalıdır. Hasta ya taşınmalı ya da bir
battaniye içinde nakledilmelidir. Kırık bacağı
üstte tutmak kontrolünü kolaylaştırabilir.
DAHA AZ CİDDİ TOPALLAMALAR
Topallama ya da ara ara ayağı yukarda tutma
gibi belirtiler gözlemlenebilir. Bu tür
problemler yavaşça gelip aniden gelişme
gösterebilir. 24 saat içinde veteriner
müdahalesi şişme ya da ağrılı bölgeler için
gereklidir. Bazı hafif incilmeler ya da
burkulmalar dinlenme ve anti-inflamatuar tedavi
ile geçebilirken diğerleri daha ciddi bir tedavi
gerektirir.
GASTRO-İNTESTİNAL
ACİL DURUMLAR
-
Mide dönmesi (bloat) her zaman müdahale
edilmesi büyük aciliyet taşıyan bir
durumdur. Çoğunluk, büyük miktarda
yemeklerden sonra derin göğüslü ırklarda
rastlanır. Mide dönmeye başladıysa karnın
şişmesi, huzursuzluk ve kusmaya çalışma gibi
belirtilerle kendini gösterir. Cerrahi
müdahale yapılmazsa ölümcüldür.
-
Köpek, oyuncak veya taş gibi yabancı
cisimler yuttuğunda bağısaklarda tıkanma
veya hasar gerçekleşebilir. Bu genellikle
kusma ve karın ağrısına neden olabilir. Daha
acil durumlarda diş etleri morumsu bir renge
dönüşür. Ameliyat gerekebilir.
-
Zehirlenmeden şüpheleniliyorsa veteriner
hekiminiz söylemeden köpeğinizi kusturmaya
çalışmayın. Bunun yerine köpeğinizin yediği
şeyi ya da alakalı her hangi bir bilgiyi,
paketi veteriner hekiminize götürün. Eğer
köpeğiniz cilt yolu ile her hangi bir toksik
maddeye maruz kalmış ise sudan başka bir
şeyle onu yıkamayın
İDRAR YOLLARI
İdrar yapmada zorluk çekme idrar yollarında
yırtılmalara neden olacağından acil müdahale
gerektirir. Köpeğinizin idrara çıkmada zorluk
çektiğinden şüpheleniyorsanız en kısa zamanda
veteriner hekiminizden randevu almanız gerekir.
GÖZ YARALANMALARI
Gözler aşırı derecede hassastır ve her hangi
bir yaralanma bile acil bakım gerektirir.
Yabancı bir cismin köpeğinizin gözü içinde
olduğundan şüpheleniyorsanız bir veteriner hekim
görünceye kadar hiç bir şey yapmadan köpeğin bu
bölgeyi kaşımasını engellemek yapılacak en
önemli şeydir. Eğer göz dışarı doğru şişmişse
nemli bir steril bezle veteriner hekiminize
gidinceye kadar göz yüzeyini kurumaktan koruyun.
TEDBİR...
...tedaviden daha iyidir. Bazı kaza ile
gerçekleşen olaylar engellenebilir. Köpeğinizin
bulunduğu çevreye dikkat edin. Ev ve bahçede
kullandığınız kimyasal maddeleri köpeğinizin
ulaşamayacağı yerlerde tutun. Çikolata, ilaçlar
ve çocuk oyuncaklarını ayak altında
bulundurmayın.
Köpeğinizin taş veya tahta parçaları gibi
şeyleri kemirmesine izin vermeyin. Hiç bir köpek
yol yakınlarında tasmasız dolaştırılmamalı,
camlar açık bırakılsa bile sıcakta araba içinde
bırakılmamalıdır.
Ve son olarak veteriner masraflarının önemini
ne kadar vurgulasak azdır. Ayrıca köpeğinizin
neden olduğu tüm zararlardan da sizin sorumlu
olduğunu unutmayınız.
Deri
Problemleri, Yaşkı köpek bakımı , Deri Bakımı,
Diğer Hastalıkları
Köpeklerin %10'u deri hastalıklarından
şikayetçidir. Belirtiler, kızarmış, kuru ve
döküntülü deriden yalama, ısırma ve kaşımaya
kadar değişiklik gösterebilir. Köpeklerimizin
deri problemlerinin nedenleri tam olarak
açıklanamasa da belirli faktörlerin bu konuda
rol oynadığını biliyoruz.
ALLERJİLER
Kediler, atlar ve insanların aksine
köpeklerin birincil allerjen reseptörleri
solunum sisteminden çok deridedir. Diğer türler
hapşırarak, öksürerek ya da sulanan gözlerle
tepki verirlerken köpekler, neredeyse her zaman
ister solunumla alınsın, ister yensin ya da deri
yolu ile temas edilsin deri rahatsızlıkları
geliştirerek tepki verirler. Başlangıçta bir
çeşit ürtikerya gibi başlayabilKediler, atlar ve
insanların aksine köpeklerin birincil allerjen
reseptörleri solunum sisteminden çok deridedir.
Diğer türler hapşırarak, öksürerek ya da sulanan
gözlerle tepki verirlerken köpekler, neredeyse
her zaman ister solunumla alınsın, ister yensin
ya da deri yolu ile temas edilsin deri
rahatsızlıkları geliştirerek tepki verirler.
Başlangıçta bir çeşit ürtikerya gibi
başlayabilir; fakat bunun fark edilmesi güçtür
ve köpek sahibince nadiren keşfedilir. Köpek,
kaşıntı ile tepki verir. Bu derinin zarar görüp
hassasiyetinin artmasına neden olur ve tıpkı
sivri sinek ısırığından sonra bizlere olduğu
gibi enfeksiyon gelişebilir.
KÖPEK MAMALARI
Bazı insanlar köpek mamalarındaki katkı
maddelerinin köpeklerede allerjik reaksiyonlara
yol açtığına inanır. Son zamanlarda bu konuda
yoğun tartışmalar olsa da tam sonuç elde
edilememiştir. Yine de bazı köpekler yedikleri
yiyeceğe karşı allerjik reaksiyon
geliştirebilir; ama bu hala köpeğimizi ev yemeği
ile beslemenin daha doğru olduğu anlamına
gelmemektedir. Köpeklerin besinsel
gereksinimleri oldukça spesifiktir.
Köpeklerimizin her zaman veteriner hekimlerinin
tavsiye ettiği tam ve dengeli bir mama ile
beslenmesi gerekmektedir.
Derilerinde duyarlılık gösteren köpekler
belli bir süre hipoallerjik dietlerle
beslenmelidir ( en az dört hafta ile altı hafta
arası gibi, her hangi bir değişiklik görmek için
bu denli uzun zaman geçebilir). Bu tür dietleri
veteriner kliniklerinde bulabilirsiniz.
Çoğunlukla Derilerinde duyarlılık gösteren
köpekler belli bir süre hipoallerjik dietlerle
beslenmelidir ( en az dört hafta ile altı hafta
arası gibi, her hangi bir değişiklik görmek için
bu denli uzun zaman geçebilir). Bu tür dietleri
veteriner kliniklerinde bulabilirsiniz.
Çoğunlukla glutensizdirler ve içeriğinde kuzu
eti ve pirinç kullanılır.
Köpeğinizin dietini değiştirirken sindirim
sitemi bozukluklarını engellemek için her zaman
kademeli bir geçişi takip edin.
Deri hassasiyetine sahip köpeklerde ayrıca
dışardan ufak tefek ödül yiyecekleri verilmemesi
de gerekiyor. Renklendirici ve lezzetlendirici
katılmış ödül yiyecekleri duyarlı köpekler için
allerjik olabilir.
ÇEVRE
Bazı köpekler çevrelerinde, yataklarında
kullanılan kumaş dokusuna, deterjan, halıdaki
mitelara, toza, polenlere, pire ve evdeki diğer
hayvanlara karşı allerjik reaksiyon
gösterebilir. Kan testi, köpeğiniz allerjik olup
olmadığını belirlerken neye allerjik olduğuna
dair özel testler de bulunmaktadır.
Deri hassasiyetine sahip bir köpeğiniz varsa
halı ve yattığı yerde kokulu deterjan
kullanımından kaçınıp, yatağını saf pamuklu
materyelden yapabilirsiniz; ayrıca potansiyel
allerjenleri köpeğiniz bulunduğu çevreden uzak
tutarak durumunda her hangi bir iyileşme olup
olmadığını da görebilirsiniz.
PARAZİTLER/ KONAKÇILAR
Pire:
Dış parazitler köpeklerdeki deri hastalıklarında
çok büyük rol oynar. Pek çok köpek az miktarda
pireye tölerans gösterse de çoğu, tek bir
ısırıkla bile allerjik kaşıntılı reaksiyon
göstermektedir. Bahçede ya da dışarda yürüyüş
esnasında köpeğiniz kirpi ve kuş piresinden,
kedi, fare, insan ve köpek pireleri gibi çeşitli
tipte pirelerle karşı karşıyadır. Tüm bu pireler
köpeğinizi ısırıp allerjik kaşıntıya neden
olabilir. Evde kedi ya da köpeğinizi ısıran
pireler yumurtlar ve yumurtalar halınının
tüyleri arasına düşer. Bazen iki yıl boyunca bu
yumurtalar çatlamdan varlıkların sürdürebilir.
Isı ve hareket yumurtaların çatlamasına neden
olabilir. Böylece daha önce ev hayvanı beslenen
bir eve taşındığınızda hareketle beraber
binlerce pirenin yumurtadan çıkmasına neden
olabilirsiniz. Ne kadar çok ev hayvanınız varsa
(özellikle de kedileriniz) o kadar pireye
sahipsiniz demektir. Bu nedenle yıl içinde
düzenli olarak hayvanlarınızı pireye karşı
ilaçlamalısınız.
Bu, evi spreyleyerek ve kedi ve köpeğinizin
üzerindeki canlı pireleri ilaçla öldürerek
sağlanabilir. Burada önemli olan yumurta
halindeki olası bir ordunun önüne geçmek ve yeni
gelen erişkinlerin üremelerinin engellemektir.
