|
|
 |
|
AV
KÖPEĞİ EĞİTİMİ
İyi Bir
Eğitmen Nasıl Seçilir?
Piyasada profesyonel köpek eğitmeniliğiyle
ilgilenen pek çok insan olduğundan kimin
gerçekten bu niteliği taşıdığına karar vermek
güç bir iştir. Profesyonel bir köpek eğitmeni
seçmede karar vermenize yardımcı olmak için
Amerikan Köpek Eğitmenleri Ağı aşağıdaki
kriterlerin aranmasını tavsiye etmektedir.
Doğru Referanslar: Veteriner hekiminiz ya da
diğer iyi eğitmenlerden aldığınız tavsiyeleri
değerlendirin (Türkiye'de ne yazık ki bu konuda
resmi bir çatı olmadığından güvenlir bir
referans kaynağına ulaşmak pek mümkün değildir).
Geniş Tecrübe: Eğitmenlikteki geçmiş tecrübesi,
uzmanlık alanı ve süresi hakkında sorular sorun.
Sorularınız kesinlikle cevaplanmayı
hakkettiğinden asla çekinmeyin.
İnsani eğitim metodolojisi ile nazik ve etkili
yöntemler: Doğru eğitmenler köpeğin genel
sağlığı konusuyla da ilgilidir. Sert ve tacizkar
eğitim metodlarının gereksiz ve karşı tepkiye
yol açıcı olduklarının bilincindedir.
Köpeğe sonsuz sevgi ve sadakat: Bu önemli
özelliği taşıyan bir eğitmenle karşılaştığınızda
bunu hissedersiniz. Köpeklerle birlikte yaşama
ve çalışma fırsatı, bu insanı diğerlerinden
farklı kılacaktır.
Geniş Davranışsal Bilgi: Kendini adamış köpek
eğitmenleri sürekli hayvan davranış kursu,
konferansı ve seminerlerine katılarak
bilgilerini günceller.
Doğru Eğitim ve İletişim Becerisi: Bu yeteneğe
sahip köpek eğitmeni öğrenme sürecini
hızlandırıp keyifli bir hale sokar.
Eğlence Anlayışı: Eğtim köpek ve sahipleri için
eğlenceli olmak zorundadır. Olumlu bir tutum ve
biraz gülümsemeyle çok yol alınabilir.
Paradan Önce Etik: Köpek eğitiminde parasal kar
ana motivasyon kaynağı mı? Bu eğitmenin yaptığı
her şey para kazanmaya yönelik mi? Maddi başarı
çok önemli olsa da etik önde gelmelidir.
UYARI
Kolaylıkla herkes kendine köpek eğitmeni ya da
davranış bilimcisi diyebilir. Gazete ilanları,
abartılı ifadeler gözünüzü boyamamalıdır. Her
eğitmen gerektiğinde sıfatlarını resmi olarak
kanıtlayabilmelidir. Ünlü eğitmenlerle
çalıştığını söyleyen pek çok kişi aslında
verdikleri iki saatlik semineri dinlemiş ya da
bir kaç hafta yanında çalışmış çıkmaktadır.
Ayrıca sürekli ünlü insanların köpeklerini
eğittiğini söyleyerek size onları referans
gösteren biri de yıldızların arkasına saklanmış
biri olabilir. Bu onun tecrübeli ve iyi bir
eğitmen olduğunu kanıtlamaz.
"NİÇİN"
ve "NASIL" BİR KÖPEK İSTİYORUZ?
Keşke bir köpeğin sahibinin yanında olma
nedenlerinden emin olduğu kadar biz de niçin bir
köpek istediğimizden emin olabilsek. Genellikle
içimizde daha çok sezgisel nedenler vardır.
Samimi olduğu sürece bunların en haklı
nedenlerin başında geldiğine inanıyorum.
Köpeğini belli bir görevi yürütmesi ya da sadık
bir arkadaşa sahip olmak için isteyenlerin de
doğru köpek sahibi olabileceğini var
sayabiliriz.
Gerçekte hayatımızı bir köpekle paylaşmaya karar
verdiğimizde onla sağlıklı bir ilişki kurmanın
yolu şu iki soruyu cevaplamaktan geçiyor bana
göre. Bir köpeği "niçin" ve "nasıl" istiyoruz ?
Niçin istediğimize dair soruların cevapları
ikincisine göre daha net doğal olarak. Bir bekçi
ya da av köpeği gereksinimlerden sadece ikisi.
Daha derine inelim. Bir bekçi köpeği
istiyorsunuz; ama daha çok saldırganlık
göstermeden yabancıyı havlayarak haber vermesi
yeterli sizin için. Bir Doberman ya da
Rottweiler değil belki; ama dükkanda arkada
çalışırken gelen müşteriyi kovalamdan sadece
havlayarak haber verecek bir Pomeranian bu
göreve gönülden talip olabilir. Ya av köpekleri?
Sizce Cocker Spaniel ile İngiliz Pointer aynı
avın köpekleri mi? Pek avcılıktan anlamam; ama
kulüplerine göre ırk özellikleri tam örtüşmüyor.
Çocuklarınıza oyun arkadaşı olarak Minyatür
Pinscher yerine Standart Schanzuer'a ne
dersiniz?
Gelelim "nasıl" sorusuna. Köpekleri istediğimiz
zaman düğmesine basıp kapatarak ayak altından
kaldırabileceğimiz bir çeşit eşya olarak mı
görüyoruz yoksa asla büyümeyecek üç yaşında bir
çocuğumuz olduğunun en başından itibaren
farkında mıyız? Ailemizin bu yeni dostunun onun
yaşamı boyunca davranışlarını etkileyecek zorlu
geçecek bir eğitim ve olgunlaşma dönemi
olduğunu, yaşamının son gününe kadar sürecek
düzenli veteriner seyahatlarına ihtiyaç
duyduğunu, gerek halınızın üzerinde gerekse
henüz üzerindeyken düzenli tüy bakımının
göreviniz olacağını şimdiden kendinize
anlatmanız gerekiyor. Bu konuda kendinizin yanı
sıra ev ahalisinin de işbirliğine gereksiniminiz
var. Diğer bir önemli konu ise her ay kira,
elektrik/su faturalarının yanı sıra onun mama ve
olası diğer masrafları için de bütçe ayırmanız
gerekmesi. Özellikle bunu hiç de hafife almayın.
Oğlunuzun okul gezisi ile köpeğinizin sağlık
sorunu arasında karar vermeniz bazen güç
olabilir. Bu liste daha bilinçli bir incelemeyle
daha da uzatılabilir.
Bu soruyu en sağlıklı biçimde cevaplamanın yolu
gerçekçi davranmaktan geçiyor. Öncelikle yaşam
tarzınız almayı planladığınız köpeğe uygun mu?
Kaç kişi bir Dalmaçyalı ya da Irlanda Setteri
sahibi olacak kadar hareketli bir yaşam sürüyor
ya da hangimizin ev düzeni olarak dudaklarının
iki yanından sevenlerinin gözünde sıra sıra
inciler sarkan bir mastifle yaşamaya elverişli ?
Ya kişiliğimiz ve bir köpekle daha önceki
tecrübemiz ? Bizim için doğal olarak itaatkar
bir ırk mı daha uygun yoksa inatçı bir
terrierden veya Chow chow 'dan harika bir dost
çıkaracak kadar tecrübeli miyiz?
Bir köpekle yaşamaya karar verdiğimizde yaşamı
tamamiyle bize bağlı bir canlı ile bir
birlikteliğin sorumluluklarının bilincinde
olmamız gerekiyor. Öyle bir canlı ki hayatındaki
tek lüksün sadece bizim yanımızda olduğu bir
hayat sürüyor. Bunu ne demek olduğunun
bilincinde değilseniz köpek yerine karşılığında
size sonsuz bir sevgi ve sadakatla bağlanmayacak
cansız bir şeye sahip olun. Köpekler tüm
bunlardan çok daha fazlasını hakkediyor.
Köpeklerin
Zekası
Çoğu kişi zekanın düşünme yeteneği ile alakalı
bir özellik olduğunu düşünür. Bazıları daha da
ileri giderek zekanın problem çözme yeteneği
olarak görür. Çoğunluk ise zeki köpeğin
komutları en iyi şekilde yerine getiren köpek
olduğu konusunda hem fikidir. Onlar için zeka
eğitilebilirliktir.
1950'lerde genetik ve köpek davranışı üzerine
yapılan bir araştırmada Dr.John Scott ve John
Fuller Beagle, Cocker Spaniel, Basenji, Shetland
Çoban Köpeği ve Fox Terrierlerden oluşan beş
safkan ve onların melezlerinin davranışlarını 12
yıl boyunca değerlendi. Bu çalışmanın bulguları
bazı çok önemli sonuçlar ortaya çıkardı. Bu
ırkların her biri verilen davranışta farklı
beceri düzeyi sergiledi.
Büyük bir labirent kullanılarak yapılan testte
Fox Terrier ve Shetlandlar başta düşük puanlar
alırken Beagle ve Basenjiler büyük başarı
kazandı. Beagle'ların üstün oluşunun ana nedeni
gerçekte küçük avların bulunmasında önemli bir
özellik olan çevrelerini süratle keşfetme
yeteneklerinden gelmekteydi. Basenjiler tamamen
farklı bir nedenden dolayı Beagle'larla aynı
yüksek başarıyı elde ediyordu. Basenjiler etrafı
araştırmada Beaglelar kadar etkili olmasa da
bulmacayı çözmede görsel yeteneklerini
kullanmışladı.
Normal olarak Beagle ve Basenjilerin Fox Terrier
ve Shetlandlardan daha akıllı olduğu sonucu
çıkabilir ki bu değerlendirme yanlıştır.
Araştırma Fox Terrier ve Shetlandların tekrar
sonucu kısa sürede öğrenerek problem çözebilme
yeteneğine sahip olduklarını göstermiştir.
Beagleların labirent problemlerini daha hızlı
çözmeleri onların daha zeki olduğu anlamına
gelmemelidir. Tutarlılık arandığında Beaglerlar
en arka sıralara düşmektedir.
Araştırmadan çıkarılacak en doğru değerlendirme
bu ırkların birbirlerinden daha az ya da daha
fazla zeki olmadıklarıdır. Çünkü hepsi genetik
olarak farklı beceriler gerektiren görevleri
yerine getirmek için proramlanmışlardır.
