Kayıt: Dec 28, 2006 Mesajlar: 2606 Nereden: istanbul ama kalbi İPSALADA
belki bir çouğmuz bana kızacak ama malesef bu olayı yayınlamak ders alınması için burayı taşıdım
ELİM BİR KAZA SONUCU ARAMIZDAN AYRILAN BİR ARAKADAŞIMIZ
Osman Ozan YILDIRIM 11 Mart 1977'de Almanya'nın şirin bir kasabası olan Baddriburg'da dünyaya gözlerini açtı. 1978 yılında kardeşi Okan'ın doğumu sonrası ailesi Türkiye'ye kesin dönüş kararı alıp İzmir'in Üçkuyular semtindeki evlerine yerleştiler.
Cemil Midilli ilkokuluna ait anaokulda eğitim hayatı başladı ve sırası ile Cemil Midilli İlkokulu, Ali Erentürk Ortaokulu ve İzmir İnönü Lisesi'nde eğitimlerini tamamlayarak üniversite adımına geçti. Bu geçiş onu oldukça uğraştırdı, kimi sene kazandı gitmedi kimi sene kazanamadı ya Allah kısmet seneye dedi, çünkü ders çalışmak yerine dalmayı tercih ediyordu, her fırsatta kendisini denize atan Ozan 2002 senesinde Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümüne girdi ve 2006 yılında mezun olacaktı... Bu üniversiteyi seçmesindeki amaç tabiki yine dalmaktı, örgün bir okulda okusa dalmaya bu kadar sık gidemeyecekti yani bu derece aşık'tı denize...
Hep kafasında al-sat vardı. Ortaokulda Okan ve Ozan'ın 1'er adet Bmx bisikletleri vardı, sabahtan okula gidiyorlar öglen eve gelip üstlerini çıkartıp bisikletleri kapıp bütün gün deliler gibi İzmir'i geziyorlardı, bir gün Ozan; "Okan bisikletleri satalım akvaryum alalım, lepistes denilen bir balık var yetiştirmeyi ve çoğaltmayı öğrendim güzel para kazanırız daha büyük bisiklet alırız" dedi. Tabii ki hemen bisikletler satılır akvaryumlar alınır ve Ozan'ın balık al sat, üret sat macerası başlar. Bu sıralarda ailesinin Kestelli'de bulunan ilik-düğme atölyesine her hafta giden iki kardeş sürekli Hisarönü'ndeki balıkçılık ve avcılık dükkanlarını defalarca usanmadan sıkılmadan gezerlerdi, Ozan hep bir palet zıpkın ve gözlük isterdi. Nitekim bir gün istedikleri oldu ve ortaokul çağında dalmaya başladı. Bir sonraki sene Ozan'ın minik zıpkını artık onu tatmin etmiyordu ve babasından havalı bir zıpkın istedi ve babası da O'nu kırmayıp karne hediyesi olarak Ozan'a bir havalı zıpkın aldı.
Akvaryumculuk amatör ticaret olarak uzun seneler devam eder Ozan için, lise çağlarına gelen Ozan boylu poslu oluşu, yakışıklılığı ve beyfendiliği sayesinde bir ajansda mankenlik yapmaya başlar. Fakat bu iş bir kaç katalog çekimi ve bir kaç sunuculuk dışına çıkmaz çünkü içine girdiği ortam Ozan'ın yaradılışına terstir ve jet hızıyla bu ortamdan uzaklaşır.