Pet shoplar ve veteriner kliniklerinden bu
amaçla alınabilecek pek çok ürün bulunmaktadır.
Ben mümkün olduğunca pire tozundan kaçınırım;
çünkü tüyler arasında kalan kalıntıları yine
kaşıntıya neden olabilir. Şampuanlar köpek
üzerindeki pireleri öldürür ama hemen sonra yeni
gelenleri engelleyebilecek etkiden uzaktır. Pire
tasmaları işe yarasa da etken maddesinin
etkililiği ve köpeğin boyutu yararlılığında
büyük rol oynar.
Çoğunlukla en etkili ürünleri veteriner
hekiminizin tavsiyesi ile bulabilirsiniz. Bunlar
ya köpeğinizin derisine uygulanan ve erişkin
pireleri uzun süre üzerinde yaşamasına izin
vermeyen damla tipi ürünler ya da pirelerin
üreme yetisini ortadan kaldıran tabletlerdir.
Evdeki diğer ev hayvanlarını da köpeğiniz ile
birlikte ve özellikle evin tabanını, köpeğin
yattığı yeri larvalara karşı ilaçlanması
gerektiği unutulmamalıdır.
Uyuz: Deri hastalıklarına neden olan
diğer parazitler daha az yaygın ve genel olarak
sadece enfekte hayvanla direkt kontak
kurulduğunda geçtiğinden tedavisi daha kolaydır.
Hasta tüm hayvanları tedavi ettikten sonra
enfestasyonun ortadan kalkması mümkündür.
Çıplak gözle görülmeyen ve özellikle kafa,
kulaklar, boyun ve patilerde kaşıntı ve
kızarıklığa neden olan uyuz mite'ları ve lice (1
mm'lik küçük soluk görünüşlü bir dış parÇıplak
gözle görülmeyen ve özellikle kafa, kulaklar,
boyun ve patilerde kaşıntı ve kızarıklığa neden
olan uyuz mite'ları ve lice (1 mm'lik küçük
soluk görünüşlü bir dış parazit) bu tür
parazitlerdendir.
Kene: Keneler nemli ve sıcak iklimlerde
özellikle bol bulunan 1-5 mm uzunluğunda köpeğin
derisine tutunup kan emerek yaşayan canlılardır.
Beslenirken hem hastalık bulaştırabilir hem de
kaşıntıya neden olabilirler. Keneyi köpeğinizin
derisinden çıkarmanın en iyi yolu üzerine alkol
damlattıktan sonra deriye tutunduğu yere yakın
yerden yakalayıp çenelerini orada bırakmamak
şartyıla vida sökercesine hareketlerle onu
oradan almaktır. Çenesinin orada kaldığını siyah
bir noktanın deri içinde görünür olmasından
anlayabilirsiniz. Bunun enfeksiyona yol
açabileceğini bildiğimizden olası bir
antibiyotik tedavisi için köpeğinizi veteriner
hekiminize götürmenizde fayda vardır.
Keneyi deriden çıkarmanın diğer yolları ise
Frontline kullanmak, vazelinlemek ya da tırnak
cilası ile üzerinden geçmektir. Bu yöntem
sonucunda kenenin düşmesi 24 saatten fazla zaman
alabilir. Asla keneyi sigara ile yakmaya
çalışmayın.
Sıkıntı, Stres, Acı: Bazı köpekler
sıkıntı ve stresten dolayı özellikle patilerini
ve bacaklarının iç kısımlarını saplantılı bir
biçimde yalayarak tepki verirler. Bu sorunun
üzerinden gelmek daha güç olabilir. Köpek,
yalama hareketini beynindeki endorfinin
(mutluluk hormonu) salımına neden olduğundan
dolayı alışkanlık yapabilir. SapSıkıntı,
Stres, Acı: Bazı köpekler sıkıntı ve
stresten dolayı özellikle patilerini ve
bacaklarının iç kısımlarını saplantılı bir
biçimde yalayarak tepki verirler. Bu sorunun
üzerinden gelmek daha güç olabilir. Köpek,
yalama hareketini beynindeki endorfinin
(mutluluk hormonu) salımına neden olduğundan
dolayı alışkanlık yapabilir. Saplantılı yalama
alışkanlığı deriye zarar vererek enfestasyona
neden olabilir.
Bunu tedavisi köpeğin stres düzeyini
azaltmaya çalışmak ve uzun süre yalnız
bırakıldığında interaktif oyuncaklar sağlanarak
başarılabilinir. Düzenli egzersiz en önemli
tedavi yöntemidir. Çocukların tırnaklarını
yemesini engellemede kullanılan acı elma spreyi
ve hardal bu alışkanlığın hızının kesilmesinde
etkili olabilir; fakat bu maddeler açık yara
üzerine asla uygulanmamalıdır.
Diğer bir yöntem ise kendini yalamasını
engellemek için siz evde yokken ona Elizabeth
tasması takmaktır.
Bazı köpeklerde eklemlerindeki ağrılardan
dolayı sürekli bu bölgeleri yalayabilir. Bu
nedenle sorunun bundan kaynaklanmadığından emin
omanız için veteriner hekiminize kontrol etmekte
yarar vardır.
GENEL DERİ BAKIMI
Deri hassasiyetlerini engellemek ve
köpeğinizin sağlıklı bir deri ve tüylere sahip
olması için yapabileceğiniz başka şeyler de
vardır. Köpeğinizi sık sık yıkamaktan ve
yağlanmayı engelleyici ve kokulu şampuanların
kullanılmasından kaçınılması bunlardan sadece
ikisidir.
Sağlıklı köpeklerin en fazla ayda birden
fazla yıkanmaları doğru değildir. Çoğu köpek
yılda bir ya da iki kezden fazla yıkanmaya gerek
duymaz. Bebek şampuanı, bazen köpek şampuanları
bazı köpekler için bile çok güçlü geleceğinden
çoğu köpek için iyi bir seçenektir. Sülfür,
kömür katranı veya çay ağacı yağı içerenler de
faydalıdır.
Bazı besinsel etmenler de köpeğinizin derisin
sağlıklı görünmesine yardımcı olabilir: bunlar
esansiyel yağ asitleridir. Bunların en
önemlileri gamma linolenik asit,
eichosapentanoic asit ve docosahexanoic asittir.
Bu yağ asitleri özel olarak dengelendirilmiş
köpek mamalarından bulunur.
Pek çok köpek kaloriferli evlerdeki ısıyı çok
sıcak bulur. Yıl boyunca tüy dökerken scıaktan
kaşınmaya da başlayabilir. Daha serin bir odada
yatağının bulunması onu daha rahatlatacaktır.
Bazı köpekler, çoğu doğal olarak boşaltsa da,
anal bezlerinin dolması nedeni ile arka
kısımlarını sık sık kaşıyabilir. Bu tür bir
kaşıntı ile karşılaştıysanız köpeğiniz için
veteriner hekiminden randevu alma zamanı gelmiş
demektir. İç parazitler de köpeğimizin arka
kısmında ve patilerinde kaşıntıya neden
olabilir; bu nedenle düzenli parazit tedavisi
önemlidir.
Her türlü deri lezyonları düzenli olarak
temizlenip steril tutulmalıdır. Derideki yaralar
sulandırılmış iodine veya salin solüsyonu ile
temizlenebilir. Diğer antiseptikler bazen
inflamasyona neden olabilir.
Uygun olup olmadığına veteriner hekiminizle
karar vermeden antiseptik krem veya toz
kullanmaktan kaçınmanızda da fayda vardır. Deri
problemleri ortaya çıktığında hızlı veteriner
hekim müdahalesi en iyi çözümdür.
Hassas deriye sahip köpekler tüm allerjenleri
devamlı hayatından uzak tutamadığımızdan sürekli
bir tedaviye gerek duyabilir. Yine de sıkı bir
dış parazit tedavisi ve hipoallerjik dietle
beslenme bu durumu kontrol altına alabilir.
Anal Bez
Problemleri
Köpeklerde genel sağlık problemlerinden
bahsediliyorsa anal (koku) bezleri etkileyenlere
değinmemek olmaz. Bu bezler anüse göre saat dört
ve sekiz istikametinde konumlanmıştır.
Kahverengi ve güçlü kokulu bir sıvı
salgılarlar. Dolu olduklarında köpeğin boyutuna
bağlı olarak bir bezelyeden bilye büyüklüğüne
kadar değişiklik gösterebilirler.
Salgılanan sıvı, kanallar yolu ile anüsün
içine boşaltılır. Normal şartlarda köpekler
dışkılarını yaptıklarında bir kaç damla da anal
sıvıyı dışarı atarlar. Böylece diğer köpeklere
de cinsel durumları ve statüleri hakkında mesaj
göndermiş olurlar. Bu bezler korkuya karşı bir
tepki olarak da boşaltılabilir.
Kanalların tıkanması çeşitli sorunlara neden
olabilir. Bazı köpekler anormal şekilde dar
kanallara sahiptir ve bu durum onları
kanallardaki tıkanmaya yatkın kılar. Şişman
köpekler de sık sık problem yaşar. Anüs ve
rektum çevresindeki yağ hayvan dışkısını
yaparken bezlere yeetrli baskı yapılarak
boşalmasını engeller. Yine fazla sulı dışkı
yapan köpekler yine bu sıkışma etkisinden uzak
anal bezlerin boşaltılmasıyla ilgili sorunlara
karşı savunmasızdır. Kanalların tıkanıklığı
ayrıca parazit ve enfeksiyonlardan da
kaynaklanabilir. Kanallar tıkandığında sekresyon
birikir ve hazne dolarak rahatsız bir durum
yaratır.
Ana belirti köpeğin anüs çevresini aşırı
yalamassı hatta derisine zarar verebilecek kadar
ısırmaya çalışmasıdır. Deri kızarıp yara dahi
olabilir. Bölgeyi kaşıyabilmek için köpek
genellikle yere çömelerek arkasını yere sürter.