İnsanla yakın ilişki içinde çalışan pek çok av
(tazılar hariç) ve çoban köpeğinin (sürü
muhafizları hariç) eğitilebilirlik düzeyi,
üretildikleri görevin bağımsız karar verme
gereksinimi nedeniyle terrier, spitz ırkları ve
iri sürü bekçilerininkiyle kıyaslandığında
zekanın gerçek göstergesi olarak algılanabilir.
Oysa kim bir terrierin zekasından şüphe
edebilir? İri sürü bekçilerinin (Pirene Dağ
Köpeği, Kuvasz, Kangal vs) ani kurt
saldırılarına karşı çobanının müdahelesini
beklemeden insiyatif kullanması eğitimlerini
güçleştiren bağımsız bir keskin zeka göstergesi
değil midir?
Model köpeğiniz bir Golden Retriever ya da bir
Doberman ise tanımadan başka bir ırka sahip
olmanız onların gerçek zihinsel potansiyelini
değerlendirememeniz anlamına gelebilir.
Değerlendirmeniz her ne olursa olsun çamaşır
makinesini sizin için boşaltmasa da her köpek
güvenilir ve terbiyeli bir dost olacak şekilde
eğitilebilir.
Bebek Bekleyen
Çiftlere Tavsiyeler
Evinde ister safkan ister melez bir köpek
besleyen ailelerin doğacak bebeğin neden olacağı
ev içi değişikliklerine köpeklerinin uyum
sağlamalarına yönelik eğitim tavsiyelerini
içermektedir.
Bebeğinizin ve köpeğinizin sağlıklı ve uyumlu
bir ilişki kuramayacağını düşünerek onu evden
uzaklaştırmanız sadece olabilecekleri kontrol
edemeyeceğinizi düşünmenizden kaynaklanıyor
olabilir.
Büyüklerin köpeğin başkasına verilmesi
konusundaki iyi niyetli ısrarları dünya çapında
bunu başaran binlerce aileyi başarısız
kılmamaktadır.
Köpeğinizin düzenli parazit tedavilerinin üç
aydan her aya indirilmesi hijyen konusundaki
endişelerinize rahat bir soluk aldırabilir.
Ayrıca köpeğinizin yatak ve çocuk odası gibi
bazı odalara girmesi sınırlandırılarak "köpeksiz
bir bölge" elde edebilirsiniz.
İç parazitlere
bakınız
*Durumu köpeğin gözünden görmek çok önemlidir.
Vaktinin büyük bir kısmını sizle geçirirken
birden bebek yüzünden kenara itildiğini
hissetmesi tavır almasına neden olabilir. Bu
nedenle bebeğin varlığı köpeğe pozitif
çağrışımlarla empoze edilmelidir.
* Bebek gelmeden en az altı ay önce köpeğinizin
sizden daha az ilgi görmesine alışmasını
sağlayın. Köpeğin bakımının büyük bir kısmını
eşinize devredebilirsiniz. Bu, bebek geldiğinde
köpek değişikliğe çoktan alışmış olacağı için
hiyerarşik kıskançlığı engelleyecektir. Oyun ve
beslenme sırası gelinceye kadar kendi kendine
yetmesini öğrenmesi gerekmektedir.
*Köpeğin aile hiyerarşisi içinde en altta
olduğundan emin olunmalıdır. Evde karar verme
yetkisi olduğunu düşünen bir köpeğin kontrolü
tamamen elde olamaz. Lider olmanın yöntemleri
için eğitim safyasına dönünüz.
*Bebek doğduğunda kıyafetleri köpeğinizin
bebeğin kokusuna alışması için önceden eve
getirilerek ödül ve okşamalarla köpeğe
tanıtılmalıdır.
*Köpeğiniz çocuklara alışık değilse bebek
doğmadan önce mümkün olabildiğince çok çocukla
tanıştırılmasında fayda vardır. Önce korkmadan
sakin sakin oturabileceğine güvendiğiniz 8-9
yaşındaki çocuklarla başlayın. Başta köpeği
görmezden gelerek sadece yere ödül yiyecekleri
düşürmelerini söyleyin. Böylece köpek çocukların
iyi bir şey olduğunu öğrenecektir. Daha sonra
sevmeye ve elden beslemeye devam edin.
*Daha sonra daha ufak çocuklara geçebilirsiniz.
3-4 yaşındaki çocuklar bunun için uygundur;
fakat başta çevrede bağrışıp koşuşturarak köpeği
heyecanlandırmayacaklarından emin olmalsınız.
*Köpeğiniz çevresinde çocukların varlığına
alıştığında bebeklere geçebilirsiniz. Kucağında
bebekleri ile arkadaşlarınızı size davet ederek
gelişme sağlayabilirsiniz.
* Köpeğinizi sizi kucağınızda bir şeyle görmeye
alıştırın.Bunun için gerçekçi ve tercihen
ağlayan bir oyuncak bebek alıp onla ilgileniyor
gibi yaparken yere ödül yiyecekleri düşürün.
Bu köpeğinizi çok heyecanlandırıyorsa başta
köpeğin hiç ilgisini çekmeyecek bir nesneyle
başlayın ve başta bebeğe yaptığınız gibi ona
ilgi göstermeyin. Kendinizi biraz aptal
hissetseniz de bir yastıkla başlamak iyi bir
seçenek olabilir.
* Bebek doğmadan çok önce köpeğinizin üzerinize
çıkmasını artık engellemeniz gerekiyor. Dört
ayağı da yerde olmadığı sürece onu görmezden
gelin. Üzerinize sıçradığında onları aşağı
itmekten ya da konuşmaktan çok arkanızı dönün.
Çünkü bu davranışları oyun olarak
algılayabilirler.
* Köpeğiniz mamasını kıskanıyorsa bebek çevrede
emeklemeye başlamadan önce bu huyundan vaz
geçirmeniz gerekmektedir. Köpeğinizin öğününü
küçük parçalar halinde verin. Her seferinde
kabındakini bitirince yenisini eklemek için
yanına gidip kabını önünden alarak onu küçük
öğünler halinde besleyin. Böylece mama kabına
yaklaşan insanları yemeğini çalacağından çok ona
yeni mama getirdiği çağrışımı ile görmezden
gelecektir.
* Oyuncaklar problem yaratabilir. Oyuncaklarını
evin her yerine dağıtan köpekler kendininkilerle
bebeğinkini ayırt edemeyebilir. Hatta paylaşım
konusunda isteksiz davranması doğaldır.
Oyuncakları etrafta bırakmak iyi bir fikir
olmasa da ikisinin de oyuncakları birbirinden
ayrılmalıdır. Ayrıca "bırak" komutu güvenliği
arttırıcı bir tedbir olabilir.
* Bebek doğduktan sonra anne ne kadar bebek ile
çok yakından ilgilense de köpek asla terkedilmiş
ya da bir kenara itilmiş hissettirilmemeli ve
düzenli egzersiz ve bakımı özenle devam
edilmelidir.
SERT MİZACIN
DEĞERLENDİRİLMESİ ve Köpek Nasıl Bakılmaz
DOMİNANTLIK, SALDIRGANLIK VE VAHŞİLİK ARASINDA
FARK VARDIR.
Belirli alanlarda çalışan insanlar kendilerinin
bildiği terimlerin işin ehli olmayan insanlarca
yanlış kullanılmasına engel olamayabilir.
Tanımların doğru yapılması teşhisleri,
dolayısıyla da sorunlarla akılcı yolla başa
çıkmaya fırsat tanır.
KARAKTER
Köpeğin karakteri onun diğer insan ve hayvanlara
olan genel tavrıdır. Karakter kalıtsal olmasına
rağmen çevresi tarafından büyük ölçüde etkileşim
halindedir. Dominant karaktere sahip bir yavru,
sahibinin tutumuna ve onu eğitebilme yeteneğine
bağlı olarak kendine güvenen ve dışa dönük bir
köpek olabileceği gibi çevresini domine eden ve
saldırgan bir köpeğe de dönüşebilir.
SOSYALLEŞME
Sosyalleşme yavru köpeklerin diğer canlılar ve
yeni durumlara alışması ve uyumlu davranmasının
öğretilmesidir. En basit haliyle, resesif bir
yavru beton kennel ortamı dışında hiç bir
yüzeyde yürüme imkanı tanınmadıysa diğer
zeminlerde hareket etmekten korkabilir ya da
dominant bir yavru erken yaşta etrafta bağırışan
kısa boylu insanlara alıştırılmadıysa çocuklara
karşı saldırganlık gösterebilir.
SALDIRGANLIK
Saldırgan davranış, genellikle uyarı hırlaması
ya da vücut dilinin sertleşmesiyle başlayan daha
sonra dişlerin de devreye girdiği bir çeşit
saldırı olarak kendini gösterir. Köpekler
bölgelerini ya da sahip olukları şeyleri
korurken hayvan ve insanlara karşı saldırganlık
gösterebilirler. Saldırganlığın nedenleri
kolaylıkla tanımlanabilmesine rağmen diğer
canlıların hayatını tehdit edici noktaya
gelebileceğinden bu davranış kesinlikle kontrol
altına alınmalıdır.
DOMİNANTLIK
Dominant davranışlar bazı ırkların yanı sıra
zeki ve bağımsız köpeklerde gözlemlenebilir.
Dominant köpeklerin istediklerini elde etme
konusunda inanılmaz bir kendine güvenleri
vardır. Dominant köpekler çocuklara itaat etmeyi
reddeder ve yumuşak huylu erişkinleri sert bir
bakış, hırlama ya da kısa bir vücut kontrolü ile
hakimiyetleri altında tutarlar. İtaat eğitimi
ile bu davranış kontrol altına alınarak köpeğin
liderliğinizi görmezden gelemeyeceği
hatırlatılmalıdır.
RESESİFLİK
Resesiflik davranışlar, çekingenlik ve diğer
insan ve köpeklere kolaylıkla boyun eğme olarak
kendini gösterir. Resesif köpekler
heyecanlandıklarında ya da korktuklarında idrar
dahi kaçırabilirler. Orta derecede resesif
köpekler azarlandıklarında kendilerini güvende
hissetmek için sahipleri ile fiziksel kontak
içinde olmaya gereksinimleri vardır. Şiddetli
resesif köpekler göz kontağından kaçar ve
özellikle çocuklar tarafından köşeye
sıkıştırıldıklarında korkudan ısırabilirler.