1999 Senesinde İzmir'in Hatay (Nokta) semtinde kardeşi Okan'ın ortaklı açtığı cafeden ortaklarını çıkartması sonrası Okan'la birlikte çalışmaya başladılar. 2001 senesinde Ozan iki farklı koldan çalışıp daha hızlı ticari büyüme katetmek amacı ile Bodrum Bonotel (Süperonline E-Base Cafe) Firmasında Müdür olarak çalışmaya başladı, 1 dönem çalıştıktan sonra Bodrum'da cafe açmaya karar veren Ozan bir arkadaşı ile Bodrum'da cafe açtı. 2003 senesinde bazı ailesel sebeplerden ötürü Bodrum'daki cafeyi kapatıp İzmir'e dönmesi gerekti ve İzmir'e dönüp Bodrum'daki cafenin tüm bilgisayarlarını ve eşyalarını İzmir'deki cafeye eklediler. Bu işler esnasında bilgisayar alım-satım, teknik destek, web teknolojileri konusunda ticari hayatını şekillendiren Ozan, 2004 senesinde ZIPKINCI.com sitesini açtı ve ağırlığını bu siteye vererek mücadelesine başladı. Mücadele siz zıpkıncı dostları ile daha da tatlı gelmeye başladı ve bugünlere gelindi. 2005 senesinde cafeyi satma kararı alıp cafeyi sattılar ve Ozan istediği yaşam tarzına erişmiş oldu. Deniz-balık-dalış-zıpkıncı.com. Ozan'ın hayatında artık en sevdiği iş olan daliş ve nişanlısı Didem'den başka bir şey yoktu. Gelecek planlarıda mezuniyetin ardından askerlik, askerlik sonrası kurulacak zıpkıncı mağazası ve evlilik vardı. Maalesef tüm bunlar gerçekleşemeden Ozan'ımız en sevdiği işi yaparken aramızdan ayrıldı.
O'nu çok özlüyoruz...
__________________
_________________ LANET olsun içimdeki BABAAVCI sevgisine
AV RESİMLERİ Nereden: istanbul ama kalbi İPSALADA, Mesleği: DOĞA HAYRANI ....savaşçı, Yaş: 37
başınız saolsun allah sabır versın.
Allah rahmet eylesın. _________________ ADI SOYAD= KORAY SARI
DOĞUM T. = 1985
İL = İZMİR
MEKAN = AVCILARMEKANI ***DİKKAT BAĞIMLILIK YAPAR..!***
EMİRDAĞLI
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE..! Nereden: İZMİR, Mesleği: öğrenci, Yaş:
ozan yıldırım benim ve çevremdeki birçok insanın zıpkıncılığa merak sarması öğrenmesi ve bunu bir hayat tarzı haline getirmesinde çok büyük etkisi oldu.vefat ettiği günü hala şuan gibi hatırlıyorum.allah rahmet eylesin.yattığı yerde dinlendirsin.dalıcı arkadaşlarada acizane bir dost kardeş tavsiyesi byada adı her neyse.lütfen hırs yapmayın.bu sporda hırs ölüm getiriyor _________________ omer ozutok 1980
dive not a hobby...!thats only life style Nereden: bursa, Mesleği: teknik personel, Yaş:
başınız saolsun allah sabır versın.
Allah rahmet eylesın.
BAŞINIZ SAĞOLSUN CENABI ALLAH GERİDE KALAN LARA SABIR VERSİN bir riçam var sığ su bayılmasını biraz acarak beni bilgilen dirirseniz çok memnun olurum bende amatör olarak zıpkınla dalış yapı yorum _________________ avcı01 Nereden: adana, Mesleği: işçi, Yaş: 32
Arkadaş zıpkınla avcılıkta, sığ su bayılması konusuna önemle eğilin.. bilgilerinizi kontrol edin..Eksiğiniz varsa tamamlayın. Biliyorsunuzdur zıpkıncılıkta en fazla kayıp sığ su bayılmasında oluyor. Sığ su bayılmasına uğramış biri ya ölüyor ya da beyinde önemli hasarlarla çeşitli ahrazlarla karşı karşıya kalıyor. Bana inanın bu sığ su bayılması vurgun dan daha tehlikeli.. Ve bu bayılmayı yaşayan kişinin geri döndürülmesi çok ama çok zor!