Bu genellikle ya anal bez problemi ya da parazit
belirtisidir. Soruna hemen el atılmazsa genel
bir deri problemi nüksedebilir.Kaşıntı bazı
köpeklerin tüm vücudunu sararak tüylerin de
yağlı ve pis kokulu bir hal almasına neden olur.
Hatta köpekler depresif dahi görünebilir.
Diğer bir belirti ise dışkılama sırasında
zorlanmadır. Bu acılı bir hal aldığında
kabızlığı neden olacaktır. Tıkanma sonucu
enfekte olan bezler iltihapla dolarak köpek için
acı verici bir hal alır. Efekte köpek dışkıyla
beraber küçük miktarda kan ve iltahap da dışarı
atabilir.Bazı vakalarda deri zedelenerek anüs
çevresinden kan ve iltahap dışarı sızabilir.
Tedavi
Tedavi bezlerin boşaltılması etrafında
yoğunlaşmaktadır. Bu, bezlerin elle sıkılmasıyla
yapılır. İşlem kısa sürede bitmesine rağmen
rahatsızlık verici olabilir. Normal şartlarda
köpek dikkatle tutulduktan sonra hayvanın
bilinci yerindeyken yapılır. Bazı durumlarda
bezler öylesine acı verici olur ki genel
anestezi şarttır.
Sürekli anal bez tıkanmalarından şikayetçi
köpekler için sık boşaltma işlemi bezlerin daha
çabuk dolmasına neden olsa da ayda bir kez
düzenli boşaltımlar gerekli olabilir. İşlem
köpeğin sahibince de yapılabileceği gibi
enfeksiyon durumunda acil veteriner hekim
müdahalesi kaçınılmazdır.
Enfekte olmuş anal bezlere sahip köpekler
bezlerin boşaltılmasının yanı sıra antibiyotik
tedavisine de gereksinim duyarlar. Bazı
vakalarda anti-enflamatuvar ağrı kesiciler de
ayrıca kullanılabilir.
Bazen enfeksiyonu lokal olarak tedavi etmek
için bezlerin içi antibiyotik merhemle
doldurulur. Enfekte bezler deri dışında yaraya
neden olduysa bölge sulandırılmış antiseptik
solüsyonla yıkanabilir.
Sürekli anal bez tıkanıklığından şikayetkçi
olan kpekler dietlerindeki arttırılmış lif
miktarlarından fayda görebilirler. Bu etkiyi
yapacak ticari köpek mamalrı mevcuttur.
Parazitlerin kontrol edilmesi ve ishale neden
olan etmenlerin ortadan kaldıırlması ayrıca
önemlidir.
Anal bezlerin cerrahi olarak alınması
mümkünse de en iyi seçenek değildir. Bazı
vakalarda dışkı tutamama ve bölgedeki kaşıntının
azalmaması gibi yan etkiler gözlemlenebilir.
Diğer Problemler
Daha az yaygın olsalar daanal bezlerin
bulunduğu bölge başka hastalıklara da ev
sahipliği yapabilir.
-
Furunculosis özellikle Alman Çoban
Köpeklerinde sık görülebilen bir
hastalıktır. Kuyrukları düşük konumlu
taşımaları baktriler için sıcak ve nemli bir
ortam yaratır. Bölgenin zayıf hijyeniyle de
birleştiğinde anüs çevresi ve anal bezlerde
enfeksiyona neden olabilir. Ülser ve akan
yaralar ortaya çıkabilir ve yoğun tıbbi (çoğunlıkla
cerrahi) tedavi gerekli olur.
-
Bu bölge de tümerler de gözlemlenebilir.
Çoğu iyi huylu olsa da kötü huylu olanlar
cerrahi bir operasyonla alınmaladıır.
Düzenli tüy bakımı sırasında bu bölgenin de
kontrol edilmesi şişkinlik vs anormalliklerin
kısa sürede tespit edilerek veteriner hekim
kontrolüne bırakılmasına imkan tanır.
Anal Bezlerin Boşaltılması
Sürekli tıkanma yaşayan fakat enfeksiyon
taşımayan köpeklerin anal bezleri evde veteriner
hekim olmaksızın boşaltılabilir. Önce veteriner
hekiminizin yöntemini size göstermesi
gerektiğini unutmayın.
-
Eldiven giyin ve kağıt havlu/peçeteyi hazır
bulundurun.
-
Köpeği dikkatle tuttuktan sonra kuyruğu
tutup sol elle yukarı kaldırın.
-
Sağ başparmak ve işaret parmağıylatam anüsün
altında bölgeyi hafifçe anüse doğru sıkın.
sıvı (bazen basınçla - dikkat edin) anüsten
dışarı akması gerekir.
Bu, başarılı olmadıysa işmei sürdürmekte
ısrarcı olmalyın. Yaralanmaya neden
olabilirsiniz. Bazı köpeklerin anal bezleri
sadece rektumun içinden baskı uygulandığında
boşaltılabilir. Bu da sadece veteriner hekim
tarafından yapılması gereken birşeydir.
Köpeklerde Şişmanlık
Obesite Nedir?
Obesite şişmanlık ya da vücut yağında normal
üstü artış anlamına gelmektedir. Dietle alınan
kalori enerji harcanımından daha fazla olduğunda
kilo alımı gerçekleşir. Bu da alınan kalorinin
yağ olarak biriktirilmesine neden olur. Yağ,
erişkin köpeklerde biriktirdikçe genişleyen
adipoz hücrelerinde saklanır. Ardından köpeğin
egzersiz düzeyi arttırıldığında ya da daha uygun
bir diete geçtiğinde yağ kullanılmaya başlar ve
adipoz hücreler daralır. Yavru köpeklerde aşırı
besleme ise adipoz hücrelerin sayısında artışa
neden olarak hayvan büyüdüğünde köpeği
şişmanlığa yatkın kılar ve ilerde kilo verimi
güçleşir.
Köpekler Niçin Şişmanlar?
Çoğu vakada şişmanlamın nedeni köpeğin çok
fazla yemek yemesi ya da yeterince egzersiz
yapmamasından kaynaklanır.
Vahşi hayatta köpekler başarılı bir avdan
sonra sadece bir kaç günde bir yemek yiyebilir.
Bu da, fırsat verildiğinde, doyuncaya kadar tıka
basa yemeye genetik olarak programlandıkları
anlamına gelmektedir. Bundan dolayı çoğu köpek
önüne konan her şeyi silip süpürdükten sonra
daha verildiğinde de reddetmez.
Köpeğin günde ihtiyacı olduğundan %1 fazla
beslenmesi bile orta yaşlarda obesiteye enden
olabilir.
Çoğu köpek sahibi köpeklerine
gereksinimlerinden fazla oranlarda besler. Her
köpek farklı bir bireydir ve mama paketinin
üzerindeki talimatlara uysanız bile bazı
köpekler yine de şişmanlayabilir.
Yine de, obesitenin ana nedeni masa artıkları
ve elden aburcuburların verilmesidir. Köpekler
bu yiyecekleri normal köpek mamalarından daha
fazla yağ içerdiğinden çok lezzetli bulur. Bu
yiyecekler ne yazık ki daha fazla da kalori
içermektedir. Çoğu köpek bu abur cubur
yiyeceklerden dilenmeye bayılır. Onlar için
besinsel kalite önemli değildir.
Çoğu insan kısırlaştırmanın köpeklerinde
şişmanlamaya neden olacağına inanır. Aslında
kısırlaştırma metabolik hızı düşürürken besin
gereksinimini de azaltır. Buna uygun besleme
yapılmadığında köpek şişmanlar.
Bazı ırklar diğer köpeklere göre şişmanlamaya
daha yatkındır. Labrador Retreiever, Cavalier
King Charles Spaniel, Shetland Çoban Köpeği,
Basset ve Beagle bu ırklara örnektir.
Çoğu köpeğin yaşlandıkça kalori
gereksinimleri azaldığından şişmanlamaya eğilimi
artar.Veteriner kliniklerinde yaşlı köpekler
için "senior" dietler mevcuttur.
Köpekler düzenli egzersiz sayesinde zinde
kalır. Çoğu köpeğin günde minimum 30 dakikalık
yürüyüşe gereksinimi vardır. Düzenli olarak
yürümediklerinde sıkılır, tembelleşir ve
oburlaşırlar.
Bir Hastalık Köpeğin Şişmanlamasına Neden
Olabilir mi?
Bazı köpekler hypothyroidism denen metabolik
hızlarını düşürerek köpeği daha tembel ve kalori
harcamasını azaltan bir hastalığa yakalanabilir.
Ayrıca bazı hastalıklar ve ilaçlar köpeğin
iştahını arttırabilir. Vücuttaki iştahı arttıran
doğal steroidlerin aşırı üretilmesine neden olan
Cushings Hastalığı bunlardan biridir.
Benzer olarak steroid verimi iştahın artışına
neden olabilir. Bundan dolayı, bu durumlarda
köpeğin kilosuna dikkat etmek ve aşırı
beslememek çok önemlidir.
Kalp ve karaciğeri etkileyen diğer
hastalıklar karın boşluğunda su tutumuna neden
oluyorsa kilo alımına benzetilebilir. Benzer
olarak karındaki tümörler ya da beklenmeyen
hamilelikler kilo alımı ile karıştırılabilir.
Şişmanlık Bizi Niçin Endişelendirmeli?
Şişmanlık köpeğinizde çeşitli sağlık
problemlerine neden olabilir. Yağ, iç
organların ve derinin etrafında birikerek nefes
almada zorlanmaya neden olabilir. Bu durum genel
anesteziyle ilgili riski de arttırabilir.
Buna ek olarak, ekstra kilolar kalp
hastalıklarının yanı sıra köpeğinizin atritis,
disk kayması ve bağ yırtılmaları geliştirme
riskini arttırarak kemik ve eklemler üzerine
aşırı baskı oluşturur.