Resesif köpeklerin hafif bir disipline, ve bol
miktarda kendine güven kazandırılmasına
gereksinimi vardır.
VAHŞİLİK
Vahşilik, diğer hayvan ve insanlara nedensiz
saldırı olarak tanımlanabilir. Ne yazık ki
dominantlık, saldırganlık, resesif saldırganlık
(korku kaynaklı ısırma) ve vahşilik arasındaki
farkı görmek çoğu insan için güçtür.
YAVRULAR
Davranış, 0-10 arası bir değerlendirme
skalasında ifade edilse resesiflik 0-5 arası;
dominantlık ise 6-8 arasında bir yer teşkil
eder. Aşırı çekingenlik 2, korku 1, saldırganlık
9 ve vahşilik 10 'dur. Yavrular orta derecede
resesif ve dominatlık arasında gidip gelebilir.
Üretici dominant bir yavruyu sakinleştirerek ya
da resesif bir yavrunun kendine güvenini
güçlendirerek ürettiği yavruları yeni
hayatlarına uygun şekilde hazırlayabilir.
Sahiplerinin ellerini dişleyen bir yavru ne
saldırgan ne de vahşidir. Ancak muhtemelen
dominanttır ve bu davranışların kabul
görmeyeceği ona uygun yöntemlerle
öğretilmelidir. Isırıldığınızda acıklı bir "Ahhh!"
sesi çıkardıktan sonra onu bir süre yalnız
bırakarak oyuna son verebilirsiniz. Eğlence
anlayışının tarafınızca kabul görmediğini ve
daha uygun yöntemler kullanması gerektiğini
zamanla anlayacaktır. En önemlisi de dominant
yavruların oynarken aşırı heyecanlandırılmaması
ve ısırmadan oynadığında ödüllendirilmesidir.
Yavrulara bu davranışları nedeniyle asla
bağırılmamalı ya da fiziksel olarak
cezalandırılmamalıdır. Bağırma heyecanı
arttırırken vurmak köpeği saldırganlığa ya da
korkuya yöneltebilir.
Kardeşlerine hırlayıp havlayan bir yavru onlara
saldırmaktan çok baskın karakterini kabul
ettiriyordur. Yavrular bu durumda nadiren
birbirlerini incitirler. Bu durumda birbirlerini
çok sık göreceklerse kendi aralarında hiyerarşik
bir sürü düzeni kuruncaya kadar fazla müdahele
etmemek daha akıllıcadır.
Pek çok köpek ırkı, özellikle iş köpekleri ve
terrierler, dominant karaktere sahiptir. Bazı
insanlar bu ırkların yavru ya da genç
köpeklerinin sergilediği her türlü haylaz itiş
kakışı saldırganlık ya da vahşilik kanıtı olarak
görür; ama gerçekte yanılırlar. Ne yazık ki,
iddaları ile akıllara bir kaç ırk hakkında
yanlış resimler çizilmesine neden olmaktadırlar.
Dominant karakterli ırklar, mülkleri, insanları
ve çiftlik hayvanlarını koruma, donmuş
tundralarda kızak çekme ve vahşi av hayvanları
avlama görevlerini yerine getirebilmek için
bağımsız, cesur ve zeki olarak üretilmişlerdir.
Dominantlık bu özelliklerin bir yan ürünüdür.
Saldırganlık ve vahşilik antisosyal ya da
dengesiz davranış ile ilintilidir.
Resesif karakterli ırklar en fazla aranan aile
köpekleridir. Bu ırklar insanla ve muhtemelen
diğer hayvanlarla da uyum içinde çalışmak için
üretilmiştir ve bu nedenle insanın üstünlüğünü
kolaylıkla kabul ederler.
Sonuç olarak, bazı ırklar genel olarak dominant
olmalarına rağmen bireyler arasındaki
dominantlık ve resesiflik arasında hala daha
farklar vardır. Örneğin, dominant bir Akita ya
da Rottweiler, dominant bir Labrador
Retriever'dan çok daha fazla otoriterdir. Bunun
yanı sıra, resesif bir Labrador, resesif bir
Akita ya da Rottweilera kıyasla doğal olarak
daha hassas ve yumuşak huyludur.
Köpek
Nasıl Bakılmaz?
Geçenlerde arkadaşım köpeklerle yakından
ilgilendiğimi bildiği için tüm itirazlarına
rağmen ev arkadaşının bir köpek almak istediğini
söyledi. Böylesine köpek almak istemesinin
nedenini anlamak oldukça basit benim için. Kim o
şirin yavrunun sadık ve duyarlı bir köpek dosta
dönüşeceği hayaline karşı koyabilir? İşin
ciddiyet isteyen ve değerlendirmesini yapamadığı
yönü ise bir köpeğe sahip olma isteğinin çok
ciddi bir sorumluluğu da beraberinde getirmesi
gerektiği sanırım.
Anlattığına göre arkadaşı fena halde bir
Rottweiler yavrusu almaya takmış. Rottweilerlar
güçlü koruma güdüleri olan inanılmaz derecede
sadık ve zeki köpeklerdir. Bu denli ayrıcalıklı
özelliği hakketmek sadece parayla satın
alınmasıyla elde edilebilecek bir fırsata
dönüşmemelidir.
Anlattığına göre arkadaşı bir kaç ay önce yine
eve getirdiği bir Rottweiler yavrusunu tuvalet
ve yanlız kalamam problemlerinden dolayı kendi
rızasıyla geri iade etmek zorunda kalmış.
Köpeğin gündüz kimse yokken nerede kalmasının
planlandığını sordum. Bana eliyle küçük bir
tuvalet boyutunda dikdörtgen çizerek arka
balkonlarını tarif etti. Büyümekte olan bir dev
ırk köpek yavrusu için ne ideal bir ortam?
Küçükken oturduğumuz mahellede koca bir Alman
Çobanına irice bir yemek masası büyüklüğündeki
bir balkonda bakan birilerini tanıyordum. Köpek
balkondayken durmaksızın havladığını dışarı
çıktığında ise hiper aktiviteden insanları nasıl
da korkuttuğunu bu gün gibi hatırlıyorum.
Türkiye'de pek çok insanın eve pek sokmadan
köpeklerini balkonda bakabileceklerini hayal
etmelerini bunca zamandan sonra elle tutulur bir
inanca dahi dayandırılabileceğine inanmıyorum.
Altında yatan gerçek neden "bakamazsak vermek
zorunda kalırız" ihtimaline ister istemez
inanmaktan kendilerini alamamaları. Böylece
başka bir masum yavru daha bilinmeze
gönderilecek. Bu toplumsal bir davranış biçimi
falan mı oldu?
Hangi ırk olursa olsun yavru köpekler yakın
kontrol ve bakıma gereksinim duyar. Çünkü onlar
hala birer bebektir. Dünya hakkında sadece
annesinin yanındayken doğum kutusunun çevresinde
görebildikleriyle sınırlı bilgiye sahip bir
yavruyu düşünün. Kim evde günde sadece bir kaç
saat ev ahalisiyle yakın ilişki içinde olması
dışında her hangi türden bir yavrunun (insanın
bile) tek başına bu büyük yanlızlığı
kaldırabileceğini iddia edebilir? Bu dönemler
dikkatle sosyalleştirilmesi ve ilk temel
kuralların yavaş yavaş tutarlı bir şekilde ona
verilmesi gerektiği inanılmaz derecede kritik
dönemlerdir. Travmatik olaylara (çocukların
kucağından düşme, daha iri bir köpekçe
hırpalanma, merdivenlerden düşme vs) imkan
vermeden mümkün olduğunca çeşitli türden canlı
ve durumla yavrunun hafızasında pozitif
çağırışımlar bırakarak tecrübeler yaşaması
sağlanmalıdır. Gelecekte kendine güvenen, sakin
ve dengeli bir köpeğe sahip olmak için bu çok
önemlidir. Kritik sosyalleşme dönemi 1.5-4 ay
arasıdır. Çoğu insan bilgisizlikleri nedeniyle
bu en önemli fırsatı atlar.
Yavru eğitiminin bana göre püf noktası köpeğin
erişkin olduğunda yapmasına izin vermeyeceğiniz
şeylere (üzerinize atlayıp ısırarak oynaması,
mobilyaların üzerine çıkması, eski de olsa
ayakkabılarınızı kemirmesi, kediyi kovalaması
vs) yavruyken de izin vermemek ve daha sonra
kötü bir alışkanlığa dönüşebilecek hataları
işlemesine en baştan izin vermemektir. Bu da
köpeği sabah 8 - akşam 7 arası evde yanlız
bırakarak sağlanamaz. Köpeklerin çağrışımsal
hafızaları yoktur ve 10 dakika sonra dahi
kemirdikleri ayakkabı ya da halıdaki ısklaklıkla
sizin ona çıkışmanız arasındaki bağı kuramaz.
Elinize tek geçen artık bu kadarına da
dayanamayacağınız hissi ve sizden korkan
şaşırmış bir köpektir.
Düzenli bir tuvalet alışkanlığı için başlarda
köpek kesinlikle en az bir kaç saatte bir dışarı
çıkarılmalıdır. Bu amaçla bir arkadaş ya da
komşudan yardım isteyebilirsiniz. Yavrunun tüm
evde özgürce dolaşması da belaya açık
davetiyeden başka bir şey değildir. Akşama
şanslıysanız pisletilmiş halılar, devrilmiş
saksılar, kemirilmiş ayakkabı ve terliklerle
karşılaşır; kemirdiği elektrik kablosu ya da
merakla tadına baktığı bir temizlik maddesi
hatta fare zehiri nedeniyle cansız bir bedeni
halının üzerinde bulmanın dehşetini tecrübe
etmezsiniz. Her yıl kaç yavrunun bu şekilde
yaşamını kaybettiğini sormayın bile.