SIĞ SU BAYILMASI
Sığ su bayılması genellikle yüzeye çıkışta son 15 ft'te (5 m.) de görülür. Oksijen açlığı çeken akciğerler yüzeye yaklaştıkça daha da hızlı genişleyerek bir anlamda oksijen vakumu yaratır. Bunun sonucunda kanda az miktarda kalan oksijen akciğerlere çok hızlı transferiyle kanda çok ani bir oksijen yetersizliği doğar. Merkez sinir sistemi (MSS) ise bu durumda acil durum protokolüyle oksijen tüketimini minimize etmek için dalgıcın bilincini kaybettiği an kritik nokta kabul edilir. Kritik andan itibaren iki olasılık vardır. Bunlardan birincisi dalgıcın bayıldıktan sonra nefes almaya çalışması ve bunun sonucunda boğulmasıdır. Bu zayıf bir ihtimaldir; çünkü dalgıç dalış sırasında nefes tuttuğundan bayıldıktan sonra MSS'in nefes alma impuls'ı gönderme ihtimali zayıftır. Bu aşamada genellikle yanlış bilinen bir olguyu düzeltmekte yarar vardır. Herhangi bir sıvıyla boğulma durumlarında akciğerlere o sıvının dolması iki aşamada olanaksızdır. Solunum yollarına giren ilk sıvıyla buradaki kaslar kasılır ve daha fazla sıvı girmesini önler. Dalgıcın veya başka bir kazazedenin akciğerlerine ancak ölümünden belli bir süre sonra (5-30 dak.) su dolabilir. Bunun sebebiyse ölümden belli bir süre sonra bu kasların gevşemesi ve sıvıyı daha fazla engelleyememesidir. Konumuza yeniden dönersek kritik noktadan itibaren olabilecek ikinci olasılık dalgıcın hiç nefes almamasıdır ki bu dalgıcın kurtulması olasılığını artırır. Sığ su bayılmalarında dalgıcın bayıldığı andan itibaren nefes almaması çok yüksek bir olasılıktır.
Devam..
Sığ su bayılmasının ölümcül sonuçlarla sonuçlanmasının sebebi çok ani ve hızlı gelişmesidir. Dalgıç daha ne olduğunu anlamadan ani bir baş dönmesinin ardından (1-2 saniye) bilincini kaybeder. Bilinçsiz serbest dalıcıların dibe daha rahat inebilmek için fazla ağırlık almaları sonucu bu kişiler sığ su bayılmasıyla karşılaştıklarında bayılmanın ardından palet vuramadıklarından negatif yüzerlilikleri sayesinde dibe batar ve kendi sonlarını hazırlar. Bu sebeple serbest dalış sırasında SCUBA dalışta kullanılan ağırlığın maksimum %40�ı kullanılmalıdır.
Ve konunun sonu
Sığ su bayılması (SSB) görülen dağlıçların %85�inin dalıştan önce hipervantilasyon yaptığı belirlenmiştir. Hipervantilasyon kandaki CO2 miktarını azaltarak dip zamanını artırmak amacıyla serbest dalgıçlarca sıkça başvurulan yöntemlerdir. Hipervantilasyon aslında bugün dünya rekortmenlerinin derecelerine ulaşmalarındaki önemli sırlardan biridir. Fakat bu özel insanların metabolizması yılar süren hipervantilasyon antrenmanlarıyla bu fenomene adapte olmuştur. Unutulmamalıdır ki Pelizzari, Genoni ve Pipin gibi ileri düzey serbest dalgıçların olsijen-karbondioksit sistemlerinde çok önemli modifikasyonlar görülmüştür.
Hipervantilasyonun temel tehlikesi, dalış öncesi CO2 seviyesinin çok düşük olması nedeniyle CO2�nin nefes alma istemi yaratacak oranlar çok geç ulaşması ve ulaştığı zaman ise beklide oksijen miktarının tehlikeli sınırlara ulaşmış olmasıdır. Oksijen seviyesi dipte hipoksia yaratacak düzeylere kadar düşmez. Bunun sebebi 60 mmHg altındaki oksijen kısmi basınçlarında kandaki CO2 seviyesi ne olursa olsun oksijen mekanizmasının devreye girmesi ve dalgıcın nefes alma istemi duyarak çıkışa geçmesidir. Fakat yüzeye yaklaştıkça zaten sınır değerlere yakın olan oksijen kısmi basıncı iyice düşer ve buna ek olarak akciğerlerdeki oksijen azlığını fiziksel gaz kanunları sonucunda dokular ve kan karşılamak zorunda kalır. Kanda kalan az miktardaki oksijende akciğerlere difüze olur ve bir anda vücutta hipoksia oluşur ve dalgıç bilincini yitirir. Yukarıdan anlaşılabileceği gibi sığ su bayılmasının görüldüğü durumlarda dalgıcın yukarı çıkma istemini hem CO2 hem de O2 yaratabilir. Fakat istemi hangi gazın yarattığı sonucu dağiştirmez;dalgıç yüzeye yaklaştıkça özellikle son 15 ftte oksijensizliğe bağlı olarak bilincini yitirir.
Serbest dalışa yeni başlayanların sığ su bayılmasından korunmalarının en önemli yolu hipervantilasyondan uzak durmaktır. Zamanla serbest dalış yeteneği ve tecrübesi arttıkça dalgıç vücudunu tanıyacak ve tehlike yaratmadan hafif hipervantilasyon yapabilecektir.