Aşırı şişmanlık köpeklerde şeker hastalığıne
yakalanmaya da meğilli kılar.
Köpeğinizin Şişman Olduğunu Nasıl Anlarsınız?
Köpeğinize profilden bir bakın. Köpeğin karnı
kaburgaların bitiminden sonra aşağı sarkmaktansa
kasıklara doğru içe kıvrılmalıdır.
Yukardan bakıldığında kaburgaların bitti
yerden kalçalara kadan olan kısmı hafif içeri
çekik olmalıdır.
Beli belli olmayan bir köpek ile elle
kaburgaları hissedilmeyen bir köpek şişmandır.
Köpeğiniz Şişmansa Ne Yapmalısınız?
Köpeğinizin şişman olduğundan
şüpheleniyorsanız onu veteriner hekiminize
göstermenizde fayda vardır. Başka bir
hastalıktan dolayı değil de sorununun sadece
yağ birikmesinden kaynaklanıp
kaynaklanmadığından emin olabilirsiniz.
Veteriner hekiminiz ayrıca köpeğinizi tartarak
ideal kilosunda olup olmadığını size
söyleyebilir.
Diet beslenmeye ve egzersize başladıktan
sonra köpeğinizin gelişme gösterip
göstermediğini anlamak için iki haftalık ya da
aylık kontroller yapabilirsiniz. İri bir köpek
her hafta vücut ağırlığının % 3'ünü kaybederken
küçük bir köpek için bu yüzde % 1'dir.
Nasıl Beslenmeli?
Kilo verebilmesi için köpeğinizi daha az
beslerken ona daha fazla egzersiz
sağlamalısınız. Kalori alımını % 60'a kadar
düşürmeniz gerekebilir.
İlk adım abur cuburu kesmek olmalıdır. Tüm
ailenin ve komşuların bu rejime uyması da çok
önemlidir. Günlük yiyeceğini bir kaç küçük öğüne
bölmeniz açlık duygusunu bastırmasına yardımcı
olacaktır.
Mamasındaki enerji miktarının düşürülmesi
ayrıca çok önemlidir. Bu, miktarın azaltılması
ile yapılabilirse de çoğu köpek bu konuda
zorlanacaktır. Haricen havuç gibi sebzelerin
verilmesi ona daha az kalori sağlarken yeterli
lifi de verecektir.
Yine de en iyi yöntem besinsel olarak dengeli
bir zayıflama maması verilmesidir. Veteriner
hekiminiz size bu konuda tavsiyelerde
bulunacaktır. Dikkat edilmesi gereken zayıflama
mamasının kalorisinin düşürülmüş olmasıdır. Lif
açısında yüksek mamalar yüksek dışkılama
nedeniyle köpek sahiplerini bezdirebilir.
Şişmanlık Nasıl Önlenebilir?
Yavruların şişmanlamasının engellenmesi
erişkin olduklarında şişmanlamaya eğilimlerini
düşürür. Ayrıca köpeğe her gün düzenli egzersiz
sağlamak onları zinde tutma açısından önemlidir.
Köpeğinizi sürekli kontrol altında tutmak da
şişmanlamaya başladığında fark ederek tedbir
almanızı sağlayacaktır.
Diğer yöntemler ise köpeğe serbest besleme
yapmamak, mamasına ev yemeği vb katkılar
eklememek ve ani mama değişiklikleri
yapmamaktır.
Yaşlı
Köpek Bakımı
En uzun yaşayan köpek 29 yaşında ölmüştür. 20
yaşına kadar yaşayanlara rastalamak da artık çok
nadir değildir. Ancak, yaşlanma sürecinin hızı
kalıtsal olmasına rağmen küçük ırklar uzun
yaşarken büyük ırklar kısa ömürleriyle ünlüdür.
Irkı ne olursa olsun beslenmesine ve olası
problemlerin hemen tedavisine dikkat edildiğinde
her köpeğin yaşam kalitesi ve ömrü artacaktır.
Köpeğiniz Yediğinin Aynasıdır
Doğru besleme özellikle de yaşlı köpekler
için çok önemlidir. Çoğu köpek yedi yaşını
geçtikten sonra yaşlı köpekler için özel olarak
formüle edilmiş "senior" köpek mamalarıyla
beslenir. Senior dietler hareket düzeyi
azaldığından yaşlı köpekler için daha düşük
kalori içerir. Sodyum (Na) ve potasyum (K)
oranları düşürülerek kalp ve böbrek
hastalıklarının gelişiminin önüne geçilirken
esansiyel yağ asitleri, vitamin ve mineral
düzeyleri arttırılarak azalan emilimlerinin
dengelenmesi amaçlanır.
Senior dietlerdeki lif kalitesi de ayrıca
yaşlı sindirim sistemlerine uygun olacak şekilde
ayarlanır. Dışardan esansiyel yağ asitleri,
vitamin ve mineral katkısı köpek dengeli bir
senior mama ile besleniyorsa gereksizdir. Yine
de atritis ve deri allerjisinden şikayetçi yaşlı
köpekler özellikle de linolenic ve linoleic asit
katkısında fayda görebilir.
Hastalıkların Farkedilmesi
Yaşla birlikte hastalık riski de artar.
Ancak, belirtilerin erken farkedilmesi tedavi
şansını yükseltecektir.
Her türlü belirti için dikkatlı olunmalıdır.
Köpeğinizin beslenme alışkanlığını, egzersiz
yeteneği ve genel davranışını iyi tanırsanız her
türlü değişikliği hemen farkedebilirsiniz.
Haftalık kontroller deride nükseden her türlü
şişlik ile ayrıca diş ve diş etlerindeki
anormallikleri tespit etmenizi
kolaylaştıracaktır.
Göz şeffalığının erken tespiti de bu sırada
farkedilebilir. Gözdeki lenslerde katarak
sağlıklı köpeklerde de gözlenebilir ve
ilerleyici görüş kaybına neden olur. Normal
olarak yavaş yavaş ilerleme gösterdiğinden
köpeğin yaşam kalitesini pek etkilemez. Ancak
şeker hastası kedi ve köpeklerde lenslerde
süratli şeker depolanması görülebilir.
Yıllık aşıları için veterinerinize
gittiğinizde genel bir kontrol olası sağlık
problemlerinin önceden tespit edilmesinde
yardımcı olacaktır. Paranın büyük problem
olmadığı duurmlarda genel muayenin yanı sıra kan
ve idrar testleri de değerlendirme de
faydalıdır.
Kalp Hastalıkları
Köpeklerde yaşla alakalı en yaygın
hastalıkların başında dejeneratif kalp kapakçığı
problemleri gelir.Kapakçıklar sıkı kapanma
yeteneklerini kaybederek her kalp atışında
odacığa geri kan sızmaya başlar. Bu, kan
dolaşımını zayıflatırken akciğerlerde kan
birikimine neden olur.
Sızdıran valflar (kapakçıklar) kalpte
mırıltıya neden olurken bu ses steteskopla
duyulabilir. Azalan dolaşım köpekte halsizliğe
neden olur ve akciğerdeki birikim öksürük ve
derin solumaya yol açar. Bu belirtiler özellikle
köpek heyecanlığında ya da egzersiz yaptıktan
sonra ortaya çıkar.
Hasta köpekler kalp atışını güçlendirecek
ilaçlar ile rahatlatılırken dietlerindeki tuzun
azaltılmasından da fayda sağlarlar. Bu, kalpteki
yükü azaltırken kalp hastalığının gelişimini de
yavaşlatır.
Akciğer hastalıkları da yaşlanmayla beraber
ortaya çıkabilir. Röntgen, ECG ve ultrason ile
tespit edilebilir.
Sızlayan Eklemler
Yaşlı köpeklerde şişmanlık ciddi bir
problemdir. Kalp ve akciğer hastalığı riskini
arttırırken eklemlerin üzerine ekstra ağırlık
bindirerek atritise neden olur.
Atritis ya da dejeneratif eklem hastalığı,
eklemlerdeki yaşlanmayla alakalı değişiklikleri
takip eder. Eklemlerdeki kayganlığın azalması
sürtünmeyi arttırır. Eklemler genellikle
sertleşerek şişer ve köpek topallamaya başlar.
Çok şişman köpekler acilen zayıflatılmalıdır.
Köpekbalığı kıkırdağının yanı sıra esansiyel
yağ asidi katkısı faydalı olacaktır.
Röntgen tanı için gereklidir ve çoğu vakada
anti-steroidal anti-inflamatuvar ilaçlarla
tedavi yapılır. Bu ilaçlar gastro-intestinal
sistemde iritasyona neden olabileceğinden her
türlü ishal vs belirtisi veteriner hekime
bildirilmelidir.
İncelen Deri
Esansiyel yağ asidi katkıları elastikiyetini
kaybeden, incelen ve donuklaşan derinin kendini
korumasını sağlar. Bu tür durumlar hormonal
hastalığı olan köpeklerde daha sık rastlanır.
Çoğu hormonal hastalık deri başta olmak üzere
vücudun başka kısımlarını da etkiler.
Hormonal hastalıklar kendini hemen belli
etmediğinden durgunluk, halsizlik, kusma ve su
içmede artış belirtilerine dikkat edilmelidir.
Diğer hastlıklarla karıştırılmaması için
veteriner hekiminizce kontrol edilmelidir.
Diğer Problemler..
Karaciğer ve böbrek hastalıkları benzer
belirtilere neden olabilir. Böbrek hastalıkları
özellikle kedilerde yaygın olmasına rağmen
köpeklerde de görülür. Tipik olarak aşırı su
içme kilo ve adele kaybı temel belirtilerdir.
Vücut idrarda protein kaybettiğinden protein
ihtiyacını adelelerden karşılar.
Karaciğer ve şeker hastalığı benzer
belirtiler gösterir. Bu hastalıkların tanısı kan
ve idrar testi gerektirir.