Yavru ona ilk derslerini veren annesinden
ayrıldıktan sonra çevresinde ona yol gösterici
ve anlayışlı; ama kesinlikle disiplinli bir
lider görmeye gereksinim duyar. Bu dönemde yeni
dahil olduğu ailenin kurallarına yavaş yavaş
adapte olurken (bu ortalama bir yıl alır) şahit
olduğu dış ve yabancı dünyanın karşısında
karakteri biçimlenir. Gelecekte tecrübe edeceği
durumlara ne tür reaksiyon göstereceği böylece
belirlenmiş olur. Bilinçli kim süratle akıp
giden bu kısa; ama çok önemli dönemde istediği
gibi yönlendirebileceği yavruyla olan ilişkisini
onu her gün uzun süre yanlız bırakarak tehlikeye
atmayı ister?
Yavru tabii ki yanlız kalmayı öğrenmelidir.
Kendine zaman zaman yetmeyi bilmeyen bir köpek,
siz kapıdan çıktıktan sonra vaktini uluyarak ya
da evi yiyerek geçirebilir. Ancak, bu duruma
kademeli olarak alıştırılması gerekir. Yavru diş
değiştiriyorsa kemirecek yer arayacağından
kapıdan çıkarken nelere davetiye çıkardığınızda
emin olmanız gerekmektedir.
Zaten yanlız kalmak köpek için başlı başına
doğal olmayan bir durumdur. Sürü hayvanı olan
köpek sürüsünden yani bu durumda insan
ailesinden uzak kalması için kendince doğal hiç
bir sebep göremeyebilir. Onu terk etmediğinize
ve evde uslu bir şekilde yanlız kalmasının
ödüllendirici bir şey olacağına onu
inanırmalısınız. Bu tamamen bir eğitim
sürecidir. Çok az köpek kendiliğinden bu
beceriye sahip olur.
Yavrunun aşıları tamamlandıktan sonra onun baş
öğretmeni olarak yapmanız gerekenleri şöyle
sıralayabiliriz:
Yavruyu komşularınız ve özellikle çocuklarla
tanıştırın. Bırakın birbirlerini incitmeden
sakince oynasınlar. Çocuklar daima köpekler için
pozitif canlılar olmalıdır. Yavruya ellerinden
yiyecek küçük şeyler vermelerini sağlayın. (Asla
kontrolsüzce bağırıp çağıran, hayvanı ürketerek
paniklemesine neden olan haşarılarla yanlız
bırakmayın)
Sıra çevredeki diğer canlılarda. Ne yazık ki her
erişkin köpek yavrulara karşı tölerans
göstermez. Tanıdığınız kişilerin iyi huylu
köpekleriyle yavrunuzu tanıştırın. Arkadaş
edinmesine izin verin. Oyun, sosyal köpek
davranışını öğrenebileceği en önemli fırsatların
başında gelir.
Parkta da yavaş yavaş itaat eğitimine devam
edin; fakat yavru dikkatini çok kısa bir süre
tek bir konu üzerinde odaklayabildiğini sakın
unutmayın. Seansları başta çok kısa tutun. Onu
çağırmanızın tek nedeni tasmasını takıp eve
gitmek olmamalıdır.Yavruyu ara ara yanınıza
çağırın; ödüllendirin ve arkadaşlarının yanına
geri yollayın. Size gelmenin her zaman iyi bir
şey olduğundan emin olması gerekir. Asla
cezalandırmak için yanınıza çağırmayın. Bazı
ırklar daha bağımsızdır. Onları belki de sadece
kapalı alanlarda serbest bırakmak zorunda
kalabilirsiniz. Sırf insan olduğunuz için köpek
her dediğinizi yapmak zorunda değildir.
Kalabalık caddelerde dolaşın. Arabaların
yanından geçin. İnsanların ona yaklaşmasına izin
verin. Erişkin olduğunda dost ve düşmanı doğru
değerlendirebilmesi için her şeyden önce kendine
güvenmeyi öğrenmelidir. Sürekli saldırmaya hazır
, göz dağı veren bir köpeği bu hale getiren
korku ve ne olacağını kestirememesidir.
Bankta her gün artan sürelerle oturarak yavrunun
"otur/bekle" komutu üzerindeki becerisini
arttırın. Gözünüz üzerindeyken bir dükkana girin
ve dışarda ona "bekle" komutuyla siz dönünceye
kadar beklemeyi öğretin. Geri döndüğünüzde onu
ödüllendirin. Her zaman bağlı olmasına dikkat
edin ve bekleme süresini en başlarda bir kaç
dakikayla sınırlandırın.
Asla kedileri ya da başka canlıları kovalamasına
izin vermeyin. Başta eğlenceli gelse de erişkin
olduğunda bir kedi katiline dönüşecektir.
Asla sizi nasıl koruyacağını ona öğretmek adına
başkalarına saldırmaya cesaretlendirmeyin. Her
insan polis olamayacağı gibi her köpek bu göreve
uygun olmayabilir. K-9 diye tanınan köpekler
belirli ırklardan özenle seçilen ve özel
eğitimden geçen uzman köpeklerdir. Her
Rottweiler ya da Alman Çobanının bir
profesyonele dönüşmesini ummayın. Her aklına
koyan cebinde silahı koyamayacağı gibi her köpek
de acar bekçi ve koruma köpeği olmayacaktır.
Bazı ırklar bu amaçla üretilmişken bazıları
üretim amaçları nedeniyle yabancılara dahi
dostça davranırlar.
Yavrunuzun erişkin boyutlarına ulaştıktan sonra
uzun süre daha koca bir bebek kalacağını
unutmayın. Özlelikle de dev ırk köpeklerin
olgunlaşması 3 seneyi bulur. Sabırlı olun.
Oyundan başka bir şey düşünmediği için ona
kızmayın.
..ve her şeyden; ama her şeyden önce köpeğin
hatalarını cezalandırma değil doğru
davranışlarını ödüllendirme anlayışına dayalı
bir eğitim programı uygulayın. Disiplinden
vazgeçmeden ikinizi de mutlu edecek olaylara onu
yönlendirirken davranışlarını okuyarak hata
yapmasına en baştan fırsat verecek ortamlardan
onu uzak tutun.
Yavru köpek bakımı özellikle de yaşamlarının ilk
1-1.5 yılını alan sabırlı ve tutarlı bir eğitim
ve kontrol gerektirir. Onun hayatınıza tam
anlamıyla uyum sağlamış bir dosta dönüştürmek
istiyorsanız bu şansı ilişkinize en baştan
tanımaya kararlı olmalısınız.
Şöhret Bir Irk İçin İstenmeyen Şeydir
1960'lar Afgan Tazılarının moda olduğu yıllardı.
Dergilerde "Bu sarışınları tanıyor musunuz ?"
başlıklarıyla ırkın uzun düz tüyleri arkadan
bakıldığında zarif bir kıza benzetilmesine neden
oluyordu? Pek çok insan bu aristokratik
görünüşlü köpeklerden birer tane almak istedi.
Oysa Afgan Tazıları adından da anlaşıldığı üzere
Afganistan'da tavşan benzeri avları keskin
gözleriyle tespit edip inanılmaz hızı ve manevra
gücüyle avlamak için üretilmiş gerçek bir av
köpeğiydi. Hatta dağlık gölgelerde Kar Parsları
için bile kullanılacak kadar görevini ciddiye
alan yaman bir avcıydı. Ne yazık ki Müslüman bir
ülkeye has bir ırk olduğu için çadırlara kabul
edilmeyen, insanlarla av dışında fazla ilişki
kurmayan bu köpek bağımsız, sahibinden çok kendi
inisiyatifiyle hareket eden gerçek bir karaktere
dönüştü. Bu hayranlık verici güzellikteki ırk
şehre geldiğinde gerçek bir tazı olarak geniş
alanlarda koşmak, av güdüsünü tetikleyen küçük
hayvanları kovalamak, itaat umulduğunda sağırı
oynamak gibi bağımsız Afgan karakteriyle umulanı
çoğu insan için vermedi. Sonuç pek çok Afgan
Tazısı ideal aile köpeği olmadığı için evini
kaybedip meçhule yollandı.
19. yüzyılda Jack Russel Terrierler ateş
parçaları olarak diğer terrierler gibi kemirgen
ve özellikle tilki avında kullanılmak üzere
üretildi. Tilki tazıları ininde sıkıştırdığı
avlarını Jack Russel'a teslim edip inindeki bu
vahşi hayvanlarla başa çıkması konusunda gözleri
hiç arkada kalmadan avın tamamlanmasını
bekliyorlardı. Küçük hayvanları inlerinde
öldürmek için üretilmiş bu köpekler kendine
sonsuz güvenen, agresif ve bağımsız düşünebilen
bir karakter olması gerekmekteydi. Hollywood 'un
Maske'si ile birlikte birden herkes bir Maylo
yani Jack Russel sahibi olmak istedi. Filmde
akşama kadar koca şehrin ortasında sahibini
sessiz sedasız bekleyen bu akıllı köpek gerçekte
bir Jack Russel karakterini hiç de
yansıtmıyordu. Jack Russellar yavruluklarından
itibaren dikkatle sosyalleştirilip eğitilmesi
gereken gerçek bir iş köpekleridir. Siz ona bir
iş vermezseniz o mutlaka kendine yapacak bir iş
bulur. Yanlız kaldığında ya da bağımsız ve özgür
düşünen karakteri tecrübeli biri tarafından
kontrol edilmediğinde sürekli havlayan,
saldırgan ve hiper aktif bir köpeğe dönüşebilir.
Dışarda onu harika bir av terrieri yapan
özellikleri evde sizi çaresiz bırakabilir.
101 Dalmaçyalı filmi tekrar çevrildiğinden beri
özellikle Amerika'da artan ilgiden payını almak
isteyen fırsatçı insanların ürettiği binlerce
Dalmaçyalı kısa süre sonra tıpkı Afgan Tazıları
gibi hareket ve ilgi isteyen köpekler olarak
kapı önüne kondu. Aşırı popülasyonları nedeniyle
çaresiz yetkililer tarafından çoğu uyutulmak
zorunda kaldı. Bir Dalmaçya üreticisi yüksek
tirajlı köpek dergilerinin birinde "Artık her
yerde benek görüyoruz " figanlarıyla aşırı
üretimi protesto etmeye çalışıyordu. Bir
Dalmaçyalı yakın aile ilişkisinin yanı sıra gün
içinde uzun kır koşularına gereksinim duyan tam
anlamıyla aktif bir köpektir. Evde sizinle
televizyon seyretmesini beklemeden önce onla
uzun yürüyüşleri göze almanız gerekmektedir.
Sanırım bu sefer de biraz abartılmasına rağmen
Beethowen 'ın St.Bernard karakteri evde yavru
bir köpeğin neden olabilecekleri konusunda
nispeten daha gerçekçi bir profil çizmektedir.
Turner&Hooch'da Tom Hanks'a eşlik eden Douge de
Bordeaux da (Fransız Mastifi) onun boyutundaki
mastif tipi bir köpeğin mobilyalar üzerinde
nelere kadir olabileceğine iyi bir örnektir. Her
ne kadar neredeyse bir gecede Amerika'da bir
yığın insan Hooch'dan bir tane eve götürmek
istediyse de akıllarında biraz daha gerçekçi bir
köpek karakteriyle yola koyulmuşlardır.
Resmini beğendiğiniz ya da bir filmde gördüğünüz
bir köpek rüya köpeğiniz olmayabilir. Üretim
amaçları, aktivite düzeyleri ve
eğitilebilirlikleri göz önüne alınması gereken
ilk üç unsurdur. Ne her ırk benzer
yaradılıştadır ne de "gördüm beğendim ve aldım"
yaklaşımıyla sahip olunulacak bir mülktür.
Köpek seçimi en az iki kez düşünmeden verilecek
bir karar olamayacak kadar ciddi plan ve program
gerekmektirmektedir.
Üretmek mi,
Yavru Almakmı?
Bu iki kavramı birbirine karıştırmak safkan
köpeklere uzun vadede yapılacak en büyük
kötülüğün başında gelir. Yaşamımızı bir köpekle
paylaşmaya karar verdiğimizde onun ne olduğu
gerçekte önemli olmayabilir. Doğru kişiyle
buluştuğunda her köpek sadakat ve sevgi üzerine
insanlığa örnek teşkil edecek doğuştan gelen
erdemelerle doludur. Ancak, köpeğin
evcilleştirilmesinden bu yana farklı
coğrafyalarda farklı amaçlarla üretilmiş safkan
köpek ırklarının korunması ve değişen yaşam ve
gereksinim koşullarına uydurulması amacıyla
üretimin devam etmesi gereklidir.
Safkan köpek üretimi uzun tecrübe ve ciddiyetin
yanı sıra profesyonellik gerektiren bir
uğraştır. Amaç, köpeğin mürvetini görmekten çok
sevip değer verilen ırkın gelişimini sağlamak
olmalıdır. Bu da ciddi bir araştırma, diğer
üreticilerle profesyonel alanda etkileşim ve
ırkının birbirine mümkün olan en uygun
örneklerine sahip olmakla başlar ; ama burada
bitmez. Nesiller içeren bir üretim programı
geniş maddi olanaklar gerektirir.
Anti-profesyonel, belki iyi niyetli ; ama
çoğunlukla kolay para kazanmayı amaçlayan arka
bahçe üreticileri ırka zarardan başka bir şey
getirmez. Hamilelik, doğum ve yavruların emzirme
dönemleri inanılmaz maddi kaynak isteyen
olaylardır. Tabiki her şeyin yolunda gittiğini
düşünürsek. Doğumun ölüm de getirebileceği
unutulmamalıdır. Yavrular için uygun aileleri de
doğumdan önce ayarlamanızda fayda var. Dünyaya
gelmesine izin verdiğiniz her yavrudan işler
ters giderse ömür boyu da sorumlu olduğunuzu
unutmamayı da listeye eklerseniz hiç bir şeyin
dişi ve erkeği yan yana koyarak kendiliğinden
hallomayacağını anlatabildiğimi umuyorum.
"Yavru almayı" değil; ama "üretmeye" karar
verdiğiniz bir ırkın bu amaca hizmet edecek en
iyi örneklerine sahip olmadan önce gerçekçi
üretim amaçlarının baştan belirlenmesi
gerekmektedir. Ana amaç tabii ki en baştan
itibaren gönül verdiğiniz ırkı yarınlara
götürecek standartlarına en yakın köpekleri
üretmektir. Standartlar bir ırkın nasıl
davranması ve görünmesi konusunda örnek teşkil
eder. Her ırk kendine ait standartla uyum içinde
üretilir. Zamanla belirli değişiklikler
standartlara getirilirse ırk değişen kurallara
uydurulur. Bu başta da belirttiğim gibi nesiller
alabilecek bir çalışmadır.
İlk kriter kesinlikle köpeğin karakteri üzerine
olmalıdır. Nedensiz saldırganlık gösteren,
insanlara güvenmeyen ve içinde bulunduğu her
hangi bir durumun stresiyle başa çıkamayacak
kadar huzursuz ve aksi köpekler konformasyon
olarak ne kadar mükemmel olurlarsa olsunlar
kesinlikle üretimde kullanılmamalıdır. Her ne
kadar doğan her yavru boş bir kağıtsa da o
kağıdın kalitesi kesinlike kalıtsaldır.
Köpeğin üretim amacı akıldan asla çıkarılmadığı
sürece korunması gereken ırksal fiziksel ve
zihinsel yapısı genel hatlarıyla ortaya
çıkacaktır. Bir iş köpeği ise çalışma
kapasitesini kaybetmiş ve sadece görüntüsünü
taşıyan bir köpek onu özel yapan köklerinden
uzaklaşıyor demektir. Özellikle de Alman Köpek
Klubü'nün iş ve çoban köpeklerinin üretimine
izin vermeden önce onları belirli testlerden
geçer puan almak zorunda bırakıp sınamaları bu
ırkların yeteneklerini kaybetmeksizin yeni
nesillere genlerini taşımasını sağlar. Aynı
kriterler bir terrier ya da av köpeği için de
geçerlidir. Sorumluluğunun bilincinde bir
üretici köpeğinin ne için üretildiğini unutmaz.
Avla ilgilenmeyen bir Pointer ya da tüm gün
koltukta uyuklamayı seçen bir Border Collie
yavrularına geçirmeye değecek o en önemli
özellikten mahrun demektir.
Üretmeyi planladığınız köpeğin karakterinden
emin olduktan sonra fiziksel özellikleri ikinci
önemli kriter olarak önümüze çıkar. Yine üretim
amacı göz önüne alındığında köpeğin o amacı en
iyi şekilde yerine getirmek için nasıl bir
konformasyona sahip olması gerektiği sorusunun
cevabı köpeğiniz için bir ayna olmalıdır. Bir
sürü bekçisi keskin koruma güdüleriyle
desteklenmiş güçlü ve caydırıcı boyutlardaki
fiziğine güvenmek zorundadır. Hacim kaybetmeye
hatta iriliğin bilinçsizce övüldüğü durumlarda
fazla irileşmesine müsade edildiğinde köpek
görevini yerine getiremez olabilir. St.Bernardların
18. yüzyılda hastalık sonucu nesilleri tükenme
tehlikesine karşılık Newfoundlandla melezleyerek
kurtarılmasından sonra ırk ilk defa bu yeni kan
nedeniyle uzun tüylerle tanışmıştı. Ne yazık ki
uzun tüyler tipi altında kolaylıkla kar ve buzla
kaplandığından Alplerdeki keşişler tarafından
uzun tüylü yavrular ev köpeği olarak hediye
edilirken sadece kısa tüylü St. Bernard'lar
görevlerine kaldıkları yerden devam etmiştir.
Bir üretici, köpeğine baktığında sadece dıştan
nasıl göründüğüne değil o şekilde görünmesini
sağlayan iskelet ve kas yapısının da nasıl
biçimlendiğini de görecek kadar bilgili ve
tecrübelidir. Ön ve arka bacak kemiklerinin omuz
ve kalça ile ve birbirleriyle yaptıkları açılar,
topukların yerle mesafesi, bacakların birbirine
parallelliği vs hayvanın hareket yeteneğini
belirler. Hareket mekanizmasını çalıştıran
parçaların tek tek ve kollektif olarak nasıl
olması gerektiği bilinmediği sürece de bu çok
önemli değerlendirme de başarı elde edilemez.
Daralan açılar bacakların yeri rahat adımlarla
kavrayamamasını, adalelerin doğru şekilde
örülmesine imkan vermediğinden köpeğin yeterli
etkinlikte hareket edememesine neden olacaktır.
İnsan tüm bunları bilmeden cahilliğin verdiği
cesaretle kolaylıkla yola koyulabilir. Bilinç,
başarı konusunda endişeyi de birlikte
getirecektir.
Eğer gerçekten kararlıysanız üretim için
alabileceğiniz standartlarına uyan en iyi köpeği
almalısınız. Bu ne kolay ne de ucuz bir şeydir.
Kesin olan bir şey varsa pahallı köpek en iyisi
değilse de ucuzu üretim için fiyasko
getirecektir. Kesinlikle bir akıl hocasına
gereksiniminiz vardır. Bu kişi son on yıldır
evinde çeşitli ırklardan köpek besleyen ya da
eğiten biri değil o ırkla yıllarını geçirmiş ve
hatta şanslıysanız üretmiş biri olmalıdır. Köpek
yarışmalarını gezin. Tanışabildiğiniz kadar bu
konuyla ilgili birileriyle tanışın. Kitaplar
okuyun. Bunca çaba ve zaman sonuca değecektir.
Zamanla aynı ırka ait köpeklerde bile bireysel
farklılıklar olduğunu fark eder duruma
geleceksiniz. Standardına uymasına rağmen yüz
ifadelerinde ya da fiziksel yapılarında bir
diğerine göre tercih ettiğiniz bazı özellikler
bulacaksınız. Doğru yoldasınız. Şimdi üretmek
isteyeceğiniz köpeğin neye benzemesi gerktiği
konusunda hedefleriniz netleşmeye başladı işte.
Şunu unutmayın ki özellikle de kendi ürettiği
kandan bir damızlığı size satmadan önce üretici
sizden belirli garantiler isteyebilir. Emin olun
çocuklarım dediğiniz köpeklerinizin yavrularına
yuva seçerken de müşterilerinizi siz de böyle
sorgulayacaksınız. Bu arada sizin de
cevaplanmasını isteyebileceğiniz belirli sorular
kesinlikle olmalıdır. Her üreticinin ürettiği
köpekte öncelikle sahip olmasını istediği
belirli özellikler vardır. Bunları öğrenin. Şunu
asla aklınızdan çıkarmayın ki mükemmel köpek
henüz doğmadı ve muhtemelen de hiç doğmayacak.
Köpeğinize eş seçerken siz de bu konuda dürüst
olmak zorunda kalacaksınız. Zayıf ve güçlü
yanlarını dürüstçe belirlediğinizde neyin
peşinde olduğunuz konusunda daha net cevaplar
elinizde olacaktır. Hayalinizdeki köpeği ya da
hayalinizdeki köpekleri üretmenizi sağlayacak
potansiyeldeki köpekle eve dödüğünüzde başarılar
kadar riskler ve hayal kırıklıklarıyla dolu bir
geleceğe yelken açtınız demektir. Kimse üç aylık
bir yavrunun şampiyon olacağını size garanti
edemez. Potansiyelini değerlendirebilir; ama
inanın bu küçük yaramazlar erişkin oluncaya
kadar çok değişir. Üretim için alacağınız
köpeğin erişkin olarak neye benzeyeceği daha
belirgin olduğunda satın alınması daha tavsiye
olunur bir durumdur. İki şampiyonun yavrularının
da şampiyon olacağını hayal etmek biraz
tecrübesizlik ve iyimserlik örneğidir.
Pedigrilerin yakından incelenmesi, eş olarak
seçilmesi planlanan köpeğin bir damızlık olarak
performansı, kastım tabiki olumlu özelliklerini
ne kadar ölçüde yavrularına geçirebildiği, eşler
arasındaki fiziksel artı ve eksilerin uyumu
doğru karar vermede ilk ele alınacak
kriterlerdir. Bunu da uzun geceler kafa
patlatmadan belirleyemeyebilirsiniz. Yine bir
uzman yardımı tavsiye edilir.
Tüm bu anlatılanları genetik konusunda bir kaç
kalın kitap devirmeden halledebileceğinizi
düşünüyorsanız lütfen kumar oynamayın. Irkta
hetero ve homozigot genlerin ne olduğu gibi
konular iyi anlaşılmalıdır. Üreticiler
köpeklerinin genetik saflığını ya da homozigot
oluşunu dolayısıyla fenotiplerinin önceden
kestirilebilirliğini arttırma üzerinde
yoğunlaşırlar. Ürettiğiniz köpeğin genetik
yapısına, sahip olmasını istediğiniz özellikleri
ne kadar koyu harflerle yazmayı başarırsanız
yavrulardaki kalıtsal tutarlılık da o kadar
güçlü olur.
Asla atlanmaması gereken ve belki de tüm üretim
programınızı kökten değiştirmek zorunda
kalabileceğiniz diğer bir etmenden bahsetmeden
sözümüzü bitirmemeliyiz. Her ırka has kalıtsal
bazı hastalıklar mevcuttur. Fiziksel ve zihinsel
sağlığın korunmasında bu hastalıkların üretim
programındaki olası varlıklarının tespit
edilmesi hayati önem taşır. Bir köpek fiziksel
olarak ne kadar doğru görünümde olursa olsun
kalça çıkığı, progresif retinal displazi, kalp
kapakçıklarında problem, sağırlık ya da bakır
metabolizmasında bozukluk gibi genetik olarak
ebeveynlerinden geçen bir anormalliğe sahipse
tüm yapmanız gereken onu derhal kısırlaştırarak
üretim programınızdan çıkarmak ve bu sorunun
geçmişte nereye kadar uzandığının mümkünse
genetik haritasını çıkarark belki de herşeye
yeniden başlamaktır. Pedigri bu nedenle
önemlidir. Yavrunun soy ağacının bilinmesi onun
geçmişi hakkında ayrıntılı bir biçimde tutulmuş
kayıtların yardımıyla değerlendirmeler yapmanıza
imkan sağlar. Bu bulunmaz bir veri kaynağıdır.
Bu hastalıkların tespitinde DNA da dahil olmak
üzere çeşitli testler neyseki mevcuttur. Bu
raporlar sizin garanti kaynağınız olacaktır.
Başta da dediğimiz gibi dünyaya gelmesine izin
verdiğiniz her yavrudan gerektiğinde ömür boyu
da sorumlu olduğunuzu unutmamalısınız. Bir ırka
gönül verdiğinizde ülke hatta dünya çapındaki
özellikle de aynı ırktan tüm köpeklerin özenle
ve olması gerektiği gibi bakılmasını istersiniz.
Sokakta tek bir soruya zincirleme onlarca cevap
yağdırırsınız. O ırka karşı kendinizi sorumlu
hissedersiniz. Bu doğru motivasyon noktasıdır.
Para kazanmak umrunuzda değildir. Köpek üretimi
zaten pahallı bir hobidir ve kimse çocuklarını
satarak köşeyi döneceğini hayal etmez. Aksine
testler, aşılar, olası hastalıklar, beslenme,
showlar için pahallı seyahatlar hatta telefonda
yapılan uzun bilgi verci görüşmeler bile
kazanılandan fazlasını götürür. Üretici yine de
mutludur. Çünkü sattığı yavrular özenle
bakılacaklarını bildiği yeni bir aile bulmuştur.
Aksi halde her ırkın adına ve onun korunması ve
geliştirilmesi için kurulmuş kulüplerinin
organize ettiği kurtarma gönüllüleri bu
köpekleri tespit ederek yanlarına alır,
rehabilite eder, kısırlaştırır ve yeni yuva
bulur. Tüm bu uğraş para kazanmak bir yana
cepten karşılanan tüm masrafların ardından ırkı
korumaktır.
Köpek üretimi bilim ve sanatın kaynaştığı çok
özel bir uğraştır. Ciddi bir tecrübe, bu konuda
çok özel bir yetenek, inanç, bağlılık ve hatırı
sayılır bir maddi kaynak ister. Şirin bir
köpeğin olacak yavrularının hayalinin tüm bu
anlatılanları unutturmasına izin verilmemelidir.
Genlerle Oynamak Değil Seçici Üretim
Irka yabancı olanlar Shar-pei'nin buruş buruş
derisine baktığında tanıdığı hiç bir köpeğe
benzetemez önce ve genleriyle oynana oynana
köpeklerin ne hale getirildiğini esefle geçirir
içinden. Beyaz İngiliz Bull terrierin yumurta
biçimindeki oval kafası üzerindeki küçücük içe
kaçmış gözlerini gördüğünde de aynı şeyi
düşünmekten alamaz kendini. Bu garip köpekler
sadece daha önce görmedikleri için
tanımayanlarınca laboratuvarlarda üretilmiş
yaratıklarla bir tutulur. Sanki bir punduna
getirip dışarı çıkarılmışlar ve bazı garip
zevkli insanlarca evlerde üretilerek güzelim
Collie ve Alman Çobanlarının yanında yeni ve
egzantrik birer ırk olarak bize yutturulmaya
çalışılmaktadırlar.
Safkan ırkların içgüdüsel kişilik özelliklerinin
yanı sıra fiziksel özellikleri de üretim amacına
hizmet eder. Çin'in eski döğüş köpekleri olan
Shar-pei'ler bedenlerine bir kaç numara büyük
gelen derilerini arenada rakiplerine yem olarak
sunarak daha güçlü gerçek bir ısırıkla zafere
ulaşmayı amaçlarlardı. Eski Çinliler Shar-pei'leri
bilinçli olarak bu fiziksel özelliklerde
üretmişleridir. Eminim ki ırkın ilk örnekleri bu
denli abartılı deri özelliği göstermiyordu.
Üretim amaçları belirlendikten sonra istenen
özellikleri gösteren ya da bu özelliklere yatkın
anne ve babalar üretimde kullanılarak nesiller
sonra istenilen köpeğe ulaşılabilir. Genetik
prensip hep aynıdır.
Her ne kadar 1835'de ilk defa bull terrierler
show'larda görülmeye başladıklarında bu günkü
ilginç görünümlerinden uzak olsalar da
1950'lerde çok tutulan show birincisi bir
köpekle birlikte eğimli kafa standardı kabul
görerek üreticileri sürekli daha eğimli kafalı
bull terrierler üretmeye yönlendirmiştir.
Sanıldığı gibi bull terrier ne köpek domuz
melezi ne de başka bir tür kanı taşımaktadır.
Doğa, türler arası ürmeye izin vereceği bir
düzen sahip değildir.
Alman Köpek Klubü, özellikle de iş köpeklerinin
(Alman Çoban Köpeği, Rottweiler, Dev Schnauzer
vs) üretimine izin vermeden önce anne ve babanın
itaat başta olmak üzere belirli testleri
başarıyla tamamlamış olması kuralını getirir.
Böylece kendini kanıtlamış ebeveynlerden yüksek
çalışma potansiyelli yavruların üretimi
sağlanır. Doğru eğitimle bu köpekler beklenen
çalışma verimini sahiplerine sağlar.
Alman Çoban Köpeği 100 yıllık bir maziye sahip
olmasına rağmen bu dikkatli ve seçici üretim
prensipleriyle köpek dünyasının çok yönlü
yıldızı olmayı başarmıştır. Profesyonel üretici
ve eğitmenlere göre iyi bir iş köpeği
"üretilirken" nadiren "eğitimle" elde edilir.
Profesyonel üreticiler bu nedenle büyük önem
taşır. Aldığınız yavrunun anne ve babasını
görülmesi, onların aile ya da iş köpeği olarak
değerlendirilmeleri hem yavrların doğru
sahiplerle buluşturulmasını hem de üretilen
köpeklerde korumak istenilen özelliklerin
muhafaza edilerek yeni nesillere aktarılmasını
sağlar. Dikkatsizce yapılan üretimler ırka
zarardan başka bir şey getirmez.
Seçici üretim at, büyük ve küçük baş çiftlik
hayvanları gibi diğer evcil hayvanların da
üretiminde de büyük rol oynar. Zayıf yanların
nesiller içinde elimine edilip, korunması
istenen özelliklere sıkı sıkıya bağlı kalınarak
ırkların sürekli geliştirilmesi amaçlanır.
İleriyi gören bir bakış açısıyla üretim
tecrübesine sahip olunması, "genetik prensipler"
ile korumak ve elimine etmek istenen
özelliklerin bilinmesi gerçek üreticileri
sıradan arka bahçe üreticilerine ayıran en
tartışılmaz erdemleridir.
İşemek ya da
İşememek
İşte bütün mesele bu. Köpeğiniz tuvalet
eğitimini umursamıyorsa öncelikle kabul edin
köpekler çişe bayılır.
İnsanlar büyük ölçüde sözlü ve yazılı dille
iletişim kurar. Köpeklerin ise bir kaç farklı
yöntemi vardır. Onlar vücut dilini kullanırlar.
Ardından geniş vokal çeşitliği ile sesli
iletişim gelir. Kokuyla iletişimde ise ağız
kısmının, kulak ve kuyruk bezlerinin, vajinal ve
anal sekresyonlar ile özellikle yapılmış idrar
ve dışkının koklanmasıyla köpekler sayısız bilgi
alış verişinde bunabilirler.
İdrar ile işaretleme, bölgesel mülkiyet ve
seksüel çekicilik gibi çok önemli amaçlara
hizmet eder. Bir köpek başka bir köpeğin
idrarını koklayarak yaşını ve belki de kimliğini
tanımlayabilir.
Testesteron erkek idrarının erkek gibi kokmasını
sağlayan hormondur. Yavru köpeklerdeki çok düşük
testesteron dört beş aylık olduklarında artmaya
başlar. On aylıkken zirvededir ve onsekiz
aylıkken normal erişkin erkek düzeylerine düşer.
Bu sırada genç erkek köpeklerdeki testesteron
seviyesi erişkin erkeklerden beş kez daha
fazladır.
Bu nedenle idrarın kokusu genç erkeğin yaşını
gizleyebilir. Yavru bir köpeğin kokusu oldukça
belirgindir. Vücut yapısı, rengi, davranışı ve
özellikle kokusu yaşını ortaya koyar. Sırt üstü
yuvarlanıp bir kaç damla idrar kaçırması
erişkinlere zararsız bir yavru olduğunu anlatır:
"Hey koklayın şunu. Gördünüz mü ben sadece bir
yavruyum ve size hiç bir zararım dokunmaz.
Lütfen canımı yakmayın." Doğal olarak erişkin
köpekler yavrulara töleranslı davranır. Ancak
testesteron düzeyleri artmaya başladığında erkek
yavruların davranışları erişkinlerce
sınırlanmaya başlar.
Arsız Yavru
On aylık olduklarında genç erkeklerin idrarı
hiper-erkek özelliği kazandığından diğer erişkin
erkeklerde "Bu delikanlı hızla büyüyor. Sosyal
düzenimizde tahta göz dikebilir. Hazır kontrolü
kolayken ona patronun kim olduğunu göstersek iyi
olur." tepkisine yol açabilir. Çoğu erişkin
köpek bu dönemde yavruyu biraz tartaklayarak ona
sürü içindeki yerini baştan öğretme yolunu
seçer.
Bölgesine sahip çıkma kavramı savunmanın yanı
sıra işaretlemeyi de içerir. Kurt sürülerinde
yüksek konsantrasyonlu erkek idrarı sürünün
bölgesi boyunca her tarafı işaretlemede
kullanılır. Bu işaretleme alışkanlığı evcil
köpektede benzer şekilde mevcuttur.
Farklı zamanlarda sahipleri tarafında
bulundukları çevrede dolaşmalarına izin verilen
köpekeler üzerine yapılan bir çalışmada bu tür
bir işaretleme çok belirgin çıkmamıştır. Bunun
yerine sürekli dışarda dolaşan köpekler evleri
üzerindeki yolları düzenli olarak
işaretlemişlerdir. Dolayısıyla çoğu işaretleme
eve yakın yerlerde gerçekleşmiştir. Serbest
dolaşan köpekler aktif olarak evlerinin
bulunduğu bölgenin merkezini korumamışlar ve
işaretlemenin bölgesel bir özellik göstermediği
ortaya çıkmıştır. Evcil köpeklerde işaretlemenin
bölge edinimi ve korunumyla alakalı olduğuna
dair kanıt yoktur.
İşaretler diğer köpeklerin o bölgeye girmesinde
belirgin bir engel teşkil etmemektedir.
Kesin olmasa da köpeklerin idrarlarından
birbirlerini tanıdıkları söylenebilir. Erkek
köpekler diğer tanıdıkları erkekler ya da
kendisininkilere kıyasla tanımadığı erkeklerin
idrarlarını daha çok koklayıp üzerine idrarını
yaptığı bilinmektedir.
Bölgesel savunmanın muhalif göstergesinden çok
evcil köpeklerin işaretlemeleri tanımadıkları
bölgeleri kendi idrarıyla işaretleyerek tanıdık
bir yer gibi kokmasını sağlamaktır. Benzer
olarak insanlar da yeni taşındıkları evlerine
kendilerine ait resimlerin asarlar.
İdrarla işaret bırakma sadece erkeklere has bir
ayrıcalık değildir. Pek çok dişi de işaretlerken
bazısı bunu yaparken bacak bile kaldırabilir.
Dişinin idrar sırasında bacak kaldırması
erkeğinkinden farklı bir özellik taşır. Erkek
arka bacaklarını kaldırıp dikey bir objeye nişan
almaya çalışırken dişiler çömeldikleri halde
sadece bir yöne doğru idrarlarını yönlendirmeye
çalışırlar.
Erkek köpekler özellikle de pro-österüs ya da ön
österus dönemindeyse dişinin idrar kokusuna
bayılır. Yine österus dişiler erkeğin idrar
kokusunu severler. Erkek österus idrarı şevkle,
yüzünde ciddi ve düşünceli bir ifadeyle koklar.
Burada köpeğin düşündüğü şüphelidir. Beyni
dururken daha çok koku nöronları çalışmaktadır
denebilir. Österüs idrarı kokladıktan hatta bir
miktar yaladıktan sonra erkeğin dişleri
birbirine çarpmaya başlayabilir.Hayır,
üşümüyordur. Bu hareket sıvı sirkülasyonunu
vomeranasal organlara doğru ittiği
sanılmaktadır. Koklayıp tadına baktıktan sonra
muhtemelen köpek bir kaç defa dişinin idrarının
üzerine kendi idrarını yapacaktır.
İşediğimize sevindim
Çiftleşme dönemlerinde dişiler daha fazla
gezinip seksüel durumlarını ilan eden idrarları
ile çevreyi işaretler. Ösrerus bir dişi, bir
erkeğin idrarının üzerine kendininkini yaparsa o
erkeğe daha açık bir mesaj yolluyor demektir.
Buna cevap olarak dişinin idrarının üzerine
kendininkini yapan bir erkek de benzerini
yapıyor anlamına gelir. Ayrıca kendi idrarıyla
österus idrarı gizleme amaçlı da olabilir. Bu
erkek, sırrı kendine saklamayı tercih
etmektedir.
Üreme süresince idrar hem mesaj iletici hem de
cezbedici bir özellik kazanır. Erkek ve dişi
köpekler idrarın kokusunda cinsiyet, seksüel
durum, hatta kimlik tespitinde bulunabilirler.
Karşı cinsler arasıdaki idrar yapımı çiftleşmeyi
kolaylaştıracak şekilde karşılıklı heyecan
yaratan özel bir mesajlaşma yöntemidir.
Benden
Başkasına Sevdirmesin!
Bazı insanların köpekleriyle ilgili
beklentilerini sorguladığınızda çoğunun yanında
caydırıcı bir sözde koruyucu umduğunu anlarız.
Bu köpek koşulsuz itaat eden ve kendisine
sahibinden başkasına yaklaştırmayan mümkünse
maço görünümlü bir köpektir. Köpeği yanındayken
yollarda bir çeşit film kahramanı gibi
hissetmeye gereksinim duyan bu insanlar show
zamanı geldiğinde köpeğin yerli yersiz her yerde
komutlarına nasıl da uyduğunu korku ve
kıskançlık dolu gözlere sergileyebilmelidir.
Onlar böylece saygı duyulan ve kıskanılan afili
delikanlının görsel karşılığı olabilirler. Zayıf
kişiliklerini bu sözde gücün arkasında
güçlendirdiklerinin farkında değillerdir.
Bu tür insanların köpekleri aşağı yukarı hep
aynı özellikler sergiler. Daha küçücük bir
yavruyken insanlar ve muhtemelen diğer
canlılarla pozitif iletişim kurmasına izin
verilmediğinden yeterince güvenemediği insanlara
karşı, sahibi duymasın ama, olacakları
kestirememesinden kaynaklanan korku nedeniyle
savunmacı bir saldırganlık sergiler. Bulunduğu
durumun sitresini bile kaldıramayacağından hiç
bir yerde kendini güvende hissetmemektedir.
Dostu ve düşmanı ayırabilecek kadar bile insan
tanımadığından şemsiyeyle yanından geçen yaşlı
bir teyze bile saldırgan yanını tetikleyebilir.
Komşunun köpeğiyle güvenle oynadığı için başını
okşamaya gelen çocukları tehdit unsuru olarak
görür. Belki de oynaması gereken o en şirin
çağlarında karanlık bir odaya kapatma masalının
bir kurbanıdır.
Daha da kötüsü de yaptıklarının bilincinde
olduğunu düşünen sahibinin ve arkadaşlar
arasında sözde kötü adamların kışkırtmalarıyla
diğer hayvanlara ve insanlara saldırmaya
cesaretlendirilmiştir. İnsanlar güvenilmezdir
onun için. İnsanlar ona zarar vermeden onun
onları tehditkar bir hırlama ile
uzaklaştırmasında fayda vardır.
Oyun seçenekleri hep ısırma ve bedensel mücadele
gerektiren itip kakmalı oyunlar olmuştur.
Böylece yavru daha bebekken dişlerini ve
bedenini kullanmayı öğrenir ve tanımadığı, saygı
duymadığı insanları, özellikle de çocuk ve
yaşlıları, domine etmeye başlar. Söylediklerine
göre gerektiğinde ev ahalisine bile sahibini
korumak için posta koymaktadır. Köpek erişkin
olduğunda sonuçlarını göremedikleri trajik son,
yavruya kendi bilinçsizlikleriyle
öğretilmektedir.
İşte size cesur bir koruma köpeği. Daha içinde
bulunduğu durumu bile sağlıklı değerlendirmekten
aciz bırakılmış, insanlar ve diğer hayvanları ya
bir tehdit ya da av gören övgüye değer aranan
köpek.
Ne yazık ki sahibi ırkına göre değişse de 2
hatta 3 yaşından sonra olgunlaştığında parkta
tanımadığı kişilerle top oynarken bile yan
gözüyle hep ailesinin güvenliğini kolladığını
hiç bilmeyecek. Bir aile köpeğinin profesyonel
bir koruma köpeğinden ayıran özelliklerin
ayrımına asla varamayacak. Büyük bir olasılıkla
3 yaşına gelmeden saldırganlığı kontrolden çıkıp
bilinmeze gönderilecek.
Koruma köpeği eğitimi kesinlikle işin ehli
profesyonel kişilerin işidir. Bu amaçla
eğitilecek köpekler özenle seçilir; hatta
üretilir. Koruma köpeği olarak kullanılabilecek
ırklardan birini alıp eve getirmek istenen
sonucu getirmeyecektir; ama ne istendiğini tam
bilmeyen biri zayıf yanları ve getireceği
potansiyel problemleri de değerlendiremez.
Köpeği ısırmaya alıştırmak kolaydır. Önemli olan
ne zaman ve nasıl sorularının kontrolünün
tamamen sizin elinizde olmasıdır. Tehlike ve
güvenli durumlar arasındaki farklı
değerlendiremeyecek bir köpek patlamaya hazır
bir bombadır. Bu tür bir eğitimin verilmesi ve
bu tür bir köpeğe sahip olunması ehliyet
gerektiren çok özel bir durumdur. Sokaklarda
silahla gezmeye izin verilmediği bir toplumda
kontrolü tamamen sizde olmayan bir silaha
çevrilmiş köpek gerçek bir tehdittir. Ne yazık
ki çoğunlukla suçlanan köpek hatta ait olduğu
ırk olur.
Yaşadığımız toplumda köpekler dost insanlarca
yaklaşılır olmayı bilmelidir. Bir marketin önüne
bağlandığında menziline giren ilk kişiyi
ısırması kimseye fayda getirmez. Bazı ırklar
doğal olarak yabancılarla kolay dostluk kurmaz.
Özellikle bu ırklar genç yaşta yanına yaklaşan
insanların ona bir tehdit oluşturmayacağı
öğretilmelidir. Gerektiğinde harekete
geçmeyeceğini ummak ırkların yüzlerce yıllık
geçmişlerini hafife almaktır. Yine de bireyler
arasında farklılık olabilir. Bazı ırklar ise
üretim amaçları doğrultusunda yabancılara karşı
her zaman dostça davranır. Onların kalıtsal
karakterini bozmak ona yapılacak en büyük
kötülüklerin başında gelir.
Eve her misafir geldiğinde köpeğinizi bir odaya
kapatmak zorunda kalmaktan, çoluk çocuk herkesin
yanında olası bir kazanın stresinin altında
ezilmekten ve parkta diğer köpek sahipleriyle
huzur içinde bir sohbet edememekten kötü ne
olabilir?
Köpeğin olumsuzlaştırılan yanlarından medet
umarak bunların nedensizce övülmesi, bazen iyi
niyetli bile olsa, ne yaptığını bilmeyen
insanlar yüzünden aklımızdaki köpek imgesinin
korkunç hikayelerle bulanmasına neden olmakta.
Kendimizi doğru şeklide sevmeye öğrenmeden bir
köpekten en iyisini bekleyebileceğimizi
sanmıyorum. Onlar kendimize ve topluma olan bir
yansımamızdır çünkü.
YASAKLANAN
KÖPEKLER
29 Ağustos 1999 tarihinde İspanyol Hükümeti
Madrid için özel bir kanunun yürürlüğe
gireceğini ilan etti. Kanun şehirde köpek
beslenmesini ve belirli ırkların bakımını
kurallara bağlama amacını taşımaktaydı. Bu
kanuna göre artık Madrid'de apartmanlarda
köpekler asansörlere alınmayacak; uzayabilen
tasmalarla dolaştırılmaları ve çocuk parklarına
girmeleri yasaklanacak; tüm köpeklerin şehir
parklarındaki çeşme ve havuzlardan su içmelerine
artık izin verilmeyecek; kişi başına maksimum 5
köpek beslenmesine izin verilecek; 25 Kg'ı aşan
her ırk için yıllık 140.000 $ 'lik sigorta
ücreti ödenmek zorunda kalınacak; köpek
sahipleri fiziksel ve psikolojik olarak
baktıkları ırka uygun olup olmadıkları konusunda
testten geçirilecek ve 18 yaşın üzerinde olmak
zorunda olacaklar.
Bir kaç ay önce tehlikeli oldukları karar
verilen 13 ırk artık dışarda ağızları bağlı ve
tasmayla dolaştırılacak. Şimdi ise bu liste
43'ye çıkarıldı:
Pit Bull, Doberman, Presa Canario, Rottweiler,
Dogo of Bordeaux, Bullmastiff, Neapolitan
Mastiff, Stafforshire Bull
Terrier, Amerikan Stafforshire Terrier, Tosa İnu,
Fila Brasilerio, Dogo Argentina, İspanyol
Mastifi, Vasco, Pastor
Mallorquin, Bouvier of Flanders (Belçika Sığır
Köpeği), Husky, Chow Chow, Alman Çoban Köpeği,
Danua, Malamut,
Presa Mallorquin, Tibet Mastifi, Airedale
Terrier, Akita İnu, İsviçre Dağ Köpeği, Alano,
Samoyed, Dev Schnauzer,
Komondor, Majorero, Mastiff, Pator de Beauce,
Boxer, St.Bernard, Cane Corso, Bull Terrier,
Pirene Dağ Köpeği,
Bergamosco, Briard, Kafkas Çoban Köpeği, Meramma
Çoban Köpeği, Belçika Çoban Köpeği ve Siyah Rus
Terrieri.
İngiltere'de 90'ların başlarında kabul edilen
"Tehlikeli Köpek Yasası" ise Pit Bull ve
Amerikan Stafforshire Terrier (İngiltere'de
ikisi de aynı köpek kabul edilir) ile
melezlerinin yanı sıra Tosa İnu ve Dogo
Argentino'nun ülke sınırları içinde
beslenmesini, üretilmesini ve ithalini
yasakladı. Var olan köpekler de imha
edilmedilerse kısırlaştırılıp dışarda ağızlıkla
dolaştırılmaya mahkum edilidi. Kısaca bu ırkları
besleyen herkes bir anda potansiyel birer silaha
sahip insanlara çevrildi. Postacının açık
bıraktığı kapıdan dışarı kaçan pek çok köpek ya
da sadece pit bulla benzediği için danua
melezleri vs dahil acımasızca uyutuldu. Ne
ailelerin açtığı davalar ne de kampanyalar
hükümeti durduramadı.
Irkları anlamanın tek gerçekçi yolu onların
üretim amaçlarını dolayısıyla kalıtsal olarak
geçmişlerinde onlara kazandırılan potansiyel
davranış biçimlerini net bir şekilde ortaya
koymaktır. Onların üretim amaçları
çevrelerindeki canlılar ve koşullara karşı genel
tutumlarını belirler. Bir Golden Retriever
caddede hiç tanımadığı biri tarafından
okşanmaktan hoşlanırken Kuvazs mesafesini
korumayı sürdürecektir. Collie diğer hayvanların
arasına karışmaktan rahatsızlık duymamasına
hatta içgüdüsel olarak onları gütmeye
başlamasına rağmen Dogue de Bordeaux diğer
hayvanlara aynı töleransı göstermeyecektir.
Bireysel farklılıklar, kalıtsal ırka ait
davranış biçimleri bir yana, yine de bir köpeği
diğerinden ayırır. Bu nedenle kavramsal olarak
tek bir köpek ya da ırk değil aslında bireysel
farklılıkları olan farklı köpekler vardır. Aynı
batımdan çıkan beş yavrunun beşi de bir
değildir. Her biri farklı ortamlar için ideal
köpeklerdir. Yanlış eşleme ve eğitim istenmeyen
olaylara neden olabilir.
Bir ırkta karar kıldığınızda birbirinize ne
kadar uygun olduğumuzu çok iyi tespit etmemiz
gerekir. Tecrübesiz ve nisbeten daha yumuşak
karakterli bir kişiyseniz dominant ırklar yerine
daha mülayim olanları seçebilirsiniz. Belirli
bir ırkta gerçekten kararlıysak da kardeşler
arasındaki yine en yumuşak başlı olanı en uygun
seçim olabilir. Tabii ki yavruyu burada gidip
kaynağı belirsiz bir pet shop yerine profesyonel
bir üreticiden aldığınızı farz etmek
durumundayım.
Aynı köpeği yetiştiren iki farklı insan tamamen
iki farklı köpek ortaya çıkarabilir. Doğru
parçaların birleşmesi ve doğru eğitim,
köpeklerin takdir ettiğimiz en iyi yanlarını
ortaya çıkarırken olası nahoş kısımları elimine
eder.
Bu şartlarda, sayısız ailede kendini sevdiren
güvenilir bir ırk yanlış ellerde fiziksel ve
zihinsel yetenekleri çerçevesinde bir kabusa
dönüşebilir. İnsanların neden oldukları tüm bu
tatsız sonuçların sorumluluğunu köpek tek başına
taşır ve adı "sözde uzmanlarca" vahşiye çıkar.
Ne yazık ki hükümetler köpek sahiplerini kontrol
edemedikleri için besledikleri köpek ırklarına
sınırlamalar getirerek üzücü olayların meydana
gelmesini engellemeye çalışıyorlar. Bunu
yaparken de belirli bir ırkın adının gözü kanlı
vahşiye çıkarak adına karanlık methiyeler
yazılması insanların Hollywoodvari
yaklaşımlarından başka birşey değil.
Bilinçlendirme tek çözüm. En büyük tehlike ise
bildiğimizi sanarak bilinçsiz yargılara ulaşmak.
Gitgide yanlızlığımızı büyüten dünyanın
karşısında bir köpeğe her zamankinden daha fazla
ihtiyacımız var. Tek istekleri bizi memnun etmek
olan bu inanılmaz canlılar onlara sunulan
görevleri hevesle yapmaya hazırlar. Her ne
olursa olsun.Kimi onları dişleri, kimiyse
televizyon seyrederken karnını yastık olarak
kullanmak için beslemekten kendini alamıyor.
Acaba siz hangisisiniz?
|
| |
 |
| |