İlk yardım
YÜZEYDE BAYILMA
Bayılma esnasında sadece bilinç kaybı ve breathing reflex(dalma refleksi) ini yitirir. Burda yapılan işlem bu refleksi işlevsel hale getirmek olmalıdır. Sonuç olarak gözbebeğimizde mevcut olan Baro reseptörler de bu refleksi aktif hale getirmemizde birinci öncelik taşır
yapılacak ilk işlem; ilk müdehale kişiyi yüzeyde tutmak olmalıdır. Gerekirse bir dizimizle destekliyerek kişiyi su yüzeyinde sabitlemeliyiz.
İkinci önemli işlem; MASKE ve ağızda ŞNORKEL var ise KESİNLİKLE çıkarmak olmalıdır.
Üçüncü önemli işlem, kişinin bilincinin yerine gelmesi için yüksek sesle kişinin ismini söylemek olmalıdır. Şayet hala nefes almıyor ise kuvvetli bir şekilde göz bölgesine üflemek, çok hafif bir şekilde yüzümüze traştan sonra kolanya sürerken hafif hafif vurduğumuz gibi bayılan kişinin yüzüne hafifçe bu işlem de yapılır. Kişi kendine geldiği an istem dışı hareketler ve panik yapabilir. Bu durumda sakin olup tam olarak kendine gelene kadar baylma geçiren kişi ile bağlantıyı kesmemek gereklidir.
ÇIKARKEN BAYILMA
Yüzeyin 7-8m altında yada dipte bayılan kişiyi resimde görüldüğü gibi panik yapmadan satıhtan sakince süzülerek hiç zaman kaybetmeden yüzeye çıkarmak birinci öncelik olmalıdır. İkinci öncelik bayılma geçiren kişiıi yine sırt üstü yatırıp maske ,var ise şnorkeli ağızdan acilen sakince çıkartmak olmalıdır. Yukardaki işlem yapıldığı halde mağdur hala ayılmamışsa larino-spazm geçirmiş olduğu düşünülerek baş kısmının suya batmasına sebebiyet vermeden kişiyi yan olarak çevrilmeli, burundan yada ağız kısmından 1-2 kez orta kuvvette hava üfleme yolu ile akciğerlere giden hat üzerindeki tıkanıklığı gidermek yeterli olacaktır. Bu durumda mağdur nefes almaya başlıyacaktır. Mağdur kendine geldiği an istem dışı hareketler ve panik yapabilir. Bu durumda sakin olup tam olarak kendine gelene kadar mağdur ile bağlantıyı kesmemek gereklidir.
DİPTE BAYILMA
Çok Derin suda -30,-35 gibi bir derinlikte bayılan kişiyi yüzeye çıkarmak çok zor olsada yinede sakince dalıp kurbanı iyice kavradıktan sonra ilk yapmamız gereken bir elimizle kendi kemerimizi yada mağdurun kemerini atmak olmalıdır., Ancak bu derinlikten birini panik yapmadan inip çıkarmak ciddi Disiplin ve Apnea gerektirir. Kurtarma esnasında yüzeyde her iki dalgıcında bayılma geçirme riski yüksektir. İlk etapta yüzeyde şamandıra var ise kişi kendini ve mağuru sabit tutmalı., Öncelikle kendini emniyet altına almalı, kendi maskesini ve sonra mağdurun maskesini ve şnorkelini çıkarmalıdır. Yapılan işlem yukarda ki ile aynıdır.,
Hepsinde mümkün mertebe sakin olmak, panik yapmamak birincil önceliktir. Kişi 30sn yada 45sn sonra bile hayata dönse bile oluşan bilinç kaybını vucut tolere eder. Acele etmek, panik yapmak zaman kaybı ve hatadan başka bir şey getirmez
Kazazede yüzeye çıkarıldığı andan itibaren soluk alıp vermesi kontrol edilmelidir. Eğer nefes almıyorsa sırtüstü yüzeyde tutulurken dahi bir el ensye konup baş hafif geriye alınır, diğer el ile burun kapatılarak ağızdan ağıza suni solunuma başlanır. Bundan sonra yapılması gereken ilk iş kazazedeyi tekneye veya karaya almak olmalıdır.