Ayrıca tuz, protein ve şeker düzeyinde azalma
bu hastalıkların gelişimini yavaşlatacaktır.
Veteriner hekiminizde uygun "diet"ler
bulunmaktadır.
Hasta köpekler çok su içtiğinden idrar
tutamama bir belirti olabilir. Ancak idrarı
tutamam yaşla alakalı başka hastalıklarda da
görülebilir.
Bazı dişilerde bölgedeki sinir
fonksiyonlarındaki azalmayla birlikte pelvisdeki
atritik değişmeler idrar hatta dışkı tutamamaya
neden olabilir. Bu durumlar veteriner hekim
müdahalesiyle genellikle iyileşir.
Yaşlı ve yüksek lif düzeyi içeren dietlerle
beslenen köpeklerde kabızlık da gözlenebilir.
Dikkatli müshil kullanımı burada faydalı
olacaktır.
Yaşlanmayla alakalı diğer bir problem türü
ise tümörlerdir (özellikle de kısırlaştırılmamış
olanların üreme organlarında ve dişilerin süt
bezlerinde). Rahim enfeksiyonları dişilerde
hayatı tehdit edici sorunlara neden olabilir ve
belirtileri genellikle kusma, yüksek ateş ve
vajinal akıntıdır.
İlerleyen yaş sağırlıkdan bunamaya kadar
sinir ağında zayıflamaya neden olabilir. İlaçla
beyne giden kan miktarını arttırırken yaşlanma
ile alakalı bunama vs belirtilerini
yavaşlatacaktır.
Köpek sahipleri genellikle belirtileri yaşa
bağlayarak önemsemez. Pek çok durumda bu
belirtiler tedavi edilebilir bu nedenle çabuk
veteriner hekim müdahalesi çok önemlidir..
Zehirlenmeler, Aile Planlaması, Mide Dönmesi,
Evdeki olası toksik Maddeler ;
|
Madde |
Belirtiler |
Temel İlk Yardım |
|
Aseton |
kusma, ishal, depresyon, nabız zayıflığı, şok |
kusturun, ağızdan suyla karbonat verin |
|
Amonyak |
kan kusma, karın ağrısı, deride yanıklar |
deriyi su ve sirkeyle yıkayın, sulandırılmış sirke ya da üç
yumurta beyazı verin |
|
Antifreeze |
kusma, koma, böbrek rahatsızlığı, ölüm |
kusturun, su vermeden önce 28.3 gr (1 oz) vodka verin
(tekrarlanabilir) |
|
Çamaşır suyu |
ağız ve deride yanıklar, kusma |
kusturun, 3 yumurta beyazı verin |
|
Karbonmonoksid |
garajda araba ile kaldıktan sonra durgunluk, depresyon, göz
bebeklerinde büyüme |
hemen temiz havaya çıkarın, suni solunum yapın |
|
Çikolata |
kusma, ishal, depresyon, kalp ritminde bozulma, adele seyirmeleri,
koma, |
kusturun, müshil verin, siyah çikolatada her 450 gr için ölümcül
doz 1/3 oz, sütlü çikolata da ise 1
oz (28.3 gr) dır |
|
Deodorant |
kusma |
kusturun |
|
Deterjan/Sabun |
kusma |
kusturun, üç yumurta sarısı ya da süt verin, nefesini izleyin |
|
Mobilya Cilası |
kusma, solunun güçlüğü, şok, koma ya da kasılma |
kusturun, müshil verin |
|
Gazolin |
deride iritasyon, yazıflık, kusma, seyirme, göz bebeklerinde
büyüme, dementia |
kusturun, emilimi engellemek için bitkisel yağ verin, temiz
havaya çıkartın |
|
Ibuprofin (AdvilT) |
kusma, miğdede ülserasyon, böbrek yetmezliği |
kusturun, müshil verin, çoğu IV sıvısına gereksinim duyar |
|
Fuel Oil |
kusma, nefes almada zorluk, şok, koma ya da kasılma |
kusturun, emilimi engellemek için bitkisel yağ verin, temiz
havaya çıkartın |
|
Kurşun |
kusma, ishal, anemi, nerolojik belirtiler, körlük, kasılma, koma |
kusturun, müshil verin, |
|
Kireç |
deride iritasyon, yanıklar |
bol sabunlu su ile deriyi yıkayın |
|
Kül (Boğada) Suyu |
kan kusmak, karı ağrısı, deri de yanma |
deriyi su ve sirke ile yıkayın, sulandırılmış su ya da sirke veya
üç yumurta beyazı verin |
|
Böcek İlacı |
kusma, zayıflık, kasılmalar, kusma, göz bebebeklerinde büyüme |
böcek ilacını su ile yıkayın, kusturun, üç yumurta beyazı ya da
süt içirin |
|
Phenol temizleyiciler |
bulantı, kusma, şok, böbrek ya da karaciğer yetmezliği |
deriyi yıkayın, kusturun, üç yumurta beyazı ya da süt verin |
|
Fare Zehiri |
aşırı kanama, anemi, cynaosis |
kusturun, K vitamini enjeksiyonu yapın |
|
Alkol |
zayıflık, inkoordinasyon, körlük, koma, göz bebeklerinde büyüme,
kusma ve ishal |
kusturun, asidozu nötralize etmek için su ile karbonat verin |
|
Strisin |
göz bebeklerinde büyüme, solunumda zorluk, kasılmış adeleler,
yüksek sese tepki ve kahverengi
idrar |
kusturun, vet'e götürünceye kadar köpeği sakin karanlık bir odada
tutun |
|
Turpentin |
kusma, ishal, kanlı idrar, nörolojik disoryantasyon, koma,
solunumda zorluk |
kusturun, emilimi bloke etmek için bitkisel yağ verin, müshil
verin |
|
TylenolT |
depresyon, kalp atışında artış, kahverengi israr, anemi |
kusturun, her her 11.250 gr için 500 mg C vitamini verip suyla
karbonat içirin |
|
Tiner |
kusma, solunumda zorluk, şok, koma ya da kasılma |
kusturun, müshil verin |
Kusturun: Küçük ve orta ırk köpekler için bir
kaç çay kaşığı, büyük ırklar için bir kaç çorba
kaşığı hidrojen peroksid işe yarayacaktır. Yavru
köpeğin bir kap su içmesine imkan tanırsanız
kusmasını hızlandırmış olursunuz. Gerektiği
kadar tekrarlayınız.
Müshil verin: Mineral yağı etkili ve
güvenlidir. 12 kg'ım altındaki köpekler için 1
çay kaşığı, 12-23 kg arasındaki köpekler için
bir çorba kaşağı ve dev ırklar için 2 çay kaşığı
verilmesi yeterli olacaktır
Zehirli Bitkiler
|
Bitkinin İsmi
|
Belirtiler
|
|
Meşe Palamudu |
böbrek hastalığı |
|
Elma Çekirdeği |
kusma, nefes almada zorluk, koma |
|
Açelya |
aşıır salya, kusma, aşırı yutkunma |
|
Keneotu Tohumu |
karı ağrııs, şok, tansiyon düşüklüğü |
|
Kiraz Çekirdeği |
kusma, nefes almada zorluk, koma |
|
Nergis Soğanı |
bulantı, kusma |
|
Çobanpüskülü |
kusma, ishal, karın ağrısı, kramp |
|
Hanımeli |
kusma, ishal, karın ağrısı ve kramp |
|
At Kestanesi |
kusma, ishal, karın ağrısı ve kramp |
|
Zambak |
kusma, ishal, karın ağrısı ve kramp |
|
Gündüz sefası |
halüsinasyon |
|
Küçükhindistan Cevizi |
halüsinasyon |
|
Zakkum |
kusma, ishal, kalp ritminde bozulma (arritmi) |
|
Papates Kabuğu |
ağız kuurması, kusma, aşıır yutkunma |
|
Rodedendron |
aşırı salya, kusma, aşırı yutkunma |
|
Ravent |
kusma, ishal, depresyon |
|
Lale Soğanı |
kusma, ishal, karın ağrısı ve kramp |
|
Mantar |
merkezi sinir sistemi bozukuğu, koma, ölüm |
|
Salkım Çiçeği |
bulantı, kusma |
|
Porsuk Ağacı |
kusma, ishal, göz bebeklerinin büyümesi, kalp ritminde bozulma,
kasılmalar |
AİLE PLANLAMASI
Köpeğinizin yavrularının olması hiç de hafife
alınacak bir şey değildir.
Köpek sahiplerinin köpeklerinin yavrularının
olmasını istemede pek çok nedeni olabilir. Çoğu
için çok sevdikleri dostlarının bir yavrusuna
sahip olmak ana itici güç olmasının yanı sıra
bazıları için sözde finansal kazanç daha çekici
gelebilir. Bazı köpek sahipleri için, bu
gerçekten gerekli olmasa da, dişi köpeklerinin
hayatta bir kez anne olmasının iyi olduğuna
inandıklarını da biliyoruz.
Bu yazının gerçek amacı köpek sahiplerini
köpeklerinden yavru almaktan vazgeçirmek olmasa
da köpek üretiminin büyük miktarda üzerinde
düşünme ve planlama gerektiren bir karar
olduğunu anlatmayı amaçlıyor. Daha da ötesi
belli ırkların doğum problemleri ile olası
genetik hastalıklara karşı yapılması gereken
testlerden köpeBu yazının gerçek amacı köpek
sahiplerini köpeklerinden yavru almaktan
vazgeçirmek olmasa da köpek üretiminin büyük
miktarda üzerinde düşünme ve planlama gerektiren
bir karar olduğunu anlatmayı amaçlıyor. Daha da
ötesi belli ırkların doğum problemleri ile olası
genetik hastalıklara karşı yapılması gereken
testlerden köpek sahiplerinin haberdar olması
gerekiyor.
Bu genetik hastalıklardan kalça çıkığı (hip
dysplasia) pek çok ırkta gözlemlenebilmesine
rağmen dev ırk köpeklerin (Danua, St. Bernard
vs) yanı sıra Alman Çoban Köpeği, Golden ve
Labrador Retiever gibi ırklarda yaygın olarak
görünebilen bir hastalıktır. Sağırlık, Dalmaçya
ve Bull Terrier'lerde dikkatle elimine edilmesi
gereken genetik hastalıklardandır. Göz
problemlerinden Progresif Retinal Atrofi (PRA)
genellikle Border Collie, Cocker Spaniel, Golden
ve LabradoBu genetik hastalıklardan kalça çıkığı
(hip dysplasia) pek çok ırkta
gözlemlenebilmesine rağmen dev ırk köpeklerin (Danua,
St. Bernard vs) yanı sıra Alman Çoban Köpeği,
Golden ve Labrador Retiever gibi ırklarda yaygın
olarak görünebilen bir hastalıktır. Sağırlık,
Dalmaçya ve Bull Terrier'lerde dikkatle elimine
edilmesi gereken genetik hastalıklardandır. Göz
problemlerinden Progresif Retinal Atrofi (PRA)
genellikle Border Collie, Cocker Spaniel, Golden
ve Labrador Retriever ve Irlanda Setterin'de
rastlanır. Bu saydıklarımız pek çok genetik
hastalıkdan sadece bir kaçıdır.
Yüksek oranda olası
genetik hastalık riski taşıyan hiç bir köpek ne
kadar iyi karaktere sahip olursa olsun üretimde
kullanılmamalıdır. Yine, konformasyonu ve
genetik yapısı ne kadar mükemmel olursa olsun
doğru karaktere sahip olmayan hiç bir köpek
üretim programınıza dahil edilmemelidir.
Bir dişiden üretim planlarına başlamadan önce
onun mükemmel koşullarda olduğundan emin
olunmalıdır. Hamilelik sırasında hastalık
alındığında yavruları fiziksel ve zihinsel
olarak etkileyebileceğinden annenin aşıları tam
olmalıdır. Ayrıca dişi, parazitlere karşı
ilaçlanıp emzirme sırasında yavrulara parazit
transferi gerçekleşebileceğinden pirelerden de
arındırılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki çiftleşme bazı dişiler
için traumatik olabilir. Özellikle de insanlar
tarafından büyütülen ve diğer köpeklerle fazla
ilişki içinde olmayan dişiler erkek köpeklerin
kendilerine yaklaşmasına izin vermeyebilir.
Hamilelik tanısı çiftleşmenin ilk üç ya da
dördüncü haftası içinde yapılabilir. Hormon
düzeyini ölçmek için kan testleri ya da
yavruları görüntülemek için ultrasonografi
kullanılabilir.
Dişi hamile ve emzirirken, özellikle de dokuz
haftalık hamileliğin son üç haftasında,
sindirilebilirliği yüksek enerji yoğunluğu fazla
bir dietle beslenmelidir. Yavruların gerçek
gelişimi son üç haftada gerçekleştiğinden en
baştan itibaren fazla besleme hamile annenin
gereksiz kilo almasına neden olurken yavruların
fazla gelişerek doğumda Dişi hamile ve
emzirirken, özellikle de dokuz haftalık
hamileliğin son üç haftasında,
sindirilebilirliği yüksek enerji yoğunluğu fazla
bir dietle beslenmelidir. Yavruların gerçek
gelişimi son üç haftada gerçekleştiğinden en
baştan itibaren fazla besleme hamile annenin
gereksiz kilo almasına neden olurken yavruların
fazla gelişerek doğumda problem yaratmasına
neden olur.
Emzirme dönemi boyunca vücut ağırlığındaki
fazlalık % 15-25 arasında olmalıdır. Düzenli
parazit tedavisine rağmen bazy köpeklerin
vücudunda inaktif parazitler bulunabilir.
Hamilelik döneminde bu parazitler aktif hale
geçer ve çoğu dişi plasenta ve süt yolu ile
yavrularına parazit geçirir. Bu da yavruların
doğuştan daha sonra çocuklara zararlı olabilecek
parazitlere sahip oldukları anlamına gelir.
Bunun önüne geçmenin en iyi yolu hamile dişilere
doğumdan önce üç hafta ile dEmzirme dönemi
boyunca vücut ağırlığındaki fazlalık % 15-25
arasında olmalıdır. Düzenli parazit tedavisine
rağmen bazy köpeklerin vücudunda inaktif
parazitler bulunabilir. Hamilelik döneminde bu
parazitler aktif hale geçer ve çoğu dişi
plasenta ve süt yolu ile yavrularına parazit
geçirir. Bu da yavruların doğuştan daha sonra
çocuklara zararlı olabilecek parazitlere sahip
oldukları anlamına gelir. Bunun önüne geçmenin
en iyi yolu hamile dişilere doğumdan önce üç
hafta ile doğumdan sonra iki hafta boyunca
günlük benzimidazole parazit ilacı vermektir.
Daha sonra emziren anne ve yavrularına 12
haftalık oluncaya kadar iki haftada bir bu
uygulamaya devam edilmelidir.
Doğumdan önce anne ve yavrularına güvenli ve
sessiz bir yer ayarlamalısınız. En ideali bir
"doğum kutusu" hazırlayıp dişinin ve yavruların
içinde rahat ve güvende olmasını sağlamaktır.
Doğumdan önceki haftalarda dişinin buraya
alıştırılması doğumun rölatif olarak güvende
gerçekleşmesine yardımcı olacaktır. Çoğu dişi
sakin bir ortamda kendi kendine annelik görevini
yerine getirir. Yine de gözünüz sürekli üzerinde
olmalıdır.
Doğum sırasında 20-30 dakikadan fazla yavru
gelmeksizin kasılma veteriner hekim müdahalesini
gerektirebilir. Dişiler genellikle kasılmayı
engelleyen ve adale sertliği, hızlı soluma,
huzursuzluk ve hatta kendinden geçmeye neden
olan düşük kan kalsiyum düzeyinden sorun
yaşayabilir. İri yavrular da yine doğum
sırasında problem yaratabilir. Bu durumlarda
sezeryan gerekebilir.
Herşey yolunda gitse de doğumun ilk 24
saatinde bir veteriner hekimin anne ve
yavruların sağlığından emin olmasında fayda
vardır. Ayrıca uterus da geriye hiç birşeyin
kalmadığı ve annenin uygun miktarda süt üretip
üretmediği kontrol edilmelidir. Annenin
umulandan fazla yavrHerşey yolunda gitse de
doğumun ilk 24 saatinde bir veteriner hekimin
anne ve yavruların sağlığından emin olmasında
fayda vardır. Ayrıca uterus da geriye hiç
birşeyin kalmadığı ve annenin uygun miktarda süt
üretip üretmediği kontrol edilmelidir. Annenin
umulandan fazla yavrusu olacak olursa ona
dışardan takviyelerle yardımcı olmakta fayda
vardır. Veteriner hekiminizin tavsiye edeceği
bir yapay süt ile yavruları beslemeye siz de
katılabilirsiniz. Tüm bunlara rağmen tüm
yavruların hayatta kalması her zaman mümkün
olmaz.
Yavrular büyüdükçe daha maceracı birer küçük
yaratığa dönüşür. "Doğum kutusu" artık bu
yavruları içerde tutamayacağından anne ile
yavruları emzirme zamanı dışında başka bir odada
tutmakta fayda vardır. Anne onların sonsuz
oyunlarından ve çıkmaya başlayan dişlerinin
memelerinde yol açtığı yaralardan kendini
kurtarmak isteyebilir. Yavruları ev içinde
tutacaksanız 6-8 haftalık olup yeni evlerine
gidecek kadar büyüyünceye kadar onların
yaramazlıklarına ve neden olduklary dağınıkığa
katlanmanız gerekmektedir.
Aşılama, yavrular 8-10 haftalık olup diğer
köpeklerle tanışma zamanı gelince başlanmalıdır.
Yine de distemper ve parvovirüse karşı bu
süreden önce birer ön aşı yapılabilir. Mağrur
anne ve onun haylaz yavrularını görmekten daha
mutluluk verici bir şey olmamaAşılama, yavrular
8-10 haftalık olup diğer köpeklerle tanışma
zamanı gelince başlanmalıdır. Yine de distemper
ve parvovirüse karşı bu süreden önce birer ön
aşı yapılabilir. Mağrur anne ve onun haylaz
yavrularını görmekten daha mutluluk verici bir
şey olmamasına rağmen tüm bunların maddi
karşılığı olmadığını düşünmeyin bile. Dünyadaki
en doğal şey olmasına rağmen pek çok insanın
umduğunun aksine doğum ölüm de getirebilir. Kim
ne derse desin hamilelik ve emzirme dönemi
masraflar her zaman elde edilen maddi karı
geçecektir.
UNUTMAYIN
Eğer dişi köpeğiniz ve siz aşağıdaki
kriterlere uymuyorsanız ondan yavru almayın:
-
Masrafları karşılamayı, son yavru da yeni
yuvasına gidinceye kadar sorumluluklarınızı
yerine getirmeyi ve yavrular için uygun
yuvalar bulup bulamayacağınızı ciddi şekilde
düşünmediyseniz.
-
İşlerin hiç de umduğunuz gibi gitmeyeceğinin
bilincindeyseniz.
-
Köpeğiniz fiziksel olarak sağlıklı ve
özellikle aile köpeği olma özelliğine sahip
bir karakterde değilse.
Dünyaya gelmesine izin verdiğiniz her
canlıdan gerekirse ömrü boyunca sorumlu
olduğunuzu asla unutmamalısınız.
Köpeklerde Mide Dönmesi
Mide dönmesi köpeklerde ciddi ve ölüme yol
açan bir durumdur. Zamanında belirlenir ve hemen
harekete geçilirse köpeğin hayatının kurtarılma
şansı vardır. Bu makale sizlere faydalı olması
amacıyla yazılmıştır. Yazar, çeşitli ırklarda ne
yazık ki bu üzücü durumla tecrübe yaşamış;
bazısını kurtarırken bazısını kaybetmiştir.
Hastalığı bir kez görürseniz bir kez daha görmek
istemeyeceğinizden emin olabilirsiniz.
Erken tanı hayat kurtarmaktadır.
Nedir?
Mide dönmesi Gastrik Dilasyon - Volvulus
Compleks (GDV) için kullanılan yaygın bir
terimdir. Tüm bu tibbi terimler sizi
korkutmasın. "Gastrik" mide; "Dilasyon" büyüme
ve "Volvulus" dönme anlamına gelmektedir. Mideyi
iki ucunda birer tüp olan çanta olarak düşünün.
Şimdi de midenin dönerek bu iki tüpü
sıkıştırdığını (balon üzerine bir iki düğüm
atmak gibi) gözünüzün önüne getirin. Genellikle
beslendikten hemen sonra gerçekleşir. Midede her
zaman çeşitli düzeylerde sindirilmiş besinler
vardır. Sindirim işlemi gaza neden olur ve dönme
nedeniyle dışarı çıkamaz ve mide şişmeye başlar.
Gazınız olduğunda ne kadar acı çektiğinizi bir
düşünün. Genellikle dalak da bu sıkışmaya
katılır ve kan gelişi kesildiğinden kan
damarları yırtılır.
Burdan itibaren karmaşık olaylar zinciri
başlar. Kalbe dönen kalp oranı azalır; kardiak
çıktı düşer ve kalp ritminde bozulma ortaya
çıkar. Mide duvarındaki hücreler hızla ölmeye ve
toksin biriktirmeye başlar. Bağırsak ve diğer
organların işlevi de durabilir. Köpek şoka
girer; bazen midedeki yırtılmalar peritonitise
yol açar.
KÖPEĞİNİZ ÖLÜYORDUR.
Hangi Köpekler Daha Çok Zarar Görür?
Her köpek mide dönmesi geçirebileceği gibi
genellikle iri ve derin göğüslü köpek ırklarında
( Danua, Alman Çobanı, Retrieverlar, St.Bernard,
Rottweiler vs) daha sık rastlanır.
Nedeni Nedir?
Çeşitli ülkelerde yapılan pek çok araştırma
tek bir neden olmadığını ortaya koymuştur.
Aşağıdaki faktörler nedenler arasındadır:
1. Kalıtsal
En az net olan konu olmasına rağmen belirli
bir ölçüde kalıtsallığın etkisi olduğuna inanan
bir konsensus bulunmaktadır. Bu bir faktörse,
mide dönmesine daha yatkın olan konformasyon
tipinin kalıtsallığından kaynaklanması
muhtemeldir.
2. Konformasyon
Daha önce de belirtildiği gibi iri ve derin
göğüslü köpekler daha risk altındadır.
Derinlik-genişlik oranı göz önüne alındığında
aynı ırkı içinde daha az derin göğse sahip
köpekler daha derin göğüslü köpeklere göre daha
az risk taşımaktadır.
3.Yaş
Mide dönmesine genç köpeklerde de
rastlanmasına rağmen köpek yaşlandıkça risk
artmaktadır. 7-10 yaş arasındaki köpekler 2-4
yaşındakilere kıyasla iki kez daha fazla risk
altındadır.
4. Fiziksel Yapı
Yaşla alakalı olabilir. Genç köpeklerin
hareketli ve sağlıklı oldukları dönemlerde sıkı
adele yapıları yaşlı, şişman ve daha gevşek
adele yapısına sahip köpeklere göre mide dönmesi
şansını azaltmaktadır.
5. Stres
Stres altındaki köpekler (hamile, doğum
sonrası, ameliyat ya da kaza geçirmiş vs) ile
strese meyilli köpekler (saldırgan köpekler,
sinirli, korkak, gürültüden korkan, kalabalığın
stresini kaldıramayan köpekler vs) sakin,
sosyalleştirilmiş, kibar, saldırgan olmayan
köpeklere göre üç kez daha fazla risk
altındadır.
Nasıl Anlayacağım?
Görür görmez anlayacaksınız. İnanın bana ve
bir daha hiç unutmayacaksınız. Köpeğiniz aniden
sıkıntı, ağızda köpürme, salya salgılama ve
kusmya çalışma gibi belirtiler göstermeye
başlar. Kusmaya çalışması bir sonuç vermez.
Sırtı bükülmüş, kulaklar aşağıda ve kuyruk
bacaklarının arasındadır. Başta köpek huzursuz
bir şekilde bir yerde sabit duramaz ve sürekli
hareket eder. Köpek dışkılamaya çalışabilir; ama
ne olduğunu anlamadığından şaşkın görünebilir.
Kısa süre sonra karnı şimeye başlar ve
dokunulduğunda davulu andırır. Nabzı artar. Kan
dolaşımındaki bozulma diş etine parmak ile basıp
rengin geri gelmediğine bakarak kontrol
edilebilir. Renk hemen eski haline gelmiyorsa
durum daha da kötüleşmiş demektir.
HEMEN VETERİNER
HEKİMİNİZE GİTMELİSİNİZ. Mümkünse önceden
birine veteriner kliniğini aratarak haber verip
cerrahi müdahale için hazırlıklara
başlatabilirsiniz. Sürat bu sefer
HAYAT KURTARACAKTIR.
Tedavi
İl adım genellikle köpeğin şoktan
kurtarılmasıdır.Veteriner hekiminiz ağızdan bir
tüp sokarak midedeki basıncı azaltabilir. Bu
başarılı olursa mide yıkanabilir. Bazen midedeki
basıncın alınması dışardan deriyi keserek
müdahele edilmesi ile sağlanır.
Köpeğin hayatının kurtarılması genellikle
cerrahi müdahale ile gerçekleşir. Durum
stabilize edildiğinde ameliyat mideyi eski
haline döndürmek ve sağlığını kaybetmiş dokuları
uzaklaştırmak için kullanılabilir.
Gastropexy,
midenin karın ya da göğüs duvarına dikilerek
durumun tekrarlanmasının önüne geçildiği cerrahi
operasyona verilen addır.
GVD nedeniyle ölüm bazı nedenlerden dolayı
çok yüksektir. Çoğunlukla köpek sahipleri,
durumun ciddiyetini kavrayamadıkları için
veteriner hekim müdahalesinde gecikir. Ayrıca
mide döndükten sonra kalp, adeleler, mide
duvarı, karaciğer ve dalakta hasara neden olan
pek çok zehirli madde vücutta birikmeye başlar.
Sık sık bu maddeler ameliyat sırasında kalbin
durmasına neden olur ya da vücutta bir kaç gün
daha dolaşmaya devam ederek tehlikeyi sürdürür.
Hastalığın Uzun Süreli Gelişimi Nedir?
85 köpeğin kontrol altında tutulduğu bir
araştırmada 74 'ü gastropexy geçirirken 11
tanesine operasyon uygulanmamıştır. Operasyon
geçirenlerin hayatta kalabilirlikleri
diğerlerine göre üç kat artmıştır. Operasyon
geçirmeyen 11 tanesinin 6'sında hastalık
tekrarlamış ve 5 'i ölmüştür. Gastropexy geçiren
74 köpekten sadece 3'ünde tekrarlama olmuş ve
2'si ölmüştür. Diğer araştırmalar da benzer
sonuçlar vermektedir.
Nasıl Önleyebilirim?
1.
Beslemeyi günde bir kez yerine iki ya da üç
öğünde yapın ve gözünüz üzerinde olsun.
2.
Beslemeden önce bir saat, beslemeden sonra iki
saat geçmeden köpeğe yoğun egzersiz yaptırmayın.
3. Sakin
bir yerde besleme yapın.
4.
Beslenmesinde değişiklik yapılacaksa bunu 3-5
günlük bir dönem içinde yavaş yavaş yapın.
5. Mama
kabını yerden yüksek tutun.
6. Kuru
mama kullanıyorsanız yüksek fermansayon olabilme
yeteneğine sahip lif içeren mamalardan kaçının.
7. Suyu
her zaman hazır tutun; ama yedikten hemen sonra
suyu biraz sınırlandırın.
Araba Çarpması, Kazalar, Yaralanmalar,
Kavgalar
Köpeğinize Araba Çarptıysa Ne Yapmalısınız?
Panik yapmayın. Mümkün dolduğunca sakin olmanız
çok önemlidir. Köpeğiz endişenizi hissederse
işler daha kötü olacaktır. Paniğe kapılmış
insanları da köpeğinizin çevresinden
uzaklaştırmalısınız.
Soğuk zemin üzerinde vücut ısısı düşeceğinden
mümkün olduğunca köpeğinizi sıcak tutun. Bir
kilimi ya da paltoyu yere serin ve köpeği
üzerine yatırın.
Köpeğin bilinci yerindeyse onla konuşarak
sakinleştirmeye çalışın.
Onu tutarken çok dikkatli olun. Ciddi bir
şekilde yaralandıysa ve bilinci yerindeyse
dokunlmaktan ya da hareket ettirilmekten
hoşlanmayacaktır. Ellerinizi ve yüzünüzü
ağzından uzak tutun ve açık yaralara dokunmaktan
kaçının.
Tasmasını takarak ya da bir ip ya da baş örtüsü
vs ile basit bir kement yaparak gerekirse onu
kontrol altına alın. Bir bandaj ile ağzını
bağlayabilirseniz de köpek bilinçsizse solunumda
problem yaratabileceğinden bundan kaçının.
Köpeği hareket ettirebiliyorsanız sakin ve
karanlık bir yere götürerek açık yara vs
kontrolü yapın.
Görünürde olmamasına rağmen bu travmatik olay
sonucunda şoka girebilir. Şok kalp ve solunum
düzeyini düşürüp bazı bölgelere kan akışını
yavaşlatacaktır. Şiddetli şok altında olan
köpeklerin diş etleri soluktur. Kontrol edin.
Hiç bir şekilde köpeğe ilaç, yiyecek ya da su
vermeyin. Daha sonra anestezi gerekebilir.
Baş yaralanmalarında köpeğin bilincinin
gözlenmesi önemlidir. Onla konuşmayı deneyin ve
sizi duyup duymadığından emin olun.
Mümkün olduğunca yanında kalarak tanıdık biri
olarak onu sakinleştirin.
Veteriner hekiminize gitmeden önce birine
aratarak orda olup olmadığını anlayın. Vakit
kaybı ve köpek için ekstra stres fayda
getirmeyecektir.
Mümkünse veteriner hekime yaraları tarif ederek
kliniğe vardığınızda hazır olmasını sağlayın.
Kalın bir mukava köpeğiniz için geçici bir sedye
görevi yapabilir. Baş ve bel yaralanmaları
ekstra dikkat gerektirir.
Köpeğinizin Bir Yeri Kesildiyse Ne Yapmalısınız?
Kan görmeye dayanamaz mısınız? Kesiklere karşı
yine de hazırlıklı olmalısınız.
İster dışarda yürürken, isterse de köpeğinizle
oynarken köpekler sık sık derilerinde çiziklere
neden olurlar. Çoğu köpek sahibi bir noktadan
sonra kesik ve çiziklerle başa çıkmak zorunda
kalabilir.
Yarayla ilgilenirken köpeğinizin sakin durmasını
sağlayın. Aksi takdirde aileden birinden köpeği
zaptetmesi için yardım isteyin.
Çok kanıyorsa yaranın üzerine gazlı bez ya da
temiz bezle baskı uygulayın. Bir bandajla oraya
tutturun.
Kan ilk bandajın altından sızıyorsa bu bandaj
çıkarılmadan üzerine başka bir gazlı bezle daha
sıkı bir baskı uygulayın.
Kanama devam ediyorsa veteriner hekiminizi
arayın.
Turnike UYGULAMAYIN.
Basit kesik ve çiziklerle kendiniz
ilgilenebilirsiniz. Yara kirliyse iyi
sulandırılmış antiseptik solüsyon ya da tuzlu su
ile temizlemeye başlayın.
Yaranın içini diken, kıymık ya da cam kırıkları
gibi nesnelere karşı yakından inceleyin.
Şüpheniz varsa yarayı bir veteriner hekime
gösterin.
Yara günlük pansuman gerektirebilir. Üzerini
dikkatsizce temizlememeye özen gösterin. Ayak
yaraları günde iki defa ılık tuzlu suya
batırılmalıdır.
Pati üzerinde yapılan tüm bandajın çok sıkı
olmaması gerkir. Her saat başı şişmeye karşı
kontrol edilmelidir.
Ayağın alt kısmı ve patilerdeki yaraları temiz
tutmak için eski bir çorap giydirebilirsiniz.
Köpeğinizin yarasını aşırı derecede yalamasına
izin vermeyin. Bazı vakalarda plastik
Elizabethan tasması kullanması gerekebilir.
Başdaki Yaraları
Baş yaralanmaları ve kanamaların kontrolü güç
olabilir.
Kanayan taraf üste gelecek şekilde köpeğinizi
yatar halde tutun.
Temiz pansuman bezleri kullanılabilir; fakat
boyun çevresine bandaj yapılmamalıdır.
Köpeğinizi veteriner kliniğine yetiştirinceye
kadar manuel bir bandaj daha faydalı olacaktır.
Ağızda kan varsa temizleyin ve burun
deliklerinde pıhtılaşmayı engellemek için temiz
tutmaya çalışın.
Kulak kepçeleri aşırı derecede kanayabilir. İki
tarafından da sıkı basınçla kontrol altına
alınmalıdır.
Köpeğiniz kasılmaya başlarsa ne yapmalısınız?
Köpekler arasında kasılmalara çok sık
rastlanmaktadır ve bu, sahipleri için oldukça
stesli bir durumdur. Kasılmaların en yaygın
sebepi epilepsi olmasına karşın çeşitli farklı
nedenleri de bulunmaktadır.
Kasılmalar, adelelerin neden olduğu şiddetli ve
koordinasyonsuz hareketleridir.
Kasılma nedenleri arasında enfeksiyonlar, kafada
travma, metabolik hastalıklar, beyim tümörleri,
böbrek hastalıkları ve zehirlenmeler gelir.
Köpeğiniz kasılmaya başladığında farklı tepkiler
verebilir: bilinç kaybı, ağızda köpüklenme,
dişlerde kenetlenme ya da ayaklarda seyirme vb.
Köpeğiniz kasılmaya başladığında sakin olun.
Köpeğinizin güvenli bir ortamda olduğundan emin
olmanız birinci sırada gelmelidir.
Çok gerekmedikçe köpeğinize dokunmayın.
Bilinçsizce ısırabilir.
Çevrede yanan bir şömine varsa ya da bir
merdiven başındaysa üzerine battaniye ya da
palto atarak kucaklayabilir ve onu güvenli bir
yere götürebilirsiniz.
Parlak ışıkları södürüp, perdeleri çekin;
televizyonu ve radyoyu da kapatın. Odada
başkaları varsa sessizce çıkmalarını söyleyin.
Ona zarar verebilecek nesneleri ondan uzak
tutun.
Evde başka köpeğiniz varsa hemen uzaklaştırın.
Bazı köpekler kasılan köpeklere karşı bu durumda
saldırganlaşabilir.
Köpeğinizle birlikte kalın. Kasılmanın ne kadar
sürdüğü, nasıl başladığı ve bilincini yitirip
yitirmediği konusunda notlar alın.Bu bilgiler
veteriner hekiminiz için faydalı olacaktır.
Veteriner hekiminiz istemediği sürece kasılmakta
olan köpeğiniz ile araba kullanmayın. Olsa bile
onu kontrol altında tutabilecek ikinci bir
kişinin yardımını isteyin.
Kasılma üç dakikadan fazla sürerse hemen
veteriner hekiminize baş vurun aksi takdirde
daha sonra için bir randevu alın.
Kasılma sona erdikten sonra köpeğiniz hala
sersem ve şaşkınlığını koruyacağından ısırılma
ihtimalini gözden kaçırmadan konuşarak onu
sakinleştirin. Çocukları ve yabancıları bu
anlarda ondan uzak tutun.
Köpeğinizi hemen veterinere götürmektense acil
değilse sakinleşmesini bekleyin.
Köpeğinizi düzenli olarak kasılıyor ya da
epileptik ise başlangıç belirtilerini okumaya
çalışın. Bazı nöbetten hemen önce köpekler garip
şekilde sessizleşerek normalden farklı
davranmaya başlayabilir.
Köpeğiniz Bir Kavgaya Karıştıysa Ne
Yapmalısınız?
Köpeğiniz bir kavgaya karıştığında
yapabileceklerinizi bilmeniz önemlidir.
Köpekler her zaman köpek kalacaklardır. Bu
nedenle aralarında zaman zaman kavgaların
çıkması beklenebilir bir şeydir. Çoğu duurmda
sürü hiyerarşisi belirlendiğinde kavgalar fazla
büyümeden sona erecektir; fakat bazı durumlarda
anlaşmazlık ciddi bir hal alabilir.
Unutmayın ki asla iki kavga bir diğeriyle aynı
değildir. Bu, kavga eden köpeğe ve şartlara göre
değişiklik gösterir.
Sakin olun - panikleyip araya giren köpek
sahipleri genellikle önce kendi yaralarını
tedavi ettirmeye başlar.
"Havlaması ısırığından daha kötü" lafını
hatırlayın. Köpek kavgaları genellikle kulağa
olduklarından daha ciddi gelir.
Köpeğiniz ciddi görünmeyen bir dalaşmaya
girdiyse sakince uzaklaşıp onu yanınıza çağırın.
Köpekleri genellikle sahiplerini gözden
kaçırmazlar ve sizi takip etmeyi tercih
edecektir.
Daha ciddi bir durumda hareketleriniiz diğer
köpeğin sahibiyle koordine etmeniz gerekecektir.
Köpekleri aynı anda birbirinden ayırmak daha
güvenlidir ve tasmalarından tutulmalıdırlar.
Diğer köpeğin sahibi yoksa ve savaşmaya kararlı
görünüyorsa kendi köpeğinizin kayışıyla bir
kement yapıp mümkünse onu yakın bir yere
sabitledikten sonra kendi köpeğinizi ondan
uzaklaştırmayı deneyebilirsiniz. İkinci bir
yöntemse yakın bir bahçe kapısına vs yaklaşmayı
başarabilirseniz köpeklerden birini dışarda
bırakacak şekilde köpekleri ayırmayı
deneyebilirsiniz. Tecrübeli ve cesur bir
yardımcınızın bu durumlarda yardım koşması için
dua etmenizde de fayda vardır.
Güçlü ve otoriter bir ses tonu kullanın.
Köpeği ayırdığınızda onu sakinleştirmeye
çalışın; ama çok da aşırıya gitmeyin. Bu ikiniz
için de korku verici bir durumdur ve bunu
köpeğiniizn fark etmemesi gerkmektedir.
Yaralar her zaman görünür olmayabilir. Örneğin
küçük bir köpek büyük bir köpek tarafındna
şiddetle sallamdıysa iç organlarda yarakanma
olabilir. Vetriner hekim muayenesine gerek
vardır.
Olaydan sonra sizin yaklaşan her köpekte
gerildiğinizi hissetmemelidir. Kayış köpeğinizle
iletişimde bir iletken görevi yapar. Başka bir
köpek görürü görmez kayışına asılmamaya çalışın.
Olaydan sonra dost köpeklerle tekrar tanışmasına
imkan sağlayın.
Kavgayı önlemenin en iyi yöntemi olmasına imkan
vermemektir. Yolunuz üzerinde saldırgan bir
köpek varsa yolunuzu değiştirin; ama asla tüm
köpeklerden uzak durmaya çalışmayın. Bu,
köpeğiniizn sosyal becerilerini negatif
etkileyecektir.
|