Eğer tekne veya kara uzaksa yaklaşık 8 saniyede bir solunuma devam edilerek bir yandan yüksek sesli uyaran verilerek kazazede sırtüstü yüzer vaziyette yüzdürülmeye devam etmelidir. Bu esnada ağırlık kemerleri atılmış olmalıdır.
Karaya veya tekne çıktıktan sonra yapılması gerken ilk iş havayolunu açık tutmanın yanısıra kalp atımını kontrol etmektir. havayolunu açık tutmak için baş yan tarafa yatırılır. En sağlıklısı nabzı boyundan kontrol etmektir. Eğer kalp atmıyorsa, kazazede sırtüsütü yatarken kollar dik, sağ elin avucu ile sternum yani iman tahtası üzerinde bastırılır, diğer elin avucu da aynı pozisyonda 90 derece dik olacak şekilde sağ elin sırtına konur. Omuz ağırlığı verilecek biçimde pompa hareketi biçiminde kalp masajı yapılır.
Eğer tek kişi iseniz 15 kalp masajı/ 2 soluk, eğer iki kişi iseniz 4 masaj/ 1 soluk biçiminde yaşam desteğine devam edilir. İki kişi iseniz arada değişin çünkü yorulursunuz. Bunlar dışında sizlerin yapabileceği pek de bir şey yok. Bundan sonra yapılacak iş hastaneye gitmek olacaktır.
Bu işi yaparken dikkat edilmesi gereken çok önemli noktalar vardır.
Herşeyden önce kalp masajının sakın ola çalışan kalbe yapmayın çünkü doğrudan çalışan kalbin durmasına neden olursunuz. Bu nedenle mutlaka kalbin kesinlikle durduğundan emin olun.
İkincisi yapay solunum uygularken baş mutlaka geride olmalıdır. Baş geriye doğru yatmamışsa verdiğiniz hava burundan geri çıkar. Göğüs kafesinin şiştiğini mutlaka görün.(kaynak:türlü siteler) _________________ omer ozutok 1980
dive not a hobby...!thats only life style Nereden: bursa, Mesleği: teknik personel, Yaş:
Kayıt: Aug 13, 2008 Mesajlar: 94 Nereden: zonguldak
öncelikle başınız sağolsun...
püfff bu zıpkınla dalmanında çok riskleri var ama ne yapalım hastalık bu _________________ Karanliklara sitem edecegimize hepimiz bir mum yaksak, karanliklar aydinliga dönerdi
ERDİ ÖZEMİR Nereden: zonguldak, Mesleği: öğrenci, Yaş: 19
Kayıt: Jan 30, 2008 Mesajlar: 617 Nereden: İSTANBUL
Allah gani gani rahmet eylesin ozanla zıpkıncı sitesinden tanışıklığım vardı, ölümü camiayı kelimenin tam manasıyla yasa boğdu çünkü bizleri toplayan birleştiren biriydi.
Hala unutamadık... _________________ Ömer karaman
1979/İstanbul/G.o.p/Taşoluk.
AMELLER NİYETİNE GÖREDİR AVLANIRKEN NİYETİMİZ ZEVK-HIRS DEĞİL, YEMEK YADA ZARARLIYI YOKETMEK OLSUN... Nereden: İSTANBUL, Mesleği: , Yaş: 30
Kayıt: Feb 01, 2008 Mesajlar: 637 Nereden: Eskişehir
Allah Rahmet eylesin, Mekanı Cennet olsun. Allah hiç kimseye böyle üzücü ölümler vermesin. Dilerim herkes Yaşlanıp evinde Huzur içinde Ruhunu teslim etsin.
Genç ölümler her ne şekilde olursa olsun beni çok üzmüştür. _________________ Ünal GÜLGEN/Eskişehir/1968
Doğa İnsanlığın Hizmetine Sunulmuştur, ancak sadece bizlerin değil, sonraki nesillerin de HAKKI vardır. Saygılarımla... Nereden: Eskişehir, Mesleği: Memur, Yaş: 39
Kayıt: Oct 16, 2008 Mesajlar: 68 Nereden: KIRIKKALE
ALLAH rahmet eylesin usta tüm sevenlerin başı sagolsun _________________ Gül sunan bir elde daima bir miktar gül kokusu kalır.. Nereden: KIRIKKALE, Mesleği: AVCI,SİLAHCI 1961, Yaş:
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız